İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacının davalı şirketin azınlık hissedarı olan merhum...’in altsoyu olduğunu, davalı şirketin çoğunluk hissedarları ve yetkilileri 2020 yılı Temmuz ayında davacıda…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/656 KARAR NO : 2025/1856 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/12/2021 NUMARASI : 2021/94 Esas - 2021/904 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ödünç Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacının davalı şirketin azınlık hissedarı olan merhum...’in altsoyu olduğunu, davalı şirketin çoğunluk hissedarları ve yetkilileri 2020 yılı Temmuz ayında davacıdan 125.000,00 TL borç istediklerini, davacı tarafından davalı şirket hesabına 16.07.2020 tarihinde 125.000,00 TL’lik meblağ banka kanalıyla transfer edildiğini, bu para davalıya borç olarak verildiğini, davacının davalı şirketten bu alacağını birkaç defa sözlü olarak talep etmişse de davalı şirketin hissedarları ve yetkilileri bu parayı davacıya ödemekten imtina ettiklerini ve davacının tüm taleplerine olumsuz cevaplar vermeye başladıklarını, davalı şirketin sermaye artırımı yapacağı veya ortaklardan sermaye avansı toplayacağı yönünde hiçbir belge veya genel kurul kararı bulunmadığını, davacının böyle bir iradesi de olmadığını, para transferi dekontunda da bu tutarın borç olarak verildiği açıkça yazıldığını, açıklanan nedenlerle davanın kabul edilerek davalının İstanbul 24. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazının 125.000 TL yönünden iptaline ve takibin bu miktar yönünden devamına, borçlu aleyhine dava konusu miktarın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Söz konusu bedelin hangi amaçla davalı şirkete borç olarak verildiği açıklanmadığını, muhtelif tarihlerde salt davacı tarafından değil davalı şirketin diğer ortakları tarafından da davalı şirkete ödemeler yapıldığını, davacı pay sahibi dışında bir diğer pay sahibi sıfatını haiz ve aynı zamanda davalı şirketin yönetim kurulu bakanı sıfatını haiz ... tarafından da sermaye avansı olarak kayıt altına alınmak üzere davacının aktarmış olduğu bedelin 2 katı tutarında bir bedel de aktarıldığını, özellikle covid-19 pandemisinin yaratmış olduğu küresel çaplı ekonomik kriz yegane faaliyeti Nişantaşı’nda bulunan ... Otel isimli tesisin işletilmesi olan davalı şirketin de gelirlerine azalmaya sebebiyet verdiğini, davalı şirkete aktarılan bedellerin sermaye avansları olarak kayıt altına alındığını, davalı şirkete aktarılan bedellerin doğrudan doğruya davalı şirketin işletme ihtiyaçları için kullanıldığını, tutarların örtülü sermaye olarak değerlendirilmesi mümkün olduğunu, açıklanan nedenlerle davacının haksız ve hukuka aykırı davasının reddine, davacı taraf aleyhine alacağın %20’si oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı ...'in davalı ...nin hissedarlarından olduğu, davacı tarafından dosyaya sunulan ve takibe konu edilen ... ... dekontunda davacı tarafından davalı şirket hesabına gönderilen 125.000,00 TL'nin "borç olarak verilen" açıklamalı olarak gönderildiğinin sabit olduğu, aksinin ispat yükünün davalı tarafa ait olduğu, davalı tarafından söz konusu ödemenin davalı şirketin ihtiyaçları için harcandığı, şirketin diğer ortakları tarafından da ödeme yapıldığı, söz konusu ödemenin sermaye avansı olarak alındığı ve örtülü sermaye olarak değerlendirilebileceği savunmasında bulunulmuşsa da davalı şirket tarafından usulünce alınmış bir sermaye arttırım kararının bulunmadığı, davacı tarafından yapılan ödemenin iştirak taahhütnamesine istinaden veya sermaye borcuna mahsuben yapılmış bir ödeme olmadığı, borç olarak verilen notu ile gönderilmiş olduğunun sabit olduğu, sermaye arttırımı yapılsa dahi pay sahipleri iradeleri dışında sermaye arttırımına katılmaya zorlanamayacakları, pay sahiplerinin hisseleri oranında sermaye artırımına katılmaları bir hak olup pay sahipleri için borç veya yükümlülüğe dönüştürülemeyeceğinden aksine uygulama emredici şekilde öngörülen tek borç ilkesini düzenleyen TTK 480/1 ve TTK 421/2/a hükümlerine aykırılık teşkil edeceğinden davalı taraf iddialarını ispatlayamadığından düzenlenen bilirkişi heyeti raporu dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olmakla hükme esas alınmış, bilirkişi raporunda takipten önceki dönem için işlemiş faiz hesabı yapılmışsa da davacı tarafın takip talebinde 125.000,00 TL asıl alacak talebinde bulunduğu ve takip talebine sıkı sıkıya bağlılık ilkesi gereği taleple bağlı kalınarak davacının davalıdan 125.000,00 TL alacağının bulunduğu Mahkememizce kabul edilmiştir. İcra İnkar Tazminatı yönünden; dava konusu alacağın önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, asıl alacağın % 20 si (25.000,00-TL) oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir." karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, Yerel Mahkemece kurulan kararın her şeyden önce eksik inceleme nedeniyle kaldırılması gerektiğini, davacının, davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin tek iştigal konusu olan Nişantaşı ... Otel işletmesinin COVID-19 pandemisi nedeniyle kapandığını ve şirketin zor duruma düştüğünü, tek gelir kaynağını kaybettiği günlerde şirketin bir takım diğer ortaklarının da yaptığı gibi davalı şirkete bir miktar para aktardığını, davacı tarafından aktarılan tutarın salt şirketin işletme giderlerine harcandığını, bu ve diğer ortakların yaptıkları aktarımlarla şirketin cebri icra tehtidi altında olduğu borçlarının kapatılarak ayakta tutulmaya çalışıldığını, şirketin zor zamanında bir takım borçların ödenmesi ve şirketin itibarı ile ticari faaliyetlerinin korunması için şirkete gönderilen paranın, henüz şirket faaliyete dönememişken ve tüm ülke için ve özellikle de turizm sektörü için ekonomik şartlar herkesin görebildiği derecede zorluyken geri istenmesinin, kötü niyetten başka bir şeyden kaynaklanmadığını, davalı şirketin yönetiminin şirket ortağının şirkete örtülü sermaye olarak koyduğu parayı bu aşamada bu gerekçelerle geri ödemekten imtina ettiğini, başta kamu olmak üzere üçüncü kişilerin zararına sebebiyet verecek mal ve para kaçırma olarak değerlendirilebilecek bu talebin mahkeme tarafından reddine karar vermek gerekirken kabulünün hukuka aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini, davacının % 20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :Dava, ödünç sözlemesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur. İstinaf konusu uyuşmazlık temelde; alacak iddiasının niteliği noktasındadır. Davacı tarafça davalı hakkında İstanbul 25. İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile "Borç olarak verilen meblağa dair dekont" borcun sebebi gösterilerek 125.000,00 TL alacağın tahsili amacıyla 14/12/2020 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu ve eldeki itirazın iptali davası açıldığı görülmektedir. Davacının iddiası hissedarı bulunduğu davalı şirket yetkililerinin talebi üzerine şirkete borç verdiğinin ancak paranın iade edilmediği, davalının savunması ise bu bedelin sermaye artırım avansı olarak verildiği, şirketin diğer ortakları tarafından da ödeme yapıldığı, örtülü sermaye olarak değerlendirilebileceği bu nedenle iadesinin gerekmediği yönündedir. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6098 sayılı TBK'nın 386. Maddesi "Tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin, bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir "Davacı taraf davalı şirket hesabına "borç olarak verilen" açıklaması ile 16/07/2020 tarihinde 125.000,00 TL gönderdiği sabit olmakla gönderilen paranın tüketim ödüncü olarak gönderildiği ispatlanmış durumdadır. Davacı tarafça yapılan ödemenin "sermaye avansı" olarak yapıldığını ispat yükü altındadır. Davalı şirket tarafından usulünce alınmış bir sermaye arttırım kararının bulunmadığı, davacı tarafından yapılan ödemenin iştirak taahhütnamesine istinaden veya sermaye borcuna mahsuben yapılmış bir ödeme olmadığı, sermaye arttırımı yapılsa dahi pay sahipleri iradeleri dışında sermaye arttırımına katılmaya zorlanamayacağı, pay sahiplerinin hisseleri oranında sermaye artırımına katılmaları bir hak olup pay sahipleri için borç veya yükümlülüğe dönüştürülemeyeceğinden aksine uygulama emredici şekilde öngörülen tek borç ilkesini düzenleyen TTK 480/1 ve TTK 421/2/a hükümlerine aykırılık teşkil edeceği anlaşılmaktadır. Davalı taraf bu yönde delil sunmamış ve savunmasını ispatlamış olmadığından davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur. Davalının bilirkişi ... hakkında isnatlarının hiçbir veriye dayanmayan soyut iddialar olduğu gibi heyet halinde hazırlanan rapora itibar edilmesine engel bir durum yoktur. Kaldı ki bilirkişi raporu takdiri bir delil olup somut uyuşmazlıkta davacının dayandığı ve davalının savunma delilleri karşısında davanın kabulüne dair verilen kararda çokta etkili bir husus değildir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 2.135,00 TL harcın, alınması gerekli olan 8.538,75 TL harçtan mahsubu ile bakiye 6.403,75 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11/12/2025