T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1492 Esas KARAR NO : 2025/1551 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi ARA KARAR TARİHİ: 01/07/2025 NUMARASI : 2025/583 Esas DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 20/11/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1492 Esas KARAR NO : 2025/1551 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi ARA KARAR TARİHİ: 01/07/2025 NUMARASI : 2025/583 Esas DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 20/11/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin İstanbul Bağcılar ilçesinde "... Hotel" ticari markasıyla otel ve turizm işi yaptığını, davalı şirketin ise cari hesap ile çalışılan bir turizm seyahat firması olduğunu, aralarında yıllara sari cari hesap ilişkisi ve ticari alım-satım mevcut olduğunu, 31.12.2024 tarihi itibariyle müvekkilinin davalı şirketten 440.637,95 TL alacağının bulunduğunu, alacağının mutabakat mektubu ile taraflar arasında teyit edildiğini, davalı şirketin müvekkillerinin tüm ısrarlı taleplerine rağmen borcunu ödemediğini, İstanbul Anadolu 17. İcra Dairesi ... E sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının ödeme emrine itiraz ederek takibin durduğunu, edinilen bilgilere göre davalının piyasaya yüklü borçlarının bulunduğu ve kasten borcunu ödemeyerek mal kaçırma girişiminde bulunduğunun tespit edildiğini, alacağın rehinle teminat alınmadığından icra takibinin akamete uğraması ihtimalinin bulunduğunu, İcra ve İflas Kanunu m.257 uyarınca alacaklının alacağı rehinle temin edilmemişse ve borçlunun borcunu zamanında ödememesi ve mal kaçırma tehlikesi mevcutsa ihtiyati haciz talebinde bulunulabileceğini, eldeki somut olguların, borçlunun borcunu ödemeyeceğini ve alacağı tahsilin güçleşeceğini açıkça ortaya koyduğunu belirterek borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacaklarına İİK 257 uyarınca ihtiyati haciz konulmasına, davalının icra takibine yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın % 20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin 01/07/2025 tarihli ara kararı ile; İhtiyati haczin, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulması olup, hukuki niteliğinin gerek doktrin, gerekse uygulamada tartışma konusu olduğu, bu bağlamda Yargıtay içtihatlarında ihtiyati haczin geçici bir haciz, dava veya icra takiplerine takaddüm eden emniyet tedbiri olduğu icra takip işlemi olmadığının belirtildiği, buna karşın doktrinde ise muhafaza ve emniyet tedbiri, ihtiyati tedbirin özel bir nevi, koruma tedbiri, teminat tedbiri olarak tanımlandığı, bu tanımlamalara göre ihtiyati haczin olağan haciz yolları dışında bir haciz yolu olduğu, bu anlamda her vadesi gelen alacak ya da ilamla hükmedilmiş alacağın doğrudan ihtiyati haciz kararına konu olamayacağı, istekte bulunanın yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde alacağın varlığı ile borçlunun mal varlığına önceden el konulmasını gerektiren nedenlere ilişkin ikna edici nitelikte ihtiyati haciz sebeplerini bildirmesinin ve bu konudaki delil ve belgelerini istemine ekli olarak sunmasının İİK'nun 258 (1) maddesi ikinci cümlesi uyarınca zorunlu bulunduğu, sunulan belgeler tetkik edildiğinde talebin yargılamayı gerektirdiği ve muhatap olan açısından ortaya çıkacak sonuçların ağır ve telafi edilmesi güç sonuçlara yol açtığı dikkate alınarak ve ihtiyati haciz talep edilen belge asıllarının dosyaya da sunulmadığı gerekçesi ile talebin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Ara Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; Müvekkili tarafından açılan işbu davada, davalı şirketten olan ve ticari satımdan doğan alacağın tahsilinin güvence altına alınabilmesi amacıyla İcra ve İflas Kanunu m. 257 uyarınca ihtiyati haciz talep edildiği, ancak mahkemece ihtiyati haciz sebep ve delillerinin yeterince sunulmadığı ve talebin yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle talebin reddedildiğini, ancak kararın hukuka aykırı olduğunu, yaklaşık ispat kuralının yerine getirildiğini, taraflar arasında düzenlenen ticari faturalar, davalı tarafından imzalanan bağımsız denetim mutabakat belgesi, ticari defter ve muhasebe kayıtlarının sunulduğunu, tüm bu belgeler birlikte değerlendirildiğinde yaklaşık ispat yükümlülüğünün fazlasıyla yerine getirildiğini, borcun kesin olduğunu ve davalının mal kaçırma tehlikesi bulunduğunu, müvekkili şirketin elinde bulunan bağımsız denetim mutabakat belgesi ile borcun açıkça kabul edildiğini, ayrıca, davalının son dönemde mal varlığını devretme ve üçüncü şahıslara aktarma yönünde girişimlerde bulunduğu yönünde ciddi emarelerin bulunduğunu, bu hususun da İİK m.257 kapsamında ihtiyati haczin koşullarını sağladığını, taleplerinin, borcun aleni şekilde sabit oluşu nedeniyle teminatsız olarak veya gösterilecek teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesi yönünde olduğunu, Mahkemenin yalnızca şekli gerekçelerle talebi tümden reddettiğini, esasa girmediğini, bunun da telafisi güç zararlara yol açtığını belirterek ilk derece Mahkemesinin 01/07/2025 tarihli ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin ara kararının kaldırılarak müvekkili lehine ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Mahkemece şartları oluşmadığından bahisle ihtiyati haciz talebinin reddine yönelik tesis edilen karar ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiği yönünden istinaf edilmiştir.İstinaf incelemesine konu uyuşmazlık İİK'nun 257. maddesinde düzenlenen ihtiyati haciz şartlarının mevcut olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.İhtiyati haciz İİK'nun 257 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. 257. madde uyarınca, ihtiyati haczin vadesi gelmiş bir para borcu için istenebileceği, vadesi gelmemiş borçtan dolayı ihtiyati haciz istenebilmesi için borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlanması, yahut kaçmış olması veya bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması gereklidir. İİK'nun 258. maddesinin 2. cümlesinde "Alacaklı alacağı ve icabında ihtiyati haciz sebepleri (m.257) hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecburdur." denilmektedir. Kanun, senetlerden değil, delillerden bahsetmektedir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için bir kimsenin aleyhine delil olmak üzere vücuda getirdiği bir belgenin varlığı şart değildir. İhtiyati haciz kararı verilirken dikkat edilmesi gereken hususun alacağın yazılı delille ispatı değil, alacağın varlığı konusunda hakime kanaat verecek delillerin sunulmasıdır. Hakim, taraflar arasındaki ilişkiye, alacağı doğuran sebebin şekline ve niteliğine göre ibraz edilen delilleri değerlendirerek alacağın varlığı hakkında bir kanaata vardığı takdirde İİK'daki diğer şartlar mevcutsa ihtiyati haciz talebini kabul edecektir. Alacağın varlığına kanaat getirilmesi yaklaşık ispattır. Bununla birlikte hukuki bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir.Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç, davaya ilişkin bir yargılamadan farklı olarak maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip uyuşmazlığı sona erdirmek değildir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için "alacağın yargılamayı gerektirmesi" şeklinde bir koşul kanunda öngörülmemiştir.Somut olayda, açık hesap ilişkisi sebebiyle alacaklı olduğunu ileri süren talep eden tarafça dosyaya sunulan 07/02/2025 tarihli "Bağımsız Denetim Mutabakat Mektubu" başlıklı belgede, 14.02.2025 tarihi itibariyle cari hesabın 440.637,95 TL olduğu konusunda mutabık kalındığı belirtilmiş olup davalı tarafın şirket kaşesi üzerinde imzasının bulunduğu görülmüştür. Buna göre Mahkemeye kanaat getirecek delillerin sunulduğu ve yaklaşık ispat koşulunun sağlandığı sabit olmasına karşın bunun aksine olarak Mahkemece şartları oluşmadığından bahisle ihtiyati haciz talebinin reddine yönelik tesis edilen karar isabetli olmamıştır.Açıklanan nedenlerle, ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nun 353/1-b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesinin talebin reddine yönelik kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında 440.637,95 TL yönünden ihtiyati haciz talebinin %15 teminat karşılığında kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/583 Esas sayılı derdest dava dosyasında verilen 01/07/2025 tarihli ara kararın KALDIRILMASINA, 2-a)Davacının ihtiyati haciz talebinin KABULÜNE, b)İcra ve İflas Kanununun 258. maddesi uyarınca, ihtiyati haciz isteyen alacaklının hacizde haksız çıktığı takdirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayabilecekleri muhtemel zarar ve ziyanlarını karşılamak üzere alacağın %15'i oranında nakit veya kesin ve süresiz banka teminat mektubu ibraz olunduğunda davalının menkul, gayrimenkul ve üçüncü şahıslarda olan hak ve alacaklarının 440.637,95 TL ile sınırlı olmak kaydıyla İcra ve İflas Kanununun 257. maddesi gereğince İHTİYATEN HACZİNE, c)İhtiyati haciz kararının, teminatın ilk derece mahkemesine ibrazından sonra İcra ve İflas Kanununun 261. maddesi gereğince İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden infazına ve kararın infaz edilmek üzere ihtiyati haciz isteyene verilmesine, 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin mahkemece verilecek esasa dair kararda değerlendirilmesine, 5-Dosyanın gerekli işlemlerin yerine getirilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı Kanunun 362/1-f bendi ve İİK'nun 258/son fıkrası gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.20/11/2025