T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/1050 KARAR NO: 2026/9 DAVA: Tespit DAVA TARİHİ: 15/11/2024 KARAR TARİHİ: 06/01/2026 Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından ------ numaralı zorunlu mali mesuliyet poliçesi ile sigortalı ---- plakalı aracın, 30.09.2023 tarihinde müvekkiline ait ------ plakalı araca çarparak hasarlanmasına sebe…
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/1050 KARAR NO: 2026/9 DAVA: Tespit DAVA TARİHİ: 15/11/2024 KARAR TARİHİ: 06/01/2026 Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından ------ numaralı zorunlu mali mesuliyet poliçesi ile sigortalı ---- plakalı aracın, 30.09.2023 tarihinde müvekkiline ait ------ plakalı araca çarparak hasarlanmasına sebep olduğunu, Bahse konu hasarın tazmini amacıyla Sigorta Tahkim Komisyonda ----- başvuru numarasıyla yapılan başvuruda Uyuşmazlık Hakemince verilen 02/07/2024------ sayılı kararda, bilirkişi raporunda hasar miktarının 28.920,00-TL olduğu belirtildiği ve bu tutar üzerinden hüküm kurulduğu, müvekkilinin, aracın kazalarını öğrenmek için Tramer sistemine mesaj gönderdiğini gelen mesaj içeriğine göre aracın 30.09.2023 tarihinde geçirmiş olduğu kaza nedeniyle 28.920,00-TL olan hasar bedelinin ------- 29.172,38-TL olarak işlenmiş olduğunu öğrendiğini, Sigorta şirketi gerçekleşen kazaya ilişkin olarak-----tarihinde gerçekleşen kaza sebebiyle oluşan hasar bedelini doğru bildirmeyip -----Yönetmeliğinin 23. Maddesini ihlal ederek müvekkile ait aracın değer kaybına sebep olduğu ve bu nedenle müvekkilinin mağdur olduğunu beyanla; HMK 106/1. madde gereğince Tespit davasının kabulü ile; 30.09.2023 tarihinde gerçekleşmiş olan kaza sebebiyle müvekkile ait ------plakalı araçta oluşan ve davalı tarafça TRAMER'e hatalı olarak bildirilen hasar kaydının 28.920,00-TL olduğunun Tespitine, Yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacın talebi zaman aşımına uğradığını davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için öncelikle olayı kapsayan poliçe mevcut olması, olayın vukuundan itibaren 2 yıl içinde başvuruda bulunulması gerektiğini öncelikle zamanaşımı itirazımızında bulunduklarını, maddi hukuk kaynaklı sıfat (husumet) yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, borçlu sıfatına sahip olmayan müvekkil şirkete karşı ikame edilmiş olan huzurdaki davanın HMK madde 115 uyarınca reddi gerektiğini, Tramer kaydının düzeltilmesi talepli huzurdaki davada muhatabın müvekkili şirket olmadığı ilgili kaydın müvekkil şirket tarafından tutulmadığını, huzurdaki davaya ilişkin talep bakımından müvekkili şirketin bir sorumluluğu bulunmadığından ve dava açılmasına müvekkil şirketin sebebiyet vermediği sabit olduğundan davanın reddini talep ettiklerini, beyanla; Davacının belirsiz / kısmi alacak davası açmasında hukuki menfaat bulunmaması sebebiyle davanın usulden reddine, esas incelemesi yapılması halinde davanın esastan reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine, karar verilmesine talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, meydana gelen trafik kazası nedeni ile oluşan hasar bedelinin tramer kayıtlarına hatalı işlendiğinin tespitine yönelik olarak açılan tespit davasıdır.Mahkememizce verilen 04.03.2025 Tarih, ---- Esas ve ---- karar sayılı ilamı, ------ Bölge Adliye Mahkemesi ----- Hukuk Dairesi'nin 06/10/2025 tarih ve ----- Esas ------ Karar sayılı ilamı ile bozularak, dava dosyası mahkememizin yukarıda yazılı esasına kaydı yapılmıştır.Bilindiği üzere taraf koşulu; 6100 sayılı HMK’nın 114/1-d maddesi gereğince dava şartı olup kamu düzeni ile ilgisi sebebiyle yargılamanın her aşamasında resen göz önüne alınması zorunludur.(HMK 115/1).Davada taraf sıfatı (husumet) dava konusu yapılan, maddi hukuktan doğan (subjektif) hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı (husumet) dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Başka bir ifadeyle sıfat, dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilenlerin, maddi hukuk açısından, gerçekte bu niteliği taşıyıp taşımadığıyla ilişkilidir ve esas hakkında verilecek olan kararın içeriğinin belirlenmesi bakımından önem taşır. Yoksa, sıfatın hakim açısından tarafın hak sahipliğine yönelik olarak karar verilinceye kadar, yargılamanın yürütülmesi bakımından, herhangi bir önemi yoktur. Davayı takip yetkisi ise yargılamanın kim tarafından yürütüleceği sorusunun cevabını teşkil eder. Dolayısıyla, davayı takip yetkisi tümüyle usuli bir kavramdır. O nedenle, hukukumuzda taraflara ilişkin dava şartları arasında düzenlenmiştir. Buna karşılık, sıfat ise, dava dilekçesinde taraf olarak gösterilenlerin, maddi hukuk bakımından gerçekte hak sahibi ve yükümlü konumda bulunup bulunmadığıyla ilişkili olduğu için esasa ilişkindir; yani, bir maddi hukuk sorunudur. O nedenle, hüküm anında mevcut olmalıdır; bir başka ifadeyle, sıfat, bizatihi hükümde somutlaşır; zira, tarafların haklılık durumu hüküm ile belli olur. Sonuç olarak, davanın yürütülmesi ve karara ulaşılmasındaki süreç, davayı takip yetkisini; bu sürecin bitiminde elde edilen maddi hukuka yönelik sonuç ise sıfatı ifade eder. Öte yandan, davayı takip yetkisi, usuli bir soruna ilişkin bulunduğu için dava şartıdır; eksikliği, davanın usulden reddi sonucunu doğurur; buna karşılık, sıfat ise subjektif hakkın özüne ilişkin olduğu için, bir maddi hukuk sorunu teşkil eder ve maddi hukuk anlamında bir itiraza vücut verir. Eksikliği anında verilecek karar, usulden red değil; davanın sıfat (husumet) yokluğu nedeni ile red kararı olup, esasa ilişkin bulunduğundan o davada taraf olarak gösterilen kişiler açısından, maddi anlamda kesin hüküm gücüne sahip olacaktır------Uygulamada sıfat için ''husumet'' terimi kullanılmaktadır. Fakat, husumet (özellikle husumet ehliyeti) teriminin, taraf ehliyeti ve dava ehliyeti (ve hatta dava takip yetkisi) terimleri için de kulanıldığı görülmektedir. Böylece, bugün uygulamada kullanılan ''husumet'' teriminin belirli bir anlamı yoktur. Bu terim ile neyin kastedildiğini anlayabilmek için her olayın ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle, husumet terimi yerine, daha açık olan taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve taraf sıfatı terimlerinin kullanılması doğru olur. Yukarıda da belirtildiği gibi, sıfat, dava konusu yapılan ve maddi hukuktan doğan hak ile taraflar arasındaki ilişkidir. Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler şeklen o davanın taraflarıdır. Ancak mahkemenin bu taraflar arasında dava konusu hakkın esası bakımından bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez ve dava sıfat yokluğundan (husumetten), esastan reddedilir. Taraf sıfatının (davacı bakımından aktif husumet ehliyetinin; davalı bakımından, pasif husumet ehliyetinin) yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için (def'i değil) bir itirazdır. Diğer bütün itiraz hallerinde olduğu gibi sıfat yokluğu da ancak dava dosyasından anlaşılabildiği ölçüde hakim tarafından kendiliğinden (re'sen) gözetilir. Sıfat yokluğu, bir davada dava şartlarından sonra, yani tahkikat aşamasında incelenir. Sıfat yokluğunun, mümkünse diğer itirazlardan önce incelenmesi gerekir. Çünkü, taraflardan birinin taraf sıfatı yoksa, diğer itiraz ve def'ilerin incelenmesine gerek kalmaz (HMK md. 143). ------sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/(1)-h maddesine göre, Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartıdır. Aynı yasanın 115. maddesine ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir."düzenlemesi bulunmaktadır.Medeni usul hukukunda hukuki yarar, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için davacının bu davayı açmakta (veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte) bir çıkarının bulunmasıdır. Davacının dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalı ve davacı mahkemeyi gereksiz yere uğraştırmamalıdır -----Sayılı kararlarında da belirtildiği üzere buna hukuki korunma (himaye) ihtiyacı da denir (Rechts-schutzbedürfnis). Mahkemelerden hukuki himaye istenmesinde, himayeye değer bir yarar olmalıdır. Öte yandan, bu hukuksal yararın, "hukuki ve meşru", "doğrudan ve kişisel", "doğmuş ve güncel" olması gerekir (---).Dava açmaktaki hukuki yarar; hukuk düzenince kabul edilmiş meşru bir yarar olmalı, bu yarar dava açan hak sahibi ile ilgili olmalı ve dava açıldığı sırada hâlen mevcut bulunmalıdır. Ayrıca açılacak davanın ortaya çıkacak tehlikeyi bertaraf edecek nitelikte olması gerekir. Bir kimsenin hakkına ulaşmak için mahkeme kararının o an için gerekli olması durumunda hukuki yararın olduğundan söz edilebilir. Bir mahkeme kararına ihtiyaç yoksa hukuki yarardan söz edilemez ------ Somut olayda davacı taraf 30.09.2023 tarihinde meydana gelen kaza sebebiyle sahibi olduğu ----- plakalı aracın tramer kaydına yanlış girilen hasar bedelinin tespitini talep etmektedir. Eldeki davanın görülebilmesi için davacının dava açmakta hukuki yararı ve aktif husumeti bulunması gerekmektedir. ------ plakalı aracın tescil bilgileri incelendiğinde aracın kaza tarihinden sonra ancak dava açılmadan önce 25.01.2024 tarihinde satıldığı, davacının araca malik olmadığı görülmekle davacının bu davayı açmakta aktif husumeti bulunmamaktadır. Tramer kayıtlarının düzeltilmesi davalarında araç sahipleri araçlarının satışı aşamasında aracın hasarının olduğundan fazla görünmesinin satışa ve satış bedeline yapabileceği olumsuz etkileri bertaraf etmek için tespit davası niteliğindeki bu davaların açmakta olup bu davalarda hukuki yararlarının varlığı kabul edilmekte ise de davacının aracını mevcut kayıtları ile sattığı anlaşıldığından dava açmakta hukuki yararı da bulunmadığından davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.Her ne kadar ----- BAM ----. Hukuk Dairesi'nin 06/10/2025 tarih ve ----- Esas ------ Karar sayılı ilamında "Davacının maliki olduğu aracın karıştığı kaza nedeniyle hasar kaydının fazla bildirildiği ve bu nedenle hasar kaydının tespiti ve kaydın düzeltilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmaktadır. Aracının hasar tutarının fazla bildirilmesi halinde, aracın satışında değerinin düşük olarak belirlenmesine yol açacaktır. Bu haliyle de davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmaktadır." davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı olduğu gerekçesiyle usulden redde yönelik kararın kaldırılmasına karar verilmiş ise de mahkememizce de tramer kayıtlarına hatalı kayıtların düzeltilmesinde araç maliklerinin dava açmakta hukuki yararının olduğu kabul edilmektedir. Ancak eldeki davada davacıya ait aracın kaza tarihinden sonra ancak dava açılmadan önce 25.01.2024 tarihinde satıldığı, davacının araca malik olmadığı, aracın satışından sonra tramer kayıtlarındaki hata sebebiyle aracının gerçek değerinin altında sattığına ilişkin bir zarar iddiasının da bulunmadığı, aynı hususta mahkememizce verilen aynı nitelikteki kararın ------ Bölge Adliye Mahkemesi ----. Hukuk Dairesinin 06/11/2025 tarih, ---- Esas, ------ Karar tarihli ilamı ile onandığı da dikkate alınarak davanın aracını satmış olması sebebiyle yeniden davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.Davalı vekili lehine gerçek zarar olduğu iddia edilen hasar bedeli ile tramer kayıtlarında görünün hasar bedeli arasındaki fark bedel kadar nispi vekalet ücretine hükmedilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın USULDEN REDDİNE, 2-Karar harcı 732,00-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 304,40-TL harcın, davacı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydı yapılmasına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 252,38-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.