11. Hukuk Dairesi 2008/11211 E. , 2010/1948 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Bingöl Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/03/2007 tarih ve 2005/146 - 2007/152 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile bir kısım davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, l…
**11. Hukuk Dairesi 2008/11211 E. , 2010/1948 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Bingöl Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/03/2007 tarih ve 2005/146 - 2007/152 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile bir kısım davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı gerçek kişilerin müvekkilinin ortaklarının yolcu taşıdığı güzergahta izinsiz şekilde yolcu taşıdıklarını, haksız rekabette bulunduklarını, diğer davalı Valiliğin şikayete rağmen bir önlem almadığını, müvekkili zararının doğduğunu ileri sürerek, 21.600 YTL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, idari yargının görevli olduğunu, iddiaların yersiz bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Bir kısım davalılar vekili, iddiaların yersiz olduğunu, tazminat isteminin fahiş bulunduğunu açıklayarak, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalıların davacının tahsisli güzergahında izinsiz yolcu taşıdıkları, bu durumun mahkeme kararı ile sabit olduğu, bir yıllık kazanç kaybının tespit edildiği, davacının talebi ile bağlı kalındığı, hesaplamanın buna göre yapıldığı, her davalının kendi aracı ile taşıma yaptığı, müteselsil sorumluluk bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... hakkındaki davanın reddine, 1.080.00 YTL’nin davalı gerçek kişilerden ayrı ayrı tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili ile bir kısım davalılar vekili temyiz etmiştir. 1-HUMK’nun 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2 ncü maddesi hükmüne göre miktar veya değeri 1.000.000.000 TL7sını geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar 21.7.2004 hüküm tarihi itibariyle kesin olup, anılan 5219 sayılı Kanun ve 5236 sayılı Kanun uyarınca söz konusu miktar 01.01.2007 tarihi itibariyle 1.170.000.000 TL’ye çıkarılmıştır. Somut olayda davalı gerçek kişiler aleyhine açılan maddi tazminat davasında davanın kısmen kabulü ile her birinden ayrı ayrı 1.080.00 YTL’nin tahsiline karar verilmiştir. Temyiz eden bir kısım davalılar aleyhine ayrı ayrı hükmedilen tazminat miktarı, yukarıda anılan Kanun hükmü uyarınca temyiz sınırının altında kaldığından bir kısım davalılar vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince gelince; Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 3-Dava, davacıya tahsis edilen güzergahta izinsiz şekilde yolcu taşındığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalı ...’nin şikayete rağmen müvekkiline tahsis edilen güzergahta diğer davalı gerçek kişilerin izinsiz taşıma yapmalarını engellemediğini iddia ederek tazminat talebinde bulunmuştur. Mahkemece, hiçbir gerekçe gösterilmeden bu davalı hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, davalı Valiliğin görevini yapmadığını ileri sürmüştür. Kamu hizmeti görmekle yükümlü olan bu davalı, görevi nedeniyle verdiği zararlardan dolayı özel hukuk hükümlerine tabi değildir. Hizmet kusurundan dolayı açılan davalar, İdari Yargılama Usulü Hakkındaki Kanunu’nun 2 nci maddesi hükmü uyarınca tam yargı davası olarak ikame edilmesi gerekmektedir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden dikkate alınması zorunludur. Bu durum karşısında, davalı Valilik hakkındaki davada yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle bir kısım davalılar vekilinin temyiz isteminin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, alınmadığı anlaşılan 17.15 TL temyiz harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 22.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.