Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı Şirket bünyesinde elektrik elektronik teknisyeni olarak işe başvurduğunu, bu başvurusu sonunda davalı işveren tarafından işe davet mektubu gönderildiğini ve davet mektubunda da davacının mesleği ve ünvanının elektrik-elektronik teknisyeni olarak belirtildiğini, işe başlatılırken daha düşük ücret vermek için kadrosunun görev yönünden alt ünvanlı elektrikçi-elektronikçi (saha) personeli olarak gösterildiğini, yaptığı işin elektrik-elektronik teknis
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı Şirket bünyesinde elektrik elektronik teknisyeni olarak işe başvurduğunu, bu başvurusu sonunda davalı işveren tarafından işe davet mektubu gönderildiğini ve davet mektubunda da davacının mesleği ve ünvanının elektrik-elektronik teknisyeni olarak belirtildiğini, işe başlatılırken daha düşük ücret vermek için kadrosunun görev yönünden alt ünvanlı elektrikçi-elektronikçi (saha) personeli olarak gösterildiğini, yaptığı işin elektrik-elektronik teknisyeninin yaptığı iş olduğunu ileri sürerek ünvanının elektrik-elektronik teknisyeni olduğunun kabul edilmesi hâlinde ücret farkı, ilave tediye farkı, ikramiye farkı, yol ücreti farkı, fazla çalışma ücreti farkı, hafta tatili ücreti farkı, ağır ve tehlikeli işler tazminatı farkı, yıllık izin ücreti farkı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti farkı, asgari geçim indirimi farkı, kademe ve derece artışı nedeni ile yapılan ücret zamları farkı alacaklarını talep etmiş; bu alacakları kabul edilmediği takdirde toplu iş sözleşmesinin 26. maddesi gereği terfi zammı ek ödeme alacaklarının tahsilini talep etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık, davacının talep ettiği alacaklara hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.