4. Ceza Dairesi 2021/6113 E. , 2021/15573 K. KARAR Hakaret suçundan sanık ...'nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/1, 125/4 ve 62/1. maddeleri uyarınca 87 gün adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair ... 63. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/01/2017 tarihli ve 2016/538 esas, 2017/71 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üz…
**4. Ceza Dairesi 2021/6113 E. , 2021/15573 K.** **"İçtihat Metni"** KARAR Hakaret suçundan sanık ...'nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/1, 125/4 ve 62/1. maddeleri uyarınca 87 gün adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair ... 63. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/01/2017 tarihli ve 2016/538 esas, 2017/71 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22/01/2021 gün ve 2021/3175 sayılı istem yazısıyla Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi. İstem yazısında; “ Dosya kapsamına göre, 1- Sanığın üzerine atılı 5237 sayılı Kanun’un 125. maddesinde düzenlenen hakaret suçunun, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinin 02/12/2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile değiştirilmezden önceki haliyle de, anılan maddenin 253/1-a maddesi gereğince uzlaşmaya tâbi olduğunun anlaşılması karşısında, somut olayda sanık ve katılana soruşturma ve kovuşturma evresinde usûlüne uygun bir uzlaşma teklifi yapılmadığı cihetle, 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254. maddelerinde 6763 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik de nazara alınarak, dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilip, uzlaştırma işlemleri yapıldıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, 2- Kabule göre de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "adli para cezası başlıklı" 52. maddesinde yer alan "(1) Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir. (2) En az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak takdir edilir. (3) Kararda, adlî para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir. (4) Hakim, ekonomik ve şahsi hallerini göz önünde bulundurarak, kişiye adlî para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitler halinde ödenmesine de karar verebilir. Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit miktarı dörtten az olamaz. Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceği belirtilir." şeklindeki düzenleme karşısında mahkemece gün adli para cezasına hükmedilmesi sonrası infaza elverişli olacak şekilde her bir gün karşılığı para cezası miktarı belirtilmeyerek hükmün eksik kurulmasında, İsabet görülmemiştir.” denilmektedir. Hukuksal Değerlendirme: Bir nolu isteme yönelik incelemede; Sanık hakkında TCK'nın 125/1. maddesinde düzenlenen hakaret suçundan dava açıldığı, bu suçun 6763 sayılı kanun ile yapılan değişiklik öncesi ve sonrasında da uzlaşmaya tabi olan suçlardan olduğu, kovuşturma aşamasında 25/11/2016 tarihli talimat duruşmasında sanığın uzlaşmak istemediğini belirtmesi karşısında, dosya kapsamında teklif edilen uzlaşma önerisinin geçerli olduğu anlaşıldığından bir nolu kanun yararına bozma talebi yerinde görülmemiştir. İki nolu isteme yönelik incelemede; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "adli para cezası başlıklı" 52. maddesinde yer alan "(1) Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir. (2) En az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak takdir edilir. (3) Kararda, adlî para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir. (4) Hakim, ekonomik ve şahsi hallerini göz önünde bulundurarak, kişiye adlî para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitler halinde ödenmesine de karar verebilir. Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit miktarı dörtten az olamaz. Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceği belirtilir." hükmüne yer verilmiştir. İnceleme konusu somut olayda; sanık hakkında hükmedilen 87 gün adli para cezasının, TCK’nın 52/2. maddesi uyarınca sanıkların ekonomik ve diğer şahsi hâlleri göz önünde bulundurularak bir gün karşılığı takdir edilecek miktar üzerinden paraya çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırıdır. Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce kısmen yerinde görüldüğünden, 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki bir nolu düşünce yerinde görülmediğinden, CMK'nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, 2- İki nolu isteme ilişkin olarak, sanık ... hakkında, ... 63. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/01/2017 tarihli ve 2016/538 esas, 2017/71 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3- CMK'nın 309. maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, dosyanın Yüksek Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 25/05/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.