9. Hukuk Dairesi 2024/12411 E. , 2024/13518 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Taraflar arasında görülen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının üçüncü kez bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön i
**9. Hukuk Dairesi 2024/12411 E. , 2024/13518 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Taraflar arasında görülen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının üçüncü kez bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 08.06.2006 tarihinden 12.07.2013 tarihine kadar kaynakçı olarak 1.750,00 TL aylık net ücretle çalıştığını, son 16 ayın ücretini parça parça almak zorunda kaldığını, işçilik alacaklarının ödenmediğini, sigorta primlerinin gerçek ücreti üzerinden yatırılmadığını, bu nedenlerle iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiğini iddia ederek kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti, fazla çalışma ve asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 08.06.2006 tarihinde kaynakçı olarak çalışmaya başladığını, davacının işten çıkarılmasını kendisinin talep ettiğini, müvekkili Şirket tarafından iş sözleşmesi sona erdirilmeyince iş sözleşmesini davacının feshettiğini, hafta içi 08.30 - 18.00 arasında çalışan davacının fazla çalışma ücreti alacağı bulunmadığını, asgari geçim indirimi alacaklarının ödendiğini, tüm yıllık izinlerini kullandığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 03.12.2015 tarihli ve 2013/457 Esas, 2015/573 Karar sayılı kararı ile; davacının iş sözleşmesi haklı neden olmadan feshedildiğinden kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, kulladırılmayan yıllık izin ücreti alacağının bulunduğu, ödenmeyen fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 12.12.2019 tarihli ve 2016/10245 Esas, 2019/22234 Karar sayılı ilâmı ile; fazla çalışmanın hesabında talebin aşıldığı, davalının yasal süre içinde ileri sürdüğü zamanaşımı savunmasının değerlendirilmemesinin hatalı olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 22.07.2020 tarihli ve 2020/27 Esas, 2020/330 Karar sayılı kararı ile; bozma ilâmına kısmen uyularak cevap dilekçesinde zamanaşımı def'inde bulunulmadığı, daha sonraki aşamalarda da cevap dilekçesinin zamanaşımı def'ine yönelik olarak ıslah edilmediği, bu itibarla davalı tarafın ıslaha karşı beyan dilekçesi ile ileri sürdüğü zamanaşımı def'inin dikkate alınamayacağı, 21.09.2015 tarihli bilirkişi ek raporunda davacı vekilinin talebi doğrultusunda 2008 Temmuz-2013 Temmuz dönemine ait fazla çalışma ücreti alacağının net 13.319,05 TL olarak hesaplandığı, yapılan hesaplamanın objektif kriterlere dayandığı, alacaktan %35 oranında indirim yapılması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. 2. Dairemizin 07.12.2020 tarihli ve 2020/7167 Esas, 2020/17315 Karar sayılı ilâmı ile; davacının tüm, davalının diğer emyiz itirazları reddedilerek ilave tediye ifadesinin dava dosyasında böyle bir alacak kaleminin bulunmaması nedeniyle maddi hataya dayandığının açık olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonraki dönemde dava değerinin artırılması yoluyla davanın ıslahı durumunda 317 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 319 uncu maddeleri uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı def'inde bulunulabileceği, nitekim davalı vekilinin 20.10.2015 tarihinde zamanaşımı def'inde bulunduğu ve savunmanın süresinde olduğu anlaşıldığından Mahkemece ıslaha karşı zamanaşımı def'i değerlendirilmeden karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle kararın ikinci kez bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 24.02.2023 tarihli ve 2021/74 Esas, 2023/202 Karar sayılı kararı ile; 06.04.2021 tarihli celsede bozma kararına uyularak bozma ilâmında belirtilen esaslar doğrultusunda, denetime elverişli net tespitler içeren yeni bir bilirkişi raporu aldırıldığı ve bu raporun denetime uygun bulunduğu belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. E. Üçüncü Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. 2. Dairemizin 23.10.2023 tarihli ve 2023/13436 Esas, 2023/15588 Karar sayılı ilâmı ile; bozma sonrası yapılan yargılamanın son celsesinde Mahkemece, dosyanın karar aşamasında olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin mazeretinin reddine karar verildiği, davacı vekilinin 23.02.2023 tarihli mazeret dilekçesinde aynı gün başka bir ilde duruşması olması nedeniyle katılamayacağını ve mazeretinin kabulü ile esasa ilişkin beyanda bulunmak üzere süre verilerek duruşmanın bırakılacağı gün ve saatin tarafına tebliğ edilmesini talep ettiği, Mahkemece kabul edilmeyen bu mazeretin somut ve haklı bir mazeret olduğu ve özellikle davanın niteliği gereği davacı tarafın davayı uzatmakta hukuki yararının bulunmadığı, yetersiz gerekçe ile mazeret dilekçesinin reddinin doğru olmadığı, davacı vekilinin mazeretinin kabul edilip yeni bir duruşma gün ve saatinin verilmesi gerekirken yazılı gerekçesiyle talebi reddedilerek işin esası hakkında yazılı şekilde verilen kararın usule aykırı olduğu gerekçesiyle kararın üçüncü kez bozulmasına karar verilmiştir. F. Mahkemece Üçüncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilâmı doğrultusunda davacının beyanının alındığı açıklanarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; davacının iş sözleşmesini haksız olarak feshettiğini, fazla çalışmanın hatalı hesaplandığını, bu alacağının eksiksiz ödendiğini, davacının bütün yıllık izinlerini eksiksiz bir şekilde kullandığını, ödenmemiş asgari geçim indirimi alacağı bulunmadığını, eksik inceleme yapıldığını, bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, gerekçeli kararın hukuki dinlenilme hakkı hilafına ve eksik şekilde düzenlendiğini ileri sürerek Mahkeme kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; ıslaha karşı zamanaşımı def'inin değerlendirilmesi hususuna ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 2. 5615 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi atfıyla 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 32 nci maddesi 3. Değerlendirme 1.Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin aşağıdaki paragraflarının kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dairemizin 07.12.2020 tarihli kararı ile; davalı vekilinin süresi içerisinde 20.10.2015 tarihinde ıslaha karşı zamanaşımı def'inde bulunduğu, Mahkemece ıslaha karşı zamanaşımı def'i değerlendirilmeden karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 3. Mahkemece 07.12.2020 tarihli bozma kararı sonrasında ıslaha karşı zamanaşımı def'inin değerlendirilmesi için bilirkişiden ek rapor alındığı, söz konusu 14.10.2022 tarihli rapora göre davacının 02.10.2015 tarihinden öncesi fazla çalışma ücreti alacaklarının zamanaşımına uğradığı, asgari geçim indirimi alacağının 10 yıllık zamanaşımı süresine tâbi olduğu ve zamanaşımına uğrayan asgari geçim indirimi alacağı, kıdem tazminatı yıllık izin ücreti alacağının bulunmadığının kabulü ile dava konusu alacakların hesaplandığı görülmektedir. 4. Asgari geçim indirimi alacağının zamanaşımına uğramadığı kabul edilmiş ise de asgari geçim indirimi alacağı beş yıllık zamanaşımı süresine tâbidir. Mahkemece, asgari geçim indirimi alacağına uygulanacak zamanaşımı süresi konusunda yanıltıcı bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması hatalı olmuştur. Asgari geçim indirimi alacağı yönünden beş yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınarak ıslaha karşı zamanaşımı def'i değerlendirilmeli ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 14.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.