11. Hukuk Dairesi 2016/8456 E. , 2018/2676 K. "" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.12.2015 tarih ve 2014/1537-2015/954 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen davacılar günü hazır bulunan vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağla…
**11. Hukuk Dairesi 2016/8456 E. , 2018/2676 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.12.2015 tarih ve 2014/1537-2015/954 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen davacılar günü hazır bulunan vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi ...’in 2006 yılında, dava dışı .... Denizcilik A.Ş’nin kullandığı kredinin teminatı için maliki olduğu gayrimenkul üzerinde davalı lehine ipotek tesis ettiğini, ipotek tesis edilirken muristen akıl sağlığı raporu alınmadığı gibi, eşinin muvafakatının da alınmadığını, murisin yükümlü olduğu kredinin ödenmesine rağmen ölümünden sonra dava dışı şirkete yeniden krediler kullandırıldığını ve kredinin ödenmemesi üzerine de müvekkilleri aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, taşınmazın satışa çıkartıldığını, davalı bankadan kredi konusunda bilgi alınamadığını, taşınmazın satışının önlenmesi amacıyla icra tehdidi altında ödeme yapıldığını ileri sürerek, cebri icra yoluyla yapılan ödemenin faiziyle davalıdan istirdadını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, ipotek tesisi, takip ve yapılan işlemlerin yasal olduğunu, davacılar tarafından takip konusu alacağın akdedilen protokol hükümleri uyarınca ödenmesinden sonra ipoteğin kaldırıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların aralarında 19.09.2013 tarihli protokolü imzaladıkları, davacıların ipotek borçluları olarak kendilerini tanımlayıp 18/09/2013 tarihi itibariyle yapılmış masraflar dahil olmak üzere bankaya ipotek limiti olan 2.000.000 Euro nakdi borcun bulunduğunu ve borcun muaccel hale geldiğini kabul ve beyan ettikleri, ödemelerin plan dahilinde davalı bankaya davacılar tarafından icra takibine gerek olmadan takip dışında kalem kalem ödendiği, davacıların takibin iptaline ilişkin olarak çaktıkları davada verilen kararın temyizinden de feragat ettikleri, davalı tarafından ödemeler neticesinde ipoteğin fekedildiği, davacıların icra tehdidi altında borcu ödemek durumunda kaldıkları iddiası ile murisleri tarafından çok daha önce yapılan ipoteğin geçersizliği yönündeki iddialarının yerinde bulunmadığı, MK 2 m. gereğince iyiniyet kurallarına uygun düşmediği, herhangi bir icra tehdidi kalmadan kendi özgür iradeleri ile davalı banka ile anlaşmaya vardıkları, bir nevi murislerinin ipotek bedelini yeniledikleri, taşınmazın da bu protokol gereğince satılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.