Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/16478 E. , 2024/10514 K. T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/16478 Karar No : 2024/10514 DAVACI : ... DAVALI : ... Kurulu / ANKARA VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan y…
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/16478 E. , 2024/10514 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/16478 Karar No : 2024/10514 DAVACI : ... DAVALI : ... Kurulu / ANKARA VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI :Dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu, hâkim ve savcılar hakkındaki disiplin süreçlerinin adil yargılanma hakkına uygun olarak yürütülmesi gerektiği, disiplin cezası verilirken ilgili yasalarda yer alan usul ve şartlara riayet edilmesinin zorunlu olduğu, disiplin soruşturması kapsamına göre 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 127. ve 128. maddelerinde ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 72. maddesinde yer alan disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı, isnat suçlara ilişkin yürütülen adli yargılama sonucunda yüklenen fiillerin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle beraat kararı verildiği, bu karar görmezden gelinerek hakkında aynı suçlamalarla meslekten çıkarılmasına karar verildiği, başından itibaren soruşturma konusu yapılmayan suçlamalarla disiplin cezası verildiği, meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına sebep olan eylemlerinin mevzuata uygun ve yargısal takdir kapsamında olduğu, herhangi bir kastının bulunmadığı, hakkında daha önce terör örgütüne iltisak ve irtibat nedeniyle HSK Genel kurulunca ... tarih ... sayılı kararı ile meslekten ihraç edildiği, aynı konu ve suçlamalarla yeni bir disiplin soruşturması yapılarak yeniden aynı disiplin cezası verilmesinin mükerrer disiplin cezası olduğu, hakkında yürütülen disiplin soruşturması sürecinde savunma hakkının kısıtlandığı, dava konusu kararın Avrupa İnsan Hahları Sözleşmesi'nde ve Anayasa'da düzenlenen hukuki güvenlik, belirlilik ve hukuk devleti ilkelerine aykırı olduğu ileri sürülmektredir. DAVALININ SAVUNMASI : Davacı hakkında yürütülen soruşturma neticesinde dava konusu meslekten çıkarma cezasına ilişkin eylemlerinin suç teşkil etmese ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü, davacının zamanaşımı itirazına itibar edilemeyeceği, davacıya soruşturma aşamasında savunma hakkı tanındığı, dava konusu işlemde de belirtildiği gibi ilgililerin görevlerini yerine getirirken vicdani kanaatlerinden başka herhangi bir etki altında kalmadan sadece hukuku uygulayacakları yönündeki beklentiden uzak şekilde, birer devlet görevlisi oldukları hususunu gözardı ettikleri, görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getiremeyeceklerini soruşturmaya konu işlem ve tasarruflarıyla açıkça ortaya koydukları soruşturma dosyası kapsamından anlaşıldığı ve bu yönüyle eylemlerinin kamuoyu nezdinde hâkimlik, savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu. İlgili yasa hükümlerinde ceza kovuşturmasının sonucunun beklenmesini gerektiren amir bir düzenlemenin bulunmadığı, 2802 sayılı Kanunun 72. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların mahkûm olması veya olmamasının ayrıca disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmeyeceği, davacının eylemlerinin yargısal takdire ilişkin olmayıp plânlı bir organizasyonun parçası olarak hukuk dışı amaçların gerçekleştirilmesine ve örgütsel hiyerarşi içerisinde kendilerine verilen görevi yerine getirmeye yönelik olduğu kanaatine varılarak Anayasa ve yasaların kendisine vermiş olduğu yargılama yetkisini, açık yasa hükümlerine aykırı işlemler yaparak keyfi kullandığı gerekçesiyle cezalandırıldığı, dolayısıyla davacının sübuta eren fiilleri nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 69/son maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Dava; davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yeniden incelemesi talebinin reddine dair Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına itirazının reddi yolundaki Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır. 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun "meslekten çıkarma" başlıklı 69. maddesinin son fıkrasında: "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükmü yer almaktadır. Dosyanın incelenmesinden; davacının HSYK Genel Kurulu tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla FETÖ/PDY Terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı oldukları nedeniyle meslekten çıkarılmasına karar verildiği, söz konusu kararın iptali istemiyle açılan davanın Danıştay Beşinci Dairesince reddedildiği, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun K:2022/2359 sayılı kararı ile de davacının temyiz isteminin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Yargıç ve savcıların kararlarının normatif kurallara ve hukuka uygun olması, gerekçelerinin hukuk alemini tatmin etmesi kuşkusuz çok önemlidir. Ancak bir o kadar önemli husus da bir bütün olarak yargı camiasının özellikle de yargı mensuplarının kamuoyunda bıraktıkları intibadır. Toplumda adalete güven ve inancın artmasında meslek mensuplarının isabetli kararlarının yanında vakur ve tarafsız duruşlarının katkısı yadsınamaz bir realitedir. Anayasaya, kanunlara ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm vermekle yükümlü olan yargı mensuplarının, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleriyle hiçbir biçimde bağdaşmayacak yapılanmaların içine girerek örgüt hiyerarşisi altında ideolojik bağlılıkla hareket etmelerinin, Anayasal bir hak olan adil yargılanma hakkının önündeki en büyük engel olduğu ve nihayetinde yargıya olan güvene zarar verdiği kuşkusuzdur. Davacıya isnat olunan eyleme ilişkin soruşturma dosyasının incelenmesi sonucunda, dosya içerisindeki bilgi, belge ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, isnat olunan fiilin, mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sabit görülmekle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69'uncu maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, davacı tarafından, dava dilekçesinde soruşturma konusunu teşkil eden eylemleri yönünden 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesi uyarınca disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı iddia edilmiş ise de, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile UYAP üzerinde davacı hakkında yürütülen ceza davalarına ilişkin yapılan inceleme sonucunda, davacının iş bu iddiasının 2802 sayılı Kanunu'nun "Ceza soruşturması veya kovuşturması ile disiplin soruşturmasının bir arada yürütülmesi ve zamanaşımı" başlıklı 72. maddesi gereğince yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Davacı hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yaptığı dönemde; Adalet Bakanı Bekir Bozdağ hakkında, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne ... tarih ve ... sayılı yazıyla gönderdiği fezleke ile Adalet Bakanlığı Müsteşarı K. İ. hakkında, Hâkimler ve Savcılar Kuruluna aynı tarih ve sayı ile gönderdiği ihbar yazısı ekinde, Adalet Bakanı ve Müsteşarı ile herhangi bir ilgisi bulunmayan ve 32 klasörden oluşan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyasının fotokopisini göndererek, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 157. maddesine göre gizli olarak yürütülmesi gereken soruşturmayı ilgisiz kişi ve kurumların öğrenmesine sebebiyet vererek soruşturmanın gizliliğini ihlal ettiği, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile Adalet Bakanlığı Müsteşarı K. İ. hakkında düzenlediği fezleke ekinde sadece onlarla ilgili evrakı göndermek yerine, Adalet Bakanı ve Müsteşarı ile herhangi bir ilgisi bulunmayan ve 32 klasörden oluşan bahse konu soruşturma dosyasının fotokopisini de göndermek suretiyle, gereksiz kağıt ve posta masrafına sebebiyet verdiği" iddialarıyla disiplin soruşturması başlatılmıştır. Düzenlenen 13/04/2015 tarihli inceleme ve soruşturma raporu ile davacının soruşturmaya konu fiilleri nedeniyle meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilmiş, anılan disiplin soruşturma raporunu değerlendiren Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile de; "... Daieremizin 30.11.2017 Tarih ve 2017/523 Karar sayılı kararıyla, ilgililer hakkındaki disiplin dosyasında karar verilmesi için kovuşturma sonucunun beklenmesine karar verilmiş ise de, Danıştay 12. Dairesi'nin 26.05.2010 Tarih, 2007/6148 Esas ve 2010/2851 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, disiplin ve suç kavramları birbirlerinden farklı kavramlar olup ceza uygulaması ile disiplin uygulaması arasında amaç, kapsam, usul ve sonuçlar bakımından temel nitelikte farklılıklar bulunduğu, disiplin soruşturması ve yargılamasının ceza soruşturma ve kovuşturmasından bağımsız ve ayrı olduğu, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 72. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, hâkim ve savcılar hakkında ceza soruşturması veya kovuşturmasına başlanmış olmasının, aynı olaydan dolayı disiplin soruşturmasını gerektirmeyeceği gibi, ilgilinin ceza soruşturmasından mahkûm olması veya olmamasının da ayrıca disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmediği, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nda hâkim ve savcıların disiplin soruşturmasına ilişkin ayrıntılı düzenlemeler yapıldığı ancak disiplin cezası verilmesi sırasında devam eden kovuşturma sonucunun beklenmesi gerektiğine ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı, nitekim Kurul'un kovuşturma izni verdiği halde sonucunu beklemeden meslekten çıkarma cezaları da dahil olmak üzere disiplin cezası tertip ettiği bir çok kararının bulunduğu, anılan gerekçelerle dosyanın disiplin yönünden karar verilmek üzere Daire gündemine alınmasına ve disiplin cezası tayinine bir engel bulunmadığı, kovuşturma izni kararından itibaren uzunca bir süre geçmiş olmasına karşın yargılamanın ulaştığı safahat nazara alındığında kovuşturma sonucunun beklenmesinin, disiplin soruşturmasını akamate uğratacağı anlaşıldığından Dairemizin 30.11.2017 Tarih ve 2017/523 Karar sayılı kovuşturma sonucunun beklenmesi kararından vazgeçilerek yapılan incelemede; .... Somut olayda; İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca çıkar amaçlı suç örgütü kurmak, yönetmek, örgüte üye olmak, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, irtikap ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından yürütülen ... sayılı soruşturma evrakı kapsamında çok sayıda şüpheli hakkında arama ve yakalama kararları çıkarılması üzerine, konudan haberdar olan Adalet Bakanlığı Müsteşarı Sn. K. İ'yi 06.01.2014 günü saat 19.38'de, eylem tarihi itibariyle İzmir C. Başsavcısı olarak görev yapan ...'ı cep telefonundan arayarak, soruşturma hakkında bilgi alması ve bilgi aldıktan sonra da soruşturmanın derhal durdurulmasını ve mahkeme kararlarının kolluktan geri alınmasını, soruşturma yürüten Cumhuriyet savcısını değiştirmesini istediği, aynı gece saat 22.31'de adı geçeni tekrar arayarak taleplerini yinelediği, 07.01.2014 tarihinde de Adalet Bakanı Sn. B. B.'nin ilgili C. Başsavcısı ...'ı arayarak anılan soruşturmadan söz ederek kişilerin lekelenmemesini ve soruşturmada dikkatli davranmasını dosyanın mevcut Cumhuriyet savcısından alınarak bizzat kendisi tarafından yürütülmesini istediği, bu yöndeki beyan ve talepler üzerine her iki görüşmeyle ilgili olarak 07.01.2014 tarihinde tek yanlı tutanak düzenleyerek, 10.01.2014 tarihinde kapalı zarf içerisinde işlem yapılmak üzere İzmir C. Başsavcıvekili olarak görev yapan ilgili A. H'ya gönderdiği, adı geçenin de fezleke düzenleyerek gerek Adalet Bakanı, gerekse müsteşarın telefonla aramalarının yargı görevini etkilemeye teşebbüs suçu kapsamında değerlendirebileceği düşüncesiyle, Adalet Bakanı Sn. B. B'nin bakan sıfatı nedeniyle, Anayasa'nın 100/1. ve TBMM İçtüzüğünün 107/12. maddesi uyarınca, hakkında yapılacak işlemlere esas olmak üzere TBMM Başkanlığına, yine aynı şekilde Adalet Bakanı Müsteşarı için de, Hâkimler ve Savcılar Kuruluna gönderildiği, gönderilen fezlekeye İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı 32 klasörden oluşan dosyanın fotokopilerinin eklendiği, fotokopi gideri olarak 43656 sayfa ve 2.933.44 TL harcama yapılmasına sebebiyet verildiği, Adalet Bakanı Sn. B. B. tarafından dile getirilen talebin her hangi bir suç içermeyen yasal bir talep olduğu, Sonraki süreçte FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüyle irtibat ve iltisakları sebebiyle Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca meslekten çıkarılmalarına karar verilen, (...) ...’ın ise, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... Tarih, ... E. ve ... K. sayılı kararıyla TCK'nın 314/2, 62/1, 3713 Sayılı Yasanın 5/1. maddelerinin tatbikiyle neticeten 7 yıl 13 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... Tarih,... E. ve ... K. sayılı kararıyla istinaf incelemesinden geçtikten sonra, Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... Tarih, ... E. ve ... K. sayılı ilâmıyla onanarak kesinleştiği göz önüne alındığında ilgililerin FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün amaç ve hedefleri doğrultusunda sırf kamuoyunda siyasi iktidarın yargıya müdahale ettiği algısını oluşturmak amacıyla tutanak düzenleyerek bu tutanağa da soruşturma için gerekli olmayan 43.656 sayfa evrakın fotokopisini ekledikleri, bu şekilde hem kamuyu zarara uğrattıkları hem de Adalet Bakanının yargıya müdahale ettiği algısını oluşturmaya çalıştıkları, Yine, ilgililer hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulunun 30/11/2017 tarihli kararı ile kovuşturma izni verilmesine ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunun 89. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesinden sonra, Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığının 19/01/2018 tarihli iddianamesiyle her iki sanık hakkında "gizliliğin ihlali ve kamu malına zarar verme" suçlarından 2802 sayılı yasanın 89. maddesi uyarınca son soruşturmanın açılması talep edildiği ve ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve ... Esas ... sayılı kararı ile her iki ilgili hakkında son soruşturma açılmasına ve yargılamanın Yargıtay Ceza Dairesince yapılmasına karar verildiği, ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... Tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararında, sanıklar hakkında düzenlenen ve suçlama belgesi olarak iddaname yerine geçen son soruşturmanın açılmasına dair kararda, zarar verme suçunu oluşturan fiilin; " ...Adalet Bakanlığı ve müsteşarı ile yaptığı görüşmelerin tek taraflı olarak şüpheli ... tarafından düzenlenen tutanaklar ile irtibatlandırılan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının .... sayılı ve 32 klasörden oluşan soruşturma dosyasının 4 takım haline gelecek şeklinde 43.656 sayfa fotokopilerini çektirdiği adalet dairesini 2993,44 TL harcama yaptırarak zarara uğrattıkları" şeklinde, gizliliğin ihlali suçunu oluşturan fiilin ise "gizlilik kararı verilen ... sayılı soruşturma dosyası fotokopilerini ilgisiz kişi ve kurumların öğrenmesini sağladıkları" şeklinde tarif edildiğine vurgu yapılarak Yerleşik Ceza Genel Kurul kararlarında belirtildiği üzere iddianamede, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir duraksamaya yer bırakmayacak biçimde açıklanmasının zorunlu olması, bir olayın (suç oluşturan fiilin) açıklanması sırasında başka bir olaydan söz edilmesinin o olay hakkında dava açıldığını göstermemesi, dava konusu yapılan eylemin bir başka olaya dayalı olmadan, bağımsız olarak açıklanması gerektiği belirtilerek ilgililer hakkında görevi kötüye kullanma suçundan usulüne uygun şeklinde açılmış bir dava bulunmaması sebebiyle bu suçtan hüküm kurulmasının mümkün olmadığı belirtilerek, Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığınca son soruşturmanın açılması talebinin yapıldığı iddianame ve iddianame yerine geçen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve ... Esas ... sayılı kararında, ilgililere isnat edilen eylemlerin nitelendirilmesindeki soruna değinildiği, "…sanıkların son soruşturmanın açılmasına dair kararda suç olarak gösterilen fiilleri mütalaada belirtildiği gibi örgütten aldıkları talimat ile bir çok yer Cumhuriyet Başsavcılıkları ile paralel şekilde gerçekleştirdikleri sabit ise de; zarar verme ve gizliliğin ihlali suçlarını oluşturmadığı sonucuna varılan bu davranışların örgütsel faaliyet olduğunda kuşku bulunmamaktadır." tespitine yer verildiği, bu itibarla ilgililerin görevlerini yerine getirirken vicdani kanaatlerinden başka herhangi bir dürtü ya da etki altında kalmadan sadece hukuku uygulayacakları yönündeki beklentiden uzak şekilde, birer devlet görevlisi oldukları hususunu gözardı ettikleri, görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getiremeyeceklerini soruşturmaya konu işlem ve tasarruflarıyla açıkça ortaya koydukları soruşturma dosyası kapsamından anlaşılmakla, ilgililerin eylemlerine uyan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69'uncu maddesinin son fıkrası gereğince davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Davacının, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebi Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile ve bu karara karşı yaptığı itiraz başvurusu da Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedilmiş, böylece davacı hakkında verilen meslekten çıkarma cezası kesinleşmiştir. Nihayetinde, davacı tarafından söz konusu kararların hukuka aykırı oldukları ileri sürülerek iptali talebiyle bakılmaktan olan dava açılmıştır. Bununla birlikte, dava konusu disiplin cezasına konu fiilleri nedeniyle davacı hakkında, Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin 30/11/2017 tarihli kararı ile kovuşturma izni verilmesine ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunun 89. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verildiği, Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığının 19.01.2018 tarihli iddianamesiyle davacı hakkında "gizliliğin ihlali ve kamu malına zarar verme" suçlarından 2802 sayılı yasanın 89. maddesi uyarınca son soruşturmanın açılması talep edildiği ve ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve ... Esas ... sayılı kararı ile davacı hakkında son soruşturma açılmasına ve yargılamanın Yargıtay Ceza Dairesince yapılmasına karar verildiği, ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... Tarih, E:... ve K:... sayılı kararıyla "gizliliğin ihlali ve kamu malına zarar verme" suçlarından davacı hakkında isnat suçların unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verildiği, anılan kararın Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla Yargıtay Ceza Genel Kurulunun E:... sayısına kayden temyiz incelemesinde olduğu görülmüştür. Diğer taraftan, davacının, Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi de aynı Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir. Davacı tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin söz konusu kararların iptali ile bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı maaş ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın Dairemizin 23/06/2021 tarih ve E:2016/56812, K:2021/2255 sayılı kararı ile; "... davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği ..." gerekçesiyle reddedildiği ve anılan kararın temyiz incelemesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/06/2022 tarih ve E:2022/1418, K:2022/2359 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır. Öte yandan davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 13 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan mahkumiyet kararının Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği görülmüştür. İNCELEME VE GEREKÇE: İLGİLİ MEVZUAT: 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Disiplin Cezaları" başlıklı 62. maddesinde, Hâkim ve Savcılara, sıfat ve görevleri gereklerine uymayan hal ve hareketlerinin tespit edilmesi üzerine durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, uyarma, aylıktan kesme, kınama, kademe ilerlemesini durdurma, derece yükselmesini durdurma, yer değiştirme ve meslekten çıkarma cezalarından birinin verileceği düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un dava konusu işlemin de dayanağı olan "Meslekten Çıkarma Cezası" başlıklı 69. maddesinde de; "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir. Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir. Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükümlerine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Uyuşmazlıkta, davalı Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, davacının Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı dönemde disiplin cezasına konu olan eylemlerini FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile olan iltisak ve irtibatı kapsamında anılan örgütün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak gerçekleştirdiği belirtilerek dava konusu meslekten çıkarma cezasının verildiği görülmektedir. Dairemizce, eski yargı mensuplarının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadıklarına ve meslekten çıkarılmalarına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca verilen kararlara karşı açtıkları davalarda verilen kararlarında da belirtildiği üzere; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir. 1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır. Nihayetinde, FETÖ'nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulmuştur. Bu çerçevede dava konusu olay değerlendirildiğinde, İzmir Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yaptığı dönemde davacının, Adalet Bakanı ... hakkında, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne ... tarih ve ... sayılı yazıyla gönderdiği fezleke ile Adalet Bakanlığı Müsteşarı K. İ. hakkında, Hâkimler ve Savcılar Kuruluna aynı tarih ve sayı ile gönderdiği ihbar yazısı ekinde, Adalet Bakanı ve Müsteşarı ile herhangi bir ilgisi bulunmayan ve 32 klasörden oluşan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyasının fotokopisini göndererek, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 157. maddesine göre gizli olarak yürütülmesi gereken soruşturmayı ilgisiz kişi ve kurumların öğrenmesine sebebiyet vererek soruşturmanın gizliliğini ihlal ettiği, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile Adalet Bakanlığı Müsteşarı K. İ. hakkında düzenlediği fezleke ekinde sadece onlarla ilgili evrakı göndermek yerine, Adalet Bakanı ve Müsteşarı ile herhangi bir ilgisi bulunmayan ve 32 klasörden oluşan bahse konu soruşturma dosyasının fotokopisini de göndermek suretiyle, gereksiz kağıt ve posta masrafına sebebiyet verdiği tespit edilerek disiplin cezasına dayanak teşkil eden söz konusu kararları, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile olan irtibat ve iltisakı kapsamında anılan örgütün amaç ve hedefleri doğrultusunda verdiği ve böylece yargıya duyulan güven ve saygınlığı zedeleyerek, mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozduğu gerekçesiyle meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırıldığı görülmektedir. Kararımızın "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" başlıklı kısmında da yer verildiği gibi, davacının, Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi de aynı Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararı reddedildiği, bunun üzerine davacı tarafından, söz konusu kararların iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın Dairemizin 23/06/2021 tarih ve E:2016/56812, K:2021/2255 sayılı kararı ile; "... davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği ..." gerekçesiyle reddedildiği ve anılan kararın temyiz incelemesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/06/2022 tarih ve E:2022/1418, K:202/2359 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, davacının FETÖ silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının olduğu hususunda kesinleşmiş yargı kararı bulunduğu görülmektedir. Ayrıca, davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üyelik suçundan" yapılan yargılama sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 7 yıl 13 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan mahkumiyet kararının Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği görülmüştür. Öte yandan, Kararımızın "İlgili Mevzuat" başlıklı kısmında da yer verildiği üzere 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrasına göre, suç teşkil etmeyen ve hükümlülüğü gerektirmeyen fiillerin dahi, “hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte” oldukları takdirde, hâkim ve savcıların meslekten çıkarılmaları sonucunu doğuracağı kurala bağlanmıştır. Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklanmakta olup, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamaları gerekmektedir. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder. Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, yasa koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır. Dava dosyasında mevcut disiplin soruşturma raporu ve ekleri incelendiğinde, söz konusu soruşturma kapsamında davacı hakkında verilen tanık beyanlarının şu şekilde oldukları görülmüştür: Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan İ.D., Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 27/12/2016 tarihli ek sorgulama tutanağında; "...2003 yılı yaz kararnamesiyle Gebze'ye Ağır Ceza Mahkemesi ve Komisyon Başkanı olarak atandım. Ben Gebze'de iken uzun süre yalnız kaldım. Sonrasında ise Pendik Başsavcısı olarak atanan ... ile tanıştım ve zaman zaman ... ile görüşmeye başladık. Bir süre sonra da İ.E.K. İstanbul'a atandı ve ben, İ.E. ve ... bir arada sohbet yapmaya başladık. Sohbetler genelde İ.E.'in İstanbul Maltepe ilçesinde bulunan bir akrabasının evinde gerçekleşiyordu. Yine belirtmek istiyorum ki, ben bu sohbetlere çok sık katılmadım. Ben bu süreçte aidatları ...'a teslim ediyordum..." Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Y.B., Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 23/08/2016 tarihli sorgulama tutanağında; "...Ben HSYK seçimlerinde bağımsız adaylardan ... ve H.Ü.'yü destekledim, ilçe adliyelerinde oy istemek maksadıyla birlikte gittik hatta ... ile il dışında gezimizde oldu ve yanlış hatırlamıyor isem Burdur veya Ispartaya birlikte gitmiştik. ... ile Antalyaya atandıktan sonra Başsavcı olması nedeniyle tanışmıştık ve daha sonra irtibatımız devam etti, daha önce kendisini hiç tanımadım. H.Ü.'yü Yargıtay tetkik hakimliği yaptığım dönemden itibaren tanırım ve ailecek görüşürüz, çocuklarımız aynı okula gitti. ... ile Manavgat adliyesine, Serik Adliyesine gittik, ayrıca benim Denizlide olduğum sırada ... Denizliye gelince Denizli adliyesinde meslektaşları ziyaret ederek oy istedik. Tavasta tertip edilen seçimde oy istemek amacıyla yemeğe katılmış olabilirim ancak hatırlamıyorum. Ben adaylardan Y.S. tetkik hakimliğinden tanırım. Antalya adliyesine oy istemek maksadıyla geldiğinde meslektaş ziyaretlerine bende katıldım fakat kendisine açık desteğim yoktu. Hatta Y.S.'yi aslında Hakim V.T. gezdiriyor idi bende eşlik ettim. Y.S. ile tam hatırlayamamakla birlikte yakın bir ilçeye de yanımızda V.T. olduğu halde gittik, Ben yani desteklediğim ... ve H.Ü. ile birlikte gittiğimiz yerlerde ve meslektaşlarımızın odalarında bağımsızlık vurgusu yapıyor ve yargıya siyasi baskının olmayacağını söylüyorduk..." Adem Kod Adlı gizli tanık, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/08/2016 tarihli sorgulama tutanağında; "...Sarıyer Başsavcısı olan İ.K. isimli meslektaşım beni bir gün beni kahvaltıya çağırdı. Bende nezaketen tam hatırlamadığım bir tarihte davetine uydum ve evine gittim. Birlikte kahvaltı yaparak sohbet ettik. Ben kalkmak üzere iken eve başka bir şahıs geldi. İ.K. ev sahibi olarak beni bu şahıs ile tanıştırdı. Bu şahsıda bana "Samet bey meslekten değildir" diyerek tanıştırdı. Sonra İ.K. oturduğumuz salondan mutfağa geçtiğinde Samet ismi ile tanıtılan ve soy ismi söylenmeyen bu şahıs bana "biz sizi gıyabınızda tanıyoruz, Silivri' de olduğunuzu da biliyoruz, yeriniz önemli, orada yapılan yargılamada meslektaşınız olan Ergenekon yargılamasını yapan Özel Yetkili hakim ve savcılara avukatlar tarafından yapılan hareketlerden dolayı hakim savcı arkadaşlar sıkıntıda, bunlar ile ilgili dava sanırım size gelecek, eğer gelirse bunları hızla bitirmeniz ve mahkumiyet vermeniz Özel Yetkili hakim ve savcıları rahatlatır" dedi. Yine bana mahkemedeki arkadaşlarla F.H.'nin ailesi ile ilgili sanırım görüşüyormuşsunuz, bizim hocamız ve büyüğümüz bunları vatan haini olarak görüyor ve "içeride çürüsünler" diyor. Bizde onları öyle görüyoruz dedi. Ben bu konuşmadan çok rahatsız oldum. "Sizin mesleğiniz ne, bunları nereden biliyorsunuz" dedim. Ben özel bir okulda çalışıyorum. Ama bir çok meslektaşınız ile arkadaşız. Bilgim oradan ileri geliyor dedi. Ben ayrılmak için kalktım. O sırada İ.K.'dan müsade istedim. Zaten bu konuşma olurken yanımızda değildi. Sanırım mutfağa geçmişti. Ben kendisine seslenip kapıya doğru yönelince o sırada evin zili çaldı. Ben ayrılmam gerektiğini söyledim. İ.K. beni uğurlamak için kapı zilinin çalması nedeniyle kapıyı açtı. O tarihte Pendik Başsavcısı olarak hatırladığım ... isimli şahıs İ.K.'nın evinin önündeydi. Ayak üstü tokalaştık. Ben ayrıldım. ... isimli şahıs İ.K. 'nın evine girdi. Bu olaydan sonra ben İ.K.'den Samet olarak kendisini tanıtan ve benimle konuşan bu şahsın kim olduğunu sorduğumda bir tanıdığımdır. Sivildir, meslekten değildir dedi. Başka da bir şey söylemedi..." Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan H.Y., Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 17/08/2016 tarihli sorgulama tutanağında; "...Ben o dönemde bu yapıyla bağlantılı olan arkadaşlarımı çok tehlikelide görmüyordum. Çal'a yakın çalışan ve cemaatçi olduğunu bildiğim ... vardı, ancak bu şahıs hiç yanıma gelip gitmedi, bende kendisiyle hiç görüşmedim. Çal'dan sonra Kahramanmaraş Ekinözü Hakimliğine 1997 yılında atandım..." Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan D.K., Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 24/10/2016 tarihli sorgulama tutanağında; "...Benden sonra ... İzmir'de Cumhuriyet Başsavcısı oldu. Onun döneminde liman operasyonu yapıldı. Operasyonu savcı A.Ç. yaptı. Ben ... ve A.Ç.'nin cemaat mensubu olup olmadığını bilmiyorum. Ancak benden sonra bu operasyon yapıldığı için bunlarında cemaate yakın olabileceğini tahmin ettim..." Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan E.D., Terme Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 22/08/2016 tarihli sorgulama tutanağında;"...Tarihini tam olarak hatırlayamamakla birlikte 2014 yılı Ağustos ayı içerisinde bir gün o dönemin Terme Başsavcısı olan Ç.D. beni arayarak Samsun BAM Başsavcısı olan ...'ın ve bir savcı beyin geldiğini bana söyledi. Saat de hatırladığım kadarıyla gündüz 11.30 gibiydi. Birlikte bir süre oturduktan sonra Terme ULUSOY tesislerine yemeğe gidildi. Yemek sırasında o dönemin BAM Başsavcısı olan ... bize HSYK seçiminde aday olduğunu söyleyerek kartviziti verdi. Hükümetin yargıya müdahale etmeye çalıştığını kendisinin İzmir de tutanak tuttuğu için Samsun'a pasif göreve atandığını, hükümetin yargıya müdahalesinin engellenmesi gerektiği söyledi. Bu yemek sırasında Ü.U.'nun bize göre gelen ... ve yanındaki kişi ile diyaloğu daha iyiydi. Biz bu yemeğe katıldığımızda HSYK seçim süreci daha tam olarak başlamadığı için yemeğin propaganda havasında geçmeyeceğini düşünmüştük..." Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan N.F.D., Terme Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 22/08/2016 tarihli sorgulama tutanağında; "...Tarihini tam olarak hatırlayamamakla birlikte 2014 yılı Ağustos ayı içerisinde bir gün o dönemin Terme Başsavcısı olan Ç.D. beni arayarak Samsun BAM Başsavcısı olan ...'ın geldiğini bana söyledi. Saat de hatırladığım kadarıyla gündüz 11.30 gibiydi. Ben başsavcı beyin odasına girdiğimde odada terme hakim ve savcıları da vardı. Birlikte bir süre oturduktan sonra Terme Ulusoy tesislerine yemeğe gidildi. Yemek sırasında o dönemin BAM Başsavcısı olan ... bize HSYK seçiminde aday olduğunu, bağımsız olduğunu, hükümetin yargıya müdahale etmeye çalıştığını, kendisinin İzmir'de tutanak tuttuğu için Samsun'a pasif göreve atandığını, hükümetin yargıya müdahalesinin engellenmesi için kendisine oy verilmesi gerektiğini söyledi. Bu yemek sırasında o dönemin Terme Hakim ve savcıları olan Ç.D., H.Z., Ü.U., ben ve eşim de vardı. Yemekten sonra ... ve yanında bulunan ismini bilmediğim bir savcı ile Ünye ilçesine doğru gittiler. Biz de Terme hakim-savcıları olarak adliyeye döndük. Yemekten sonra Terme Başsavcısı olan Ç.D. ve ben konuşmalarımızda yemek konusunda bir rahatsızlığımız olmuştu. ... ve yanında bulunan ancak ismini bilmediğim savcı bey ile Ü.U.'nün ilgilenip ilgilenilmediğini tam olarak bilmiyorum..." Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö., Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 11/10/2016 tarihli sorgulama tutanağında; "...Gaziantep Adliyesine atamam yapıldığında mesleki usul gereği Başsavcı ve komisyon üyeleri ile tanıştım. Ancak benim atamam yapıldıktan sonra Gaziantep'te kimse kapımı çalmadı. Zaten sürgün gönderildik düşüncesi herkeste hakim olduğu için kimse benimle iletişime geçmedi. Yine o yapıya mensup insanlar benimle görüşmeye başladı. İstanbul da iken uzaktan tanımış olduğum B.B. ile görüştüm. Onun vasıtası ile R.E. ve ... ile tanıştım. H.G. ile de ilk görev yerimde tanışmıştım. İzah ettiğim sebepten dolayı Gaziantep'te bunlarla görüştüm. Ben bunların cemaate mensup olduklarını basından duyduğum kadarıyla biliyordum. Bunun dışında da başkaca kimselerle çok fazla görüşmedim. Zaten her hafta sonu İstanbul' a gidip geliyordum. Ben bu kişilerle öğle yemeklerinde buluşuyordum. Bu görüşmelerimiz sırasında da cemaatle ile ilgili hiç bir şey konuşulmazdı. Sadece mağdur olduklarını söylerlerdi. Benim bu yapı hakkında bildiklerim bundan ibarettir..." Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Y.S., Tokat KOM Şube Müdürlüğünce düzenlenen 03/01/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağında; "63- ...: Bu şahsın nereli olduğunu bilmiyorum. Bu şahıs çarşamba adliyesini HSYK seçimlerinde ziyaret ettiğini biliyorum. Ancak sonrasında HSK adaylığından çekildiğini biliyorum." Öte yandan, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından davacı hakkında düzenlenmiş "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı"ında."ID'yi Kullanan Kullanıcılar" başlığı altında davacının adı ile birlikte ID numarasının "...", kullanıcı adının "...", şifrenin "..." olduğu; "SGK Kayıtları" başlığı altında davacının Gaziantep Adliyesinde görev yaptığı; "ID'yi Ekleyenlerin verdikleri İsimler" başlığı altında İsmail isimli kişinin davacıyı "... abi" olarak, M.B. İsimli kişinin davacıyı "..." olarak, S.B.B. İsimli kişinin davacıyı "..." olarak, H.Y. İsimli kişinin davacıyı "..." olarak kaydetmiş oldukları görülmektedir. Dolayısıyla, dava dosyasında mevcut tüm bilgi-belgeler ve tanık ifadeleri ile yukarıda yer verilen açıklamalar ile davacı hakkında düzenlenen "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı" bir bütün olarak değerlendirildiğinde; hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatı ve iltisakı bulunduğu noktasında kesinleşmiş yargı kararı bulunduğu da dikkate alındığında, davacının, dava konusu disiplin cezasına dayanak teşkil eden eylemlerini irtibat ve iltisaklı olduğu FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Kararımızın ''Hukuki Değerlendirme'' bölümünde özet olarak yer verilen çok yönlü amaç ve gayesi doğrultusunda hareket ederek gerçekleştirdiği ve sûbut bulan söz konusu eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında hukuka aykırılık görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali istemiyle açılan DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 13/06/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.