T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2025/5980 Karar No : 2025/7910 DAVACI :... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ...Kurulu / ... VEKİLİ : Av.... DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı ka…
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2025/5980 E. , 2025/7910 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2025/5980 Karar No : 2025/7910 DAVACI :... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ...Kurulu / ... VEKİLİ : Av.... DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine ve 1.000.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararın, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'na ve ilgili mevzuata aykırı olarak usulüne uygun disiplin soruşturması yapılmadan ve savunma hakkı tanınmadan tesis edildiği, örgütle irtibatı veya iltisakının olduğu yönünde hiçbir somut bilgi, belge ve gerekçeye yer verilmediği, isnat edilen suçlamanın belirli olmadığı, masumiyet karinesinin ve suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiği ileri sürülerek kararın, yetki, şekil, sebep ve amaç unsurları bakımından hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir. DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanunun 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 30/05/2022 tarih ve E:2016/56737, K:2022/3988 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/12/2024 tarih ve E:2022/3534, K:2024/3090 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'NUN DÜŞÜNCESİ: Dava, yargı mensubu olan davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun ile kanunlaşmıştır) 3. maddesinin birinci fıkrası uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin olarak Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nca verilen ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine ve 1.000.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Danıştay 5. Dairesinin 30/05/2022 tarih ve E:2016/56737, K:2022/3988 sayılı kararıyla; " davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerince yapılan ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediği, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ve parasal haklarının davacının meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL kabulü , fazlaya ilişkin kısmının reddi gerektiği" gerekçesiyle Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük hakların iadesi ve parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ve 10.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesi fazlaya ait kısmının ise reddine karar verildiği, taraflarca temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/12/2024 tarihli ve E:2022/3534, K:2024/3090 sayılı kararıyla; davacı temyiz isteminin reddine , davalı idare temyiz isteminin kabulüyle dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle Danıştay 5. Dairesinin temyize konu kararının iptal ve kabule ilişkin kısmının bozulmasına karar verildiği belirlenmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunlu olduğundan, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun bozma gerekçesinde belirtilen nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen 30/05/2022 tarih ve E:2016/56737, K:2022/3988 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/12/2024 tarih ve E:2022/3534, K:2024/3090 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Dairemizin 30/05/2022 tarih ve E:2016/56737, K:2022/3988 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/12/2024 tarih ve E:2022/3534, K:2024/3090 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere; Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır. 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bunun üzerine, anılan kararın iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine ve 1.000.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. Öte yandan, Daire kararında belirtildiği üzere, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın... tarih ve Soruşturma No:..., K:... sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ve anılan kararın 28/11/2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Dairemizin 30/05/2022 tarih ve E:2016/56737, K:2022/3988 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/12/2024 tarih ve E:2022/3534, K:2024/3090 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir: 1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları. 2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri. 3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası. 4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği Dairemizin 30/05/2022 tarih ve E:2016/56737, K:2022/3988 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/12/2024 tarih ve E:2022/3534, K:2024/3090 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere; 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır. 2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/12/2024 tarih ve E:2022/3534, K:2024/3090 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere; Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir. Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir. Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür. Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır. Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza soruşturması sonucunda, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... tarih ve Soruşturma No:..., K:... sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır. Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 30/05/2022 tarih ve E:2016/56737, K:2022/3988 sayılı kararda; Davacı hakkında tanık sıfatıyla ifade veren A.A. ve K.G. isimli şahısların beyanları yönünden; tanık A.A. ile K.G.'nin Daire kararında yer verilen ifadelerinde, davacının her meseleye muhalefet eden bir yapıda olduğunu, 2014 HS(Y)K seçimlerinde boş oy kullanacağını söylediğini ve seçim sonucu çıkan bir adet boş oy pusulasının da davacıya ait olduğunu düşündüklerini/ değerlendirdiklerini beyan ettikleri görülmüş olup; davacının 2014 HS(Y)K seçimleri döneminde örgütün sözde "bağımsız" adaylarını desteklemediğine ilişkin davacı ve tanıkların beyanları aynı doğrultuda olduğu gibi, söz konusu beyanların aksini ortaya koyabilecek, davacının 2014 yılı HSK üye seçimlerinde örgütün sözde bağımsız adaylarını desteklediğine ilişkin somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı ve davalı idarece de dosyaya sunulmadığının anlaşıldığı, netice itibarıyla, davacının örgütle iltisak ve irtibatlı olmadığı yönündeki iddiasını doğrular nitelikte olan A.A. ve K.G. isimli tanıkların beyanı, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, öte yandan tanık K.G.'nin ifadesinde, FETÖ/PDY ile irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılan M.S.Ç.'nin tayin olması üzerine ayrılmadan önceki son günlerinde davacı ile çok ilgilendiğini, davacıyı kendisinin yerine hazırlıyor olabileceğini düşündüğünü beyan ettiği görülmekte ise de, söz konusu beyanın gözleme dayalı yorumdan oluştuğu ve başkaca somut bilgilerle desteklenmediği anlaşıldığından, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacı hakkında tanık sıfatıyla ifade veren C.E. isimli şahsın beyanları ve davacı üzerinde 1 Dolar bulunması yönünden; davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakına yönelik somut herhangi bir içeriğe sahip olmadığı anlaşılan tanığın beyanları, başka delillerle de desteklenmediğinden davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Öte yandan, davacının söz konusu 1 doları katıldığı bir düğünden aldığı ve anı mahiyetinde sakladığı yönündeki beyanı ile bu beyanı destekler nitelikteki tanık C.E.'nin beyanları dikkate alındığında, bu beyanların aksini ortaya koyan tanık beyan(lar)ı, somut tespit(ler) ya da başkaca herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı anlaşıldığından, davacı üzerinde 1 Dolar bulunması hususunun, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı, Davacının beyanı yönünden; komşusunun yönlendirmesiyle, eğitim amacıyla FETÖ/PDY yapılanmasına ait dershaneye gittiğini, 1999-2000 yılları arasında arkadaşlarının daveti üzerine FETÖ/PDY yapılanmasına ait evlere gittiğini, şehir dışında geziye katıldığını ve gezide FETÖ/PDY yapılanmasına ait yurtlarda kaldığını beyan eden davacının, örgütsel saikle hareket ettiğini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, davacının anılan beyanlarının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirmediği, Öte yandan, davacının 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde bağımsız adaylarını "desteklediğine" ve örgütsel amaçlarla örgüt üyeleriyle birlikte hareket ettiğine ilişkin olarak dava dosyasında herhangi bir somut tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, aksine davacının boş oy kullandığını değerlendirdikleri yönünde yukarıda yer verilen tanık beyanlarının bulunduğu görüldüğünden davacının anılan beyanlarının da örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği, Sosyal çevre bilgisi yönünden, davalı idarece dava konusu işlemlerin dayanaklarından birisi olarak davacı hakkındaki sosyal çevre bilgilerinin gösterildiği anlaşıldığından, 28/12/2021 tarihli ara kararı ile davalı idareye davacı hakkında sosyal çevre araştırmaları sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğunun sorulduğu, davalı idarece söz konusu ara kararına verilen 21/02/2022 tarihli cevapta davacı hakkında sosyal çevre araştırmaları sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin, gerek davacının görev yaptığı mahalden gerekse diğer kurumlardan intikal eden ve işlem tesisinde Kurul kanaatinin oluşmasına destek olan her türlü veri ve bilgiler olduğunun belirtildiği görülmekle birlikte, anılan veri ve bilgilerin davalı idarece dava dosyasına somut bir şekilde sunulmadığının anlaşıldığı, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı, Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile Daire kararında yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 28/12/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı, Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı, Dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesi gerektiği, Davacının dava konusu işlem nedeniyle uğradığını iddia ettiği manevi zarara karşılık olmak üzere manevi tazminata hükmedilmesi istemi değerlendirildiğinde ise; Manevi tazminat, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminatın olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlayan bir tazmin aracı niteliğinde olması nedeniyle, yargı mercilerince takdir edilecek manevi tazminatın, ilgilinin zenginleşmesine yol açmayacak ve aynı zamanda idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak miktarda belirlenmesi gerektiği, Uyuşmazlık konusu olayda davacının yargı mensubu olarak görev yapmakta iken, FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisak ve irtibatının bulunduğu ileri sürülerek meslekten çıkarılmasına dair dava konusu işlemin yukarıda yazılı gerekçeyle hukuka aykırı olduğunun saptanması karşısında, dava konusu işlemin sebep unsuru ve davacının üzerinden alındığı kamu görevinin niteliği de gözönüne alındığında, hakkında hukuka aykırı olarak tesis edilen işlemden dolayı davacının duyduğu elem ve ızdırabın kısmen de olsa giderilmesini temin amacıyla takdiren 10.000,00 TL manevi tazminatın davacıya ödenmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı, Öte yandan, davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL tutarındaki manevi tazminatın davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir. Dairemizin 30/05/2022 tarih ve E:2016/56737, K:2022/3988 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/12/2024 tarih ve E:2022/3534, K:2024/3090 sayılı kararıyla; "... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince; Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan A.A.'ya ait, Giresun Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 22/02/2018 tarihli tanık ifade tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir: ''...... isimli Cumhuriyet Savcısının FETÖ ile irtibat ve iltisaklı olduğunu net olarak ortaya koyamıyorum hatta şöyle bir tespitim de bulunmaktadır. Karaman'da seçim sonuçları açıklandığında bir pusula boş olarak çıkmıştı bu oy pusulasının ...'e ait olduğunu değerlendiriyorum. Zira seçim öncesinde böyle bir tavır alacağını açık bir şekilde ifade etmişti. Kendisi genel olarak her şeye muhalefet eden bir yapıda olup, çalışkan ve iyi bir Cumhuriyet savcısıdır.'' Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan K.G.'ye ait, HSK Başmüfettişliğince alınan 02/04/2018 tarihli tanık ifade tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir; '' ... Temmuz 2014 - Temmuz 2016 yılları arasında Karaman Ağır Ceza Mahkemesi ve Adli Yargı İlke Derece Mahkemesi Başkanlığı görevlerinde bulundum. HSYK Genel Kurulu tarafından FETÖ/PDY irtibatı nedeniyle meslekten ihraç edilen ...’i Karaman Adliyesinin Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmış olması nedeniyle tanırım. Daha öncesinden kendisi ile bir tanışıklığım yoktur. Karaman Adliyesinde göreve başladıktan hemen sonra HSYK seçim sürecine girilmişti. ...’in her meseleye muhalif bir yapısı vardı. Bu nedenle seçimde bizlere boş oy kullanacağını söylüyordu. Nitekim seçim sonunda da sandıktan bir adet boş oy pusulası çıktı. Seçim öncesi söylemleri nedeniyle bu pusulanın ...’e ait olduğunu düşündük. Bir başka hususda o dönem Karaman Adliyesinde Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapan, HSYK Genel Kurulu tarafından FETÖ/PDY irtibatı nedeniyle meslekten ihraç edilen M.S.Ç. tayin olup, ayrılış yapmadan önce ... ile son günlerinde çok ilgilenmişti. Bu durum benim dikkatimi çekti. Onu kendisinin yerine hazırlıyor diye düşünmüştüm. Bunun dışında ... ile alakalı söyleyeceğim başka bir husus yoktur. O dönem Karaman Cumhuriyet Başsavcısı olan A.A. ve Cumhuriyet Savcısı M.Ü.’nün de ... ile alakalı bilgi sahibi olabileceğini düşünmekteyim. Bunun dışında kendisi ile alakalı bir bilgim yoktur.'' Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan C.E.'ye ait, Karaman Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 05/08/2016 tarihli ve Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 11/12/2018 tarihli ifade tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir: "Ben 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi öncesinde Karaman ilinde Cumhuriyet savcısı olarak görev yapmakta idim. Aynı dönemde şüpheli K.K. Cumhuriyet savcısı, B.K. ise hakim olarak görev yapmakta idiler... Aynı dönemde birlikte çalıştığımız ve Fetö'den ihraç olan C.savcıları T.K., ..., ... S. bey ve diğerleri ile birlikte daha samimi olup ortak mekanlarda bulunurlardı. Örneğin duyduğum kadarıyla ... isimli otelde her Cuma akşamı rakı sofrasında buluşurlardı. Yine mesai içerisinde de Fetö'den ihraç edilen hakim savcı arkadaşlarla daha samimi bir davranış içerisinde olurdu..." ve "... Aslında aynı dönemde aynı adliyede çalışmakta olan savcı meslektaşlarla daha yakınen oturup kalkıyorduk. Bu yüzden aynı dönemde çalışan M.S.Ç., T.K., T.D. ve eşi, K.K. ve eşi, ... ... de kendi aralarında özellikle hükümete ve Cumhurbaşkanı'na yönelik çok makul olmayan eleştirilerle bir grup şeklinde davranış sergilerlerdi. Bunlardan ... ile gerek iyi bir hukukçu olması gerekse insani değerlerinin daha anadolu olması nedeniyle ben de muhabbet ederdim. Döviz kurlarında dalgalanma olduğunda Savcı ... Bey'in gözünü ekonomi haberlerine diktiği bir anda 'Döviz zenginisin herhalde savcım' diye takıldım, ... Bey de bana 'Savcım benim yalnızca bir dolarım varonun da manevi bir değeri var uzun süredir saklarım, başka da dolarım Eurom yok', o bir doları da düğün gibi bir merasimden hatıra kaldığını söylerdi. Bu bir dolar FETÖ/PDY örgütlenmesindeki bir dolarlar karşısında bir tesadüf olabilir... Yukarıda isimlerini belirttiğim arkadaşlarımın büyük bir kısmı da özellikle hafta sonları dış dünyaya yansıyan felsefi ve dini kişiliklerine aykırı olarak rakı sofralarında buluşmaları idi. Bu da o gün için benim hayretimi celbetmişti..." Öte yandan, yapılan üst aramasında davacının üzerinden 1 adet 1 dolarlık banknot çıktığının kayıt altına alınmış olduğu görülmüştür. Davacı hakkında Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/08/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir: ''... Üniversiteye hazırlık sırasında dershaneye gittiniz mi, gittiyseniz hangi dershaneye gittiniz... Ben üniversiteye hazırlık sırasında Rize de bulunan Zafer Fem Dershanesine gittim. Buraya da komşumuzun damadının başarılı öğrencilerden birini kayıt etme kontenjanı olduğu söylenerek, takdir belgelerini de sunmak üzere kayıt ettirildim. Ancak dershaneye de 40 TL kitap paramı ödeyerek gittim... 3-Geçmişte FETÖ/PDY örgütü evlerinde veya yurtlarında kaldınız mı, kalmış iseniz örgütü ait evlerde ve yurtlarda sohbet adı altında yapılan toplantılara veya görüşmelere katıldınız mı, katıldıysanız hükümet veya devlet aleyhine olan bir organizasyonun içerisinde bulundunuz mu. Geçmişte FETÖ/PDY örgütü evlerinde veya yurtlarında ben bulunmadım. Ancak üniversiteye giderken sınıf arkadaşlarımızın daveti üzerine, 1999-2000 yılları arasında Fethullah Gülen cemaatinin ışık evleri olarak bilinen evlere gittiğim oldu. Burada biz arkadaşlarımızla ders çalışırdık. Otururduk muhabbet ederdik. Bazen de dini sohbetlerde yapılırdı. O şekilde de iştirak ederdim. Benim gittiğim zamanlarda ne devlet aleyhine ne de hükümet aleyhine herhangi bir organizasyon olduğunu hatırlamıyorum. Öyle birşey de bilmiyorum. 4- FETÖ/PDY örgütü tarafından organize edilen yurt içi veya yurt dışı gezilere katıldınız mı? Üniversitenin ikinci sınıfının başında, 2000 yılı Kasım ayında, Fethullah Gülen cemaatine mensup fakülteden tanıdığım arkadaşım olan A.D. isimli arkadaşımın daveti üzerine hafta sonu Antalya gezisine gittim. Orada yanılmıyorsam giderken Burdurda bir yurtta kaldık. Daha sonra Antalya ya gidince Manavgatta bir yurtta kaldığımızı hatırlıyorum. Hatta o gezi parasının ücreti olan 10 TL yi ödedim. Yurt dışında herhangi bir geziye gitmiş değilim... 14- FETÖ/PDY'den herhangi bir kişinin meslek hayatınız boyunca sizde herhangi bir yönlendirmesi oldu mu, sizden herhangi bir talepleri oldu mu, temas kurdular mı, bu doğrultuda herhangi bir çalışmada bulundunuz mu? 2014 yılı HSYK seçimlerinde, Karaman ilinde görev yaparken, üniversitedeyken Fethullah Gülen cemaatinin evlerinde kaldığını bildiğim A.D. isimli, o zaman yanılmıyorsam Tarsus ta çalıştığını bildiğim Cumhuriyet Savcısı arkadaş, HSYK seçimleri zamanı beni telefonla aradı. Benimle görüşmek istediğini söyledi. Ben de "eğer seçimlerle ilgilisiyle boş yere gelme, ben boş oy kullanacağım" dedim. O da "birlikte görüşelim" dedi. Karaman a geldi. O sırada eşim evde yoktu. Ben kendisine "2010 seçimlerinde birçok meslektaşım mağdur edildi, ben bu seçimlerde kimseye oy vermeyeceğim" dedim. O şekilde cevabımı söyledim. Daha sonra birlikte yemek yedik. Üniversitesi zamanlarımızı andık. Andıktan sonra da kendisi gitti. Bunun dışında da oy istemek amaçlı talepler oldu. Ancak o talepler herkesin arandığı gibi benim de aranmam şeklinde olmuştur...'' Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de; davacının üniversiteye hazırlık sırasında örgüte müzahir dershaneye gittiği, üniversiteye giderken (1999-2000 yılları arasında) sınıf arkadaşlarının daveti üzerine, Fethullah Gülen cemaatinin ışık evleri olarak bilinen evlerine gittiğinin olduğu, burada bazen dini sohbetlerin de yapıldığı, kendisinin de bu sohbetlere iştirak ettiği; 2000 yılı Kasım ayında, Fethullah Gülen cemaatine mensup fakülteden arkadaşı A.D. 'nin daveti üzerine hafta sonu Antalya gezisine gittiği, orada Burdur ve Manavgat'ta yurtta kaldıkları, A.D. isimli bu arkadaşının yargı mensubu olduktan sonra da 2014 yılı HSK seçimleri için kendisini telefonla aradığı ve görüşmek için Karaman'a geldiği ve birlikte yemek yediklerine dair beyanlarının, yargı mensubu A.A. ve K.G.'nin yukarıda yer verilen ifadeleri ile diğer hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. ... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur. Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/12/2024 tarih ve E:2022/3534, K:2024/3090 sayılı bozma kararında; davacının üniversiteye hazırlık sırasında örgüte müzahir dershaneye gittiği, üniversiteye giderken (1999-2000 yılları arasında) sınıf arkadaşlarının daveti üzerine, Fethullah Gülen cemaatinin ışık evleri olarak bilinen evlerine gittiğinin olduğu, burada bazen dini sohbetlerin de yapıldığı, kendisinin de bu sohbetlere iştirak ettiği; 2000 yılı Kasım ayında, Fethullah Gülen cemaatine mensup fakülteden arkadaşı A.D. 'nin daveti üzerine hafta sonu Antalya gezisine gittiği, orada Burdur ve Manavgat'ta yurtta kaldıkları, A.D. isimli bu arkadaşının yargı mensubu olduktan sonra da 2014 yılı HSK seçimleri için kendisini telefonla aradığı ve görüşmek için Karaman'a geldiği ve birlikte yemek yediklerine dair beyanlarının, yargı mensubu A.A. ve K.G.'nin yukarıda yer verilen ifadeleri ile diğer hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına, 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmesi nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden... TL ile davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 3. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/06/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. vergi //begin::Page Scripts var options = {}; $(document).ready(function() { options["separateWordSearch"] = false; options["accuracy"] = "complementary"; options["diacritics"] = false; $("#content").append(stringToHTML($("#hiddencontent").text())); var arananKelime = $("#hiddenArananKelime").text(); const kelimeListesi = arananKelime.split(/\s*,\s*/).filter(k => k); // Virgüle göre ayır, boşlukları temizle // Aynı kelimenin büyük/küçük varyasyonlarını da ekle const tumKelimeler = kelimeListesi.flatMap(kelime => [ kelime, kelime.toLocaleUpperCase('tr-TR'), kelime.toLocaleLowerCase('tr-TR') ]); highlighter(tumKelimeler); // arananKelime.split(/\s*,\s*/).filter(k => k).forEach(function(each) { // if (each != undefined && each != "") { // highlighter(each); // highlighter(each.toLocaleUpperCase('tr-TR')); // highlighter(each.toLocaleLowerCase('tr-TR')); // } // }); }); var highlighter = function(arananKelime) { try { highlight(arananKelime); } catch (err) { } try { //unsuzyumusamasi(arananKelime); } catch (err) { } try { //unsuzBenzesmesi(arananKelime); } catch (err) { } try { //cogulEki(arananKelime); } catch (err) { } try { //iyelikEki(arananKelime); } catch (err) { } }; var stringToHTML = function(str) { var parser = new DOMParser(); var doc = parser.parseFromString(str, 'text/html'); return doc.body; }; var highlight = function(text) { $(".context").mark(text, options); } var unsuzyumusamasi = function(arananKelime) { var lastChar = arananKelime.substr(arananKelime.length - 1); if (lastChar === "p") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "b"); } if (lastChar === "ç") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "c"); } if (lastChar === "t") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "d"); } if (lastChar === "k") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "g"); highlight(ara + "ğ"); } } var unsuzBenzesmesi = function(arananKelime) { var sertSessiz = [ 'f', 's', 't', 'k', 'ç', 'ş', 'h', 'p' ]; var yumusakSessiz = [ 'ç', 't', 'k' ]; for (var i = 0; i < sertSessiz.length; i++) { let sertSessizPosition = arananKelime.indexOf(sertSessiz[i]); while (sertSessizPosition !== -1) { for (var j = 0; j < yumusakSessiz.length; j++) { let yumusakSessizPosition = arananKelime .indexOf(yumusakSessiz[j]); while (yumusakSessizPosition !== -1) { if (sertSessizPosition + 1 === yumusakSessizPosition) { highlight(arananKelime.substr(0, sertSessizPosition + 1)); } yumusakSessizPosition = arananKelime .indexOf(yumusakSessiz[j], yumusakSessizPosition + 1); } } sertSessizPosition = arananKelime.indexOf(sertSessiz[i], sertSessizPosition + 1); } } } var cogulEki = function(arananKelime) { var last3Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 3); if (last3Char === "lar" || last3Char === "ler") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 3); highlight(ara); } } var iyelikEki = function(arananKelime) { var iyelikEkleri = [ "ım", "im", "um", "üm", "ın", "in", "un", "ün", "ı", "i", "u", "ü", "mız", "miz", "muz", "müz", "nız", "niz", "nuz", "nüz", "ları", "leri" ]; if (arananKelime.length > 2) { var last2Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 2); if (iyelikEkleri.includes(last2Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 2); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 2) { var lastChar = arananKelime.substr(arananKelime.length - 1); if (iyelikEkleri.includes(lastChar)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 3) { var last3Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 3); if (iyelikEkleri.includes(last3Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 3); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 4) { var last4Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 4); if (iyelikEkleri.includes(last4Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 4); highlight(ara); } } } // begin:: Global Config(global config for global JS scripts) var KTAppSettings = { "breakpoints" : { "sm" : 576, "md" : 768, "lg" : 992, "xl" : 1200, "xxl" : 1200 }, "colors" : { "theme" : { "base" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#1BC5BD", "secondary" : "#E5EAEE", "success" : "#1BC5BD", "info" : "#6993FF", "warning" : "#FFA800", "danger" : "#F64E60", "light" : "#F3F6F9", "dark" : "#212121" }, "light" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#1BC5BD", "secondary" : "#ECF0F3", "success" : "#C9F7F5", "info" : "#E1E9FF", "warning" : "#FFF4DE", "danger" : "#FFE2E5", "light" : "#F3F6F9", "dark" : "#D6D6E0" }, "inverse" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#ffffff", "secondary" : "#212121", "success" : "#ffffff", "info" : "#ffffff", "warning" : "#ffffff", "danger" : "#ffffff", "light" : "#464E5F", "dark" : "#ffffff" } }, "gray" : { "gray-100" : "#F3F6F9", "gray-200" : "#ECF0F3", "gray-300" : "#E5EAEE", "gray-400" : "#D6D6E0", "gray-500" : "#B5B5C3", "gray-600" : "#80808F", "gray-700" : "#464E5F", "gray-800" : "#1B283F", "gray-900" : "#212121" } }, "font-family" : "Poppins" };