Başvuru, yabancı dil sınavında alınan puan şüpheli bulunarak eş değer sınava çağrılma nedeniyle eğitim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, yabancı dil sınavında alınan puan şüpheli bulunarak eş değer sınava çağrılma nedeniyle eğitim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu, ilgili tarihte Dumlupınar Üniversitesi Simav Teknoloji Fakültesinde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. Başvurucu, doktora programlarına kabul edilmek için gerekli yabancı dil puanını (81 puan) 2009 yılında girdiği Kamu Personeli Yabancı Dil Tespit Sınavı'nda (KPDS 2009 İlkbahar Dönemi) almıştır. Başvurucu, daha önce girdiği 2006 Üniversiteler Arası Kurul Yabancı Dil Sınavı'nda (ÜDS) Ekim dönemi sınavından 21,25 puan aldığı, 2007 ÜDS-Mart dönemi sınavından 57,5 puan, 2007 ÜDS-Ekim dönemi sınavından 21,25 puan, 2008 ÜDS-Mart dönemi sınavından 26,25 puan almıştır. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının 3/8/2017 tarihli yazıları ile başvurucunun da aralarında bulunduğu bazı akademik personelin yabancı dil sınav sonuçlarında anormallikler saptandığından bahisle, konu hakkında inceleme yapılmasını talep edilmesi üzerine Ölçme Seçme Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından inceleme başlatılmıştır. ÖSYM İhbar Değerlendirme Komisyonunca yapılan incelemede, başvurucunun 2002-2009 yılları arasında 13 yabancı dil sınavına katıldığı belirlenmiştir. ÖSYM bu sınavlardan en düşüğünün 21,25 puan, 2009 KPDS ilkbahar dönemi sınavı hariç en yükseğinin ise 57,50 puan olduğunu belirtmiştir. ÖSYM ayrıca başvurucunun girdiği sınav ortalamasının 31,60 puan iken 2009 KPDS İlkbahar Dönemi'nden 81 puan aldığını, dolayısıyla bu sınav sonucunun hayatın olağan akışına aykırı olduğu değerlendirmiştir. Bu tespitlerden hareketle başvurucunun eş değer sınava çağrılmasına yönelik ÖSYM Yönetim Kurulunun 25/10/2017 tarihli kararının alındığı anlaşılmaktadır. ÖSYM Başkanlığı Sınav Hizmetleri Daire Başkanlığı 16/11/2017 tarihli yazısıyla başvurucuyu eş değer sınava çağırmıştır. Yazının ilgili kısmı şöyledir. "...Sınava katılım sağlamadığınız takdirde, [17/2/2011 tarih ve] 6114 sayılı [Ölçme, Seçme Ve Yerleştirme Merkezi Hizmetleri Hakkında] Kanun'un maddesi fıkrasına göre olağan dışı olarak değerlendirilen sınavınız ve söz konusu sınav kapsamında elde ettiğiniz tüm haklar geçersiz sayılacaktır." Söz konusu çağrı yazısının tebliğ edilmesi üzerine başvurucu, işlemin iptali istemiyle 6/12/2017 tarihinde dava açmıştır. Başvurucu; dava dilekçesinde on yıl aradan sonra yabancı dil sınav bilgisinin ölçülmesinin anlamlı olmayacağını, girdiği sınavda olağan dışı bir durum olduğunun somut verilerle ortaya konulamadığını ifade etmiştir. Başvurucu, bu zamana kadar hakkında açılmış hiçbir idari soruşturma bulunmadığını, başvuruya konu sınavda da herhangi bir usulsüzlük yapmadığını ifade etmiştir. ÖSYM açılan davaya karşı verdiği cevap dilekçesinde, başvurucuya ilişkin olarak daha önce İhbar Değerlendirme Komisyonunca hazırlanan "aday değerlendirme raporu"nda yer alan tespitleri tekrar etmekle yetinmiştir. Davanın görüldüğü Ankara İdare Mahkemesi (Mahkeme) 9/3/2018 tarihli kararıyla davanın reddine hükmetmiştir. Kararın gerekçesinde özetle 17/2/2011 tarihli ve 6114 sayılı Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Hizmetleri Hakkında Kanun'un "Sınav Güvenliği" başlıklı maddesinin (8) numaralı fıkrasındaki düzenleme çerçevesinde eş değer sınava çağırma için olağanüstü bulguların tespit edilmesinin yeterli olduğu, sınavda kopya çekildiği veya sınav sorularının paylaşıldığı gibi hususların sübuta ermesinin gerekmediği, dolayısıyla amacın olağan dışı bulguların bertaraf edilmesi olduğuna işaret edilmiştir. Mahkeme; başvurucunun katıldığı yabancı dil sınavlarına ilişkin sonuçlar ile 2009 KPDS İlkbahar Dönemi sonucunun karşılaştırılmasında olağan dışı olduğunun değerlendirildiğini, bu durumda eş değer sınava çağırılmasına ilişkin ÖSYM Başkanlığı Yönetim Kurulu kararında hukuka aykırılık bulunmadığını değerlendirmiştir. Başvurucu, kararı temyiz etmiştir. Danıştay Sekizinci Dairesince (Daire) incelenen temyiz talebi 9/10/2018 tarihinde reddedilerek kesin olarak onanmıştır. Karara muhalif kalan üye, bir sınavda alınan puan veya sonucun kural dışı bir yolla alındığı iddiasının gerçekliğinin tespit ölçüsünün bu sınavdan yıllar sonra yapılan bir eş değer sınav olamayacağını, bunun ancak sınav belgeleri üzerine, elektronik kayıtlara ya da adli bir tespit bulunması gibi somut bir olguya dayanılarak mümkün olabileceğini ifade etmiştir. Ayrıca şüpheli bulunan sınav ile bir önceki sınav arasındaki zaman diliminin gözönünde bulundurulması gerektiğini, bu sürenin uzun olması durumunda adayın aldığı yabancı dil kurslarıyla ve çalışmasına bağlı olarak puanını önemli düzeyde artırmasının mümkün olabileceğini vurgulamıştır. Muhalif üye ayrıca sınav güvenliğine ilişkin önlemleri almanın idarenin sorumluluğunda olduğunu ve davaya konu sınavın güvenliğinin ihlal edildiğini gösteren herhangi bir somut ve nesnel bulguya rastlanmadan başvurucunun eş değer sınava çağrılmasıyla sorumluluğun ona yüklenemeyeceğini savunmuştur. Nihai karar, başvurucuya 29/11/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 25/12/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun eş değer sınav olarak katıldığı Elektronik Yabancı Dil Sınavı (e-YDS) 2018/02 sonucuna göre 2009 KPDS İlkbahar Dönemi sonucu geçersiz sayılmıştır. Bunun üzerine Üniversitelerarası Kurul Başkanlığınca doçentlik başvurusu temelden hukuksuz hâle geldiğinden bahisle başvurucunun doçentlik belgesinin iptaline 31/8/2021 tarihli işlemle karar verilmiştir. Belirtilen işleme karşı açılan dava hâlen derdesttir. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.