10. Ceza Dairesi 2023/15916 E. , 2024/25781 K. MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma Manavgat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/2, 192/3 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51/1. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün, isti…
**10. Ceza Dairesi 2023/15916 E. , 2024/25781 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma Manavgat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/2, 192/3 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51/1. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 30.12.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 14.07.2023 tarihli ve 2023/5726 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.09.2023 tarihli ve KYB - 2023/89656 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.09.2023 tarihli ve KYB - 2023/89656 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, sanık hakkında daha evvel 19/11/2013 tarihinde işlemiş olduğu aynı suç nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl süre ile denetime tâbi tutulmasına ilişkin Manavgat 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/03/2015 tarihli ve 2014/147 esas, 2015/224 sayılı kararının 28/11/2015 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın 26/05/2016 tarihinde inceleme konusu aynı türden suçu işlemesi nedeniyle yapılan ihbar üzerine Manavgat 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/06/2021 tarihli ve 2021/788 esas, 2021/768 sayılı kararı ile hükmün açıklanarak sanığın mahkûmiyetine karar verildiği, anılan kararın istinaf edilmesi üzerine ise, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 27/06/2022 tarihli ve 2021/2427 esas, 2022/1199 sayılı kararında "... Sanığın incelemeye konu Manavgat 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 03/03/2015 tarih ve 2014/147 Esas ve 2015/224 Karar sayılı ilam ile sanık hakkında 19/11/2013 tarihli eylemi nedeniyle kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçu yönünden 5320 sayılı Kanunun Geçici 7/2.maddesi gereği verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 28/11/2015 tarihinde kesinleşmesinde sonra sanığın 26/05/2016 tarihinde işlediği iddia edilen "kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak" suçundan dolayı Manavgat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/12/2020 tarih ve 2020/705 Esas, 2020/1026 Karar sayılı ilamıyla mahkûmiyetine karar verilmiş olduğu görülmekle sanığın 26/05/2016 tarihinde işlediği "kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak" suçu, incelemeye konu Manavgat 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 03/03/2015 tarih ve 2014/147 Esas ve 2015/224 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının ihlali niteliğinde olacağından..." şeklinde açıklamalara yer verildiği nazara alındığında, incelemeye konu 26/05/2016 tarihli eylemin daha önceden Manavgat 4. Asliye Ceza Mahkemesince 6545 sayılı Kanunla değişik 5320 sayılı Kanun’un geçici 7/2. maddesi gereğince 03/03/2015 tarihinde zorunlu olarak verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlâli niteliğinde olduğu, ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı cihetle, bu eylemlerden dolayı açılan kamu davasında düşme kararı verilip ihbarda bulunulması gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. A. Şüpheli hakkında, 26.05.2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle yapılan soruşturma sonucunda, Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığının 31.05.2016 tarihli ve 2016/5448 soruşturma, 2016/187 sayılı kararı ile; 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulmasına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, kararın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 20.07.2016 tarihinde tebliğ edildiği, B. Şüphelinin 18.10.2018 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlemesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığının 27.03.2019 tarihli ve 2016/5448 Soruşturma, 2019/1585 Esas, 2019/1416 sayılı iddianamesi ile Manavgat 2. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, C. Manavgat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.05.2019 tarihli ve 2019/371 Esas, 2019/441 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca kamu davasının durmasına, kovuşturma şartına ilişkin şartların devam ettirilmesi için Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan itiraz üzerine, Manavgat 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.08.2020 tarihli ve 2020/931 değişik iş sayılı kararı ile itirazın kabulüne, Manavgat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.05.2019 tarihli kararının kaldırılmasına karar verildiği, D. Yapılan yargılama sonunda Manavgat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 08.12.2020 tarihli ve 2020/705 Esas, 2020/1026 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 191/2, 192/3 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51/1. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. E. Manavgat 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/788 Esas ve 2021/768 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; 1. Şüpheli hakkında 19.11.2013 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığının 24.03.2014 tarihli ve 2013/12107 Soruşturma, 2014/1111 Esas sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, 2.Yapılan yargılama sonucunda, Manavgat 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.03.2015 tarihli ve 2014/147 Esas, 2015/224 Karar sayılı kararı ile sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1 ve 62/1 maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddesi gereğince 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 08.04.2015 tarihinde kesinleştiği, 3. Kanun yararına bozma istemine konu Manavgat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile ihbarda bulunulması üzerine, Manavgat 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.06.2021 tarihli ve 2021/788 Esas, 2021/768 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına karar verildiği, sanık müdafiinin istinaf kanun yoluna başvurduğu, 4. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 27.06.2022 tarihli ve 2021/2427 Esas, 2022/1199 Karar sayılı kararı ile, 26.05.2016 tarihli eylemin zorunlu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali olması nedeniyle her iki dosyanın birleştirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle zorunluluk bulunduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verildiği, Anlaşılmıştır. F. 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6545 sayılı Kanun) 85. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a (5320 sayılı Kanun) eklenen geçici 7/2. maddesinde yer alan; "Bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191. madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." amir hükmü ve 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesinde yer alan, "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklindeki ve dokuzuncu fıkrasında yer alan "Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, 5271 sayılı Kanun'un kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171. maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231. maddesi hükümleri uygulanır" şeklindeki düzenlemeler birlikte dikkate alındığında; Somut olayda, sanık hakkında daha önceden Manavgat 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.03.2015 tarihli ve 2014/147 Esas, 2015/224 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. ve 62/1. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun'un Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddesi gereğince 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 08.04.2015 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmakla, kanuni zorunluluk üzerine verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının, Cumhuriyet savcılıkları tarafından verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararları ile benzer hukuki sonuçları doğuracağı, bu durumda, incelemeye konu suç tarihinin 26.05.2016 olması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlenmesi nedeniyle Cumhuriyet savcısı tarafından yeni bir soruşturmaya konu edilmeyip hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını veren mahkemeye ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında ayrı bir soruşturma konusu yapılarak kamu davası açılması ve yargılama sonucunda mahkûmiyetine karar verilmesi kanuna aykırı olduğundan; Sanığın 26.05.2016 tarihli eylemini, Manavgat 4. Asliye Ceza Mahkemesince kanuni zorunluluk üzerine verilen ve 08.04.2015 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde gerçekleştirmesi nedeniyle, 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesi uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapma yasağı bulunduğu ve bu suçun sadece ilk suçtan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali sayılabileceği, kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan eylem nedeniyle açılan kamu davasında mahkemesince, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "düşme" kararı verilip açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması için Manavgat 4. Asliye Ceza Mahkemesine ihbarda bulunulması gerektiği, sanığın 18.10.2018 tarihli aynı nitelikteki suçu yönünden ise kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmek üzere Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. Kabule göre de, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye, hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, şüpheli hakkında Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 31.05.2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararda, kararın itiraz yolu, mercii ve süresinin gösterilmediği gibi, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde; "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsendiği dikkate alındığında; tebligatın öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8. maddeleri ile Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, somut olayda, Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre tebliğinin usûlsüz olduğu, bu nedenle de kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği, erteleme kararı usulûne uygun şekilde kesinleşmeden tedbirin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı anlaşıldığından; kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere kamu davasının durmasına ve şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun'un 37. maddesi ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi de Kanun'a aykırıdır. G. 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi; "Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder." şeklinde düzenlenmiş olup, kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Manavgat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.12.2020 tarihli ve 2020/705 Esas, 2020/1026 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, C. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeninin cezanın kaldırılmasını gerektirdiği belirlendiğinden; Hüküm fıkrasının; "Sanığın 26.05.2016 tarihli eylemi nedeniyle açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE, Manavgat 4. Asliye Ceza Mahkemesine ihbarda bulunulmasına, Sanığın 18.10.2018 tarihli eyleminden 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi için Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulmasına" şeklinde değiştirilmesine, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.12.2024 tarihinde karar verildi.