TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10.10.2025 NUMARASI: 2025/134 Esas-Derdest DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 18/02/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olara…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1759 KARAR NO: 2026/204 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10.10.2025 NUMARASI: 2025/134 Esas-Derdest DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 18/02/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava; taraflar arasındaki inşaat sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebine ilişkin olup, mahkemece davacı yanın ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen ara karara karşı davacı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı ile aralarında, kendisinin ... da bulunan taşınmazına 2 adet ...... yapımı konusunda 20.12.2022 tarihinde sözleşme akdettiklerini, sözleşme bedelinin 750.000 Eurosunu şirket hesabına ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalının yüklenici şirketin tek sahibi ve ortağı olduğunu, kendisinden bakiye 215.000 Euro' nun kendi şahsi hesabına ödenmesini talep ettiğini, davalıya bu nedenle 207.500 Euro'yu şahsi hesabına gönderdiğini, ancak davalının işi tamamlamadığını ve yapılan kısımlarda ayıplar bulunduğunu, şirketi 3. şahsa devrettiği ve mal kaçırma girişimi içinde bulunduğunu belirterek; İstanbul .... İcra Dairesi'nin ...E. sayılı dosyasına davalının borca itirazının iptalini ve takibin 207.500,00 Euro üzerinden devamını, davalı - borçlu aleyhine alacağın % 20’den asagı olmamak kaydı ile icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 02.10.2025 tarihli dilekçesinde; İstanbul B.A.M. 53. Hukuk Dairesi'nin ihtiyati haczin kaldırılmasına yönelik karardaki 'inşaat projesinin büyük ölçüde tamamlandığı', 'işin ifası yönünden kayda değer bir uyuşmazlık bulunmadığı' şeklindeki değerlendirmelerin beyanlarının tam aksi yönde olduğunu, davacının proje sebebiyle alacaklı olduğunu gösteren ....Bölge Mahkemesi'nin 284.698,21Euro'luk kesin alacak hükmü bu değerlendirmelerin tam aksi yönde olduğunu, desiseli davranışlarla davacının inşaat sözleşmenin ifası için kendisine ödediği 207.500,00 Euro'yu şirkete aktarmak yerine uhdesine geçiren, daha sonra şirketteki hisselerini devrederek sorumluluklar ından haksız şekilde kaçmaya çalışan davalı karşısında ihtiyati haciz korumasından mahrum bırakılmalarının, davalının Türkiye'deki mal varlıklarını serbestçe 3. şahıslara devretmesine yol açarak; alacağının tahsilinin imkansız hale getireceğini, davalının sözleşme yi ağır şekilde ihlal ettiğini, projenin, ancak 2024 yılı sonunda davacı tarafından fiilen teslim alınabildiğini, teslim alınan haliyle de birçok ayıp ve eksiklik içerdiğini, taraflar arasında eserin bitirildiğine ve sözleşmeye uygun biçimde teslim edildiğine ilişkin karşılıklı imzalanmış herhangi bir teslim protokolü bulunmadığını, davacının süreç boyunca Almanya'da davalı tarafa birçok kez yazılı ihtar göndererek, sözleşmenin ihlalinden kaynaklanan gecikme cezalarını, ayıplı ve eksik işlerin ikmali için doğan tazminat taleplerini ve ayrıca gecikmeden dolayı uğradığı kira gelir kayıplarını açıkça talep ve ihtar ettiğini, Alman mahkemesi kararı ile davacının zararlarının ispatlandığını, yaklaşık ispat koşulu sağlandığını, 207.500,00 Euro'yu uhdesine geçirerek kendisini şirketten soyutlayan davalının ihtiyati haciz kararı olmaksızın, huzurdaki dava sonuçlanıncaya kadar mal varlıklarını tamamen yok edeceğini, davalının, ortada bir dava yokken bile borçlarından kurtulmak için desiselere giriştiğini, bu nedenlerden dolayı; davacının proje sebebiyle alacaklı olduğunu gösteren ... Bölge Mahkemesi'nin 284.698,21 Euro'luk kesin alacak hükmünün ihtiyati haciz talepleri bakımından değerlendirmeye alınmasını, davalının menkul ve gayrimenkulleri ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının, şimdilik 207.500 Euro ve işleyecek faiz tutarı üzerinden ihtiyati haczine karar verilmesini, dosyaya 378.687,50 TL tutarında, 06.01.2025 tarihli kesin ve süresiz teminat mektubu sunulmuş olduğundan, dosyada helen mübrez olan bu teminatları dikkate alınarak ihtiyati haciz kararının teminatsız olarak verilmesini, talep etmişlerdir. İstanbul 46. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2025/.. Değişik İş sayılı 03/01/2025 tarihli değişik iş kararı ile; "İhtiyati haciz isteyen tarafından, karşı taraf borçlunun veya üçüncü kişilerin muhtemel zararları karşılığı olarak 378.687,50-TL nakdi teminat yatırıldığı veya kesin ve süresiz banka teminat mektubu aslı ibraz edildiği takdirde TİK'nun 257. ve devamı maddeleri uyarınca karşı tarafın taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine 7.573.750,00-TL borcu karşılayacak şekilde ihtiyati haciz konulmasına, teminat şartının eksiksiz yerine getirilmesi ve talep halinde kararın ilgili İcra Müdürlüğü'ne tevdiine.." karar verildiği görülmüştür. Yukarıda anılan karara karşı taraf vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine; itirazın reddine karar verildiği, verilen kararın karşı taraf vekilince istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi'nin 2025/582 Esas, 2025/511 Karar ve 12/06/2025 tarihli karar ilamı doğrultusunda İstanbul 46. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 03/01/2025 tarih, 2025/2 Esas, 2025/2 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, karar verildiği anlaşılmıştır.Mahkemece 10.10.2025 tarihli ara karar ile; Somut olayda davacı vekili tarafından davacının proje sebebiyle alacaklı olduğunu gösteren .......Bölge Mahkemesi'nin 284.698,21 Euro'luk kesin alacak hükmünün ihtiyati haciz talepleri bakımından değerlendirmeye alınarak, davalının menkul ve gayrimenkulleri ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının, şimdilik 207.500 Euro ve işleyecek faiz tutarı üzerinden ihtiyati haczine karar verilmesini talep etmişse de; yukarıda anılan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi'nin 2025/582 Esas, 2025/511 Karar ve 12/06/2025 tarihli kararı doğrultusunda sözleşmenin büyük oranda (tamamına yakın) ifa edilmiş olduğunun beyan edilmiş olması, gecikmenin olup olmadığı varsa gecikmeden kimin sorumlu olduğu, yasal ve sözleşme hükümlere göre gecikmeye ve feshe bağlanan hukuki sonuçlar gibi durumlar bir arada değerlendirildiğinde bu aşamada talep eden lehine ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekir muayyen ve muaccel bir alacağın varlığına yeterli yaklaşık ispat ölçüsünde bir bilgi ve belge bulunmadığı gerekçesi ile İstanbul 46. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2025/... Değişik İş sayılı dosyasında verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verildiği, dosya kapsamı ve sunulan deliller incelendiğinde istinaf karar ilamında ihtiyati haciz için oluşması gereken koşulların değişmediği, bu haliyle alacağın varlığı ve muaccel hale geldiğinin halen belirsiz olduğu, ihtiyati haciz kararı verilebilmesine ilişkin İİK'nın 257. maddesinde öngörülen koşulların oluşmadığı gerekçesi ile davacı tarafın ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; somut olayda Alman mahkemesinin kesin hükmüyle 'yaklaşık ispat' koşulunun sağlandığını, dosyadaki diğer yazılı delilleri ve davalının Türkiye'deki şahsi hesabına ödenen ve davanın da konusu olan 207.500 Euro bakımından ihtiyati haczin koşullarının oluştuğunu, ......Bölge Mahkemesi'nin ..... E. sayılı dosyasındaki 20.08.2025 tarihinde kesinleşmiş hükme göre davacı aleyhine inşaat projesinde uğramış olduğu zararlar sebebiyle 284.698,21 Euro ödenmesine hükmedildiğini, projede uzun süreli gecikmeler yaşandığı, sözde bitirilen kısımlarda ise önemli ve ciddi boyutlarda eksikliklerin ve fahiş nitelikte ayıpların bulunduğunun mahkeme hükmüyle tescillendiğini, 31.10.2023 tarihinde teslim sözü verilen projenin, önce 07.06.2024 tarihine, daha sonra ise 01.02.2025 tarihine kadar uzadığını, yapılan işlerde ise; gerek sıhhı tesisat ve elektrik tertibatlarında, gerek boya, alçı ve fayans işlerinde, gerek merdivenlerle ilgili bölümlerde, gerekse dış cephe ve çatı kaplama işlerinde ayıplar bulunduğunun ortaya çıktığını, halen bu sorunlar sebebiyle kira gelirleri dahi elde edilemediğini, zira projedeki ayıpların kiracı ilişkilerini de bozduğunu, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14.04.2014 tarihli, 2014/3906 E. ve 2014/4941 K. Sayılı içtihadında; 'Buna göre yabancı mahkeme veya hakem heyeti tarafından verilen bir kararla tespit edilen alacak hakkında tedbir niteliğinde bulunan ihtiyati hacze karar verilmesi için yabancı kararın tenfizi koşulunun aranmasına gerek bulunmamaktadır. Çünkü ihtiyati haciz kararı ile sadece borçlunun mal ve haklarına geçici olarak el konulmaktadır." denildiğini, dava konusu alacağın muayyen ve muaccel olduğunu, davanın konusunun davacının projedeki gecikme, eksik ve ayıplardan ötürü uğradığı zararlara münhasır ve bunların doğrudan doğruya tazmini olmayıp; davalının Türkiye'deki şahsi hesabına gönderilen bedeller bakımından tüzel kişilik perdesinin aralanması / kaldırılması, her halükarda bu bedellerin sebepsiz zenginleşme teşkil etmesi olduğu, sundukları dekontlar ile davacının Alman mahkemesi kararından bağımsız olarak, davalının Türkiye’deki şahsi hesabına "...." (inşaat projesi) açıklamasıyla 207.500,00 EURO ödediğinin belli olduğunu, davalının bu ödemeler konusunda hiçbir itirazda bulunmayarak, ödemelerin uhdesine geçirdiğini zımnen ikrar ettiğini, sözleşme kapsamında kendisine ödenen bu 207.500,00 EUR'nun akıbeti konusunda ise hiçbir beyanda bulunmadığını, çünkü gerçekte davalının bu paraları şahsi amaçları için kullanarak şirketten ve projeden kaçırdığını, Türkiye'de şahsi mallar edindiğini, davalının proje için elden aldığı 207.500 Euro’yu şirket hesaplarına bile yansıtmadığını, davalının şirketin resmî hesaplarına girmesi gereken parayı kendi şahsi hesabına aktararak, tüzel kişilik perdesini kötüye kullandığını, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 16.01.2020 tarih, 2019/3662 Esas, 2020/345 Karar sayılı ilamında ; 'Bir kimseye belirli bir amaç doğrultusunda verilen paranın, amacı dışında kullanılarak şahsi malvarlığına geçirilmesi halinde, TBK'nın sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak iadesinin talep edilmesi mümkündür.' denildiğini, bu kararın, somut olaydaki durumu birebir yansıttığını, davacı tarafından şirket adına verilen paranın, davalı tarafından şahsi menfaatine kullanılmış olmasının, söz konusu içtihat uyarınca sebepsiz zenginleşme nin tipik bir örneği olduğunu, İİK md. 257/2'deki koşulların oluştuğunu, İnşaat sözleşmesinde proje bedelinin 750.000 Euro olarak belirtildiğini, ancak tarafların gerçek iradesi ve aralarındaki anlaşmaya göre proje bedelinin aslında 965.000 Euro olduğunu, davalının, bu bedelin bir kısmını elden almak istediğini ve 215.000 Euro luk kısım için davacıya Türkçe ek mutabakatı yapmaya yönlendirdiğini, davalının kurduğu '...' şirketinin unvanı, davalı ...’ın soy isminin ve isminin baş harflerinden oluştuğunu, ne var ki davalının, projede temerrüt ve esaslı ayıplar ortaya çıktıktan, ayrıca 02.10.2024 tarihli ihtar kendisine tebliğ edildikten hemen sonra, ....deki tüm hisselerini şirketle organik–ekonomik bağı bulunmayan üçüncü bir kişiye devrederek, müdürlükten ayrıldığını, kendisini şirketten soyutlayarak; bu bedelin tahsilini imkansız hale getirdiğini, belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlık; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinin bir türü olan inşaat sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı arsa maliki, davalı ise yüklenici şirketin eski sahbidir.Davacı ile davalının eski şirketi arasında; davacının ...'da bulunan bir arsa üzerinde bina yapılması işini konu alan 20.12.2022 tarihli "3331 İnşaat Sözleşmesi " anlaşılmaktadır.İİK'nın 257. maddesinde rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği, vadesi gelmemiş borçtan dolayı ancak borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmaması veya mallarını gizleme, kaçırma, kaçma gibi alacaklının haklarını ihlal eden eylemlerde bulunması halinde ihtiyati haciz kararı verilebileceği düzenlenmiştir. İhtiyati haciz talep eden taraf, öncelikle dilekçesinde dayandığı ihtiyati haciz sebebini belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Somut olayda; davacı vekili, taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında davalının edimini tam olarak yerine getirmediği, eksik ve ayıplı işlerinin bulunduğunu, belirterek; davalının şahsi hesabına bu iş nedeni ile ödediği 207.500 Euro'nun iadesi için başlattığı icra takibine davalının itirazının kaldırılması talepli iş bu davayı ikame etmiştir. Dosya kapsamında davacı yan tarafından sunulan Darmstadt Bölge Mahkemesi kararında ise, davacının aynı nedenlerle ve aynı inşaat sözleşmesine dayalı olarak, davalının şirketine karşı dava açtığı, davada toplam eksik ve ayıplı işler ile gecikme nedeni ile toplam 284.117,52 Euorun davacı yana ödenmesine karar verildiği, kararın 20.08.2025 tarihinde kesinleştiği, iş bu dosya da aynı sözleşeme ve aynı nedenlerle bu kez de davalı yüklenici şirketin eski ortağı olan davalıdan aynı sebeplerle alacak davası açıldığı, mahkemece bilirkişi raporunun alındığı, duruşmanın ise 26.03.2026 tarihine verildiği, dosyanın karar aşamasında olduğu, mahkemece ihtiyati haczin reddine karar verildiği, 2025 yılı 10. ayda henüz bilirkişi raporunun alınmadığı, bu aşamada ise dava konusu talebe ilişkin verilecek ihtiyati haciz kararının; davanın esasını çözecek mahiyette olacağı anlaşıldığından; mahkemece; ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmiş olması doğru olmuştur.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin ....0.10.2025 tarih ve 2025/... Esas, sayılı dosyasından verilen ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere ..../02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.