4. Hukuk Dairesi 2021/26222 E. , 2024/13148 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1099 Esas 2021/1532 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 27. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/375 Esas 2020/121 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmiş; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.12.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gün…
**4. Hukuk Dairesi 2021/26222 E. , 2024/13148 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1099 Esas 2021/1532 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 27. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/375 Esas 2020/121 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmiş; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.12.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte gelen davacı vekili Avukat .... geldi, davalı adına gelen olmadı. Davacı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 17.12.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; İstanbul 3. Havalimanı'nın yapım ihalesini 03.05.2013 tarihinde müvekkili şirketin de dahil olduğu CMLKK ortak girişiminin kazandığını, bu kapsamda müvekkili şirketin 25 yıl süre ile İstanbul 3. Havalimanı'nı kurmak ve işletmek ile görevli olduğunu, İstanbul Milletvekili ve CHP Genel Başkan Yardımcısı olan davalı tarafından 25.09.2018 tarihinde bu havalimanı ile ilgili yapılan açıklamaların ve 28.09.2018 tarihinde Twitter'dan yapılan paylaşımın gerçek dışı olduğunu, bu iddiaların müvekkili şirket ile bu projede yer alan tüm kurum ve kişileri kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırmayı amaçladığını, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından bu konuda yapılan resmi açıklama ile iddiaların gerçeği yansıtmadığının tespit edildiğini, müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını belirterek 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi için davalının kınanması ve bu kınama kararının yayınlanması talep edilmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirket bir tüzel kişilik olduğundan manevi tazminat talebinde bulunamayacağını, müvekkili tarafından dile getirilen tüm hususların Sayıştay raporları ile de sabit olduğunu, muhalefet partisi milletvekili olan müvekkili tarafından kamuoyunun bilgilendirilmesinin bir hak ve sorumluluk olduğunu, kabul anlamına gelmemekle beraber talep edilen manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafından kendileri dışında gelişen farklı gerekçelerle havalimanının yapımı için yer tesliminin geç yapıldığının ifade edildiği, sadece bu kalemle oluşan kamu zararının oldukça yüksek olduğu dikkate alındığında diğer kalemlerin araştırılmasına gerek görülmediği; kamu zararının doğmasında idarenin yatırım ve ihale kararı verirken gerekçe olarak bildirilen bu aksaklıkları önceden hesap ederek, kamu zararına yol açmaması gerektiği, bir siyasetçi olan davalının bunu dile getirmesinin ifade özgürlüğü yanında görev ve sorumluluğu olduğu, eleştiri sınırlarının aşılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının milletvekili, davacı şirketin ise İstanbul 3. Havalimanı ihalesini alan ortak iş grubundaki şirketlerden birisi olduğu; davalının 25.09.2018 tarihinde TBMM’de yaptığı basın açıklamasında, İstanbul 3. Havalimanı'nın yapımına ilişkin görüş ve değerlendirmelerde bulunduğu, havalimanının ihalesi gerçekleştikten sonra yer tesliminin ihaleyi alan ortaklığa yaklaşık iki yıl sonra yapılması, havalimanının inşa edileceği alanda yapılacak dolgunun kot yüksekliğinin ihalede belirtilenden daha az olacağının ortaya çıkması ve Sayıştay denetim raporundaki tespitler gibi somut olgulara dayalı olarak İstanbul Havalimanı ihalesinde kamunun zarara uğrayacağına dair beyanlarda bulunduğu, davalının açıklamalarının dayanaksız değer yargılarından ibaret olmayıp olgusal temellere dayalı olduğu, davalının hedefinin doğrudan davacı şirketin kişiliği olmadığı, ihaleyi yürüten devletin ihmal veya kusurlu davranışları nedeniyle kamunun zarara uğrayacağı yönünde iddia, eleştiri ve uyarılarda bulunduğu, idarenin ve davacı şirketin bu iddialara cevap verme imkanlarına sahip olduğu, nitekim Ulaştırma Bakanlığı tarafından iddialara yönelik ayrıntılı bir açıklama yapıldığı, davalının milletvekili olduğu gözetildiğinde kamu yararı olan bir hususta araştırma yapmak ve vardığı sonuçları toplumla paylaşmak gibi bir sorumluluğunun da bulunduğu, kaldı ki davacı şirketin kamuyu ilgilendiren bir ihalenin tarafı olması nedeniyle işin yapımına ilişkin eleştirilere de açık olması gerektiği, basın açıklaması ve dava konusu tweette eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığı, bu itibarla davacı lehine manevi tazminat ödetilmesi ve kınama kararının koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; basın ve ifade özgürlüğünün sınırsız olmadığını, davalının iddialarının doğru olmadığını, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından bu konuda yapılan resmi açıklama ile iddiaların gerçeği yansıtmadığının tespit edildiğini, kamuyu bilgilendirme amacının aşıldığını, müvekkili şirketin saygınlığının ve itibarının zarar gördüğünü, davalının açıklamalarının dava konusu projeyi karalamak amacıyla yapıldığını, özle biçim arasındaki dengenin bozulduğunu, müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalının 25.09.2018 tarihli basın açıklaması ve 28.09.2018 tarihinde paylaşmış olduğu tweette kullanılan söz ve ifadeler nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat, davalının kınanması ve kınama kararının yayınlanması talebine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; dava konusu basın açıklaması ve tweette, muhalefet partisi milletvekili olan davalı tarafından İstanbul 3. Havalimanı yapımına ilişkin görüş ve değerlendirmelerde bulunulduğu, Sayıştay raporlarında da yer alan yer tesliminin geç yapılması, kotun düşürülmesi gibi sebeplerle kamunun zarara uğrayabileceğine dair kaygı ve düşüncelerin dile getirildiği, dava konusu basın açıklaması ve tweet güncel olup kamuoyunu yakından ilgilendirdiği, kamu yararı bulunan bir konu ile ilgili muhalefet partisi milletvekili tarafından bu değerlendirmelerin yapılmasının davalı yönünden hak ve görev olduğu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22 Nisan 2013 tarihli ve 48876/08 başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğinin...” ifade edildiği, tüm bu açıklamalar ışığında dava konusu basın açıklaması ve tweette geçen söz ve ifadelerin, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağı, davacı şirketin kamuyu ilgilendiren bir ihalenin tarafı olması nedeniyle işin yapımına ilişkin eleştirilere de açık olması gerektiğinin anlaşılmasına göre temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Duruşmada vekille temsil olunmayan davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.