DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/1711 E. , 2024/1010 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/1711 Karar No : 2024/1010 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Onuncu Dairesinin 24/11/2022 tarih ve E:2018/609, K:2022/5418 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 29/12/2017 tarih ve 30285 sayılı Resm…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/1711 E. , 2024/1010 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/1711 Karar No : 2024/1010 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Onuncu Dairesinin 24/11/2022 tarih ve E:2018/609, K:2022/5418 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 29/12/2017 tarih ve 30285 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Lisanslı Yediemin Depoları Yönetmeliği Ücret Tarifesi'nin 3. maddesinin 2., 3., 7., ve 8. fıkraları ile 4. maddesinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 24/11/2022 tarih ve E:2018/609, K:2022/5418 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 88. maddesi, 06/06/1985 tarih ve 3222 sayılı Kanun'la eklenen 4. fıkrası, Mahcuz Malların Muhafaza Edileceği Adalet Bakanlığı Depo ve Garajlarının Çalıştırılmasına Dair Yönetmeliğin 27. ve 28. maddesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'na 17/07/2003 tarih ve 4949 sayılı Kanun'la eklenen geçici 4. madde ile 02/07/2012 tarih ve 6352 sayılı Kanun'la değiştirilen 88. maddesinin 5. fıkrası ve geçici 11. maddesi, 14/05/2014 tarih ve 29000 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan Lisanslı Yediemin Depoları Yönetmeliği'nin "Mevcut depo ve garajlardaki muhafaza işlemlerine ilişkin geçiş hükümleri" başlıklı geçici 1. maddesi, "Ücret tarifelerine ve Ücret Tespit Komisyonuna ilişkin geçiş hükümleri" başlıklı geçici 3. maddesinin 3. fıkrası ile 57. maddesi, 23/08/2016 tarih ve 29810 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Lisanslı Yediemin Depoları Yönetmeliğinin "Değerlendirme ve Ücret Tespit Komisyonu" başlıklı 14. maddesinin 1. fıkrası, "Muhafaza işlemleri" başlıklı 18. maddesinin 1. fıkrası, "Muhafaza avansı" başlıklı 19. maddesi, "İcra ve iflâs dairesi tarafından yapılacak işler" başlıklı 22. maddesi, "Lisans kapsamında kalan hizmetlerle ilgili ücret tarifesi" başlıklı 26. maddesi, "Mevcut depo ve garajlardaki muhafaza işlemlerine ilişkin geçiş hükümleri" başlıklı geçici 1. maddesi, "Ücret tarifelerine ilişkin geçiş hükümleri" başlıklı geçici 3. maddesi, Adalet Bakanlığına Ait Depo ve Garajlarda Muhafaza Edilen Mahcuz Mallar İçin Alınacak Ücret Tarifesi Hakkında Tebliğ'in 1. maddesi, 29/12/2017 tarih ve 30285 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Lisanslı Yediemin Depoları Yönetmeliği Ücret Tarifesi'nin 1. maddesi, "Muhafaza ücretinin hesabı" başlıklı 3. maddesi ve "Muhafaza ücretinin azami haddi" başlıklı 4. maddesine yer verilerek, A- Dava Konusu Tarifenin Yetki Yönünden İncelenmesinden; Anayasa'nın 124. maddesinin dava konusu Tarifenin yayımlandığı tarihte yürürlükte olan halinde, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceğinin düzenlendiği, Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabildikleri, Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeninin, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içerdiği ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan aldığı,normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceğinin hukukun genel ilkelerinden olduğu, 2004 sayılı Kanun hükümleri ve Yönetmelik kuralları uyarınca, davalı Bakanlığın, hem lisanslı yediemin depolarında hem de bu depolar faaliyete geçinceye kadar mevcut depo ve garajlarda gerçekleştirilecek muhafaza işlemlerine ilişkin ücretleri tarifeler aracılığıyla belirleme ve güncelleme konularında yetkili olduğu, ayrıca Tarifedeki ücretlerin Lisanslı Yediemin Depoları Yönetmeliği'nin 14. maddesinde düzenlenen Değerlendirme ve Ücret Tespit Komisyonu tarafından belirlendiği anlaşıldığından, Kanun'un ve Yönetmeliğin verdiği yetki kapsamında yürürlüğe konulan dava konusu Tarifede yetki unsuru yönüyle hukuka aykırılık bulunmadığı, B-Tarifenin Dava Konusu Kısımlarının, Davacının İddiaları İle Sınırlı Olarak İncelenmesinden; Tarifenin 3. maddesinin 2. fıkrası yönünden; Dava konusu düzenlemede, lisanslı yediemin depoları faaliyete geçinceye kadar o yerde lisanssız olarak faaliyette bulunan mevcut depo ve garajlar tarafından yürütülen muhafaza işlemleri için ödenecek ücretin, Tarifenin Ek-1 ücret tablosunda yer alan muhafaza ücretlerinin % 80'i oranında hesap edileceğinin; lisanslı yediemin deposu bulunmayan yerlerde çekici, nakliye, hamaliye ve çilingir hizmetleri için ücret uygulanmayacağının öngörüldüğü, 2004 sayılı Kanun'un 88. maddesinde mahcuz menkul malların yalnızca Adalet Bakanlığına ait depo ve garajlarda muhafazası öngörülmüş iken; uygulamada doğan ihtiyaç üzerine, 2004 sayılı Kanun'da yapılan değişikliklerle, önce, Adalet Bakanlığı veya Adalet Teşkilâtını Güçlendirme Vakfınca depo ve garaj açılıncaya kadar, muhafaza işlemlerine mevcut özel depo ve garajlarda devam olunması; ardından muhafaza işlemlerinin daha sistematik ve nitelikli bir şekilde yerine getirilmesi amacıyla kural olarak Adalet Bakanlığı tarafından yetki verilen gerçek veya tüzel kişilere ait lisanslı yediemin depolarında lisans sahipleri veya alt işleticiler tarafından yerine getirilmesi esasının benimsendiği, lisans uygulaması fiilen uygulamaya konuluncaya kadar ise, muhafaza işlemlerine yine mevcut özel depo ve garajlarda devam olunacağının öngörüldüğü, Ayrıca, 2004 sayılı Kanun'un yukarıda aktarılan hükümleriyle, lisanslı ve lisanssız depolarda muhafaza altına alınan mallar için ücret tespit yetkisinin bütünüyle davalı Bakanlığa bırakıldığı, gerek 2014 gerekse 2016 tarihinde yürürlüğe konulan Lisanslı Yediemin Depoları Yönetmeliğinin geçici 3. maddesi uyarınca, mevcut (lisanssız) depo ve garajlarda muhafaza edilen mallar için, lisanslı yediemin depolarına yönelik belirlenen ücretlerden farklı ücret tarifesi tespit edilebileceği yönünde düzenleme yapıldığı, bununla birlikte, aynı Yönetmeliğin geçici 1. maddesi uyarınca, muhafaza işlemlerinde ve yeni ücret tespitinde dikkate alınacak ilke ve kuralların, mülga Mahcuz Malların Muhafaza Edileceği Adalet Bakanlığı Depo ve Garajlarının Çalıştırılmasına Dair Yönetmelik ve bu Yönetmelik gereğince çıkarılan ücret tarifelerine göre belirlenmesi gerektiği, Buna göre, 2004 sayılı Kanun'un 88. maddesinin, 3222 sayılı Kanunla değişik halinde, mahcuz malların yalnızca Adalet Bakanlığına ait depo ve garajlarda muhafaza edileceğinin hükme bağlandığı; buna paralel olarak mülga Mahcuz Malların Muhafaza Edileceği Adalet Bakanlığı Depo ve Garajlarının Çalıştırılmasına Dair Yönetmeliğin 27. maddesinde, Bakanlığa ait depo ve garajlarda muhafaza edilecek mahcuz malların bu yerlere getirilmesi, teslimi, yerleştirilmesi ve geri alınması görevinin ilgili icra dairesine ait olduğunun ve 28. maddesinde de, Adalet Bakanlığınca yalnızca muhafaza ücretine yönelik düzenleme yapılabileceğinin öngörüldüğü dikkate alındığında; mülga mevzuata göre faaliyette bulunan mevcut (lisanssız) depo ve garajlarda muhafaza edilen mallar için yalnızca muhafaza ücretinin uygulanacağının öngörülmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, Öte yandan; davaya konu düzenlemenin, ihtilaf konusu olan veya haczedilen malı muhafaza (yedieminlik) faaliyeti neticesinde hak edilen ücretin objektif ölçütlere göre ve ülke çapında yeknesak şekilde belirlenmesini sağlamak, yedieminlik faaliyetinin Anayasa'nın 18. maddesi ile yasaklanan bir angaryaya dönüşmesini önlemek, aynı niteliği haiz olmayan (lisanslı-lisanssız) depo işletmeleri arasında hakkaniyeti temin etmek, kişileri nitelikli (lisanslı) hizmet vermeye özendirmek ve lisans alma işlemlerine yönelik talebin arttırılmasını sağlamak amacıyla yürürlüğe konulduğu anlaşılmakta olup; bu haliyle çalışma hakkına müdahale içermediği, dayanağı mevzuatın lafzına ve amacına aykırı bir düzenleme getirilmediği sonucuna varıldığından; Lisanslı Yediemin Depoları Yönetmeliği'nin geçici 3. maddesinde verilen yetki çerçevesinde, mevcut (lisanssız) depo ve garajlarda muhafaza edilen mallar için ödenecek ücretin, lisanslı yediemin depolarındaki mallar için ödenecek ücretin %80'i oranında olacağına (% 20 kesinti yapılacağına) yönelik getirilen düzenlemede de hukuka, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık görülmediği, 2) Tarifenin 3. maddesinin 7. fıkrası yönünden; Dava konusu düzenlemede, muhafaza ücretinin, mahcuz malın teslim edileceği deponun bulunduğu mahallin Ek-1 ücret tablosundaki bölgesi dikkate alınarak hesaplanacağının düzenlendiği, Ek-1'de yer alan Muhafaza Ücret Tablosu incelendiğinde ise, ülkenin 1. Bölge (Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Adana, Antalya, Kocaeli, Gaziantep'in merkez ilçeleri), 2. Bölge (1. bölge dışında kalan diğer büyük şehirlerin merkez ilçeleri) ve 3. Bölge (1. ve 2. bölge dışında kalan iller ve ilçeler) olmak üzere 3 bölgeye ayrıldığı; motorlu araçlar için söz konusu bölgelere göre değişen tutarlarda maktu, diğer mahcuz taşınır mallar için ise bölge ayrımı yapılmaksızın malın hacmine göre belirlenen farklı oranlarda nisbi muhafaza ücretleri belirlendiğinin anlaşıldığı, Dava konusu Tarifenin dayanağı Yönetmeliğin 14. maddesinde, Değerlendirme ve Ücret Tespit Komisyonunun lisans kapsamında kalan hizmetler için ödenecek ücreti tespit etmeye yetkili olduğu; 26. maddesinde de, Komisyonun ülke genelinde tek bir ücret tarifesi belirleyebileceği gibi bölgesel olarak da ücret tarifesi belirleyebileceği kuralına yer verildiği, Buna göre, dayanak Yönetmelikle verilen yetki çerçevesinde, Tarifenin eki Ek-1'de yer alan bölgelerin, gelişmişlik seviyesi ile buna bağlı olarak mal ve hizmet ücretlerinin (depo işletmelerinin kira ve sair sabit giderleri ile işçi ücreti gibi masraflarının) düzeyi dikkate alınarak belirlendiği; muhafaza ücretlerinin Değerlendirme ve Ücret Tespit Komisyonu tarafından ilgili kurum ve kuruluşlar ile meslek odalarından alınan görüşler neticesinde bunlar tarafından uygulanan tarifeler ve enflasyon oranları dikkate alınmak suretiyle tespit edildiği anlaşıldığından; muhafaza ücretlerinin ülke çapında objektif kriterler çerçevesinde ve yeknesak bir şekilde uygulanması amacıyla getirilen dava konusu düzenlemede üst hukuk normlarına ve hizmet gereklerine aykırı bir yön bulunmadığı, 3) Tarifenin 3. maddesinin 3. fıkrası ile 4. maddesi yönünden; Tarifenin 3. maddesinin 3. fıkrasında, muhafazanın 6 aydan uzun sürmesi halinde, ücretin 6 aydan sonraki kısmının Tarifede belirtilen ücretlerin yarısı oranında uygulanacağının; 4. maddesinde ise, muhafaza süresi ne olursa olsun muhafaza ücretinin, mahcuz malın muhammen bedelinin % 30'unu geçemeyeceğinin, ancak mahcuz malın muhammen bedelinin 10.000,00 TL'nin üzerinde olması halinde, 10.000,00 TL'nin üzerindeki meblağ için hesap edilecek ücretin, aşan miktarın % 20'sini geçemeyeceğinin düzenlendiği, 2004 sayılı Kanun'un 59. maddesinde, "Takip masrafları borçluya aittir. Alacaklı, yapılmasını talep ettiği muamelenin masrafını ve ayrıca takip talebinde bulunurken borçlunun 62 nci maddeye göre yapabileceği itirazın kendisine tebliğ masrafını da avans olarak peşinen öder." hükmüne; 138. maddesinin 2. fıkrasında, "Haciz, paraya çevirme ve paylaştırma gibi bütün alacaklıları alakadar eden masraflar önce satış tutarından alınır ve artan para takip masrafları ve işlemiş faizler dahil olduğu halde alacakları nispetinde paylaştırılır." hükmüne yer verildiği, Dava konusu Tarifenin dayanağı Lisanslı Yediemin Depoları Yönetmeliği'nde de, icra ve iflas dairelerinin muhafaza avansını, malın en az 6 aylık muhafaza giderini dikkate alarak alacaklıdan peşin olarak tahsil edeceği, muhafaza hizmetine ilişkin masrafların takip giderlerinden sayılacağı kuralının yer aldığı, Aktarılan hükümlerden anlaşılacağı üzere, ihtilaf konusu olan veya haczedilen malların muhafazası karşılığında hak edilen muhafaza ücretinin, takip masrafları içerisinde ve borçluya ait olduğu, fakat ihtilafın giderilmesine kadar alacaklıdan avans olarak tahsil edildiği, bilahare söz konusu masraflar satış tutarından öncelikle alınarak alacaklıya verildiğinin anlaşıldığı, nitekim Yargıtayın istikrarlı içtihatlarının da bu yönde olduğu (Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 09/11/2015 tarih ve E:2015/17384, K:2015/27288 sayılı; 07/09/2015 tarih ve E:2015/9113, K:2015/19786 sayılı kararları), Buradan da anlaşılacağı üzere, dava konusu Tarifenin düzenlediği alanda farklı yönde menfaatlerin söz konusu olduğu, borçlu ve alacaklının menfaatinin, mahcuz malın değerinin, borcun ve takip masraflarının tamamını karşılamasına (ve hatta borçlunun menfaati, borcun ve takip masraflarının ayrılmasından sonra malın değerinden tutar artmasına) yönelik iken; depo işleticisinin menfaatinin, malın değerine bakmaksızın muhafaza hizmetinin karşılığını bitamam almaya yönelik olduğu, dolayısıyla davalı idarenin, bu iki karşıt menfaatin söz konusu olduğu uyuşmazlığa konu alanı, daha açık bir ifadeyle, takip masraflarından olan muhafaza ücretinin miktar ve sınırlarını, takip hukuku yönünden de uygulanan usul ekonomisi ilkesini de dikkate alarak, menfaatler arasında adil bir denge gözetmek suretiyle düzenlemek zorunda olduğu, Tarifenin 3. ve 4. maddelerine bu çerçevede bir bütün olarak bakıldığında; davalı idare tarafından, borçlu ve alacaklının menfaati gözetilerek muhafazaya konu taşınır malın muhammen bedelinin takip masraflarını ve borcu karşılamaya yetmesini sağlayacak sınırlar (m.3/3, m.3/6, m.4) belirlendiği gibi, depo işleticisinin menfaati gözetilerek muhafaza maliyet ve hizmetinin karşılığını almasını temin edecek düzenlemeler (m.3/5, m.3/7, Ek-1) de sevk edildiğinin görüldüğü, Buna göre, borçlunun durumunun daha da ağırlaştırılmaması, alacaklının avans olarak ödediği takip masraflarının yanı sıra alacağına da kavuşması, depo işleticisinin muhafaza maliyet ve hizmetinin karşılığını alması amaçlarıyla anılan tarafların menfaatleri arasında adil bir denge kurulmak suretiyle getirilen, ayrıca usul ekonomisi ilkesini gözeten birbirini tamamlayıcı mahiyetteki dava konusu düzenlemelerde dayanak mevzuata, hizmet gereklerine ve hukuka aykırılık bulunmadığı, Esasen, gerek mülga Mahcuz Malların Muhafaza Edileceği Adalet Bakanlığı Depo ve Garajlarının Çalıştırılmasına Dair Yönetmeliğe dayanılarak 07/06/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan son Ücret Tarifesinde, gerekse Lisanslı Yediemin Depoları Yönetmeliğine dayanılarak 10/06/2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan dava konusu Tarifeden önceki Tarifede, aynı yönde düzenlemelerin istikrarlı bir şekilde yer aldığı, dolayısıyla, depo işleticilerinin, muhafazaya konu malı teslim alma zorunluluğunun bulunmadığı ve muhafaza ücretini belirleyen mevzuatın hukuki belirlilik, öngörülebilirlik ve istikrar ilkelerini karşıladığı dikkate alındığında; davacının mahcuz malın değerini ve satış olanağını değerlendirerek muhafaza talebini kabul veya reddetme noktasında özgür iradesiyle karar verebileceğinin de tabii olduğu, 4) Tarifenin 3. maddesinin 8. fıkrası yönünden; Dava konusu düzenlemede, lisanslı yediemin depolarına teslimi yapılacak mahcuz malların muhafaza işlemleri esnasındaki çekici, nakliye ve hamaliye hizmetleri için ödenecek ücret tespit edilirken işin niteliği, süresi, harcanan emek ve masraf göz önünde bulundurularak daha kolay ve kısa zamanda fazla emek ve masraf harcanmadan yapılan işlerde icra dairesi tarafından, Tarifede belirtilen ücretlerin altında ücret takdir edilebileceğinin öngörüldüğü, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/12/2021 tarih ve E:2017/344, K:2020/984 sayılı kararında, "Yeri gelmişken belirtmek gerekir ki usul ekonomisi ilkesi takip hukukunda da uygulanır. Anayasanın 141. maddesinin 4. fıkrasına göre mahkemelerin yargı faaliyetlerinde usul ekonomisini gözetme yükümlülüğü ile takip hukukunda icra organlarının usul ekonomisini gözetmesi aynı amaca hizmet eder. Usul ekonomisi ilkesine göre takibin ve icra faaliyetlerinin mümkün olduğunca kısa sürede, basit ve ucuz şekilde sonuçlandırılması gerekir. Bu ilkenin unsurları, takip hukukundaki görünümüne göre takibin makul sürede tamamlanması, takibin makul giderle tamamlanması ve takibin düzenli bir şekilde yürütülmesi olarak ifade edilebilir. Usul ekonomisi ilkesi takibin her aşamasında gözetilmesi gereken bir ilkedir. Takibin makul sürede ve makul giderle tamamlanabilmesi için, takibin düzenli bir şekilde yürütülmesi gerekir. Takibin düzenli bir şekilde yürütülmemesi karmaşaya ve gereksiz gider yapılmasına sebep olacağı için aynı zamanda takibin makul sürede tamamlanması ve takibin makul giderle tamamlanması unsurlarının da ihlal edilmesi sonucunu doğurur." hususlarının ifade edildiği, Buna göre, lisanslı yediemin depolarına teslimi yapılacak mahcuz malların "muhafaza ücretinin" ve muhafazanın sağlanmasına hizmet eden "muhafaza işlemleri esnasındaki çekici, nakliye ve hamaliye işlemlerine ilişkin masrafların", takip masrafları kapsamında yer aldığında ve takip masrafları açısından da usul ekonomisi ilkesine uyulması gerektiğinde duraksama bulunmadığı, Bu itibarla, muhafaza işlemleri esnasındaki çekici, nakliye ve hamaliye işlemlerine ilişkin ücretlerin, icra dairesince, işin niteliği, süresi, harcanan emek ve masraf göz önüne alınmak suretiyle daha kolay ve kısa zamanda fazla emek ve masraf harcanmadan yapılan işler için Tarifede belirtilen ücretlerden daha düşük ücretlerin takdir edilmesini öngören dava konusu kuralda; dayanak mevzuata, usul ekonomisi ilkesine ve hizmet gereklerine aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, haczin resen kalkma süresinin uzatılmış olmasının etkilerinin dikkate alınmadığı, malı saklama külfetinin aynı şekilde devam etmesine karşın ödenmesi gereken ücretin azami haddi konusunda kısıtlayıcı düzenleme yapıldığı, Bakanlık tarafından lisans verilmediği bir süreçte lisanssız olanlara ilişkin olarak ücret konusunda kısıtlayıcı düzenlemeler ihdas edildiği, bölgesel ayrım konusunda yapılan düzenlemeler mantıklıymış gibi görünse de esasen saklama maliyetleri ile ters orantılı olarak ve bölgesel iş potansiyeli dikkate alınmaksızın bir kurgu yapıldığı, ücret artışlarının yetersiz olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 24/11/2022 tarih ve E:2018/609, K:2022/5418 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 08/05/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.