T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/780 - 2026/286 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/780 KARAR NO : 2026/286 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/05/2024 NUMARASI : 2021/572 Esas 2024/280 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ : 20.02.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 02.03.…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/780 - 2026/286 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/780 KARAR NO : 2026/286 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/05/2024 NUMARASI : 2021/572 Esas 2024/280 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ : 20.02.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 02.03.2026 İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 04.04.2021 tarihinde davalıya zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün olay yeri yol üzerindeki kavgaya müdahale eden gece bekçisi görevli davacı ...'ya çarparak yaralanmasına neden olduğunu, olay nedeniyle davacının maluliyetinin bulunduğu belirterek, belirsiz alacak davası şeklinde şimdilik 190.000,00-TL sürekli,10.000,00-TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 200.000,00-TL tazminatın temerrüt tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 04.03.2024 tarihli değer artım dilekçesi ile sürekli İş göremezlik tazminatını 420.000,00-TL olacak şekilde artırmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu kazaya karışan ... plakalı aracın davalı sigorta şirketine zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, poliçe kapsamında davalının sorumluluklarının da sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, ancak sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusuru olmamakla sorumluklarının olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ ; Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 04.04.2021 tarihinde dava dışı şahıs yönetimindeki davalıya ZMMS poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın yaya konumunda bulunan davacıya çarpması şeklinde meydana gelen kazada davacının geçici ve daimi iş gücü kaybına neden olacak biçimde yaralandığı, Ankara Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 07.12.2023 tarihli raporda Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre kişinin engel oranının %17(yüzdeonyedi) olduğu, 9 (dokuz) ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığının tespit edildiği, kusura ilişkin alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde; davalıya sigortalı ... plaka sayılı aracın dava dışı sürücüsü ...'ın % 75 kavgaya karışan ve davacı ...'nın yol üzerinde bulunmasında etken olan ve dolayısı ile kazanın oluşumu ile illiyetli olan ... ve davacı ...'nın % 25 oranında kusurlu olduklarının tespit edildiği, davalı sigorta şirketinin zarardan sürücünün kusuru oranında sorumlu olacağı, davacının 4/C kapsamında sigortalı kamu görevlisi olması nedeniyle yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca geçici iş göremezlik tazminatı talep hakkı bulunmadığı ancak bu dönemde mahrum kaldığı ek ödeme var ise bunu talep edebileceği, bunun tespiti için Ankara İl Emniyet Müdürlüğü'ne yazılan müzekkere cevabında 2.573,34-TL mahrum kaldığı ek ödeme olduğu tespit edildiği belirtilerek, davanın kısmen kabulü ile 420.000,00-TL sürekli, 2.573,34-TL geçici iş göremezlik tazminatının 04.09.2021 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; sigortalı araç sürücüsünün mezkur kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, davacı ve dava dışı kavga eden şahısların kazanın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğunu, mahkemece alınan kusur raporunda davacıya ve dava dışı yol ortasında kavga etmekte olan şahısların % 25 kusurlu olduğu tespit edilmiş olup mahkemece sigortalı araç sürücüsüne kusur atfedilmesi hatalı olduğunu, davacı ve dava dışı yol ortasında kavga etmekte olan şahısların trafik kurallarına aykırı, dikkatsiz ve tedbirsiz davranışları nedeni ile kazaya sebebiyet vermiş olduğu için tek başına asli ve tam kusurlu olduğunu, bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik zararından davalı şirketin sorumluluğu bulunmadığını, aksi kanaatte dahi davacı 4/c kapsamında çalışmakta olup geçici iş göremezlik zararı oluşmayacağını, hesap raporuna esas alınan gelirin hatalı olduğunu, davacı yanın kaza tarihindeki değil hesap tarihindeki bilinen geliri üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, tazminat hesaplanmasında TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz dikkate alınması gerektiğini, davacının mahalle bekçisi olarak İç İşleri Bakanlığı'na bağlı çalışırken kazanın meydana gelmesi nedeni ile bakanlıktan nakdi tazminat ödemesi alıp almadığının araştırması gerektiğini, nakdi tazminat ödemesi yapılmış ise de davacı yanın varsa zararından tenzil edilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Davanın trafik kazası nedeniyle yaralanarak iş gücü kaybına uğradığını ileri süren davacının ZMMS poliçesi kapsamında sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davacının davasının kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. 1.Çalışma gücünün kısmen kaybına ilişkin zarar talebi, kişinin tüm yaşamı boyunca katlanacağı, geleceğe yönelik zararının da giderimi amacını taşıyan bir talep olduğundan, kişinin hak kazanacağı tazminat miktarının doğru belirlenebilmesi bakımından, çalışma gücü kaybına yol açan kaza tarihindeki gerçek ve net gelirinin doğru belirlenmesi önemlidir. Somut olayda; hükme esas alınan 22.08.2024 tarihli aktüer bilirkişi raporunda, 06.04.1989 doğumlu davacı ...'nın 04.04.2021 kaza tarihinde 32 yaşında olup, TRH 2010 yaşam tablosuna göre kaza tarihindeki bakiye ömrü 42 yıl, 06 ay, 14 gün ve muhtemel ölüm tarihi 18.10.2063 olacağı, aktif çalışma yaşında olan mahalle bekçisi olan davacının, kaza tarihinden geriye doğru üç aylık ortalama gelirinin 4.701,93-TL olduğu, bu şekilde davacının gelirinin, asgari ücretin 1,6639 katı (4.701,93-TL/2.825,90-TL) olduğu belirtilerek, geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik tazminatı aktif dönem hesapları yapılmış, davacının kaza tarihinden 60 yaş bitimine kadar olan süre için aktif dönemde, 60 yaşından bakiye ömrünün sonuna kadar geçen sürede pasif dönemde olacağı ve pasif dönemde davacının geliri AGİ hariç asgari ücret üzerinden gelir katsayısı kullanılmadan hesaplanmıştır. Dosya kapsamından, davacının 2021 yılı 1,2,3,4, aylarının bordrolarının bulunduğu görülmektedir. Davacı devlet memuru olup kaza tarihi ile rapor tarihi arasındaki süre olan işlemiş dönem bakımından, davacının gelirleri belli olup hesaplamada bu gelirin esas alınması gerekir. Hesaplama yapılırken, davacının kaza tarihindeki ve hesap tarihine kadarki gelirini maaş bordrolarının temin edilerek, saptanan gelir üzerinden hesap tarihine kadar elde edilebilecek gelirlerin belirlenmesi, belirlenen gelirler üzerinden, işlemiş (bilinen) dönem zarar hesabının yapılması; işleyecek dönem hesabında ise davacının hesap tarihinde bilinen son gelirinin uygulanması gerekmektedir. Şu durumda, davacının kaza tarihi ve sonrasına ilişkin maaş bordoları dosya arasına alınmak suretiyle, işlemiş dönem hesabında davacının kaza tarihinden hesap tarihine kadar bilinen gelirlerinin uygulandığı, hesap tarihinden sonraki dönem olan işleyecek dönem için davacının bilinen son gelirinin esas alınarak hesaplama yapılması gerekirken yapılan hesaplama dosya kapsamına uygun düşmemektedir. (Yargıtay 4. HD'nini 10.01.2022 tarih ve 2021/6845 Esas, 2022/50 Karar) 2. Sürekli işgücü kaybı tazminatının belirlenmesinde, davacının son gelir durumu ile birlikte muhtemel yaşam süresinin ve bu sürenin ne kadarında aktif çalışma hayatının devam edeceği, ne kadarında pasif dönemde bulunacağının tespiti önem arz etmektedir. Çalışma hayatının, aktif çalışma dönemi ve emeklilik dönemi olan pasif devre olarak ayrılması ve özel yasalarında çalışma süreleri ayrık olarak belirtilmemiş (asker, polis vb. gibi) kişiler yönünden aktif çalışma devresini, bakiye yaşam süresi varsa kalan sürenin de pasif çalışma dönemini oluşturduğu; sürekli işgücü kaybı nedeniyle tazminatın hesabında, pasif devrede de zararın oluşacağı ve bu zararın asgari ücret düzeyinde bir zarar olacağının kabulü gerektiği yerleşmiş içtihatlarındandır. Özel yasaları gereği çalışma süreleri ayrık olarak düzenlenen asker, polis gibi özel yasaları ile çalışma süreleri farklı belirlenen kişiler için sürelerin bu yasalardaki düzenlemelere göre belirlenmesi gerekmektedir. Somut olayda; davacı kaza tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğü emrinde mahalle bekçisi olarak görev yaparken maruz kaldığı kazadaki yaralanması sonucu işgücü kaybına uğramıştır. Mahkemece hükme esas alınan aktüer raporunda, davacının 60 yaşına kadar çalışacağı ve aktif devresinin devam edeceği, 60 yaşı ile muhtemel bakiye ömür süresi sonu arasındaki dönem için de pasif devrede olacağı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Oysa, yukarıda açıklandığı üzere, kendi özel yasaları gereği daha erken emekli olacak meslek gruplarından birinde yer alan davacı için herhangi bir araştırma yapılmadan, 60 yaş sonunun aktif devre sonu olarak kabulü mümkün değildir. Bu kapsamda davacının çalıştığı kuruma ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğüne yazı yazılarak davacının yaşı ile mesleki kıdemine göre muhtemel emeklilik yaşının kaç olduğunun sorulması, yazı cevabının gelmesinden sonra, bildirilen muhtemel emeklilik yaşı da dikkate alınarak, bildirilen yaşa kadar aktif devre ve bu yaş ile muhtemel ömür sonu arası süre için asgari geçim indirimi (AGİ) dahil edilmemiş asgari ücret üzerinden pasif devre hesabının yapılması gerekirken eksik inceleme ve araştırmaya dayalı bu rapora göre karar verilemesi doğru görülmemiştir. 3.Davacının Emniyet Genel Müdürlüğü emrinde çarşı ve mahalle bekçisi olduğu ve trafik kazasının görevi sırasında gerçekleştiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davanın konusu, trafik kazası nedeniyle oluşan işgücü kaybı tazminatıdır. Bu durumda mahkemece, uyuşmazlık konusu kaza nedeniyle davacıya 2330 Sayılı Yasa kapsamında nakdi tazminat ödenip ödenmediği, hususunda bir araştırma yapılması gerekirken bu araştırma yapılmadan hüküm kurulması hatalıdır. Davacının kaza tarihi itibariyle bağlı olduğu kurumdan dava konusu trafik kazası nedeniyle, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun dahilinde davacıya bir ödeme yapılıp yapılmadığı sorularak varsa ödeme belgelerinin temin edilmesi, sonrasında yapılacak tahkikatle hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde verilen hüküm doğru görülmemiştir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesi tarafından gerekli araştırma ve inceleme yapılarak, davacının kaza tarihi (04.04.2021) ile hesaplamanın yapıldığı rapor tarihi (22.08.2024) arasındaki bilinen döneme ilişkin eksik maaş bordroları temin edildikten sonra dosyanın yeniden aktüerya hesap bilirkişine tevdi ile (davacının tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmamış olması gözetilerek kaldırma kararı öncesinde hükme esas alınan aktüer rapor tarihindeki veriler dikkate alınmak suretiyle) tazminat hesabını etkileyecek varsa bilenen gerçek durumlar da gözetilerek, TRH 2010 yaşam tablosu ile progresif rant yöntemine göre bordrolarındaki gelir esas alınarak bilinen dönem hesabının yapılması; bilinmeyen/işleyecek devre hesabın ise bildirilen muhtemel emeklilik yaşı da dikkate alınarak, bildirilen yaşa kadar bilinen son gelir esas alınarak aktif devre ve bu yaş ile muhtemel ömür sonu arası süre için asgari geçim indirimi (AGİ) dahil edilmemiş asgari ücret üzerinden pasif devre hesabı yapılıp varsa yapılan ödemeler de mahsup edilmek suretiyle davacının hak kazanacağı tazminatı gösterir açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli ek bilirkişi raporu alınarak varsa rapora yönelik itirazlar da giderilip oluşacak sonuca göre, usulü kazanılmış haklar gözetilerek infazda tereddüte neden olmayacak şekilde davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu poliçe limiti de açıkça belirlenmek suretiyle limiti aşmayacak biçimde, faiz başlangıç tarihi ve türünü belirtilecek şekilde, infaza elverişli bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2-Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 5-İstanbul Anadolu 10. İcra Dairesinin 2024/8582 esasına yatırılan 775.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 20.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.