5. Hukuk Dairesi 2024/3093 E. , 2024/9319 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/11 Esas, 2023/100 Karar DAVA TARİHİ : 22.05.2019 KARAR : Ret Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen taşınmazın tapu kaydının mahkeme kararı ile iptalinden kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz ince
**5. Hukuk Dairesi 2024/3093 E. , 2024/9319 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/11 Esas, 2023/100 Karar DAVA TARİHİ : 22.05.2019 KARAR : Ret Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen taşınmazın tapu kaydının mahkeme kararı ile iptalinden kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin maliki olduğu Kocaeli ili, ..., Çubuklu Bala köyü 110 ada 160 parsel sayılı taşınmazın tamamının tapu kaydının iptali için Orman Genel Müdürlüğü tarafından tapu iptal ve tescil davası açıldığını, bu dava sonucunda müvekkili adına olan tapu kaydının iptal edilerek taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesi halinde müvekkilinin uğradığı zararın tazminini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın mülkiyetinin henüz iptal edilmediğini, davacının uğradığı bir zarardan söz edilemeyeceğini, bu nedenle davacının dava açmakta hukuki menfaati bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, davaya konu işlem Orman Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirildiğinden, müvekkili Hazine yönünden husumet yokluğu nedeniyle ret kararı verilmesini, ormanların özel mülkiyete konu olamayacağını, bu gibi yerlerin tapuya tescil edilmesinin kayıt malikine mülkiyet hakkı bahşetmeyeceği gibi, tapu kaydına dayanarak iktisap edenlerin de 4721 sayılı Kanun'un koruyuculuğundan yararlanamayacağını ileri sürmüştür. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 18.12.2020 tarihli ve 2020/111 Esas, 2020/363 Karar sayılı kararı ile davanın kabulü ile taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan bilirkişi raporunda değerlendirme tarihinin dava tarihi olarak alınması, meskun sahada yer alıp belediye ve alt yapı hizmetlerinden faydalandığı anlaşılan taşınmazın arsa niteliğinde kabul edilmesi ile bedelinin emsal taşınmazlara göre tespit edilmesinin Dairece doğru bulunduğu, İlk Derece Mahkemesinin hükmüne dayanak yaptığı bilirkişi raporunda somut emsal olarak kullanılan taşınmazın satışının gerçek kişiler arasında yapılan bir satış olduğu, emsal olarak alınmasının uygun bulunduğu, yapılan karşılaştırma tablosu sonucu taşınmazın birim fiyatının 86,00 TL/m² olarak tespit edilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dava konusu taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine 07.01.1992 tarihinde "orman sınırları içindedir” şerhinin ve 03.05.1996 tarihinde “orman tahdit ve orman sınırları içinde kalmaktadır” şerhinin konulduğu, davacı ...’ın 31.10.2013 tarihinde satın aldığı taşınmazı orman olduğunu gösteren şerh ile edindiğinin anlaşıldığı, buna göre Devlet'in tapu sicil kaydındaki şerhin tesisini sağlayarak kaydın bu hali ile değerlendirilmesi gerektiği hususunu aleniyete intikal ettirdiği, 4721 sayılı Kanun'un 1020 nci maddesinin "Tapu sicili herkese açıktır. İlgisini inanılır kılan herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebilir. Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez." hükmü nazara alındığında tapunun beyanlar hanesine şerh işlendikten sonra bu şerhi tapuda görmesine rağmen taşınmazı devir alan davacının iyi niyetli olduğundan ve 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi uyarınca dürüst davrandığından söz edilemeyeceği, hal böyle olunca, davacının tapusunun iptali sebebiyle bir zararının oluştuğu kabul edilse bile, bu zararın tapu sicil kayıtlarının doğru tutulmamasından kaynaklandığının söylenemeyeceği gibi, zarar ile tapu işlemleri arasında nedensellik bağının varlığından da bahsetmek mümkün olmayacağından, davacı ...’ın 07.01.1992 tarihinden sonra, orman şerhini görerek taşınmazı 31.10.2013 tarihinde satın alması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesinin doğru görülmediği gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin tarafı olmadığı Kocaeli 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2000/461 Esas, 2002/193 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın açık artırma yoluyla satışına karar verildiğini, müvekkilinin açık artırmaya katılarak taşınmazı Devlet aracılığıyla satın aldığını, açık artırma ilanında herhangi bir şerhten bahsedilmediğini, şerhler kısmının boş bırakıldığını, dolayısıyla taşınmaz üzerinde orman şerhi olduğunu bilmeden Devletin mahkemesince yapılan satışa güvenerek taşınmazı satın aldığını, satış gerçekleştikten ve ihale kesinleştikten sonra tescil için tapu müdürlüğüne giden müvekkilinin taşınmaz üzerinde yer alan orman şerhini gördüğünü, ancak zaten bedelini ödemiş olduğu taşınmazı mevcut haliyle kendi üzerine tescil ettirdiğini, taşınmazın mülkiyeti ihalenin kesinleştiği tarihte müvekkiline geçtiğinden o tarih itibarıyla taşınmazdaki şerhi bilmeyen müvekkilinin kötüniyetli olduğunun kabul edilmesinin hayatın olağan akışına ve hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinin birinci fıkrası. 3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, 2009/517 Karar sayılı ilâmında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir. 4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir. 5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dairemizin bozma kararı öncesinde verilen geri çevirme kararı ile dosyaya getirtilen dava konusu taşınmazın tedavüllü tapu kayıtlarında davacı ...’ın 07.01.1992 tarihli orman şerhinden sonra, orman şerhini görerek taşınmazı 31.10.2013 tarihinde satış ve birleştirme işlemi ile edindiğinin görüldüğü, bu kapsamda şerhi görerek taşınmazı satın aldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği yönünde karara varılmışsa da, davacı tarafın taşınmazı açık artırma yoluyla satın aldığı, açık artırma şartnamesi ve ilanı ile taşınmaza ilişkin dosyada orman şerhine ilişkin açıklayıcı bilginin bulunmadığı iddiası çerçevesinde dava konusu taşınmaza ilişkin Kocaeli 2. (Sulh Hukuk Mahkemesinin) Satış Memurluğu 2012/36 Satış sayılı açık artırma yoluyla satış dosyası dava dosyası içerisine alınmış olup, yapılan incelemede taşınmazın davacı tarafından açık artırma yoluyla satın alındığı ve taşınmaza ilişkin açık artırma şartnamesi ile dosyasında tapu kaydındaki orman şerhine ilişkin bilgiye yer verilmediği tespit edildiğinden, Dairemiz bozma kararının maddi hata sonucu verildiği, maddi hataya dayalı bozma kararının taraflar lehine usulî kazanılmış hak oluşturmayacağı, taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesi gerektiğinden, Mahkeme kararının bozulması gerekir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,28.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.