Başvuru, müdafilik görevini ifa etmek üzere gelinen polis karakolunda memurların kötü muamelesine maruz kalınması, sözlü ve fiilî müdahale ile mağdur edilmesi ve olaya ilişkin şikâyet dolayısıyla Cumhuriyet başsavcılığı tarafından etkili soruşturma yapılmadan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi nedenleriyle eşitlik ilkesi, kötü muamele yasağı, etkili başvuru hakkı ile kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; müdafilik görevini ifa etmek üzere gelinen polis karakolunda memurların kötü muamelesine maruz kalınması, sözlü ve fiilî müdahale ile mağdur edilmesi ve olaya ilişkin şikâyet dolayısıyla Cumhuriyet başsavcılığı tarafından etkili soruşturma yapılmadan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi nedenleriyle eşitlik ilkesi, kötü muamele yasağı, etkili başvuru hakkı ile kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru, 26/9/2013 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 31/12/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 5/6/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, tanınan ek süre sonunda görüşünü 6/8/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 18/8/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) aracılığı ile erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: İstanbul Barosuna kayıtlı Avukat olan başvurucu, 22/9/2011 tarihinde saat 02’de kendisinden hukuki yardım talep edilmesi üzerine müdafilik görevini ifa etmek amacı ile Aksaray Şehit Vedat Ulusoy Polis Merkezine gelmiştir. Polis Merkezi içerisinde kendisini bekleyen şahıslarla görüşen başvurucu, dışarı çıkarak telefon görüşmesi yaptıktan sonra tekrar Polis Merkezine girerken giriş kapısında görevli polis memuru ile kimlik gösterme meselesi nedeni ile münakaşa yaşamıştır. Başvurucu ile Polis Merkezinin girişindeki memur arasındaki sözlü tartışmaya diğer polis memurlarının da dâhil olması üzerine taraflar arasındaki sözlü tartışma şiddetlenmiştir. Başvurucu bu olayda göğsünden iteklendiğini, yumruklandığını ve daha sonra bir süre nezarethaneye alındığını ifade etmiştir. Başvurucunun, görevli polis memurları hakkında aynı gün şikâyette bulunması üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından olaya ilişkin soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma kapsamında başvurucu hakkında aynı tarihte saat 52 de Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporda "sağ ön kol iç alt kısımda 2x0,2 cm’lik beş adet, orta dış kısımda 2x0,2 cm’lik bir adet sıyrık, çene ucu sol kısmında palpasyonla hafif hassasiyet saptandığı, yumuşak doku lezyonlarına neden olan yaralanmanın kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı, kişi üzerindeki etkisinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte hafif olduğu" tespitlerine yer verilmiştir. Başvurucu hakkında 26/9/2011 tarihinde hazırlanan Adli Tıp Kurumu raporunda ise önceki rapora ek olarak "sol kol 1/3 orta kısım arkada 4x3 cm’lik etrafı sararmış mor renkli ekimoz " görüldüğü belirtilmiştir. Soruşturma kapsamında olayın meydana geldiği Polis Merkezine ait kamera kayıtları incelenerek bilirkişi raporu tanzim edilmiş ve Savcılık tarafından başvurucunun mağdur olarak ifadesine, memurların şüpheli olarak ifadelerine ve tanık ifadelerine başvurulmuştur. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma sonunda 13/6/2013 tarihli S.2011/133847 sayılı karar ile şüpheliler İ.A., S.Y., E., R.S. ve A.E. hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Başvurucunun anılan karara itirazı, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinin 5/8/2013 tarihli ve 2013/1583 Değişik İş sayılı kararı ile reddedilmiştir. İtirazın reddine ilişkin bu karar başvurucuya 27/8/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Aksaray Şehit Vedat Ulusoy Polis Merkezinde görevli Polis Memurları E.A. ve R.S.nin başvuru konusu olaydan dolayı başvurucudan şikâyetçi olması üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 9/1/2011 tarihli ve 2011/29097 sayılı ön soruşturma raporu ile 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığından soruşturma izni verilmesini talep etmiştir. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 2/2/2012 tarihli oluru ile yapılan soruşturma sonunda 29/11/2012 tarihli ve S.2012/31867, F.2012/177 sayılı karar ile 1136 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca kovuşturma izni verilmemesi düşüncesi ile hazırlanan fezleke Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 2/12/2012 tarihli ve 2012/40416 sayılı yazısı ile başvurucu hakkında kovuşturma izni verilmiştir. UYAP kayıtlarının incelenmesi neticesinde Polis Memurları E.A. ve R.S.nin başvurucu hakkındaki şikâyeti üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma sonunda 25/1/2013 tarihli ve S.2013/10937, E.2013/4095 sayılı iddianame ile görevi yaptırmamak için direnme suçundan açılan kamu davasının İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2013/152 sayılı dosyası üzerinden devam ettiği tespit edilmiştir. Başvuru dosyasına gelen mahkeme yazısı ve eklerinden, başvurucunun şikâyeti üzerine yapılan soruşturma sonunda Polis Merkezinde görevli memurlar E.A.ve F.E. hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 13/6/2013 tarihli ve S.2011/133847, E.2013/35274 sayılı iddianamesiyle zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suretiyle kasten yaralama suçundan cezalandırılmaları talebi ile kamu davası açıldığı ve İstanbul Sulh Ceza Mahkemesinin E.2013/595 sayılı dosyası üzerinden devam eden yargılamada Mahkemece aralarında şahsi, hukuki ve fiilî irtibat bulunduğu gerekçesi ile dosyanın İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2013/152 sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Başvuruya konu olay nedeniyle başvurucu ile iki polis memurunun karşılıklı şikâyetlerine ilişkin İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2013/152 sayılı dosyası üzerinden devam eden yargılamada son olarak duruşmanın 30/12/2015 tarihine bırakılmasına karar verilmiştir.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un ''Kasten yaralama'' başlıklı maddesi şöyledir:“(1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur.(3) Kasten yaralama suçunun; a) Üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı, b) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,...İşlenmesi hâlinde, şikayet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır.” 5237 sayılı Kanun'un ''Görevi yaptırmamak için direnme'' başlıklı maddesi şöyledir: “ (1) Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Suçun yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmesi hâlinde, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur .” ....” 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un ''Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar'' başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.” 1136 sayılı Kanun'un ''Soruşturmaya yetkili Cumhuriyet Savcısı'' başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır. Avukat yazıhaneleri ve konutları ancak mahkeme kararı ile ve kararda belirtilen olayla ilgili olarak Cumhuriyet savcısı denetiminde ve baro temsilcisinin katılımı ile aranabilir. Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suçtan dolayı suçüstü hali dışında avukatın üzeri aranamaz.” Anılan Kanun'un ''Kovuşturma izni, son soruşturmanın açılması kararı ve duruşmanın yapılacağı mahkeme'' başlıklı maddesi şöyledir:“58 inci maddeye göre yapılan soruşturmaya ait dosya Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne tevdi olunur. İnceleme sonunda kovuşturma yapılması gerekli görüldüğü takdirde dosya, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın bulunan ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet Savcılığına gönderilir.Cumhuriyet Savcısı beş gün içinde, iddianamesini düzenliyerek dosyayı son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere ağır ceza mahkemesine verir.İddianamenin bir örneği, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun hükümleri uyarınca, hakkında kovuşturma yapılan avukata tebliğ olunur. Bu tebliğ üzerine avukat, kanunda yazılı süre içinde bazı delillerin toplanmasını ister veya kabule değer bir istemde bulunursa nazara alınır, gerekirse soruşturma başkan tarafından derinleştirilir.Haklarında son soruşturmanın açılmasına karar verilen avukatların duruşmaları, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesinde yapılır. (Ek cümle: 02/05/2001 - 4667/ md.) Durum avukatın kayıtlı olduğu baroya bildirilir.”