8. Hukuk Dairesi 2012/10615 E. , 2013/4556 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tescil ... ile ... ve ... aralarındaki tescil davasının kabulüne dair ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 05.07.2012 gün ve 605/207 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı dava dilekçesinde, mevki ve sınırları belirtilen bir parça taşınmazın 30 yıldan beri zilyetliği altın…
**8. Hukuk Dairesi 2012/10615 E. , 2013/4556 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tescil ... ile ... ve ... aralarındaki tescil davasının kabulüne dair ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 05.07.2012 gün ve 605/207 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı dava dilekçesinde, mevki ve sınırları belirtilen bir parça taşınmazın 30 yıldan beri zilyetliği altında bulunduğunu açıklayarak, adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili 21.12.2010 tarihli cevap dilekçesinde, taşınmazın dere yatağı vasfında olup zilyetlikle edinilmesi mümkün yerlerden olmadığından ve davalı ... vekili ise, taşınmazın dere kenarında olup, sel tehlikesi altında bulunduğundan ayrı ayrı davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. Mahkemece, davacı lehine zilyetlikle kazanma koşulları oluştuğundan davanın kabulü ile 16.06.2011 tarihli teknik bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen 2.558 m2'nin davacı adına tesciline karar verilmesi üzerine, hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak TMK'nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddesi gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davacı lehine zilyetlikle kazanma koşulları oluştuğundan davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Dava konusu taşınmaz dosya içinde bulunan komşu tutanaklara göre 1976 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında dere yatağı vasfıyla tescil harici bırakılmıştır. Kural olarak, dere yatakları Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdendir. Aktif dere yatakları ile derenin etki alanında kalan yerlerin kazanılması mümkün bulunmamaktadır. Ancak, aktif dere yatağında ve etki alanında kalmayan bir yer, koşulları mevcut olduğu takdirde, niteliğine göre zilyetlik ve imar-ihya yoluyla kazanılabilir. Mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar kadastro çalışmalarında tespit harici bırakılan taşınmazın boşluk vasfında iken davacı tarafından temizlenip ev ve ahır yapılarak kullanılmaya başlandığını bildirmiş ise de, taşınmazın ne şekilde ve hangi tarihler arasında imar ihya edildiği, imar ihyanın tamamlanıp tarımsal amaçlı ekonomik amacına uygun zilyetliğin hangi tarihte başladığı açıklığa kavuşturulmamış, uyuşmazlığın çözümünde hava fotoğraflarından yararlanılmamıştır. Bir arazinin kullanım süresi ve niteliğini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Bu hava fotoğraflarının kadastro tespitinden sonraki, dava tarihinden önceki yıllara ait en az iki ayrı zamana ilişkin olması gerekir. Bu konuda sağlıklı bir yargıya ulaşmak için dava tarihinden geriye doğru 20 – 30 yıl öncesine ait ( 1980-1990 yılları arası) en az iki farklı tarihe ait stereoskopik hava fotoğraflarının dosyada yer almış olmalıdır.