TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/07/2024 NUMARASI : 2023/1007 Esas 2024/821 Karar DAVA : Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/09/2023 KARAR TARİHİ : 30/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/01/2026 Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince sür…
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2024/1099 Esas 2025/1983 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1099 KARAR NO : 2025/1983 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/07/2024 NUMARASI : 2023/1007 Esas 2024/821 Karar DAVA : Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/09/2023 KARAR TARİHİ : 30/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/01/2026 Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait aracın davalı tarafından kasko sigorta poliçesiyle teminat altına alındığını, aracın 25/03/2023 tarihinde Konya'da park yerinden çıkarken kaldırım kenarında bulunan mantara çarparak hasara uğradığını, hasarın tamir işlemlerinin Ankara'da yapılması için Konya'da tamir görmediğini, daha sonra aynı aracın 06/05/2023 tarihinde yolda çukura düştüğünü, araçta gözle görülen bir hasar olmadığı anlaşılınca aracın tekrar çalıştırılıp hareket ettirildiğini, kısa bir süre sonra aracın sol lastiğinin çıkması üzerine direksiyon hakimiyetinin kaybedildiğini, trafik kazası gerçekleştiğini, aracın tamir için servise bırakıldığını, davalı şirket nezdinde hasar dosyası açıldığını, ancak davalı tarafından hasar bedelinin ödenmediğini, müvekkilinin tamiri gerçekleştiren servise 81.986,84 TL ödediğini belirterek şimdilik 100,00 TL'nin 06/05/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında talebini toplam 75.953,17 TL'ye ıslah etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; alacağın muaccel olmadığını, müvekkilinin sorumluluğunun poliçe limiti kadar olduğunu, kaza tarihinden faiz talep edilemeyeceğini, müvekkilinin faiz sorumluluğunun sınırlı olduğunu, parça ve işçilik iskontosu uygulanması gerektiğini, müvekkilinin kdv'den sorumlu olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, denetime elverişli ve hükme esas alınan bilirkişi raporu ile kdv dahil olmak üzere sigortalı araçta 75.953,17 TL hasar bedelinin oluştuğunun tespit edildiği, davacının dava dilekçesi kapsamında bulunan beyanları uyarınca yapılan hasar bedeli talebinin kasko sigortası poliçesi kapsamında yapıldığı, talep edilen hasar bedelinin ise, iki ayrı kaza aşamasında oluşan hasarları kapsadığının da belirlendiği, davalı sigorta şirketinin dava konusu aracın kasko sigortacısı olduğu, TTK’nun mal sigortasına ilişkin 1429. maddesine göre sözleşmede aksine hüküm olmadıkça sigortacının, sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin, yahut fiillerinden hukuken mesul bulundukları kimselerin kusurlarından doğan hasarların tazminiyle yükümlü olduğu, davaya konu sigorta poliçesinde, sigorta ettirenin kusurunun dikkate alınacağı hususunda herhangi bir şartın mevcut olmadığı, buna göre davalı sigorta şirketinin meydana gelen gerçek zararın tamamından sorumlu tutulması gerektiği, kusur tenzili yapılmaksızın davalı sigorta şirketi açısından temerrütün başvuru tarihinden 45 gün sonra oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 75.953,17 TL'nin 18/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından dava konusu taleplerin sigorta teminatı kapsamında olup olmadığının incelenmediğini, sigorta alanında uzman bilirkişi tarafından araştırma yapılmadığını, dava konusu kazada sigortalının, yükümlülüklerini yerine getirmediğini, kaza yerini terk ettiğini, dava konusu zararların teminat dışında kaldığını, sigortalı araç sürücüsünün zorunlu haller bulunmamasına rağmen kaza yerinden ayrılmış olduğundan, dava konusu taleplerin teminat kapsamında bulunmadığını, davacı yan tarafından 06.05.2023 tarihli olduğu iddia edilen kaza ile ilgili olarak, yolda yapılan araştırmalarda herhangi bir çukura rastlanmadığını, belediye ile yapılan şifahi görüşmelerde ilgili yolda herhangi bir su arıza çalışması veya diğer çalışmaların yapılmadığının anlaşıldığını, dava konusu kazalar ile kaza yerleri arasında uyumsuzluk bulunmakta olup, bu uyumsuzlukların mahkeme tarafından araştırılmadığını, kaza yeri ile ilgili olarak herhangi bir keşif yapılmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Kasko sigorta poliçesi, yargılama aşamasında makine mühendisi bilirkişiden alınan 27/02/2024 tarihli rapor, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'ne yazılan müzekkereye verilen cevap, davacı tarafından birinci ve ikinci hasara ilişkin davalıya yapılan başvuru, davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarname, hasar faturası, ruhsat dosya içerisinde yer almaktadır. Davacı tarafından birinci hasara ilişkin olarak davalıya yapılan bila tarihli başvuruda, 25/03/2023 tarihinde Konya'da park yerinden çıkarken kaldırım kenarındaki mantara aracın sol marşpiyelinin arka kısmını çarpması sonucu marşpiyelde hasar meydana geldiği, hasarın kasko poliçesi kapsamında karşılanması gerektiği bildirilmiştir. Davacı tarafından ikinci hasara ilişkin olarak davalıya yapılan bila tarihli başvuruda, 06/05/2023 tarihinde yolda çukura düştüğünü, araçtan inerek hasar olup olmadığına baktığını, gözle görülür bir hasar görmediğini, tekrar araca binip seyre devam ettiğinde sol ön lastiğin kopması sonucu direksiyon hakimiyetini kaybederek tarla önünde zor duruşa geçebildiğini, bu sırada aracının sol ön hava yastığının açıldığını bildirilmiştir. Davalıya davacı tarafından gönderilen 31/07/2023 tarihli ihtarname ile, birinci ve ikinci hasar anlatıldıktan sonra aracın serviste tamirinin yapıldığı, gerekli ödeme yapılmayınca 81.986,84 TL'nin taraflarınca ödendiği, kasko poliçesi kapsamında bu bedelin fatura tarihinden itibaren ödenmesi gerektiği ihtar olunmuştur. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda, birinci ve ikinci kazada araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu, her iki kaza aşamasında hasarlanan araçta kdv dahil toplam 75.953,17 TL hasar meydana geldiği tespit edilmiştir. Davacı yan kasko sigortalı aracın iki ayrı trafik kazası sonucu hasara uğradığını, zararlardan davalının sorumlu olduğunu, hasar dosyası açıldığı halde davalının ödeme yapmadığını, aracı tamir eden servise hasar bedelinin kendisi tarafından ödendiğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda makine mühendisinden alınan bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle yukarıda özetlenen şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davacının aracının davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alındığı, sigortalı aracın karıştığı iki ayrı trafik kazası sonucu hasara uğradığı, hasar bedellerinin davalı tarafından ödenmediği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, kasko sigortalı aracın karıştığı trafik kazaları sonucu uğradığı hasar miktarı, davacı zararının kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunup bulunmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davalı vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde; 6102 sayılı TTK'nun 1421. maddesinde, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu, anılan yasanın 1409. maddesinde, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığının ispat yükünün sigortacıya ait olduğu düzenlenmiştir. Yukarıda açıklanan dava ve cevap karşısında somut olayda, davalının birinci ve ikinci hasarın teminat kapsamı dışında kaldığına ilişkin bir savunması bulunmadığı gibi, yargılama aşamasında da bu yönde bir itiraz ileri sürmemiştir. Bu durumda yargılama aşamasında ileri sürülmeyen bir hususun istinaf aşamasında ileri sürülemeyeceği gözetilerek davalı vekilinin hasarın teminat kapsamı dışında kaldığına ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Davacı yan işbu davada sigortalı aracının 25/03/2023 ve 06/05/2023 tarihlerinde karıştığı trafik kazaları nedeniyle hasara uğradığını ileri sürerek her iki kazaya ilişkin hasar bedelinin tazmini talep etmiştir. Alınan bilirkişi raporu ile davacının davalıdan talep edebileceği hasar miktarı tespit edilmiştir. Rapor ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu gibi, hasar fotoğrafları, olay yeri fotoğrafları ile dosya içerisinde yer alan diğer bilgi ve belgelerle de uyumlu niteliktedir. Hal böyle olunca, mahkemece ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli olan 5.188,36 TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.297,09 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.891,27 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 30/12/2025 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -