Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2024/2728 E. , 2024/4971 K. T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2024/2728 Karar No : 2024/4971 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... - ... 2- ... Başkanlığı - ... VEKİLLERİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Kastamonu ve Sinop illeri sınırları içerisinde bulunan ve ekli haritalar ile listelerde sınır ve koordinatları gösterilen sahalarda yer alan özel mülkiyete konu taşınmazların, bu bölgelerde meydana gelen sel ve heyelan afeti nedeni…
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2024/2728 E. , 2024/4971 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2024/2728 Karar No : 2024/4971 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... - ... 2- ... Başkanlığı - ... VEKİLLERİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Kastamonu ve Sinop illeri sınırları içerisinde bulunan ve ekli haritalar ile listelerde sınır ve koordinatları gösterilen sahalarda yer alan özel mülkiyete konu taşınmazların, bu bölgelerde meydana gelen sel ve heyelan afeti nedeniyle ihtiyaç duyulan yapılaşmanın ivedilikle gerçekleştirilmesi amacıyla Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından acele kamulaştırılmasına ilişkin 25/08/2021 tarih ve 31579 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, ... tarih ve ... sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının Kastamonu İli, Bozkurt İlçesi, ... Mahallesi, ... ada ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin olarak ve 02/10/2021 tarih ve 31616 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 01/10/2021 tarih ve 4566 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının Kastamonu ili, Bozkurt ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak iptali ile anılan taşınmazlara yönelik ... Asliye Hukuk Mahkemesince verilen acele el koyma kararlarının iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, acele kamulaştırma kararının alınabilmesi için gerekli olan acelelik halinin ve olağanüstü koşulların somut olayda gerçekleşmediği, acele kamulaştırma işleminde kamu yararı bulunmadığı, mülkiyet hakkına müdahalenin ölçüsüz ve orantısız olduğu, dava konusu işlemin iptali gerektiği ileri sürülmektedir. DAVALILARIN SAVUNMALARI : 2021 yılı yaz aylarında bölgede meydana gelen sel ve heyelan afeti sonrasında bölge halkının hem konutlarını hem de geçim kaynaklarını yitirdiği, bölgede ihtiyaç duyulan yapılaşmanın ivedilikle sağlanması için proje sahasında yer alan özel mülkiyete konu taşınmazların acele kamulaştırılmasında kamu yararının görüldüğü, olayda acelelik halinin bulunduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : 4566 sayılı Cumhurbaşkanı kararının ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'İN DÜŞÜNCESİ : Dava Kastamonu ve Sinop illeri sınırları içerisinde bulunan ve ekli listelerde sınır ve koordinatları gösterilen sahalarda yer alan özel mülkiyete konu taşınmazların, bu bölgelerde meydana gelen sel ve heyelan afeti nedeniyle ihtiyaç duyulan yapılaşmanın gerçekleştirilmesi amacıyla 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 25/08/2021 tarih ve 31579 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 24/08/2021 tarih ve 4415 sayılı Cumhurbaşkanı kararının Kastamonu ili, Bozkurt ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazlar yönünden, 02.10.2021 tarih ve 31616 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 01.10.2021 tarih ve 4566 sayılı Cumhurbaşkanı kararının Kastamonu ili, Bozkurt ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmış, İdari Dava Daireleri Kurulunca Danıştay Altıncı Dairesi kararının bozulmasına karar verilen ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak işin esası incelenmiştir. Anayasa’nın 35. maddesinde, "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Numaralı Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde, "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verilmiş ve mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmıştır. Mülkiyet hakkına müdahalelerin de olabileceği hükme bağlanarak bu müdahalelerde kamu yararı, kanuni düzenleme ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkının ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Bu husus Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarıyla da ortaya konulmuştur. Bu bağlamda idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını kamulaştırabileceği 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde hükme bağlanmış ve devam eden maddelerinde bu olağan kamulaştırmanın usül ve şartları düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un 27. maddesinde ise "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir. Taşınmazın mülkiyetinin kamu hizmetini yürütecek olan idareye geçmesine ilişkin Kamulaştırma Kanununun 3. maddesi ve devamı maddeleri uyarınca yapılan (olağan) kamulaştırma ile mülkiyetin malikin üzerinde kalmasına rağmen taşınmaza el konularak kullanımının idareye geçmesine ilişkin Kanun'un 27. maddesinde düzenlenen acele kamulaştırma işlemi aynı taşınmaza ilişkin olsa da farklı işlemlerdir. İdare doğrudan olağan kamulaştırma yapabileceği gibi olağanüstü bazı durumlarda önce acele kamulaştırma işlemi tesis edip sonra kamulaştırma işlemini tamamlayabilir. Acele kamulaştırma ile taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise asliye hukuk mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Taşınmazın maliki, taşınmazına el konulması üzerine acele kamulaştırma işleminin iptali istemiyle dava açabileceği gibi asliye hukuk mahkemesinde açılan dava üzerine olağan kamulaştırmaya dönüşen işlemin iptali istemiyle de ayrıca dava açabilir. Dolayısıyla acele kamulaştırma bir kamulaştırma usulü olmayıp kamulaştırma işlemlerinin tamamlanması ve mülkiyetin idareye geçmesine kadar taşınmaza el konularak kullanım hakkının idareye geçmesini sağlayan bir işlemdir. Nitekim Cumhurbaşkanınca kamulaştırma kararı değil kamulaştırmayı yapacak olan idarenin istemi üzerine "acelelik" kararı alınmaktadır. Bu nedenle acele kamulaştırma ve kamulaştırma işlemlerinin yargı denetimi de farklı olacaktır. Kamulaştırma işleminin kamu yararına ve kanunlarda belirtilen hükümlere ve kamulaştırma usulüne uygun olup olmadığı yönünden değerlendirilmesi gerekirken acele kamulaştırma işleminde acelelik durumunun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu itibarla kamu yararının bulunmadığı kamulaştırma işlemlerinde acelelik durumunun olmadığı açık olmakla birlikte kamu yararı bulunan işlemlerde her zaman acelelik halinin bulunmadığı, olağan kamulaştırma ile taşınmazın mülkiyetinin idareye geçmesiyle kamu yararının gerçekleşebileceği tabidir. Hukuk devletinde idarenin, acele kamulaştırma işlemi tesis edebilmesi için, olağanüstü durumlar karşısında, kamulaştırmaya konu taşınmaza daha acil olarak ihtiyaç duyması, idarenin anılan taşınmazı bir an önce kullanmaya başlamaya muhtaç olması, bir başka ifadeyle, üstün kamu yararının gerçekleşebilmesi için olağan usulden ayrılmasının zorunlu olması gerekir. Bu doğrultuda, Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde, olağan dışı hallerde, belli şartların varlığına bağlı olarak, kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden, idarenin, kamulaştırılan taşınmaza el koymasına izin verilmiş ve acele kamulaştırma olağanüstü ve istisnai bir yöntem olarak düzenlenmiştir. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Burada malik lehine olağan kamulaştırmada getirilen usule ilişkin güvenceler bertaraf edilmekte ve taşınmazın mülkiyeti geçmeden, idareye, taşınmazı el koyarak kullanma, ondan yararlanma ve üzerinde birtakım tasarrufta bulunma yetkisi verilmektedir. Bu işlem, malikin mülkiyet hakkını kısıtlayan bir sonuç doğuracağından, taşınmaza el konulmasında amaçlanan kamu yararı ile malikin mülkiyet hakkı arasındaki dengenin korunması ve bu kapsamda acelelik halinin değerlendirilmesi önem arz etmektedir. Yukarıda içeriği yazılı Kanun'un 27. maddesinde üç durumda acele kamulaştırma ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmış olup üç durumdan biri olan "aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak haller" kapsamında tesis edilen dava konusu işlemin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekmektedir. Başka bir ifadeyle acele kamulaştırma, istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartların idarece ortaya konulup konulmadığı değerlendirilmelidir. Dosyanın incelenmesinden, Kastamonu ili, Bozkurt ilçesinde 2021 yılı yaz aylarında meydana gelen sel ve heyelan nedeniyle konutların zarar gördüğü ve bölgede acil konut ihtiyacının ortaya çıktığı, konut ihtiyacının karşılanması için hazırlanan projenin gerçekleştirilebilmesi ve yapılaşmaya başlanabilmesi için acele kamulaştırma kararının alındığı, bu kapsamda olan uyuşmazlığa konu taşınmazın mahkemece belirlenen bedelinin davalı idare tarafından bankaya yatırılması üzerine mahkemece taşınmazlara el koyma kararının verildiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, bölgede doğal afet nedeniyle olağanüstü bir durumun olduğu, amaçlanan kamu yararının olağan kamulaştırma yoluyla zamanında gerçekleştirilememesi ve idarece taşınmazın bir an önce kullanılması zorunluluğunun doğmuş olması şartlarının oluştuğu, bu bağlamda acelelik halinin bulunduğu, ancak Danıştay Altıncı Dairesinin ara kararı üzerine, davalı idarelerden Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından verilen cevaptan, uyuşmazlığa konu taşınmazın imar planında park ve yol işlevine ayrıldığı anlaşıldığından, imar planına aykırı olarak yapılaşma amacıyla kamulaştırma yapılamayacağı, dolayısıyla olağan usulde kamulaştırılması mümkün olmayan taşınmazın acele kamulaştırmaya da konu olamayacağı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptalinin gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dava konusu acele el koyma kararları yönünden davanın incelenmeksizin reddi, Cumhurbaşkanlığı kararının uyuşmazlığa konu parsellere ilişkin kısımlarının iptaline ilişkin Dairemizin 05/04/2023 tarih ve E:2022/728 K:2023/3508 sayılı kararının iptale ilişkin kısmının temyizi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/12/2023 tarih ve E:2023/2286, K:2023/2974 sayılı kararı ile bozularak; Kastamonu İli, Bozkurt İlçesi, ... Mahallesi, ... ada ..., ... ve ... parseller yönünden davanın reddine karar verilmesi ve ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden ise yeniden karar verilmek üzere dosyanın Dairemize gönderilmesi üzerine, bozma kararına uyularak, dava konusu ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın acele kamulaştırılmasına dair ... tarih ve ... sayılı işleme ilişkin olarak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 20/A maddesi uyarınca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Kastamonu, Sinop ve Bartın illerinde 2021 yılı yaz aylarında meydana gelen sel ve heyelan nedeniyle konutların zarar gördüğü ve bölgede acil konut ihtiyacının ortaya çıktığı, afete maruz kalan bölgelerde ihtiyaç duyulan yapılaşmaların gerçekleştirileceği sahaların kamulaştırılması işlemlerinin bir an önce sonuçlandırılarak projelere ait yapılaşmaların ivedilikle sağlanması amacıyla, proje sahası olarak belirlenen alanlardaki özel mülkiyete konu taşınmazların acele kamulaştırılmasında kamu yararı bulunduğuna yönelik Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 23/08/2021 tarih ve 105099 sayılı kamu yararı kararının Cumhurbaşkanlığına iletilmesi üzerine, 25/08/2021 tarih ve 31579 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 24/08/2021 tarih ve 4415 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile Kastamonu ili, Bozkurt ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ..., ... ve ... parsellerin de yer aldığı bazı taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir. Bölgede yürütülen proje çalışmaları kapsamında kamulaştırma ihtiyacı duyulan ilave sahaların tespit edilmesi üzerine bu kez Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 24/09/2021 tarih ve 120253 sayılı kamu yararı kararının Cumhurbaşkanlığına iletilmesi üzerine, 02/10/2021 tarih ve 31616 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan dava konusu 01/10/2021 tarih ve 4566 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile ilave alanlara ilişkin aralarında uyuşmazlık konusu Kastamonu ili, Bozkurt ilçesi, Merkez Mahallesi, 522 ada, 46 sayılı parselin de yer aldığı bazı taşınmazlar için acele kamulaştırma kararı alınmıştır. Uyuşmazlığa konu taşınmazlara acele el koyma talebiyle yapılan başvuru üzerine ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve E:... D.İş, K:... sayılı; E:... D.İş, K:... sayılı; E:... D.İş, K:... sayılı ve E:... D.İş, K:... sayılı kararları ile mahkemece belirlenen bedelin davalı idare tarafından bankaya yatırılması sonrasında mahkemece taşınmazlara el koyma kararının verilmesi üzerine acele kamulaştırma kararından haberdar olan davacı tarafından bakılan dava açılmıştır. Davacı tarafından, maliki olduğu taşınmazların acele kamulaştırılması yolunda tesis edilen Cumhurbaşkanlığı kararından acele el koyma kararları ile haberdar olunması üzerine bakılan dava açılmış olup, 24/08/2021 tarih ve 4415 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının Kastamonu ili, Bozkurt ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ..., ... ve ... parsel ve ... ada ... parsel sayılı taşınmazlar yönünden iptali talep edilmiş, ancak, uyuşmazlık konusu ... ada ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazların, dava konusu 24/08/2021 tarih ve 4415 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile acele kamulaştırılmasına karar verilmişse de, ... ada ... parsel sayılı taşınmazın, 02/10/2021 tarih ve 31616 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 01/10/2021 tarih ve 4566 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile acele kamulaştırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar uyuşmazlık konusu olayda, davacı tarafından 01/10/2021 tarih ve 4566 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının iptali talep edilmemişse de, davacının 522 ada 46 parselin acele kamulaştırılması işleminin iptaline yönelik iradesini bakılan dava ile ortaya koyduğu, kaldı ki bu durumun da 522 ada 46 parsele yönelik ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve E:... D.İş, K:... sayılı acele el koyma kararında dayanak olarak 4415 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının gösterilmesinin neden olduğu açık olup, 01/10/2021 tarih ve 4566 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının ... ada ... parsel yönünden incelenerek bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT : Anayasa'nın 35. maddesinde, "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3. maddesinin 1. fıkrasında, idarelerin kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırabileceği düzenlenmiş; 5. maddesi ile kamulaştırma yapılabilmesi kamu yararı kararı alınması şartına bağlanmış; 5. maddede düzenlenen mercilerce verilen kamu yararı kararlarının onay mercilerinin düzenlendiği 6. maddesinin son fıkrasında da, onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için kamu yararı kararı alınmasına gerek olmaksızın, yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir kararın alınması yeterli görülmüştür. Aynı Kanun'un 27. maddesinde ise, "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılabilecek olup, kamulaştırma yapılabilmesi için ya ilgili idare tarafından kamu yararı kararının alınması, ya da onaylı imar planı veya ilgili Bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak bir hizmet olması gerekmektedir. Anayasa’nın 35. maddesinin 2. fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir. Özel mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmış, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahaleler olabileceği öngörülmüş ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir. Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurabilmeleri mümkündür. Acele kamulaştırma usulü idareye kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmaza el koyma imkânı tanıyan olağanüstü bir kamulaştırma usulüdür. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile Mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızca bu usullerin işletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koyma imkânı tanımaktadır. Taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Kamulaştırılmasına karar verilen taşınmaza acele olarak ihtiyaç duyulması halinde, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca kamulaştırma acele usulle yapılmaktadır. Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelilik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir. Uyuşmazlık konusu olayda; acele kamulaştırma kararının, Kastamonu ili, Bozkurt ilçesinde 2021 yılı yaz aylarında meydana gelen sel ve heyelan nedeniyle konutların zarar görmesi, bölgede acil konut ihtiyacının ortaya çıkması nedeniyle, konut ihtiyacının karşılanması için hazırlanan projenin gerçekleştirilebilmesi ve yapılaşmaya başlanabilmesi amacıyla alındığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, afetzedelerin konut ihtiyacının karşılanmasında ve bu amaçla gerekli taşınmazların kamulaştırılmasında kamu yararı bulunduğu açık olup, olağanüstü bir durum olan doğal afet nedeniyle, afete maruz kalan bölgelerde ihtiyaç duyulan sahaların kamulaştırılması işlemlerinin bir an önce sonuçlandırılarak projelere ait yapılaşmaların tamamlanarak, afetzedelerin barınma ihtiyaçlarının giderilmesinde acelelik halinin de bulunduğu sonucuna varıldığından, dava konusu 01/10/2021 tarih ve 4566 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının Kastamonu ili, Bozkurt ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Öte yandan, İdari Dava Daireleri Kurulunun anılan bozma kararı sonrası taraflara tebliğ edilen savcılık düşüncesi üzerine davalı idareler tarafından dosyaya sunulan 24/06/2024 tarihli dilekçe ile, uyuşmalık konusu ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın onaylı imar planında blok nizam 4 kat konut alanında kaldığı bildirilmiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 01/10/2021 tarih ve 4566 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının Kastamonu ili, Bozkurt ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmı yönünden DAVANIN REDDİNE, 2. Sonuç itibarıyla dava ret ile sonuçlandığından Dairemizin 05/04/2023 tarih ve E:2022/728, K:2023/3508 sayılı kararında hükmedilen yargılama giderlerinin kaldırılmasına, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Davanın reddedilen kısmına yönelik davalı idare lehine daha önce vekalet ücretine hükmedilmiş olması nedeniyle tahsil ve ödemede mükerrerliğe sebep olmamak üzere yeniden hüküm kurulmamasına, 4. Varsa posta avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 25/09/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.