14. Hukuk Dairesi 2011/11272 E. , 2011/13537 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 11.06.2010 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 24.05.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek …
**14. Hukuk Dairesi 2011/11272 E. , 2011/13537 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 11.06.2010 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 24.05.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, genel yola çıkışı olmayan 259 ada 3 parsel sayılı taşınmazı lehine davalılara ait 259 ada 1 ve 2299 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden geçit hakkı kurulmasını istemiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, geçit kurulması istenilen taşınmazın orman vasfında olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir. Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Eldeki davada, davacıya ait 259 ada 3 parsel sayılı taşınmazın mutlak geçit ihtiyacı içerisinde bulunduğu sabittir. Mahkemece davalı gösterilen 259 ada 1 sayılı parsel ile 2299 sayılı parsel arasında bulunan orman arazisi üzerinde paftasında işaretli yol bulunmadığından ve orman arazisi üzerinden geçit kurulamayacağından davanın reddine karar verilmiştir. Dosyada mevcut pafta örneğinin incelenmesinden, davacı parseline komşu 259 ada 1 sayılı parselin kuzeyinden geçen yola bağlanarak, bu yol ve birbirlerine sınırı olan parseller takip edilmek suretiyle geçit kurulup kurulamayacağı araştırılmamıştır. Mahkemece uzman bilirkişiler eşliğinde mahallinde yeni bir keşif yapılarak yukarıda açıklandığı şekilde alternatif araştırması yapılmalı, ilgili parsel malikleri yönünden taraf teşkili sağlandıktan sonra yöntemine uygun olarak geçit kurulması yerine davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 14.11.2011 tarihinde oy birliği ile karar verildi.