Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/2522 E. , 2024/1145 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/2522 Karar No : 2024/1145 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF VE DİĞER TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı-... VEKİLİ : Av. ... DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ... Banyo ve İnş San. Tic. AŞ VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 23/09/2019 tarihli, E:2014/8759, K:2019/7803 sayılı bozma kararına uyularak verilen ... İdare Mahkeme
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/2522 E. , 2024/1145 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/2522 Karar No : 2024/1145 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF VE DİĞER TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı-... VEKİLİ : Av. ... DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ... Banyo ve İnş San. Tic. AŞ VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 23/09/2019 tarihli, E:2014/8759, K:2019/7803 sayılı bozma kararına uyularak verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: İstanbul İli, Beylikdüzü (eski Büyükçekmece) İlçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz açısından uğranıldığı ileri sürülen 100.000,00-TL maddi, 20.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 120.000,00-TL tazminatın davalı idareden tahsiline karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 23/09/2019 tarihli, E:2014/8759, K:2019/7803 sayılı bozma kararına uyularak verilen temyize konu kararda; dava dosyasının ve mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporun birlikte değerlendirilmesinden, her ne kadar davacının komşuluğunda yer alan taşınmaz açısından imar planına aykırı kullanımın var olduğu ve davalı idare tarafından imar mevzuatı uyarınca yükümlülüklerin yerine getirilmediği açık olsa da bu hususun davacıya ait 6 sayılı parsel üzerinde değer kaybına yol açmadığından davacının zararının oluşmadığı, böylelikle davalı idarenin herhangi bir tazmin yükümlülüğünden söz edilemeyeceği kanaatine varıldığından, davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından; bilirkişi raporunun eksik ve hatalı yorumlama sonucu hazırlandığından hükme esas alınamayacağı, bitişik parseldeki yapının verdiği zarardan ötürü taşınmazın piyasa bedelinin altında satıldığı, taşınmazın satın alınmasından sonra belirtilen sorunlarla karşılaşıldığı, öte yandan konuyu ilgili idarelere şikayet etmesine rağmen denetim yapılarak imara aykırılığın giderilmesi gerektiği halde bunun yapılmadığı, böylelikle maddi ve manevi zarara uğradığından tazminat isteminin reddine ilişkin kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı tarafından; mahkeme kararında idareleri lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğu, bununla birlikte idarelerinin üzerine düşen görevlerini mevzuata uygun şekilde yerine getirdiğinden aksi yöndeki kanaatin doğru olmadığı, mahkeme kararının idareleri lehine takdir edilmeyen vekalet ücreti yönünden bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. SAVUNMALARIN ÖZETİ : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : İdare Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının taşınmazı satın aldığı tarihte komşu taşınmaz üzerinde yer alan yapının ne kadarının var olduğu veya edinme tarihinden sonra ne kadarlık kısmının yapıldığı ve bahçe duvarlarının ne zaman inşa edildiğinin dosyadan anlaşılamadığı ancak 14 sayılı parselin o tarihteki cinsinin BAK binası ve arsası şeklinde olduğundan üzerinde bina bulunma ihtimalinin olduğu şeklinde gerçek bir tespitten uzak, uyuşmazlığın çözümüne katkı sunmayan ve ihtimaller üzerinden çıkarımda bulunulan tespitlerin yer aldığı görülmüştür. Dosyada yer alan ve davacının dava konusu taşınmazı satın aldığı tarihe (02/08/2007) en yakın haliyle ... tarihli, ... sayılı yapı tatil tutanağında; ... ada, ... sayılı parselde yapılan imalata ilişkin bodrum kaba inşaatın tamamlandığı, zemin kat kolon ve perde duvarlarının mevcut olduğu, ruhsat süresi dolmasına rağmen ruhsat temdit işlemlerinin yapılmadığı tespit edilmiştir. Dolayısı ile davacının taşınmazı satın aldığı tarihte komşu taşınmaz üzerinde yer alan yapının ... tarihli, ... sayılı yapı tatil tutanağında yer alan tespitlerden anlaşılacağı üzere tamamlanmadığı ve bahçe duvarlarının da inşa edilmediği anlaşıldığından, davacı tarafından komşu taşınmazda sonrasında tamamlanan ve depo/fabrika binası olarak kullanılan yapının durumunun bilinerek edinilmediği anlaşılmıştır. Bu durumda, yeniden ve farklı bilirkişilerden oluşacak bir bilirkişi heyeti marifetiyle yukarıdaki hususlar dikkate alınarak komşu taşınmazda yer alan yapının (davacı tarafından komşu taşınmazda sonrasında tamamlanan ve depo/fabrika binası olarak kullanılan yapının durumunun bilinerek edinilmediği dikkate alınarak) hangi yönlerden davacının taşınmazı açısından değer kaybına neden olduğunun somut ve teknik açıdan ortaya konularak (imar planına, ruhsata aykırılık mı, kötü koku, görüntü kirliliği, gürültü ...) taşınmazda oluşan zararın tazminine karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığından aksi yöndeki temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Uyuşmazlığa konu taşınmazın davacı tarafından 02/08/2007 tarihinde satın alındığı, taşınmazın komşuluğunda yer alan ... parsel sayılı taşınmaz açısından imar durumuna aykırı şekilde bahçe duvarının mevzuatta öngörülenden yüksek yapıldığı, taşınmazın imar planında konut + ticaret kullanımına ayrılmış olmasına karşın imar planına aykırı şekilde fiilen fabrika binası olarak kullanıldığı, anılan nedenlerle davacının taşınmazının değer kaybettiği ileri sürülmüştür. Bu itibarla davalı idareye uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini istemiyle 21/01/2011 tarihinde yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: T.C Anayasasının 125. maddesinde; idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. Bu anayasal hükme göre, idarelerin, meydana gelen bir zarardan dolayı sorumlu tutulabilmeleri ve tazmin borcuyla yükümlü sayılabilmeleri için öncelikle ortada bir zararın bulunması, bu zararın meşru ve güncel olması, uğranıldığı ileri sürülen zararın idarenin haksız ve hukuka aykırı bir işlem ve eyleminden kaynaklanması, ayrıca zararı doğuran olay ile idare arasında illiyet bağının kurulabilmesi gerekmektedir. 3194 sayılı İmar Kanununun 3. maddesinde; herhangi bir sahanın, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamayacağı, 32. maddesinde de; "Bu Kanun hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerek inşaat derhal durdurulur. Durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır. Bu tebligatın bir nüshasıda muhtara bırakılır. Bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı sahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak, belediyeden veya valilikten mühürün kaldırılmasını ister.Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygunluğu, inceleme sonunda anlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçe kaldırılır ve inşaatın devamına izin verilir. Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idare kurulu kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı sahibinden tahsil edilir." hükmü yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava dosyasının incelenmesinden, uyuşmazlığa konu taşınmazın 02/08/2007 tarihinde davacı tarafından satın alındığı, boş vaziyette olduğu ve konut fonksiyonunda bulunduğu, komşu ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın ise imar planlarında konut + ticaret kullanımına ayrıldığı görülmüştür. Davacı tarafça, komşu taşınmazın imar planlarına aykırı şekilde fabrika binası olarak kullanılması nedeniyle taşınmazının değerinin düştüğü ileri sürülerek maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi talebiyle görülmekte olan dava açılmıştır. Davacıya ait taşınmaza bitişik ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin ilk olarak 19/12/1996 tarihli yapı ruhsatının düzenlendiği, İmar Kanununun 29. maddesi uyarınca 5 yıl içinde inşaat tamamlanmadığından 15/01/2008 tarihinde yenileme ruhsatı verildiği, sonrasında 25/03/2009 tarihinde de yapı kullanma izin belgesinin düzenlendiği, davacı tarafından 21/05/2008, 09/07/2008, 26/09/2008, 14/11/2008, 24/04/2009, 21/01/2011 tarihlerinde davalı idareden, aynı zamanda muhtelif zamanlarda da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığından komşu taşınmazda yer alan imar planına aykırı fabrika kullanımının durdurulması ve aykırılıkların giderilmesinin talep edildiği görülmektedir. Uyuşmazlıkta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca, davacı tarafından yapılan şikayet üzerine 24/07/2008 tarihinde mahallinde yapılan tetkikte, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda davaya müdahil şirkete ait tamamlanmış ve kullanılmakta olan bodrum + zemin + 1 normal kattan oluşan 3 katlı yapının bulunduğu, onaylı mimari projede bodrum katın ortak alan, zemin katın ticaret, 1. normal katın da konut olarak düzenlenmesine karşın, projeye aykırı şekilde normal katın fabrika olarak inşa edildiğinin tespiti üzerine 02/09/2008 tarihinde, davalı ilçe belediyesinden yasal işlemlerin yapılarak aykırılığın giderildiğine dair belgelerin başkanlıklarına bildirilmesi istenilmiş, daha sonra da 22/09/2008 tarihli yazı ile yapı tatil tutanağı tanzim edilerek inşaatın mühürlenmesi ve yasal süre içinde aykırılıkların giderilerek İmar Kanununun 32. ve 42. maddeleri uyarınca işlem yapılmasının ilçe belediyesinden istenildiği, 14/10/2008 tarihinde ilçe belediyesine 3 gün süre verildiği, büyükşehir belediye başkanlığının ısrarlı yazışmalarına karşın ilçe belediyesince sadece yapıdaki aykırılıkların gideriliyor olduğu yönünde cevaplar verildiği anlaşılmıştır. 20/10/2008 tarihinde yine büyükşehir belediyesince yerinde yapılan incelemelerde zemin katın fabrika olarak kullanılmaya devam edildiğinin tespiti üzerine 19/11/2008 tarihinde 5 gün içinde aykırılıkların giderilmesinin istenildiği, 23/09/2009 tekid yazısı gönderildiği ve nihai olarak ilgili kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulduğu anlaşılmaktadır. Adli yargıdaki soruşturma kapsamında ... Asliye Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasına sunulan raporun incelenmesinden, mimari projenin de mevzuata aykırı olduğunun ve taşınmaza ilişkin yapı kullanma izin belgesinde bulunması gereken imzaların bulunmadığının belirtildiği (ayrıca şantiye şefinin imzasının da bulunmadığı görülmektedir), bahçe duvarlarının yüksekliklerinin İstanbul İmar Yönetmeliğinin 8.16. maddesine (ön bahçe duvarlarının 1.00 metreyi, arka ve yan bahçe duvarlarının ise 1.50 metreyi geçemeyeceği düzenlenmekte iken) aykırı şekilde aşıldığının tespit edildiği görülmektedir. Kaldı ki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca 20/12/2011 tarihinde taşınmazda plastik boru imalatı yapıldığı gerekçesiyle mühürleme işlemi yapıldığı, 09/01/2012 tarihinde mührün bozulduğu tespiti ile yeniden mühürleme yapıldığı, aykırılıkların giderilmemiş olmasına karşın görülmekte olan dava kapsamında yapılan keşif tarihinde taşınmazın halen depo olarak kullanıldığının tespit edildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen süreç değerlendirildiğinde, davacının komşuluğunda yer alan taşınmaz açısından imar planına aykırı kullanımın var olduğu ve davalı idarenin imar mevzuatı uyarınca yükümlülüklerini tam olarak yerine getirilmediği ortadadır. Dairemizin 23/09/2019 tarihli, E:2014/8759, K:2019/7803 sayılı bozma kararında, tazminata hükmedilebilmesi için komşu taşınmazdaki yapıya ilişkin olarak ilk olarak 19/12/1996 tarihli yapı ruhsatının düzenlendiği, 5 yıllık sürenin sona erdiği ve davacının taşınmazı edindiği 2007 yılı tarihi itibarıyla uyuşmazlık konusu yapının hangi seviyede olduğu konusunda davalı idare tarafından yapılan bir tespitin dosya kapsamında yer almadığı (davalı idarenin 19/09/2008 ve 28/10/2008 tarihli İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına hitaben yazılarında idarelerince komşu taşınmazdaki yapının %80 seviyesinde tespit yapılarak hakediş ödemesi yapıldığı belirtilmekte ise de, bu oranın tamamen yeni bir yapıya mı, yoksa var olan ve yarım kalan bir yapının inşasına devam edilmesi neticesinde ulaşılan bir seviye olduğu anlaşılamamaktadır), dolayısıyla davacının taşınmazı satın aldığı tarihte komşu taşınmaz üzerinde yer alan yapının ne kadarının var olduğu veya edinme tarihinden sonra ne kadarlık kısmının yapıldığı ve bahçe duvarlarının ne zaman inşa edildiği dosyadan anlaşılamadığından, bu hususların açıklığa kavuşturulmasından sonra davacı tarafından komşu taşınmazın durumunun bilinerek mi edinildiğinin tespit edilmesinin gerektiği belirtilmiştir. Anılan bozma kararında yer alan tespitlerin ortaya konulması amacıyla dava dosyasında yer alan ve mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporda, dosya içeriğinde davacının taşınmazı 02/08/2007 tarihinde satın aldığında ... sayılı parselde bina olup olmadığı hususunda bilgi mevcut olmadığı, ancak ... sayılı parselin o tarihteki cinsinin BAK binası ve arsası şeklinde olduğu, bu durumda ... sayılı parsel üzerinde bina bulunma ihtimalinin olduğu, dava dosyasına davacı ve davalı tarafından sunulmuş gürültü ve kötü koku ölçü değerlerini gösteren bir bilginin mevcut olmadığı, ancak keşif sırasında yapılan incelemelerde, ... sayılı parsel üzerindeki binadaki faaliyet nedeni ile gürültü, kötü koku ve görüntü kirliliği gibi bir durumun gözlenmediği, ... sayılı parsel üzerindeki yapının imar planına aykırılıklar içerdiği, bu aykırılıkların halihazır kullanımı dikkate alındığında ... sayılı parselin değerine olumsuz etki edecek nitelik taşımadığından dava konusu ... ada, ... sayılı parselde yapılan imalat sebebi ile davacıya ait bitişik parselde bir değer kaybı olmayacağı tespitlerine yer verilmiştir. İdare Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının taşınmazı satın aldığı tarihte komşu taşınmaz üzerinde yer alan yapının ne kadarının var olduğu veya edinme tarihinden sonra ne kadarlık kısmının yapıldığı ve bahçe duvarlarının ne zaman inşa edildiğinin dosyadan anlaşılamadığı ancak ... sayılı parselin o tarihteki cinsinin BAK binası ve arsası şeklinde olduğundan üzerinde bina bulunma ihtimalinin olduğu şeklinde gerçek bir tespitten uzak, uyuşmazlığın çözümüne katkı sunmayan ve ihtimaller üzerinden çıkarımda bulunulan tespitlerin yer aldığı görülmüştür. Öte yandan bu konudaki uyuşmazlığın çözümü noktasında dosyada yer alan ve davacının dava konusu taşınmazı satın aldığı tarihe (02/08/2007) en yakın haliyle ... tarihli, ... sayılı yapı tatil tutanağında; ... ada, ... sayılı parselde yapılan imalata ilişkin bodrum kaba inşaatın tamamlandığı, zemin kat kolon ve perde duvarlarının mevcut olduğu, ruhsat süresi dolmasına rağmen ruhsat temdit işlemlerinin yapılmadığı tespit edilmiştir. Dolayısı ile davacının taşınmazı satın aldığı tarihte komşu taşınmaz üzerinde yer alan yapının ... tarihli, ... sayılı yapı tatil tutanağında yer alan tespitlerden anlaşılacağı üzere tamamlanmadığı ve bahçe duvarlarının da inşa edilmediği anlaşıldığından, davacı tarafından taşınmazının edinildiği tarihte komşu taşınmazda sonrasında tamamlanan ve depo/fabrika binası olarak kullanılan yapının durumunun bilinmediği anlaşılmıştır. Bu durumda, yeniden ve konusunda uzman farklı bilirkişilerden oluşacak yeni bir bilirkişi heyeti marifetiyle yukarıdaki hususlar dikkate alınarak komşu taşınmazda yer alan yapının (davacı tarafından kendi taşınmazını edinme tarihinde depo/fabrika binası olarak kullanılan yapının durumunun bilinmediği dikkate alınarak) hangi yönlerden davacının taşınmazı açısından değer kaybına neden olduğunun somut ve teknik açıdan ortaya konulması (imar planına, ruhsata aykırılık mı, kötü koku, görüntü kirliliği, gürültü ...) gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Yukarıda yer verilen hususların açıklığa kavuşturulması neticesinde İdare Mahkemesince davada tazminata hükmedilmesi gerektiği sonucuna ulaşılması halinde, taşınmazın davanın açıldığı tarih itibarıyla güncel rayiç bedelinin tespit edilmesi, sonrasında değer kaybına neden olan kalemlerin tek tek somut olarak belirtilmesi suretiyle taşınmazda meydana gelen değer kaybı sonucundaki m² birim fiyatının belirlenerek aradaki farkın tespit edilmesi suretiyle tazminata hükmedilmesi gerektiğinden, temyize konu kararda dayanılan bilirkişi raporundaki yetersiz tespitlerden hareketle tazminat isteminin reddine hükmedilmesinde isabet görülmemiştir. Öte yandan manevi tazminat istemi açısından da, davacı tarafından komşu taşınmazda sonrasında tamamlanan ve depo/fabrika binası olarak kullanılan yapının durumunun bilinerek edinilmediği dikkate alınarak davacının duyduğu elem ve ızdırabın kısmen ve imkan nisbetinde makul olarak tazminine karar verilmesi gerekmektedir. Diğer yandan, davalı idare vekili tarafından İdare Mahkemesi kararının vekalet ücreti yönünden temyiz edildiği görülmekteyse de, İdare Mahkemesince yapılacak yargılama sonunda yargılama giderleri ve vekalet ücretinin yeniden incelenip karara bağlanacağı da tabiidir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan temyiz istemlerinin kabulüne, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 22/02/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.