7. Hukuk Dairesi 2024/2232 E. , 2024/3311 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/329 E., 2023/813 K. DAVA TARİHİ : 30.06.2015 KARAR : Davanın reddi Taraflar arasında görülen intifa sözleşmesinin iptalinden kaynaklı tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar
**7. Hukuk Dairesi 2024/2232 E. , 2024/3311 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/329 E., 2023/813 K. DAVA TARİHİ : 30.06.2015 KARAR : Davanın reddi Taraflar arasında görülen intifa sözleşmesinin iptalinden kaynaklı tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; ... Belediye Başkanlığının yaptığı imar düzenlenmesi sonucunda 45635 ada 1 No.lu parselin DOP olarak cami alanı kullanımına ayrıldığını, belediye meclisi tarafından belediye encümeninin adı geçen parselde kullanım amacına aykırı olmamak şartı ile intifa hakkı tesisi ve diğer tüm işlemler için yetki verildiğini, dava konusu taşınmazda 49 yıllığına 179.880,00 TL bedel karşılığında davacı vakıf lehine 11.04.1996 tarihinde intifa hakkı kurulmasına dair protokol imzalandığını, 02.12.1996 tarihinde tapuya tescil edildiğini, ancak belediye meclisinin düzenleme ortaklık payı olarak ayrılan yerlerin özel mülkiyete konu edilemeyeceği dolasıyla vakıf lehine intifa hakkı tesis edilmeyeceği yazısına istinaden intifa hakkının terkin edildiğini, 19.10.1996 tarihinde ödenen 104.930,00 TL bedelin şimdilik 15.000,00 TL'si ve cami inşaatı ve projeler için yapılan masrafın şimdilik 15.000,00 TL'sinin tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, idari yargının görevli olduğunu, ayrıca zamanaşımı süresinin geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 16.02.2016 tarihli ve 2015/190 Esas, 2016/28 Karar sayılı kararıyla; idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 16.02.2016 tarihli ve 2015/190 Esas, 2016/28 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 10.06.2019 tarih ve 2016/13619 Esas, 2019/5062 Karar sayılı ilamında; eldeki davada 49 yıllığına bağımsız ve sürekli nitelikte tescil edilen intifa hakkının terkini nedeniyle uğranılan zararların tazmini istemine ilişkin olup, bu istemin incelenmesinde adli yargının görevli olduğu, kabule göre de; davacı vakfın tüzel kişiliğinin devam edip etmediği, davacı vakfın, intifa hakkı sözleşmesinde taraf olan vakfın devamı niteliğinde olup olmadığının aktif husumet ehliyeti bakımından Vakıflar Genel Müdürlüğünden sorularak araştırılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği belirtilerek karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davanın 10 yıllık zamanaşımı süresinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; vakfın kapatma davası ve yeniden kurulma süreçleri boyunca zaman aşımının işlemeyeceğinin gözetilmediğini, ayrıca kapatıldığı süreçlerde dava açmasının beklenilemeyecği, sözleşmenin tek taraflı feshinin hukuka uygun olmayıp geçersiz olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, intifa sözleşmesinin iptalinden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 4721 sayılı Kanun'un 794 vd. maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Dava, 49 yıllığına bağımsız ve sürekli nitelikte tescil edilen intifa hakkının terkini nedeniyle uğranılan zararların tazmini istemine ilişkin olup, Mahkemece davanın zamanaşımı süresi içinde açılmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. 2. Türk Medeni Kanunu'nun 794 üncü maddesindeki tanıma göre intifa hakkı taşınır ve taşınmaz haklar ile bir mal varlığı üzerinde tesisi mümkün olan ve hak sahibine konusu olan şeyden yararlanma hakkı veren bir irtifak türüdür. 3. Taşınmaz mallar üzerindeki intifa hakkı, resmi senedin düzenlenerek tapuya tescili ile, taşınırlar üzerinde ise taşınır eşya zilyetliğinin intifa hakkı sahibine geçirilmesiyle kurulur. Alacaklar üzerinde intifa hakkı, hakkın temliki, kıymetli evrakın teslimi suretiyle tesis edilir (TMK.m.795). 4. İntifa hakkı; bir süreyle sınırlı olarak kurulmuşsa sürenin dolması veya bu süreden önce intifa hakkı sahibinin hakkından vazgeçmesi, intifa hakkı sahibinin ölümü yada tüzelkişi ise tüzelkişiliğin sona ermesi, konusu olan şeyin bütünüyle harap olması sebebiyle artık ondan yararlanma olanağının kalmaması durumlarında sona erer (TMK.m.796). 5. Kanuni intifa hakları hariç (TMK.m.495 vd.) intifa hakkının tesisi daima bir sözleşmeye dayanır. Taraflarına hak ve borçlar yükleyen bu sözleşmeyle intifa hakkı sahibi ile malik hakkın konusu olan şeydeki yararlanmanın nasıl sürdürüleceğini kararlaştırılabilir. Şayet, intifa hakkının devamı malike yüklediği külfete göre çok az yarar sağlar hale gelmişse, malik bozulan yararlar dengesini ileri sürerek hakimden sözleşmeye müdahale edilmesini, intifa bedelinin artırılmasını ve hatta kendisi için çekilmez hale gelmişse bu hakkın terkinini isteyebilir. Böylesine durumlarda intifa hakkı sahibinin bu hakkı kullanmakta direnmesi hakkın kötüye kullanılması sayılacağından korunamaz. Her ne kadar intifa hakkının sona erme sebeplerini sayan Türk Medeni Kanunu'nun 796 vd. maddelerinde eşyaya bağlı irtifak haklarında olduğu gibi şahsi bir irtifak hakkı olan intifa hakkının sona erdirilmesini malikin talep edebileceğine ilişkin (TMK.m.785) bir hüküm yoksa da burada Türk Medeni Kanunu'nun 785 inci maddesinin kıyasen uygulanması gerekir. Doktirindeki hakim görüş de bu doğrultudadır (Bkz.Prof. Dr.... Hukuku ... 2004. shf.463). 6. Bütün bu açıklamalardan sonra somut olayın yukardan beri ortaya konan hukuki saptamalar doğrultusunda değerlendirilmesi gerekmektedir. 7. Somut olayda; intifa hakkı 02.12.1996 tarihinde tapuya tescil edilmiş, intifa bedeli olarak ise 179.880,00 TL kararlaştırılmış, bu bedelin ise 104.930,00 TL'si ödenmiştir. Sözleşmeye göre intifa süresi 49 yıldır. 8. Burada öncelikle belirtmek gerekir ki; tarafların özgür iradeleri ile yaptıkları sözleşmelere uymaları sözleşme hukukunun sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) kuralının bir sonucudur. Kural olarak da sözleşme hükümlerine sözleşmenin yapıldığı andaki gibi aynen uyulması gerekir. Çünkü tarafların sözleşmenin yapıldığı tarihte çıkarlarını gözettikleri, sözleşme hükümlerini bu çıkarlarını dikkate alarak yaptıkları kabul edilir. 9. Az yukarıda sözü edildiği üzere Sözleşme Hukukunda egemen olan sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) kuralı uyarınca intifa süresi taraflarca başlangıçta özgür iradeleri ile kararlaştırıldığından, taşınmaz maliki Türk Medeni Kanunu'nun 796 ncı maddesinde sayılan intifa hakkının terkini nedenleri ortaya çıkmadan intifa süresinden önce intifa hakkının terkinini isteyemez. 10. O halde, davalı tarafın, sözleşmeyi tek taraflı fesih ile tapudan terkini işlemlerinin 4721 sayılı Kanun'un 796 ncı maddesindeki nedenlerle ilgili olup olmadığı değerlendirilerek, geçerli bir fesih olup olmadığı tespit edilmelidir. Aksi halde tek taraflı fesih işleminin ivazlı sözleşmelerde geçerli olmayacağı dikkate alınmalıdır. Bunun yanında, davacının terkin işleminden haberdar edildiğine ilişkin de dosyada herhangi bir evraka rastlanılamamıştır. Açıklanan sebeplerle tek taraflı beyan ile tapudan terkini yapılan intifa hakkından kaynaklı alacak istemleri için geçerli fesih ile yapılıp yapılmadığı belirlenmeyen terkin tarihi esas alınarak bu tarihten itibaren zamanaşımı süresinin hesaplanmaya başlanılması doğru görülmemiştir. Davanın esastan incelenerek bir karara bağlanması gerekirken yazılı şekilde ret kararı verilmesi isabetsizdir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.