13. Hukuk Dairesi 2014/48461 E. , 2016/4223 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacılar, müteveffa . ..’ün, iki gün önce başlayan ve giderek artan makat bölgesindeki ağrı nedeniyle 26.08.2011 gününde davalı doktor tarafından d
**13. Hukuk Dairesi 2014/48461 E. , 2016/4223 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacılar, müteveffa . ..’ün, iki gün önce başlayan ve giderek artan makat bölgesindeki ağrı nedeniyle 26.08.2011 gününde davalı doktor tarafından davalı hastanede muayene olduğunu, aynı gün ameliyatla apsenin alınarak drene edildiğini, ancak hiçbir tahlil ve tedavinin yan etkileri konusunda bilgilendirme yapılmadığını, bir gün sonra yine aynı hastanede davalı doktora kontrole götürüldüğünü, ameliyat sonrası kendini iyi hissetmediğini ve ateşi olduğunu, sağlık durumunun iyi olmadığını belirtmesine rağmen doktorun yine hiçbir tahlil yapmadan bir şeyi olmadığını söylediğini ve sıcak suya oturmasını tavsiye ettiğini, ertesi gün ateşinin daha da yükseldiğini, yine davalı hastaneye acilen götürüldüğünü, doktorun izinde olduğunu, bunun üzerine önce Birecik Devlet Hastanesine ardından Gaziantep Sani Konukoğlu hastanesine (SANKO) getirildiğini, yoğun bakım ünitesine alınarak yapılan muayene ve tahlil sonucunda böbreklerin iflas ettiğini, kanın zehirlenmiş olduğunu, iliklere geçmiş olması sebebiyle 30.08.2011 tarihinde öldüğünü, davalı doktorun kalça bölgesinde apse şikâyetiyle hastaneye gelen ve hemen ameliyata alınan hastanın öncesinde böbrek hastalığı olup olmadığı, ameliyat sırasında ve sonrasında hastalığın vücudun tümüne yayılıp yayılmadığı anlaşılmadan ve bu durumun tahlili yapılmadan hasta ve yakınlarının, hastalık ile ameliyatın gerekliliği ve sonuçları hakkında yeteri kadar aydınlatılmış onamları yöntemince gerçekleştirilmeden vekâlet görevini titizlikle ve özenli biçimde yerine getirmeyerek ölümün gerçekleşmesinde kusurlu olduğunu, doktor çalıştıran davalı hastanenin de sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak kaydıyla toplamda 900,00 TL maddi, 98.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalılar, yapılan müdahalede herhangi bir tıbbi hatanın söz konusu olmadığını, gerekli özenin gösterildiğini, ölümün tedavi yönteminden kaynaklanmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir. Davanın temeli, doğumu üstlenen doktor ve özel hastanenin sorumluluğuna ilişkin olup, bir davada dayanılan olguları hukuksal açıdan nitelendirmek ve uygulanacak yasa hükümlerini arayıp bulmak hâkimin doğrudan görevidir. (1086 sayılı HUMK. 76.md., 6100 sayılı HMK. 33.md.). Dava, davalı ... hastane ve doktorun vekillik sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırılık olgusuna dayanmaktadır (dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK. 386, 390. md.). Vekil, iş görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden değil de bu sonuca ulaşmak için yaptığı uğraşların özenle görülmemesinden sorumludur. Vekilin sorumluluğu, genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır.(BK.390/11) vekil, işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, hafif kusurundan bile sorumludur. (BK.321/1) o nedenle doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurları (hafifte olsa) sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktor, hastanın zarar görmemesi için yalnız mesleki değil, genel hayat tecrübelerine göre herkese yüklenebilecek dikkat ve özeni göstermek zorundadır. Doktor tıbbi çalışmalarda bulunurken bazı mesleki şartları yerine getirmek hastanın durumuna değer vermek, tıp biliminin kurallarını gözetip uygulamak tedaviyi her türlü ihtiyat tedbirlerini alarak yapmak zorundadır. Doktor ufak bir tereddüt gösteren durumlarda bu tereddüdü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve orada koruyucu tedbirler almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında seçim yaparken hastanın özelliklerini göz önünde tutmalı onu gereksiz risk altına sokmamalı en emin yolu tercih etmelidir. Gerçekte de mesleki bir iş gören; doktor olan vekilden, ona güvenen müvekkil titiz bir ihtimam ve dikkat göstermesini beklemekte haklıdır. Titiz, özen göstermeyen bir vekil, BK. 394/1 uyarınca vekâleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Somut olayda, davacıların murisleri Ahmet Ergün’ün davalı hastaneye yatırıldığı ve apse ameliyatının davalı doktor tarafından gerçekleştirildiği sabittir. Yargılama sırasında Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulundan rapor alınmıştır. Raporda ameliyatta görev alan davalı doktor ile hastanenin herhangi bir kusuru olmadığı belirlenmiştir. Mahkemece Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu raporu esas alınarak hüküm verilmiş ise de anılan Rapor, müteveffanın ameliyat öncesi ve sonrası şikâyetleri, ameliyat öncesi olmayan sonrasında ise giderek yükselen ve ölümle sonuçlanan ateş öyküsü, yapılmadığı iddia edilen tahlil ve var olduğu ileri sürülen önceki hastalık öyküleri, ameliyat öncesi ve sonrasına dair aydınlatılmış onamın yöntemince yapılıp yapılmadığı yönündeki taraf iddialarını yanıtlayacak ve davalı doktorun teşhis ve tedavide yeterli özen ve dikkati gösterip göstermediğini ortaya koyacak nitelikte yeterli açıklamayı içermemektedir. Olayda davalıların kusurlu olup olmadığının tespiti için bu rapora dayanılarak hüküm kurulamaz. Nitekim davacı tarafça rapora itiraz edilmiş, çelişkiler sebebiyle yeni bir rapor aldırılması talep edilmiştir. O halde mahkemece, gerek davalı hastanedeki ameliyat ve tedaviye gerekse müteveffanın sonradan götürüldüğü diğer hastanelerde yapılan tedavilere ilişkin tüm bilgiler, ameliyat ve hasta tabela kağıtları, varsa çekilen filmler, inceleme raporları, epikriz ve Adli Tıp Raporu birlikte gönderilip, üniversitelerin tıp fakültelerinde görevli öğretim üyelerinden oluşturulacak konusunda uzman, akademik kariyere sahip üç kişilik bilirkişi kurulundan, apse ameliyatı sonrasında gelişen ve müteveffa .. .’ün ölümüyle sonuçlanan olayda davalı doktora ve hastaneye atfı kabil bir kusur olup olmadığı konusunda, nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.