22. Hukuk Dairesi 2012/29772 E. , 2013/28353 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. İş Mahkemesi TARİHİ : 16/10/2012 DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, sefer primi, ulusal bayram genel tatili ve yıllık izin ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği ko
**22. Hukuk Dairesi 2012/29772 E. , 2013/28353 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. İş Mahkemesi TARİHİ : 16/10/2012 DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, sefer primi, ulusal bayram genel tatili ve yıllık izin ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin 14.09.2007-18.03.2010 tarihleri arasında davalı işyerinde tır şoförü olarak çalıştığını, asgari ücret+sefer primi ile çalıştığını, sefer primlerinde haksız kesinti yapılması, ulusal bayram genel tatil alacaklarının ödenmemesi, işverenin ağır hakaretlerine maruz kalması nedenleri ile iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, aylık ortalama iki sefer yaptığını ve sefer başına 500 Avro prim verildiğini, yıllık izin haklarının kullandırılmadığını, toplam 2600 Avro sefer primi kesintisi yapıldığını belirterek kıdem tazminatı ile birlikte bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının Engin Topaç isimli şoför ile birlikte sevk ve idare ettikleri tır ile ağır maddi hasarlı kaza meydana gelmesine sebebiyet verdiklerini, kazadan sonra davacının bir daha şirkete uğramadığını, davacıya devamsızlığı nedeniyle ihtaranme gönderildiğini ve işe başlamaması halinde iş sözleşmesinin feshedileceğinin tebliğ edildiğini, davacıya sefer primi adı altında ödeme yapılmadığını, davacının yıllık izinlerini kullandığını, davacının ödenmeyen herhangi bir hakedişinin bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, Engin Topaç isimli kişinin davalı şirkete verdiği savunmada aslında şoförün davacı Erkan Dinç olduğu yönündeki beyanının kazaya ilişkin sunulan yazılı belgeler karşısında geçerli kabul edilemeyeceğini,bu kazada sürücü olarak belgelerde ismi olan Engin Topaç'ın sonradan verdiği savunmadaki atf-ı cürüm niteliğindeki beyanlara itibar edilmeyeceğini, bu nedenlerle söz konusu kaza nedeni ile davalı işverenlikte davacıya baskı yapıldığı diğer şoförün beyanları doğrultusunda kazanın davacı tarafından yapıldığı gündeme getirildiği, davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği gerekçesiyle hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararı davalı temyiz etmiştir. 1-Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının iş sözleşmesinin feshi noktasındadır. 4857 sayılı yasanın 25/II. maddesinde, " Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması. b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması. c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması. d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması veya 84 üncü maddeye aykırı hareket etmesi. e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması. f) İşçinin,işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi. g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi. h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi. ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması." hallerinde iş akdinin işverence haklı nedene dayalı olarak feshedilebileceği düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta, davacı 18.03.2010 tarihinde kişiliğine karşı yapılan ağır ve haksız muameleler nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini beyan etmiştir. Davalı taraf ise davacı ile birlikte işyerinde çalışan başka bir işçinin sevk ve idaresinde bulunan tır ile ağır maddi hasarlı kaza meydana gelmesine sebebiyet verdiği ve bu kazadan sonra davacının işyerine gelmediğini, devamsızlığı nedeniyle iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini belirtmiştir. Dosyada davacının 15.03.2010-23.03.2010 tarihleri arasında devamsızlığına ilişkin tutanaklar bulunmaktadır. Dosyada bulunan davacının karıştığı kazaya ilişkin kaza tespit tutanağına göre kaza tarihinin 15.03.2010 tarihi olduğu anlaşılmaktadır. Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde davacının kaza tarihinden itibaren işe gelmeyerek devamsızlık yaptığı, bu nedenle iş sözleşmesinin davalı işverence haklı nedenle feshedildiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece bu gerekçe ile davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesi gerekli iken kabulüne ilişkin kararı hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 2-Taraflar arasındaki bir diğen uyuşmazlık konusu davacının sefer primi alacağına hak kazanıp kazanmadığı noktasındadır. Dava dilekçesinde davacı vekili çalışma dönemi boyunca davacının hak etmiş olduğu sefer primlerinden mesnetsiz olarak 2.600,00 Euro sefer primi kesintisi yapıldığını belirterek söz konusu alacağın hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Davalı vekili davacının sabit ücret karşılığı çalıştığını ve sefer primi adı altında ödeme yapılmasının söz konusu olmadığını beyan etmiştir. Dava dilekçesinde davacının sefer primi alacağına dair talebi açıklık taşımadığı gibi yargılama sırasında da davacıdan talebini açıklaması istenmemiştir. Öncelikle davacı isticvap edilerek talep ettiği sefer priminin hangi tarihlere ait olduğu, ayda kaç sefere gittiği, kesintilerin hangi aylarda yapıldığı açıklattırılmalıdır. Bu belirlemeden sonra davacıya ait tüm sefer kayıtları getirtilerek mahkemece seçilecek mali müşavir bilirkişiye işyeri kayıtlarını inceleme yetkisi verilmesi suretiyle davacının sefer primlerinine eksik ödenip ödenmediği, eksik ödeme varsa sebebi belirlenerek sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı gerekçeyle hüküm kurulması isabetsizdir. SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek olması halinde ilgiliye iadesine, 06.12.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.