11. Hukuk Dairesi 2023/4173 E. , 2024/6165 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1431 Esas, 2023/536 Karar HÜKÜM : Kararın kaldırılması İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/257 E., 2021/80 K. Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekil
**11. Hukuk Dairesi 2023/4173 E. , 2024/6165 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1431 Esas, 2023/536 Karar HÜKÜM : Kararın kaldırılması İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/257 E., 2021/80 K. Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde tescilli "Döngü Sehpa" bir showroomda görüldüğünü, taklit edilip üretilerek çoğaltıldığını, davalılarca Raffless Otelde ürünlerin kullanıldığını, sergilendiğini, pazarlandığını, davalıların satışlarını artırmak için taklit ürünlerini kullanarak haksız kazanç sağladığını belirterek davalıların eylemlerinin haksız rekabet ve müvekkilinin tescilli tasarımına tecavüz ettiğinin tespitini, önlenmesini, ortadan kaldırılmasını, tecavüz nedeni ile davalıların haksız olarak elde ettiği kazancın tespiti ile şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 22.04.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 100.000,00 TL olarak ıslah etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin önemli bir sanatkar olduğunu, Rafless Otelde yer alan dava konusu tasarımın müvekkilinin bilgi ve becerisinden yararlanmak için iletişime geçen diğer davalılarca talep edilmesi üzerine özel boyutlarda üretildiğini ve müvekkilinin iş ilişkisinin bu şekilde olduğunu, davacı tasarımında Raffles Otelde sergilenen özel üretim tasarıma ait detayların bulunmadığını, davaya konu tasarımın tescil tarihi olan 2010 yılından evvel piyasaya sürülüp kullanıldığını, davacı ile müvekkilinin birbirlerini 1997 yılından beri tanıdıklarını, 2000-2005 yılları arasında iş ortaklıklarının olduğunu, ortaklıklarının bitmesinden sonra müvekkiline ait kalıpların davacı tarafından kullanılarak haksız kazanç sağlandığını, asıl tasarımları taklit edilenin müvekkili olduğunu, söz konusu tasarımın yenilik vasfını taşımadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının tasarımının TÜRKPATENT ekranından iptal durumunda olduğu, tescil kaydının yenilenmediği, davacının döngü sehpa ürününün 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunun 4 üncü maddesi çerçevesinde güzel sanat eseri olduğu, zira bir güzel sanat eseri için aranan sahibinin hususiyetini taşıması ve estetik bir değere sahip olması özelliklerine sahip olduğu, bu nedenle anılan Kanunun 68 inci maddesi gereğince korunması gerektiği, davacının daha önce tescili olan tasarımı yenilememe iradesi gösterdiğinden haksız rekabetin varlığından söz edilemeyeceği kanaatine varıldığı davacı şirketin tüzel kişi olması itibarıyla eser sahibi olarak değerlendirilemeyeceği ancak davacının yürüttüğü iş faaliyeti/ticari faaliyet kapsamında bu eser üzerindeki mali hakları haiz olduğu bu sebeple anılan Kanun hükümlerine göre himaye göreceği, anılan Kanunun 68 inci madde hükmünün esere yönelik tecavüz fiili gerçekleştirilen eser/mali hak sahibine üç kata kadar tazminat talep edebilme imkânı tanıdığı, anılan Kanunu 21 ve 22 nci maddelerinde sayılan çoğaltma ve yayma haklarının davacının elinde olduğu, davalının üretim yapması ve ticari sahaya çıkarması, umuma arz etmesi için eser sahibinin izni şart olduğundan ve davacı ile davalı arasında bu tür bir izin olmadığı anlaşıldığından davacının anılan Kanundan kaynaklanan çoğaltma ve yayma hakları ihlal edildiği, burada kullanım şeklinin de önemli olduğu, bu eserin ticari amaçla davalı yanca elinde bulundurulduğu, davacının anılan Kanunun 68 inci maddesi kapsamında tazminat talep etmesinin şartlarının oluştuğu, zira eserin ne şekilde umuma arz edileceği eser sahibinin yetkisinde olduğundan burada eser sahibinden izin alınmadan eserin umuma arz edildiği, üretilmesi suretiyle çoğaltıldığı hususlarının sabit olduğu, takdiren somut olarak 3 kat olarak tazminat takdir edildiği, bu tazminatın miktarının belirlenmesinde davacı ve davalı arasında bir farazi sözleşme ilişkisinin var olduğu kabul edilerek bir rayiç bedel belirleneceği, dava konusu eser incelendiğinde davalının lisans alsa idi ne kadar bir bedel ödeyeceği hususunda, bu hesaplamalar yapılırken eserin kullanım şekli, hitap ettiği kitle, satış fiyatları ve toplam maliyetleri de göz önüne alındığında 31.10.2018 tarihli bilirkişi kurulu raporu dikkate alınarak belirlenen rayiç bedelin 1.500,00 TL olduğu kabul edilerek 5846 sayılı Kanun'un 68 inci maddesine göre ele geçen ürün adedi 10 adet x 1 sehpa için belirlenen rayiç bedel 1500,00 TL = toplam 15.000,00 TL'nin 3 katı olan 45.000,00 TL tazminatın fatura tarihi olan 30.11.2013 tarihinden itibaren en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermek gerektiği, anılan Kanun hükmüne göre eseri ancak bir gerçek kişinin yaratabileceği, tüzel kişilerin kural olarak eser sahibi olamayacakları ancak şartları bulunduğu ölçüde manevi tazminata hak kazanabilecekleri, bu hususun her davaya özgü olarak tartışılabileceği, somut olayda davacı tüzel kişiliğin manevi hakkının ihlal edildiğinin kabul edildiği, anılan Kanunun 15 inci maddesi çerçevesinde "eser sahibi olarak tanıtılma hakkının" ihlal edildiği gözetilerek takdiren 3.000,00 TL manevi tazminat ödenmesi gerektiği gerekçesi ile davacının döngü sehpa ibareli ürününe yönelik eserden kaynaklı haklara tecavüzün tespiti, durdurulması, ve önlenmesine, 45.000,00 TL tazminatın fatura tarihi olan 30.11.2013 tarihinden itibaren en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3.000,00 TL manevi tazminatın davacının fatura tarihi olan 30.11.2013 tarihinden itibaren en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğine dair talebin reddine, karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalılardan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararında, alınan tüm bilirkişi raporlarında yeknesak bir şekilde güzel sanat eseri olarak kabul edilen müvekkili ürününün davalı yanca taklit edilmek suretiyle üretilip satışının yapılmasını telif ihlali olarak kabul ettiğini ve 1.500,00 TL rayiç bedel üzerinden maddi tazminat takdir edildiğini, ancak davaya konu ürünün satış bedelinin davalı faturaları ile sabit olduğunu, rayice göre değil davalının elde ettiği somut gelir üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, bu nedenle gerçek satış tutarlarından yaklaşık 7-8 kat daha düşük bir rayiç üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, dosyada mübrez faturalara göre; davalının, toplam 10 adet taklit sehpaları 29.11.2013 tarihli fatura ile 99.946,00 TL karşılığında Belen firmasına sattığını, Belen firmasının da davalı Kaya’dan aldığı bu sehpaları 30.11.2013 tarihli fatura ile 119,946,36TL bir bedelle Raffles-... Otel’e ürün tedarik eden Hitit firmasına sattığını (2014/55D.İş dosyası), davalının her birini 9.994,00 TL'ye sattığı taklit ürünlerin rayiç bedelini yerel mahkeme sadece 1.500,00 TL olarak tespit edip buna göre tazminat takdir ettiğini, her bir ürün için arada 8.494,00 TL fark olduğunu, davalının 10 adet ürün satışı yaptığı tespit edildiğine göre somut olayda elde ettiği kazançla mahkemenin farazi hesaplamaya göre takdir ettiği tazminat arasındaki farkın 99.946,00 - 15.000,00 = 84.946,00 TL olduğunu, haliyle davalının bu satışlardan elde ettiği gelirin adeta yanına kaldığını, 99.946,00 TL kazancının çok az bir kısmı olan 15.000,00 TL üzerinden hesaplama yapıldığını, bizzat davalı satış faturaları dikkate alınarak davalının elde ettiği gelir üzerinden bir tazminat hesaplaması yapılması gerekirken hatalı rayiç üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, davalı eyleminin telif haklarına tecavüz teşkil ettiği tespit edilmiş olmasına rağmen haksız rekabet yaratmadığına karar verilmesinin de hatalı olduğunu, telif ihlalinin aynı zamanda haksız bir fiilin neticesi olduğunu, davalının müvekkiline ait güzel sanat eseri vasfını haiz ürünü taklit edip üreterek ticari satışını gerçekleştirdiğini, davalının bu eyleminin aynı zamanda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 54 üncü ve devamı hükümlerine de aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenle haksız rekabet yarattığını, 6102 sayılı Kanunun 55 inci maddesinde, “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almanın” haksız rekabet teşkil eden hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketlerden sayıldığını, bu sebeple müvekkilinin 5846 sayılı Kanun kapsamında korunan ürünlerinin izinsiz kullanılması nedeni ile 6102 sayılı Kanunun 56 ncı maddesi uyarınca haksız rekabetin tespitini, men'ini, haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, zarar ve ziyanın tazminini talep etmek hakkı olduğunu, bu yönden de yerel mahkeme kararı kaldırılarak haksız rekabetle ilgili talebin kabul edilmesi gerektiğini, manevi tazminat taleplerinin kısmen kabul edilip reddedilen tutar üzerinden müvekkili aleyhine vekâlet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğunu, davanın başında belirlenebilir olmayan, sonradan artırılması mümkün olmayan ve takdiri tamamen mahkeme hakimine ait olan manevi tazminat talebinin kısmen reddedilmesi nedeniyle karşı taraf lehine vekâlet ücreti takdir edilmesi hakkaniyetli olmadığı gibi hukuka da uygun düşmediğini, reddedilen manevi tazminat yönünden karşı taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmesine ilişkin hükmün de kaldırılması gerektiğini beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. 2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişilerin "döngü sehpa" tasarımına yönelik olarak, tasarımın yenilik ve ayırt edicilik niteliğine sahip olmadığı değerlendirmesinin doğru olduğunu, ancak ilgili ürünün "eser" olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, mahkemece taleplerine rağmen, dava konusu "döngü sehpa" modeli ile ilgili olarak bilirkişilere davacı ve davalıya ait ürünlerden ayrı ayrı numuneler üzerinden bir inceleme yaptırılmadığını, bilirkişilere ürünleri birebir incelemek suretiyle bir mukayese yaptırılmadığını, yalnızca dosyaya sunulan görseller üzerinden yapılan bilirkişi değerlendirmelerinin son derece eksik ve hatalı olduğunu, mahkemeye 07.03.2017'de sunmuş olduğumuz uzman görüşünün değerlendirmeye alınmadığını, kaldı ki; dava sürecinde her aşamada yinelediğimiz yeni olmayan "trellis pattern" ya da "kafes deseni" diye adlandırılabilecek olan dava konusu uyuşmazlığa konu "döngü sehpa"nın esinlendiği desenin yaygın bir kullanım olduğunu, davacının hususiyetini taşıdığını iddia etmenin son derece zorlama olacağını, davacının ürünü aynı desenden ilham alınarak ortaya çıkartılmış 5846 sayılı Kanun anlamında bir eser ise, müvekkili ürününün de bu Kanun anlamında başka ve özgün bir eser olduğunu, ancak bu hususun mahkeme tarafından yeterince irdelenmediğini, müvekkiline ait sehpanın oluşturduğu formların bir "zoro maskesi" diye adlandırılabilecek formların üst üste konumlandırılması suretiyle oluştuğunu ancak davacı tasarımında bu yer almayıp farklı ana form ve ara formların bir araya getirilmesi suretiyle oluşturulduğunu, dava konusu "döngü sehpa" tasarımının davacı tarafından 14.08.2015 tarihinde TÜRKPATENT nezdinde sahibinin talebiyle iptal edildiğini, bu durumda davacının tasarımının tasarım olarak korunamayacağını bildiğini ve harcıalem bir tasarım olduğunu, tasarım olarak korunamayacak "döngü sehpa" adlı tasarımın zorlama bir şekilde sahibinin hususiyetini taşıdığının kabul edilmesi son derece zorlama bir iddia olduğunu beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava tarihinde dava konusu tasarımın tescilsiz olması nedeniyle dava tarihinde yürürlükte olan 554 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin uygulama yerinin bulunmadığı, alınan bilirkişi raporlarında tasarımın 5846 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi kapsamında güzel sanat eseri olduğu, her ne kadar aynı raporlarda, dava konusu ürünün yenilik ve ayırt edici niteliğinin bulunmadığı belirtilmiş ise de, ürünün eser sayılabilmesi için nadide olmasının zorunlu bir şart olmadığı, zira işleme eserlerin de eser niteliğinde sayılabileceği, davacı her ne kadar dava dilekçesinde; endüstriyel tasarımdan doğan haklara tecavüz edildiğini ileri sürmüş ise de; gerek yukarıdaki paragrafta yapılan Dairenin kabulüne ve gerekse içeriği yukarıda açıklanan bilirkişi tespitleri üzerine, davacı yanca davanın FSEK'in 68. maddesi kapsamında yapılan hesaplamaya göre ıslah edilmiş olması ve ıslah işleminin taraflar arasında ihtilaf konusu olmaması dikkate alındığında, somut olayın 5846 sayılı Kanunun 68 inci maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davacı şirketin tüzel kişi olması itibarıyla eser sahibi olarak değerlendirilemeyeceği ancak davacının yürüttüğü iş faaliyeti/ticari faaliyet kapsamında ve dosyada yapılan bilirkişi tespitlerine göre, bu eser üzerindeki mali hakları haiz olduğu, anılan Kanunun 68 inci madde hükmünün esere yönelik tecavüz fiili gerçekleştirilen eser/mali hak sahibine üç kata kadar tazminat talep edebilme imkanı tanıdığı, bir eserin hak sahibinin izni olmaksızın üretilmesinin, eser sahibinin mali haklarından anılan Kanunun 22 inci maddesinde yer alan çoğaltma hakkını, çoğaltmadan elde edilen ürünlerin satışa arzının ise, aynı Kanunun 23 üncü maddesi çerçevesinde yayma hakkının ihlalini oluşturduğu, davalının dava konusu ürünü çoğaltarak satışa sunmaktan ibaret eyleminin, davacının FSEK'ten kaynaklanan haklarını ihlal ettiği sonucuna varıldığı davalının aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, davacı, dava konusu ürünün rayicine göre değil davalının elde ettiği somut gelir üzerinden hesaplama yapılması gerektiği ileri sürülmüş ise de; yasal düzenlemeye göre, bu tazminatın miktarının belirlenmesinde davacı ve davalı arasında bir farazi sözleşme ilişkisinin var olduğu kabul edilerek bir bedel belirlenmesi gerektiği, bu bedelin telif hakkına ilişkin olduğu, dolayısıyla davalının satıştan elde etmiş olduğu gelirin tazminat hesaplamasına esas alınamayacağı, bu kapsamda Mahkemece hesaplamaya esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen bedelin piyasa koşullarına ve dosya kapsamına uygun olduğu, nihayetinde yapılan maddi tazminata ilişkin hesaplamanın yerinde olduğu, her ne kadar Mahkemece davacının daha önce tescili olan tasarımı yenilememe iradesi gösterdiğinden haksız rekabetin varlığından söz edilemeyeceği gerekçesiyle haksız rekabetin tespiti talebinin reddine karar verilmiş ise de; davalının eyleminin eserden kaynaklanan mali haklara tecavüz nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 54 üncü ve 55 inci maddesinin 1 inci fıkrası hükümlerine de aykırılık oluşturarak haksız rekabet yarattığı, bu nedenle davalının haksız rekabette bulunduğunun tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, tecavüzün giderilmesine, karar kesinleştiğinde hükmün ilanına karar verilmesi gerekirken aksi yönde karar verilmiş olması doğru görülmediği, davacı yanca, reddedilen manevi tazminat yönünden davalı lehine vekâlet ücreti hükmedilmemesi gerektiği ileri sürülmüş ise de; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10 uncu maddesine göre, reddedilen manevi tazminat yönünden, hüküm altına alınan tazminat miktarının geçmemek koşuluyla davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin yerinde olduğu, bu itibarla aksi yöndeki istinaf nedeninin yerinde olmadığının anlaşıldığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davacının ''döngü sehpa'' ibareli ürününe yönelik eserden kaynaklı haklara tecavüzün tespiti, durdurulması, ve önlenmesine, 45.000,00 TL tazminatın fatura tarihi olan 30.11.2013 tarihinden itibaren en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3.000,00 TL manevi tazminatın davacının fatura tarihi olan 30.11.2013 tarihinden itibaren en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı eyleminin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 54 üncü ve 55 inci maddesinin 1 inci fıkrası hükümlerine de aykırılık oluşturarak haksız rekabet yarattığı anlaşılmakla, davalının haksız rekabette bulunduğunun tespitine, haksız rekabetin durdurulmasına, önlenmesine, tecavüzün giderilmesine, karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı eyleminin telif haklarına tecavüz teşkil ettiği tespit edilmiş olmasına rağmen bu yönde vekâlet ücretinin takdir edilmediğini, istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, esere yönelik tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, ortadan kaldırılması, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 inci maddesinin ikinci fıkrası. 2. 5846 sayılı Kanunun 4 üncü ve 68 inci maddeleri. 3.6102 sayılı Kanunun 54,55 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gerek hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre tarafların aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacının temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, eserden kaynaklı haklara tecavüzün tespiti, giderilmesi, maddi ve manevi tazminat ve haksız rekabetin tespitine karar verilmiş, ancak, hüküm kısmında haksız rekabetin tespiti, maddi ve manevi tazminatlar yönünden davacı lehine vekâlet ücretine hükmedilirken, eserden kaynaklı haklara tecavüzün tespiti ve meni yönünden davacı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi doğru görülmemiştir. 3.Davalının temyiz itirazlarının incelenmesinde; 5846 sayılı Kanunun 68 inci maddesine göre tazminata hükmedilebilmesi durumunda, hak sahibi ile mütecaviz arasında farazi sözleşme ilişkisi kurulduğundan o ana kadar ki kullanımlar kanuna uygun hale gelir. Bu nedenle sadece karar tarihinden itibaren tecavüzün menine karar verilmesi gerekirken bu ayrım yapılmadan tümden tecavüzün menine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasına “Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre eserden kaynaklı haklara tecavüzün tespiti talebi yönünden 25.500,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine” ibaresinin yazılması suretiyle, 3.Davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan “...eserden kaynaklı haklara tecavüzün tespiti, durdurulması, ve önlenmesine...” ibaresinin çıkartılarak yerine “...eserden kaynaklı haklara tecavüzün tespitine ve karar tarihinden itibaren geçerli olmak üzere tecavüzün durdurulmasına ve önlenmesine...” ibaresinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.