T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/215 - 2026/226 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/215 KARAR NO : 2026/226 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/12/2025 NUMARASI : 2025/1430 Esas 2025/1076 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 12/02/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 12/02/2026 Mahalli mahkemesince veri…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/215 - 2026/226 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/215 KARAR NO : 2026/226 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/12/2025 NUMARASI : 2025/1430 Esas 2025/1076 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 12/02/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 12/02/2026 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; belirsiz alacak olarak şimdilik, 40,00 Euro hasar tazminatının, davalı sürücü ve araç malikinden kaza tarihi olan 01.08.2025 tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketinden ise, poliçe teminat limitleri olan 300.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan (15.10.2025 + 8 iş günü) 28.10.2025 tarihinden itibaren, müşterek ve müteselsilen, yabancı para bakımından 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası EURO Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak tahsiline, belirsiz alacak olarak şimdilik 10,00 Euro ikame araç bedelinin, sadece davalı sürücü ve araç malikinden, kaza tarihi olan 01.08.2025 tarihinden itibaren müşterek ve müteselsilen, yabancı para bakımından 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası EURO Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak tahsiline, diğer yargılama giderleri ile yasal avukatlık vekalet ücretinin davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonunda; 6102 sayılı TTK'nın 5. maddesinden sonra gelmek üzere 7155 sayılı Yasanın 20. maddesiyle eklenen ve 01/01/2019 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren 5/A maddesine göre, ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2. fıkrasında "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi yer almaktadır. Eldeki dava, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan tazminat talebini içeren ticari davadır. Dolayısıyla dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu noktasında tereddüt bulunmamaktadır. Davacı vekiline, 6102 sayılı TTK 5/A maddesi uyarınca arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini bir haftalık kesin süre içerisinde mahkemeye sunması, aksi taktirde davanın usulden reddine karar verileceği ihtarını içerir meşruhatlı davetiye gönderilmiş, gönderilen meşruhatlı davetiye 19/11/2025 tarihinde tebliğ edilmiş, kesin süre içerisinde davacı vekili tarafından son tutanak aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneği dosyaya sunulmamıştır. Hal böyle olunca, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması nedeniyle herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Her ne kadar davacı vekili sigortaların dahil olduğu davalarda sigortalar ile yapılacak arabuluculuğun zorunlu olmadığını, ihtiyari mahiyette kaldığını savunmuşsa da, Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 18. fıkrasında belirtilen "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz" şeklindeki düzenlemenin somut uyuşmazlık bakımından geçerli olmayacağı, zira sigorta şirketine başvurunun alternatif çözüm yolları içinde sayılamayacağı, tarafsız bir 3. kişi tarafından tarafların bir araya getirilmesi ile uyuşmazlık çözümünün gerektiği ancak sigortaya başvuru ile bunun gerçekleşmediği, KTK m.97 uyarınca, yapılan zorunlu başvuru neticesinde anlaşmaya varılması halinde bu anlaşma, bağlayıcı nitelikte değilken arabuluculuk neticesinde anlaşmaya varılması halinde tarafların bu anlaşma ile bağlı olacağı, tüm bu sebeplerle mahkememizce sigortaya başvuru yapılmasının dava şartı olan arabuluculuğu ortadan kaldırmayacağı anlaşıldığından; “1-Dava şartı noksanlığı bulunduğundan, 6100 Sayılı HMK'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince davanın USULDEN REDDİNE” karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Yargıtay 4. HD’nin 2022/ 2615 esas - 2024/7426 karar sayılı ilamında sigortaya başvurulmuş ise ayrıca arabuluculuk dava şartının almayacağının belirtildiğini, yine bu nitelikte Adana, İstanbul, Gaziantep Bölge Adliye mahkemelerinin de kararları bulunduğunu, dolayısıyla mahkemece verilen kararın doğru olmadığını belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE İstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle oluşan araç hasarı ve araç mahrumiyet zararının tazmini istemine ilişkindir. Yerel Mahkeme tarafından arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. 18/12/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 7155 Sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 Sayılı TTK'ya eklenen 5/A maddesinde; "Bu Kanun'un 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." Ayrıca, 6325 sayılı Hukuk uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlığı ile 18/A maddesi eklenmiş olup, 6325 sayılı HUAK'nın 18/A maddesinin 2. fıkrasında; "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi bulunmaktadır. Bu düzenlemelere göre, 01/01/2019 tarihinden sonra konusu bir miktar paranın ödenmesi talebi ile açılan ticari davalarda dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurulup, anlaşılamaması halinde son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilecektir. TTK’nın 5/A maddesi gereğince, ticari davalarda arabuluculuk dava şartı olarak düzenlendiğinden ticari dava kavramının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Ticari dava ile ilgili düzenleme TTK'nın 4. maddesinde yapılmıştır. Ayrıca bazı özel Kanun'larda da ticari dava kavramına yer verilmiştir. TTK'nın 4/1 maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava niteliğindedir. Nispi ticari davalar, şarta bağlı ticari davalar olup, uyuşmazlığın taraflarının tacir olması ve uyuşmazlık konusunun da tarafların ticari işletmesine ilişkin olması şarttır. Ancak, TTK'nın 4/1. (a) - (f) bentlerinde sayılan mevzuat ile düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları herhangi bir şart aranmaksızın mutlak ticari dava olarak kabul edilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. Sigorta Hukuku 6102 sayılı TTK'nın 1401 ve devamı maddelerinde, Zorunlu Sorumluluk Sigortası, aynı Yasa'nın 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, zarar gören üçüncü kişi tarafından zarar verenin Zorunlu Mali Sorumluluk sigortacısı aleyhine açtığı davalar TTK'nın 4/1-a maddesi uyarınca mutlak ticari dava kapsamında kalmaktadır. Somut olayda; ZMMS'nin Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenmesi ve sigorta şirketi hakkında açılan davanın ticari dava niteliğinde olması nedeniyle; zorunlu arabuluculuğa ilişkin dava şartı noksanlığından, davalılardan Sigorta şirketi hakkında açılan davanın 6100 sayılı HMK’nın 114. ve 115. maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; Dava konusu kazaya karışan aracın ZMMS poliçesini düzenleyen davalı sigorta şirketi ile birlikte aracın işleteni ve sürücüsü hakkında birlikte dava açılmasının, işleten ve sürücü hakkındaki davayı ticari dava haline getirmeyeceği, şartları varsa tamamı için zorunlu arabuluculuk yoluna gidilebileceği, yoksa bir kısmı için bu dava şartının yerine getirilmesi gerekirken, diğerleri yönünden zorunlu arabuluculuk şartı aranmaksızın davaya devam edilmesi gerektiği, mahkemece davacı ile aracın işleteni ve sürücüsü olan davalılar arasındaki davanın ticari dava niteliğini taşımadığı ve zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı gözetilerek, sigorta şirketi dışındaki davalılar önünden yargılamaya devam edilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, adı geçen davalılar yönünden de davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesinde, mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması halinde, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine duruşma yapılmadan kesin olarak karar verileceği hususu düzenlenmiştir. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, mahkemece yukarıdaki eksikliler giderilerek sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; I-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 03/12/2025 tarihli, 2025/1430 Esas – 2025/1076 Karar sayılı kararının, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Kararın kaldırılma sebebine göre, istinaf eden davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden tarafa iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 12/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.