Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/5554 E. , 2024/5795 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/5554 Karar No : 2024/5795 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... İşl. ve Konaklama Tesisleri A.Ş. VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Birliği VEKİLİ : Av. ... 2- ... Genel Müdürlüğü İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu is
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/5554 E. , 2024/5795 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/5554 Karar No : 2024/5795 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... İşl. ve Konaklama Tesisleri A.Ş. VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Birliği VEKİLİ : Av. ... 2- ... Genel Müdürlüğü İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından; Antalya ili, Döşemealtı ilçesi, ... köyü, ... ada ... parselde yer alan maliki olduğu taşınmazın kenarında bulunan su kanalının anakanala olan bağlantısının davalı idarelerce toprak doldurulmak suretiyle kapatılması neticesinde tüm arazinin sular altında kaldığından bahisle, bu nedenle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık olarak şimdilik 352.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; zararın davacı tarafından en geç yıllık kira bedelinin ilk olarak iade edildiği tarih olan 01/06/2018 tarihinde öğrenildiğinin kabulü gerektiği, davacının yaşanan olay sonrası meydana gelen zararı öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde idareye başvuru yaparak zararın tazminini istemesi ve ardından altmış günlük dava açma süresi içerisinde bir cevap verilmezse zımni ret süresini izleyen altmış gün içerisinde ya da altmış gün içerisinde bir cevap verildiği takdirde bunun tebliğini izleyen altmış gün içerisinde dava açması gerekirken, davacı tarafından bu süre geçirildikten çok sonra 15/10/2020 tarihinde davalı idarelere başvurulduğu ve idarelerce verilen ret cevabları üzerine 24/12/2020 tarihinde bakılan davanın açıldığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından; meydana gelen zararla idari eylem arasındaki nedensellik bağını davalı idarelere yaptığı başvurular üzerine öğrendiği, davalı idarelerin ve bir çok kurumun katılımıyla alınan kapakların kapatılmasına ilişkin kararı bilmesinin mümkün olmadığı, kira iadelerini taşınmazın su altında kalmış olması nedeniyle yaptığı, taşınmazın su altında kalması üzerine yaptığı başvurular neticesinde de zarar ile idari eylem arasındaki nedensellik ilişkisini kesin olarak öğrendiği, zararın halen devam ettiği, davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunduğu, aksi düşünülse dahi kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca zararlarının karşılanması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idarelerden Boğaçay - Kırkgöz Sulama Birliği tarafından davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup, diğer davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Antalya ili, Döşemealtı ilçesi, ... köyü, ... ada ... parselde yer alan taşınmazın maliki olan davacı şirket tarafından, davalı idarelere sunulan 15/10/2020 tarihli dilekçelerde; arsa kenarında bulunan su kanalının ana kanala bağlantısının toprak ile doldurma suretiyle kapatılması sonucu tüm arazinin su altında kaldığı, taşınmazın tarıma elverişsiz hale gelmesi nedeniyle ekonomik fayda sağlayamamakla birlikte toprak ekolojisinin de zarar gördüğü belirtilerek toprağın tarıma elverişsiz hale gelmesi nedeniyle toprak kalitesinin kaybolması sonucunda ve gölet halini alan tarım arazisinde tarım yapılamaması nedeniyle oluştuğu ileri sürülen; taşınmazın kiracısına iade edilen 75.000,00 TL kira bedeli ve toprak kaybına bağlı 100.000,00 TL ekolojik zarardan oluşan toplam 175.000,00 TL zararın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi talep edilmiştir. Davacının başvuruları; Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ... Bölge Müdürlüğü'nün 19/11/2020, Boğaçay - Kırkgöz Sulama Birliği'nin 04/11/2020 tarihli yazılarıyla reddedilmiştir. Bunun üzerine, davacı tarafından; taşınmazın kiracısının araziden yararlanamaması nedeniyle iade edildiği ileri sürülen kira bedellerine karşılık 75.000,00 TL, toprak kaybına bağlı olarak oluştuğu ileri sürülen ekolojik zarara karşılık 100.000,00 TL ve zararı önlemek amacıyla bent yapımı için harcandığı ileri sürülen 177.000,00 TL olmak üzere şimdilik toplam 352.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle 24/12/2020 tarihinde bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" başlıklı 13. maddesinin 1. fıkrasının 14/07/2021 tarih ve 31541 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7331 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un ön karar başvurularının yapıldığı tarihte yürürlükte olan halinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemelerinin gerektiği, bu isteklerinin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabileceği kural altına alınmıştır. 6200 Sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un, 09/07/2018 tarih ve 30478 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 703 sayılı Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 69. maddesi ile yürürlükten kaldırılan ve davacının ilk kira iadesini yaptığını ileri sürdüğü tarihte yürürlükte bulunan, "Vazife ve Salahiyetler" başlıklı 2. maddesinde, "Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğünün vazife ve salahiyetleri şunlardır: a) Taşkın sular ve sellere karşı koruyucu tesisler meydana getirmek, b) Sulama tesislerini kurmak, sulama sahalarında mevcut parsellerin tamamını veya aksamını gösterir harita ve planları yapmak veya yaptırmak ve icabı halinde kadastrosunu yaptırmak...g) Yukardaki fıkralarda yazılı tesislerin (Çalıştırma, bakım ve onarım dahil) işletmelerini sağlamak..." hükümleri yer almakta iken; 15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar İle Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri" başlıklı 121. maddesinde de aynı görevlere yer verilmiştir. 6172 sayılı Sulama Birlikleri Kanunu'nun 1. maddesinde de, "(1) Bu Kanunun amacı; ülkenin su varlık ve kaynaklarının rasyonel kullanımı maksadıyla umumi sulardan faydalanmak üzere Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından inşa edilmiş veya halen inşa edilmekte olan ya da inşa edilmesi planlanan sulama tesislerini gayelerine uygun şekilde kullanmak, işletmek, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün onayını almak suretiyle işlettirmek, bu tesislerin bakım, onarım ve yönetim sorumluluğunu yürütmek, tesisi geliştirmeye yönelik yeni projeler yapmak, yaptırmak veya tesisi yenilemekle görevli sulama birliklerinin kuruluşu, organlar ile görev ve yetkilerini düzenlemektir. (2) Sulama birlikleri kamu tüzel kişiliğine sahip olup, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde özel hukuk hükümlerine tabidir." hükümleri yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca, eylemin gerçekleştiği ve zararın doğduğu tarihten itibaren en geç bir yıl içinde dava açılması ya da davalı kuruma başvurulması gerekliliği karşısında, ilgililerin ön karar başvurusu tarihinden -ön karar başvurusu yapılmadan doğrudan dava açılması halinde dava tarihinden- geriye doğru bir yıllık zararlarını talep edebilecekleri tartışmasızdır. Dava dilekçesindeki tazminat istemleri incelendiğinde; davacının 2018-2019-2020 yıllarına ilişkin olarak tahsil ettiği ancak taşınmazın su altında kalması nedeniyle iade ettiğini ileri sürdüğü kira bedellerinin, toprak kaybına bağlı olarak oluştuğunu ileri sürdüğü ekolojik zararın ve bent yapımı için harcadığını ileri sürdüğü ve 21/12/2020 tarihli faturaya dayandırdığı meblağın ödenmesine karar verilmesini talep ettiği görülmektedir. Bu haliyle; davacının tazminat istemlerinin bir kısmı ön karar başvurusu tarihinden geriye doğru bir yıllık süre içerisinde kaldığından, tazminat istemlerinin bu kısmına yönelik olarak davanın süre aşımı yönünden reddedilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Ayrıca; davacı tarafından zararı önlemek amacıyla bent yapımı için harcandığı ileri sürülen ve ön karar başvurusundan sonra olacak şekilde 21/12/2020 tarihli faturaya dayandırılan 177.000,00 TL'lik tazminat istemi yönünden, 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinde öngörülen ön karar başvurusunda bulunulmaksızın bakılan dava açılmış ise de; ön karar müessesesinin, davalı idareleri bilgilendirerek davanın açılmasına mahal verilmeksizin uyuşmazlığın taraflar arasında sulh yoluyla çözümlenmesine yönelik olduğu, uyuşmazlıkta ise davacının istinaf ve temyiz dilekçeleri ile İdare Mahkemesi ve Bölge İdare Mahkemesi kararlarının davalı idarelere tebliğ edildiği, davalı idareler tarafından olaya ilişkin hukuki sorumluluğun kabul edildiği yönünde bir beyanda bulunulmadığı, dolayısıyla ön karar müessesesinden beklenilen amacın gerçekleşmeyeceğinin görüldüğü, bu nedenle Mahkemece bu aşamadan sonra merciine tevdi kararı verilmesinden herhangi bir hukuki yarar elde edilemeyeceğinin açık olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan; idari eylemlerden haklarının ihlal edildiğini süren ilgililerin, 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca idari eylem nedeniyle uğradıkları zararlarının tazmini istemiyle tam yargı davası açmaları, ancak zarara sebep olan eylemin idariliğinin ve maddi olay ile yol açtığı zararın kesin olarak ortaya çıkması ile beklenilebilecektir. İdari eylem, idarenin işlevi sırasında bir hareketi, bir davranışı, bir tutumu veya hareketsizliği; idari karar ve işlemle ilgisi olmayan, başka bir deyişle öncesinde, temelinde bir idari karar veya işlem olmayan salt maddi tasarrufları ifade etmektedir. Dolayısıyla zarara sebep olan eylemin ve maddi olayın idariliği ve yol açtığı zarar bazen eylemin yapılmasıyla veya olayın gerçekleşmesiyle birlikte ortaya çıkarken, bazen de çok sonra, değişik araştırma, inceleme, kesin sağlık raporları, ceza soruşturması/kovuşturması sonucunda da ortaya çıkabilmektedir. Esasen, idari eylemin tüm unsurları ile öğrenildiği ve zararın tam olarak ortaya çıktığı tarih dikkate alınmadan 2577 sayılı Kanunun 13. maddesinde öngörülen bir ve beş yıllık sürelerin hesaplanması, bazı hallerde dava açma hakkının kullanılamaması sonucunu doğuracaktır. Eylemin idariliğinin ve/veya zararın ortaya çıkmasıyla kullanılması mümkün olan dava açma hakkını ortadan kaldırır biçimde süre hesabı yapılmasının ise hak arama özgürlüğüyle bağdaşmayacağı açıktır. Ancak; idari istikrar ve idarenin sürekli dava tehdidi altında tutulmamasını amaçlayan ve hak düşürücü nitelikteki dava açma sürelerinin de; yukarıdaki ilke ve gerekler göz önünde bulundurulup, hak arama özgürlüğü ile idari istikrar ilkesi arasındaki denge korunarak maddi olaya özgülenerek uygulanması gerekmektedir. Tüm bunların ışığında, davacının ön karar başvurusundan geriye doğru bir yıllık süreden önce oluştuğunu ileri sürdüğü zararların tazmini istemi yönünden temyize konu karar incelendiğinde; İdare Mahkemesince her ne kadar zararın davacı tarafından en geç yıllık kira bedelinin ilk olarak iade edildiği tarih olan 01/06/2018 tarihinde öğrenildiğinin kabulü gerektiği gerekçesiyle, idareye başvuruya ilişkin bir yıllık süre, anılan tarih esas alınarak hesaplanmışsa da, davacının kira bedellerinin iadesine ilişkin olduğunu ileri sürerek sunduğu belgelerde taşınmazın su altında kalması ifadesine yer verildiği, su basmasının nedenine ilişkin bir ifadenin bulunmadığı, dosya içeriğinde davacının 01/06/2018 tarihinde veya idarelere başvuru tarihinden önce, taşınmazının su altında kalmasının idarelerin herhangi bir eyleminden kaynaklandığını öğrendiğine ilişkin bilge belge bulunmadığı, İdare Mahkemesince bu husus araştırılmadan salt kira bedelinin ilk kez 01/06/2018 tarihinde iade edildiği belirtilerek eksik inceleme ile karar verildiği görülmekte olup, idareye başvuru süresinin başlangıcı belirlenirken eylemin idariliğinin öğrenildiği tarih dikkate alınmaksızın sadece zararın öğrenildiği tarihin esas alınmasında hukuki isabet bulunmamaktadır. Bu itibarla; bozma kararımız uyarınca ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince dosyanın gönderileceği ... İdare Mahkemesince, davacının ön karar başvurusundan geriye doğru bir yıllık süreden önce oluştuğunu ileri sürdüğü zararların tazmini istemi bakımından, öncelikle davacının 15/10/2020 tarihli ön karar başvurularından önceki bir tarihte eylemin idariliğini herhangi bir rapor, başvuru, bildirim sonucunda veya başka herhangi bir yöntemle öğrenip öğrenmediği ortaya konulduktan sonra uyuşmazlığın incelenmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE, 2. Davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 04/12/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.