8. Hukuk Dairesi 2022/4930 E. , 2024/5184 K. MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin kabulü ile mahkeme hükmü kaldırılarak dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.…
**8. Hukuk Dairesi 2022/4930 E. , 2024/5184 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin kabulü ile mahkeme hükmü kaldırılarak dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama neticesinde, davanın kısmen kabulün kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir ili Selçuk ilçesi ... Mahallesi 130 ada 14 parselin kısmen 2003 yılında 6831 sayılı Yasanın 1.maddesi gereğince yapılıp kesinleşen orman tahdit sınırları içinde kaldığını, orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden de olmadığını, taşınmazın evveliyatı ve mevcut durumu itibariyle orman vasıf ve karakteri taşıdığını, özel mülke konu edilemeyeceğini, ormanların zilyetlikle ve yolsuz tescille mülk edinilmesinin mümkün olmadığını belirterek, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının kısmen iptali ile, orman vasfı ile Hazinesi adına tescilini ve davalının müdahalesinin önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf talebinin kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Her ne kadar mahkemece kurulan ara karar neticesinde talep 269,76m2 şeklinde somutlaştırılmış olsa da esasen sunulan somutlaştırma dilekçesine ek haritanın dava konusu yer ile ilgili olmadığı, keşif sonrası alınacak rapor neticesinde somutlaşma gerçekleşeceğinden mahkemece kurulan ara karar neticesinde somutlaştırmanın yapılmasının kısmi feragat anlamına gelmeyeceği ortadadır. Bu nedenle davalının kısmi feragate yönelik iddiası yerinde değildir. Ancak artık davacı tarafından beyan söz konusu olduğundan ıslah yaplması gerekecektir ve davacı kurum usule uygun şekilde ıslah işlemini gerçekleştirmiş ve bu ıslah neticesinde (927,09m2) yargılamaya devam edilmiştir. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporundan yukarıda değinildiği üzere dava konusu taşınmazın 09.10.2018 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide fen bilirkişisi Özgür Şen ve keşifte yer alan diğer bilirkişilerin imzasını içeren krokide (A) harfi ile gösterilen 927,09 m2 lik alanın orman olduğu ve Orman Kanununun 1 inci Maddesine göre orman olarak nitelendirilecek bir yer olduğu anlaşılmıştır. Anayasamızın 169/2 Maddesi "Devlet Ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet Ormanları Kanuna göre devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülkiyet edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz." şeklinde düzenlenmiştir. Anılan düzenlemeye göre ormanların mülkiyetlerinin olağan ve olağanüstü zamanaşımı ile mülkiyet iktisabını mümkün kılan 4721 SayılıTürk Medeni Kanunu'nun 712 ve 713 üncü maddesinde düzenleme alanı bulan olağan ve olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı ile 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14 üncü maddesine göre yine olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı yoluyla zilyetliğe dayanarak mülkiyetlerinin kazanımının mümkün bulunmadığı hususu açıktır. Bu bağlamda bu alanın kadastral faaliyet neticesinde özel bir şahıs adına tescil edilmesinin yolsuz olduğu ve yolsuz tescil nedeniyle açılan bu davanın istem sonucu da gözetilerek kabulüne karar verilmesi gerektiğinden aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiş olup 6099 Tebligat Kanunun (6099 sayılı Kanun) gereğince davanın açılmasına sebebiyet vermeyen davalı aleyhine yargılama giderlerine hükmolunmamıştır. Ayrıca Tapu Siciline iyi niyetle güvenerek adına tescil edilmiş alanda zilyet olarak bulunan davalının haksız bir el atmasından bahsedilemeyeceğinden tapu kaydındaki düzeltim istemi ile birlikte istem konusu yapılan el atmanın önlenmesi isteminin reddine, bu istem açısından red kararı verildiği için davalı lehine karşı vekalet ücretine hükmedilmesi yönünde (bu hususta İzmirBölge Adliye Mahkemesi 16.HD Esas No: 2019/1212 Karar No: 2019/1107) karar vermek gerekmiştir" gerekçesi ile "1-Açılan davanın tescil yönünden Kısmen Kabulü ile, İzmir ili Selçuk ilçesi ... Mahallesi Dolaydere mevkii 130 ada 14 parselde tapuya kayıtlı taşınmazın 09.10.2018 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide mavi çizgi ve dava konusu yer olarak (A) harfi ile gösterilen 927,09 m2 lik kısmının davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Orman Vasfında Hazine Adına Tapuya Kayıt ve Tesciline, 2-İİK'nun 28. Maddesi gereğince kararın bir suretinin Selçuk Tapu Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine, 3-Davacı kurumun el atmanın önlenmesine ilişkin isteminin Reddine" karar verilmiş; hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "kesinleşen orman tahdit sınırları içinde kalan ve fiilen orman niteliğinde olan taşınmaza ilişkin tapu kaydının iptali ve orman niteliği ile tescili ve müdahalenin önlenmesi talebine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda; eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritaları da dikkate alındığında dava konusu taşınmazın fiilen orman niteliğinde olan ve orman tahdit sınırları içinde kalan kısmının tapu kaydının iptali ile orman niteliğinde Hazine adına tesciline, tapu kaydına dayalı olarak taşınmazı kullanan davalının müdahalesinin men'ine ilişkin talebin reddine karar verilmesi ve reddedilen talep yönünden kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine vekalet ücreti taktiri isabetli olduğu" belirtilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usûl ve Kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin ise Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.09.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.