Başvuru, yakalama kararı nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, vatandaşlıktan çıkarılma ve yeniden vatandaşlığa alınma talebinin reddedilmesi nedeniyle anayasal hakların ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; yakalama kararı nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, vatandaşlıktan çıkarılma ve yeniden vatandaşlığa alınma talebinin reddedilmesi nedeniyle anayasal hakların ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 13/6/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:A. Yakalama Emri Çıkarılmasına İlişkin Süreç Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 2002/1683 sayılı dosyasında başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan soruşturma başlatılmıştır. Yurt dışında bulunduğu dönemde kendisine ulaşılamamış olması nedeniyle başvurucunun ifadesi alınamamış ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsvacılığınca 12/4/2005 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olma suçundan başvurucu hakkında daimî arama kararı çıkarılmıştır. Sonrasında silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan dolayı Diyarbakır (CMK mülga madde ile görevli) Ağır Ceza Mahkemesinin 16/12/2007 tarihli kararı ile 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun ve maddeleri gereğince başvurucu hakkında yakalama emri çıkarılmasına karar verilmiştir. Mezkûr yakalama kararına yapılan itirazlar reddedilmiştir. Başvurucu 11/4/2014 tarihli dilekçesiyle, isnat edilen suçun zamanaşımına uğradığını ve Türk vatandaşı olmadığını belirterek yakalama kararının kaldırılmasını yeniden talep etmiştir. Mezkûr talep, Diyarbakır Sulh Ceza Mahkemesinin 24/4/2014 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Ret kararı üzerine dosyanın gönderildiği Diyarbakır Asliye Ceza Mahkemesi 25/4/2014 tarihli kararı ile yakalama kararının kaldırılması talebinin reddine karar vermiştir. Karar, başvurucuya 16/5/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 13/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. Yeniden Vatandaşlığa Alınma Talebine İlişkin Süreç Hâlen İspanya'da yaşayan ve vatansız statüsünde bulunan başvurucu, Bakanlar Kurulunun 29/4/2002 tarihli kararıyla askerlik hizmetini yapmadığı gerekçesiyle 11/2/1964 tarihli ve 403 sayılı mülga Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun maddesi uyarınca Türk vatandaşlığından çıkarılmıştır. Başvurucunun 29/5/2009 tarihli ve 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu uyarınca yeniden Türk vatandaşlığına alınması istemiyle Madrid Büyükelçiliğinin 8/11/2011 tarihli yazısı ekinde yer alan dilekçesiyle 24/10/2012 tarihinde yaptığı başvuru, mevzuatta öngörülen şartları taşımadığı gerekçesine dayanılarak İçişleri Bakanlığının 15/1/2012 tarihli işlemiyle reddedilmiştir. Söz konusu işlemin iptali istemiyle açılan dava ise Ankara İdare Mahkemesinin 29/11/2013 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Olayda, davacının milli güvenlik bakımından vatandaşlığa alınmaya engel bir halinin bulunup bulunmadığının tespiti için Emniyet Genel Müdürlüğünce yaptırılan araştırmada davacı hakkında Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesince konulan "Yasadışı örgüt faaliyetleri nedeniyle" arama kaydının mevcut olduğu belirtilmiştir.Bu durumda, mevzuatta yer alan "millî güvenlik bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak kaydıyla, Türkiye'de ikamet etme şartı aranmaksızın Bakanlar Kurulu kararı ile yeniden Türk vatandaşlığına alınabilirler." hükmünde yer alan şartı taşımayan davacının uygun görülmeyen talebinin Bakanlıkça reddedilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine...[Karar verildi]" Anılan karar temyiz edilmiş olup temyiz incelemesi devam etmektedir. A. Ulusal Hukuk 5271 sayılıKanun'un "Yakalama emri ve nedenleri" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Soruşturma evresinde çağrı üzerine gelmeyen veya çağrı yapılamayan şüpheli hakkında, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından yakalama emri düzenlenebilir. Ayrıca, tutuklama isteminin reddi kararına itiraz halinde, itiraz mercii tarafından da yakalama emri düzenlenebilir.(2) Yakalanmış iken kolluk görevlisinin elinden kaçan şüpheli veya sanık ya da tutukevi veya ceza infaz kurumundan kaçan tutuklu veya hükümlü hakkında Cumhuriyet savcıları ve kolluk kuvvetleri de yakalama emri düzenleyebilirler.(3) Kovuşturma evresinde kaçak sanık hakkında yakalama emri re'sen veya Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim veya mahkeme tarafından düzenlenir.(4) Yakalama emrinde, kişinin açık eşkâli, bilindiğinde kimliği ve yüklenen suç ile yakalandığında nereye gönderileceği gösterilir." 5901 sayılıKanun'un maddesişöyledir:Mülga 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 25 inci maddesinin (a), (ç), (d) ve (e) bentleri uyarınca Türk vatandaşlığını kaybetmiş olan kişiler başvurmaları halinde, millî güvenlik bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak kaydıyla, Türkiye’de ikamet etme şartı aranmaksızın Bakanlar Kurulu kararı ile yeniden Türk vatandaşlığına alınabilirler.B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ve protokollerin belirli bir vatandaşlığa sahip olma hakkını güvence altına almadığını ancak vatandaşlığın keyfî olarak reddedilmesinin bazı durumlarda bireyin özel yaşamı üzerindeki etkisi sebebiyle Sözleşme’nin maddesi açısından sorun oluşturabileceğini kabul etmiştir (Genovese/Malta, B. No: 53124/09, 11/10/2011, § 30).AİHM'e göre bir kişinin vatandaşlık kazanmabilme konusunda iddia edebileceği bir hakkının olup olmadığı sorunu, prensip olarak devletin iç hukukuna bakılarak çözülmelidir. Benzer şekilde, bir kişinin bir devletin vatandaşlığını kazanması; Sözleşme kapsamında sorun yaratabilecek şekilde vatandaşlığın keyfî olarak reddedilip reddedilmediği sorusu da iç hukukta bulunan şartlara atıfta bulunularak saptanmalıdır. Vatandaşlığa kabul yolu ile vatandaşlığın verilmesi konusunda iç hukukla uyumlu olarak seçilecek ölçütler, devlet ile bireyin arasındaki her toplumda sağlanması gerekli bağın doğasıyla ilişkilidir (Petropavlovskis/Letonya, B. No: 44230706, 13/1/2015, § 84).