Başvuru, infaz hâkimliğine yapılan şikâyetin esasa girilmeden reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkı ile bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, infaz hâkimliğine yapılan şikâyetin esasa girilmeden reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkı ile bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 21/8/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, dönem Adana milletvekili olarak görev yapmaktayken terör örgütü üyesi olma suçu kapsamında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 27/1/2017 tarihli kararıyla gözaltına alınmıştır. Başvurucu, tutuklanma istemiyle adliyeye sevk edilmiş ve Diyarbakır Sulh Ceza Hâkimliğinin 30/1/2017 tarihli kararıyla tutuklanmıştır. Diyarbakır E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna konulan başvurucu 2/2/2017 tarihinde Silivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Ceza İnfaz Kurumu) nakledilmiştir. Başvurucu; Silivri İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) avukatı aracılığıyla sunduğu 20/3/2017 tarihli şikâyet dilekçesinde, tutuklu olan başka bir milletvekili ile birlikte kaldığını, havalandırma boşluklarında bulunan güvenlik kameralarının kaldığı odanın içini gördüğünü ileri sürmüştür. Başvurucu, kameralar aracılığıyla oda ve havalandırmadan oluşan yaşam alanının sürekli bir şekilde kayıt altına alındığını, bu alanların kayıt yapılmasına ilişkin bir zorunluluğun bulunmadığını, kayıt nedeniyle tecrit koşullarının oluştuğunu, özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiğini iddia etmiş; oda ve havalandırmanın kamera ile kayıt altına alınmasına ilişkin uygulamanın sona erdirilmesini talep etmiştir. Şikâyet hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İnfaz Hâkimliğine sunulan görüşte; 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un maddesine dayanılarak kapalı ceza infaz kurumlarının tamamının ortak kullanım alanlarına kamera yerleştirildiği, bu suretle genel ve kısmi aramalarda, sayım saatlerinde veya oda ve koğuş içinde meydana gelen asayişi bozan olaylara müdahale sırasında ortak yaşam alanlarına giren kurum personelinin kural dışı davranışlarının mevcut olup olmadığının izlendiği ifade edilmiştir. Ayrıca kamera sistemi ile insansız hava aracı veya drone türü hava araçları ile havalandırmalardan gerçekleştirilebilecek olası kimyasal ya da biyolojik saldırıların kısa sürede tespit edildiği belirtilmiştir. Havalandırma bahçelerindeki kameraların banyo, tuvalet ve ranzaların bulunduğu istirahat alanlarında bulunmadığı, bu kısımlarda kayıt yapılmadığı, kayıt uygulamasının belirtilen gerekçeler çerçevesinde havalandırma bahçesi ile sınırlı tutulduğu, havalandırmaya açılan odanın veya koğuş kapısının da kameranın görüş alanında olduğu, bu suretle havalandırmaya ve barınma odası ya da koğuşa giriş-çıkış yapanların görüntülendiği belirtilmiştir. Görüşte; havalandırma bahçelerinde bulunan kameraların kurulup kurulmamasında ceza infaz kurumlarının inisiyatifinin olmadığı, kamera sisteminin kanunun verdiği yetki kapsamında ceza infaz kurumlarının ve mahpus güvenliğinin sağlanması amacıyla kurulduğu, kameraların kurumların inşası sırasında öngörülen donatılardan olduğu ve elektronik denetim ve gözetim kapsamında değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu kapsamda Ceza İnfaz Kurumunca mahpuslara yönelik tesis edilen bir işlemin bulunmadığı ileri sürülmüş, kameraların kaldırılması talebiyle yapılan şikâyetin görev ve süre yönünden esasa girilmeden reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. İnfaz Hâkimliği 7/4/2017 tarihli kararıyla, şikâyet başvurusunu içeren dilekçenin esasına girilmeden reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucunun tutulduğu Ceza İnfaz Kurumunun havalandırma bahçesinde bulunan kameraların 5275 sayılı Kanun'un maddesinde belirtilen düzenleme doğrultusunda gerek mahpusların gerekse ceza infaz kurumlarının güvenliği için alınmış tedbirlerden olduğunun anlaşıldığı belirtilmiştir. Kararda, başvurucunun talep ettiği konunun 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu kapsamında infaz hâkimliklerinin görev alanına girmediği ve anılan Kanun'un maddesinin birinci fıkrası gereğince şikâyet dilekçesinin esasa girilmeden reddedildiği ifade edilmiştir. Söz konusu karara karşı başvurucu tarafından yapılan itiraz, Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin 28/4/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Kararda, İnfaz Hâkimliğince verilen kararın gerekçesinde mevzuata ve usule aykırı bir yönün bulunmadığı belirtilmiştir. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla yapılan sorgulamaya göre başvurucu 21/4/2017 tarihinde tahliye edilmiştir. Ayrıca Silivri Ağır Ceza Mahkemesince verilen itirazın reddine ilişkin kararın tebligat işlemleri gerçekleştirilmemiştir. Başvurucu, nihai kararı UYAP vasıtasıyla 1/8/2017 tarihinde öğrendiğini beyan etmiştir. Başvurucu 21/8/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 5275 sayılı Kanun'un "Kapalı ceza infaz kurumları" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "Kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlileri bulunan, firara karşı teknik, mekanik, elektronik veya fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasın olanaklı bulunduğu, yeterli düzeyde güvenlik sağlanmış ve hükümlünün gereksinimine göre bireysel, grup hâlinde veya toplu olarak iyileştirme yöntemlerinin uygulanabileceği tesislerdir." 4675 sayılı Kanun'un "İnfaz hâkimliklerinin görevleri" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: " Hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri, yerleştirilmeleri, barındırılmaları, ısıtılmaları ve giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerinin sağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene ve tedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak. Hükümlülerin cezalarının infazı, müşahadeye tâbi tutulmaları, açık cezaevlerine ayrılmaları, izin, sevk, nakil ve tahliyeleri; tutukluların sevk ve tahliyeleri gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.... Ceza infaz kurumları ve tutukevleri izleme kurullarının kendi yetki alanlarına giren ceza infaz kurumları ve tutukevlerindeki tespitleri ile ilgili olarak düzenleyip intikal ettirdikleri raporları inceleyerek, varsa şikâyet niteliğindeki konular hakkında karar vermek. ..." 4675 sayılı Kanun'un "İnfaz hâkimliğine şikâyet ve usulü" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlerin ya da Cumhuriyet savcısının ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin verdiği kararların kanun veya diğer mevzuat hükümlerine aykırı olduğu gerekçesiyle bu karar, işlem veya faaliyetlerin öğrenildiği tarihten itibaren onbeş gün, herhalde yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde şikâyet yoluyla infaz hâkimliğine başvurulabilir.Şikâyet, dilekçe ile doğrudan doğruya infaz hâkimliğine yapılabileceği gibi; Cumhuriyet başsavcılığı veya ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğü aracılığıyla da yapılabilir. İnfaz hâkimliği dışında yapılan başvurular hemen ve en geç üç gün içinde infaz hâkimliğine gönderilir. Sözlü yapılan şikâyet, tutanağa bağlanır ve bir sureti başvurana verilir.Şikâyet yoluna, kendisi ile ilgili olmak kaydıyla hükümlü veya tutuklu ya da eşi, anası, babası, ayırt etme gücüne sahip çocuğu veya kardeşi, müdafii, kanunî temsilcisi veya ceza infaz kurumu ve tutukevi izleme kurulu başvurabilir.Şikâyet yoluna başvurulması, verilen kararın, yapılan işlem veya faaliyetin yerine getirilmesini durdurmaz. Ancak, infaz hâkimi giderilmesi güç veya imkansız sonuçların doğması ve karar, işlem veya faaliyetin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda karar, işlem veya faaliyetin ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir." 4675 sayılı Kanun'un "İnfaz hâkimliğince şikâyet üzerine verilen kararlar" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "Şikâyet başvurusu, 5 inci maddede yazılı sürenin geçmesinden sonra veya infaz hâkimliğinin görev ve yetki alanı dışında kalan bir karar, işlem veya faaliyete karşı ya da başvuru hakkı olmayan kimselerce yapılmışsa infaz hâkimi, başvuru dilekçesini esasa girmeden reddeder; şikâyet başvurusu başka bir yargı merciinin görevi içerisinde ise o mercie gönderir." B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir." Sözleşme'nin "Etkili başvuru hakkı" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Bu Sözleşme’de tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, söz konusu ihlal resmi bir hizmetin ifası için davranan kişiler tarafından gerçekleştirilmiş olsa dahi, ulusal bir merci önünde etkili bir yola başvurma hakkına sahiptir." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin maddesi uyarınca temel hak ve özgürlüklerin ulusal düzeyde korunması için etkili bir başvuru yolunun var olması gerektiğini belirtmektedir. AİHM'e göre Sözleşme'nin maddesi yetkili ulusal makamlar tarafından Sözleşme kapsamına giren bir şikâyetin esasının incelenmesine izin veren ve uygun bir telafi yöntemi sunan bir iç hukuk yolunun sağlanmasını gerekli kılmaktadır. Ayrıca bu hukuk yolunun teoride olduğu kadar pratikte de etkili bir yol olması gerekmektedir (İlhan/Türkiye [BD], B. No: 22277/93, 27/6/2000, § 97; Kudla/Polonya [BD], B. No: 30210/96, 26/10/2000, § 157; Özpınar/Türkiye, B. No: 20999/04, 19/10/2010, § 82). AİHM, etkili başvuru hakkının Sözleşme çerçevesinde savunulabilir nitelikteki bir şikâyetin etkili bir şekilde mahkemelerce incelenmesini ve öngörülen yolun uygun bir telafi imkânı sunmaya elverişli olmasını güvence altına aldığını vurgulamaktadır (Kudla/Polonya, § 157; Dimitrov-Kazakov/Bulgaristan, B. No: 11379/03, 10/2/2011, § 35). AİHM, iç hukuktaki düzenlemelerin başvuruculara bu anlamda asgari güvenceleri içerecek şekilde yeterli bir hukuk yolu sunup sunmadığını irdelemektedir (Dimitrov-Kazakov/Bulgaristan, § 36).