6. Hukuk Dairesi 2011/3884 E. , 2011/8255 K. MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davalı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, dava …
**6. Hukuk Dairesi 2011/3884 E. , 2011/8255 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davalı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde, davacının paydaşı olduğu 102 parsel numaralı taşınmazda pay sahibi olan...’in 20030/112640 payını davalı ...'a sattığını, satış yapılırken kendisine haber verilmediğini, belirterek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini istemiştir. Davalı vekili, taşınmazda fiili taksim yapıldığını, şufa hakkının kullanılamayacağını, belirterek davanın reddini savunmuş tanık beyanın da dayanmıştır. Mahkemece, davaya konu taşınmazın keşfen belirlenen değerine göre davanın görev yönünden reddi ile görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar verilmiş, hükmün temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 11.03.2010 tarih ve 2009/9711-2698 esas ve karar sayılı kararı ile, mahkemenin görevinin tapuda gösterilen satış bedeli ile harç ve masraflar toplamına göre belirleneceğinden, keşif yapılarak bilirkişi raporu ile belirlenen değer esas alınmak sureti ile görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmediğinden, hüküm bozularak dosya mahkemesine iade edilmiş, mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Anayasanın 141/3 maddesi uyarınca mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması zorunludur. HUMK.nun 388/3 maddesi mahkeme kararlarında iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, ihtilaflı konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması, ret ve üstün tutma sebepleri sabit görülen vakıalarda bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin bulunması gerektiğini hükme bağlamıştır. Bir mahkeme kararının gerekçesi, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün bulunması, zorunludur. İncelenen kararın yukarıda açıklanan nitelikte bir yasal gerekçeyi içermediği çok açıktır. Mahkemece, değinilen bu yön gözardı edilerek gerekçesiz bir şekilde ve usulün 388/3 maddesine aykırı olarak yazılı biçimde hüküm kurmuş olması doğru görülmediği gibi davalının fiili taksim savunmasına ilişkin delil listesinde göstermiş olduğu tanıklar... ve ...’ın dinlenmeksizin karar verilmesi ve davacı tarafça depo edilen satış bedeli hususunda da bir karar verilmemiş olması da doğru değildir. Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 18.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.