8. Ceza Dairesi 2024/13034 E. , 2024/8969 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/2686 E., 2019/2703 K. SUÇLAR : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Sanık ... yönünden red ve sanık ... yönünden bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı C
**8. Ceza Dairesi 2024/13034 E. , 2024/8969 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/2686 E., 2019/2703 K. SUÇLAR : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Sanık ... yönünden red ve sanık ... yönünden bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 29.06.2018 tarihli iddianamesi ile sanıklar hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 37 nci maddesi delaletiyle 188 inci maddesinin üçüncü ve altıncı fıkraları, 63 üncü maddesi, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesi uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır. B. İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.07.2018 tarihli ve 2018/316 Esas, 2018/356 Karar sayılı kararının tensiben yapılan incelemesi ile 5271 sayılı Kanun'un 172 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kesin hüküm etkisi doğuran ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara rağmen uyuşturucu madde ticarereti yapma suçundan ikinci kez açılan kamu davasının reddine karar verilmiştir. C. Kararın Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 27.11.2019 tarihli ve 2018/2686 Esas, 2019/2703 Karar sayılı kararı ile sanıklar ... ve ... hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan açılan kamu davasında, kamu davasının reddine dair kararının kaldırılmasına; Sanık ... hakkında değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci, 43 üncü, 62 nci, 53 üncü ve 63 üncü maddeleri uyarınca 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, Sanık ... hakkında değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde kullanma suçu sabit olsa da, atılı suçu suç tarihinden önce işlediği başka bir kullanma eylemi hakkında verilen 5237 sayılı Kanun'un 191 maddesinin sekizinci fıkrasının (a) bendi gereğince kullanmak üzere uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen zorunlu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının erteleme süresi içinde kaldığı ve bu kararın ihlali mahiyetinde olduğu anlaşıldığından kamu davasının 5237 sayılı Kanun'un 191 maddesinin beşinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının birinci cümlesi gereğince düşmesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; süre tutum dilekçesi ile temyiz talebinde bulunmuştur. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; kamu davasının reddine ilişkin karar gerekçesinde ayrıntılı olarak izah edildiği üzere sanığın 5271 sayılı Kanun'un 172 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ve kesin hüküm etkisi doğuran ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara rağmen dava açılmış olması nedeni ile davanın reddi kararı hukuka uygun olup, savcılığın itirazı üzerine iş bu kararın kaldırılarak, sanığın cezalandırılmasının kanuna aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; dava konusu olay, sanıklardan uyuşturucu maddeler ele geçirilmesi nedeniyle uyuşturucu madde ticareti yaptıkları iddiasına ilişkindir. A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü "04.11.2017 günü Tem Otoyolu Mehmetçik Vakfı girişinde sanıkların bulunduğu araçtaki siyah sırt çantalarında İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen uzmanlık raporunda da belirtildiği üzere uyuşturucu hapların ele geçirildiği, sanıkların savunmalarına göre İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca 20.02.2018 tarih 2018/180887 soruşturma ile "şüpheli savunmaları, olay tutanağı, Emniyet Fezlekesi ve yakalanan uyuşturucu maddelerin kişisel kullanım sınırları dahilinde kalması da dikkate alındığında, somut olayda şüphelilerin uyuşturucu madde ticareti yapma veya sağlama suçunu işlediklerine dair savunmalarının aksine, haklarında atılı suçtan kamu davası açmaya yeter hukuka uygun somut ve inandırıcı delillerin elde edilemediği anlaşıldığından, şüpheliler hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına, sanıkların eylemlerinin TCK'nun 191/1 maddesine tekabül ettiği anlaşıldığından gereğinin takdiri ve evrakın İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Uyuşturucu Madde Satın Alma, Kullanma ve Bulundurma Suçları Bürosuna gönderilmesine karar verildiği," İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Uyuşturucu Madde Bulundurma, Satın Alma ve Kullanma Suçları Bürosunca gönderme kararına itiraz edildiği ve ayrıca 11.05.2018 tarihinde Cumhuriyet savcısı tarafından söz konusu ek takipsizlik kararının kaldırılması için İstanbul Anadolu Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine itiraz edildiği, İstanbul Anadolu 3.Sulh Ceza Hakimliğince 22.05.2018 tarih 2018/4355 Değişik İş sayılı karar ile itirazın delillerinin takdirinin Ağır Ceza Mahkemesine ait olmak üzere, dava açılmak üzere kabulü ile ek takipsizlik kararının kaldırılmasına karar verildiği, bu nedenle bu defa 29.06.2018 tarihli iddianame ile sanıklar hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan söz konusu kamu davasının açıldığı anlaşılmakla; CMK.nun 173. maddesinde "suçtan zarar görenin, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren 15 gün içinde bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı Ağır Ceza Mahkemesinin bulunduğu yerdeki Sulh Ceza Hakimliğine itiraz edebileceği" belirtilmiş olup Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.07.2008 tarih 2008/9-95 Esas 2008/195 Karar, Yargıtay 11. C.D Başkanlığı'nın 12.03.2014 tarih 2014/6561-4556 Esas ve Karar sayılı içtihatlarında da ifade edildiği üzere (A.Parlar Ceza Muhakamesi Kanunu Şerhi 2. Baskı Syf 496-497) "Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz edebilecek olan suçtan zarar görenin kim olduğu hususunun açıklanması gerektiği belirtilerek, bir olayda suçtan zarar göreni belirlerken sanığa yüklenilen ve cezalandırılması istenilen fiille haklı bir çıkarı zedelenen kişinin ceza kovuşturması konusundaki isteğini göz önünde tutmak ve bu haklı görüldüğünde kişiye suçtan zarar görme niteliği tanımak durumunda olduğu" belirtilmiştir. Bunun yanı sıra CMK'da Cumhuriyet savcısının hangi hallerde şüpheli veya sanığın aleyhine hem de lehine itiraz yoluna başvurabileceği hususlar CMK.nun 260/2 maddesinde sınırlı olarak sayılmış olup, bunun dışında sadece CMK.nun 175/5 maddesi düzenlemesine göre iddianamenin iadesi kararına itiraz edebilecekleri belirtilmiştir. Söz konusu yasal düzenlemeye göre Cumhuriyet savcısının bir başka Cumhuriyet savcısının vermiş olduğu kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına Sulh Ceza Hakimliğinde kararın kaldırılması için itiraz etme ... yasal olarak bulunmamaktadır. CMK'nun 172/2 maddesinde açıkça belirtildiği üzere "kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra yeni delil meydana çıkmadıkça aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz" nitekim Yargıtay 7. CD. Başkanlığı'nın 26.05.2016 tarih 2014/4605 Esas 2016/7650 Karar (YKD Eylül 2016 Syf 1277-2279) Yargıtay 14. CD. Başkanlığı'nın 05.05.2016 tarih 2016/2866-4617 Esas ve Karar sayılı (YKD Eylül 2016 Syf 2297-2300) içtihatlarında da CMK.nun 172/2. maddesine göre kovuşturmaya yer olmadığına karar verildikten sonra yeni bir delil meydana çıkmadıkça aynı fiilden dolayı kamu davası açılamayacağı, aynı Kanun'un 173/1 maddesine göre kovuşturmaya yer olmadığına dair karar için suçtan zarar görenin itirazı gerektiği hususları açıkça belirtilmiştir. Yine Yargıtay 19. CD. Başkanlığı'nın 14.06.2017 tarih 2016/12980 Esas, 2017/5711 Karar sayılı (YKD Eylül 2017 Syf 2255-2264) Esas ve Karar sayılı içtihatında da "Cumhuriyet Başsavcısının onay ve iade işleminin takipsizlik kararı üzerinde hukuken herhangi bir etkisinin olmadığı, kovuşturmaya yer olmadığına kararının kesin hüküm etkisi gösteren bir ceza muhakemesi işlemi olduğu belirtilmiştir. Söz konusu CMK'nun 173/1. maddesinde yer alan kovuşturmaya yer olmadığına dair karara kimler tarafından ne şekilde itiraz edilebileceğinin açıkça belirtilmiş olması, bir Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın bir başka Cumhuriyet savcısının Sulh Ceza Hakimliğinde CMK'nun 173/1. maddesi uyarınca itiraz edebileceğine ilişkin yasal düzenlemenin bulunmaması, buna rağmen verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara bir başka Cumhuriyet savcısınca sanıkların eyleminin ticaret amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturabileceği gerekçesiyle itiraz etmesi ve itiraz etme ... olmadığı halde Sulh Ceza Hakimliğince itirazı kabul edilerek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasının ve bu nedenle kovuşturmaya yer olmadığına karar veren Cumhuriyet savcısının CMK'nun 172/2. maddesinde belirtildiği üzere yeni bir delil ortaya çıkmadığı halde uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan dava açmaya zorlanması ve söz konusu kamu davasını açmaya mecbur kılınmasının söz konusu yasal düzenlemelere uygun olmadığı, bu nedenle CMK'nun 172/2 maddesi uyarınca ve kesin hüküm etkisi doğuran ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara rağmen dava açılmış olması nedeniyle CMK'nun 223/7. maddesi uyarınca davanın reddine karar verilmiştir." B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü 04.11.2017 günü Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin uygulama noktasında durdurdukları araç içerisinde yapılan aramada, bagaj bölümündeki sırt çantasında uyuşturucu hap ile araç içindeki montun cebinden uyuşturucu hapın ele geçirildiği olayda, ilk çözümlemesi gereken hususun usulüne uygun kamu davasının açılıp açılmadığı ve Cumhuriyet savcısının kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı itiraz yetkisinin bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkin olduğu görülerek yapılan incelemede; CMK'nun kanun yoluna başvurma hakkını düzenleyen 260/1. maddesinde Cumhuriyet savcısının kanun yoluna başvurma yetkisinin bulunduğu açıkça düzenlenmiştir. Yine CMK'nun 172/1. maddesinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı itiraz kanun yolunun mümkün olduğunun belirtildiği, bu düzenlemelerde ayrıca Cumhuriyet savcısının itiraz edecekler arasında gösterilmemesinin genel kanun yoluna başvuru ... olanlarının düzenlendiği, hükmü ortadan kaldırmayacağı, CMK'nun 260/1. maddesinde düzenlenenlere ilave olarak itiraza hak tanınan kişilerin de belirtildiği şekilde itiraza haklarının bulunduğu değerlendirmesinin yapılmasının gerektiği kabul edilmiştir. Yine CMK'nun 172/2. maddesinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine sulh ceza hakimliği tarafından bu kararın kaldırılmasına karar verildiği durumda da kamu davasının açılabileceği belirtilmiştir. Bu prosedür uygulanarak kamu davası açıldığından sanıklar hakkında usulüne uygun açılmış bir kamu davasının bulunduğu kabul edilmiştir. Buna göre yerel Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenen iddianamede sanıkların eylemlerinden dolayı TCK. 188/3. maddesi uyarınca sorumlu tutulmaları talep edilmiş ise de, suç vasfı yönünden yapılan bu değerlendirmenin isabetli olmadığı, sanıkların yargılamanın hiç bir aşamasında suçlamayı kabul etmedikleri ve suça konu uyuşturucu maddeleri kullanmak üzere bulundurduklarını savundukları, sanıkların herhangi bir kişiye uyuşturucu-uyarıcı madde temin ettiklerine veya sattıklarına dair görgüye dayalı somut herhangi bir delil veya tespitin bulunmadığı, suça konu uyuşturucu-uyarıcı maddenin miktarının 3 kişi olan sanıkların kullanım sınırları içerisinde bulunduğu da nazara alındığında, savunmalarının aksine dosyada delil bulunmadığından savunmalarına itibar edilmesi gerektiği değerlendirilmiş ve iddianamedeki suç vasfına yönelik değerlendirme isabetsiz bulunmuş, ayrıca ikinci dava nedeniyle ilk derece mahkemesi tarafından verilen red kararının usul ve kanuna uygun olmadığı değerlendirilerek bu kararın kaldırılmasına, sanık ...'ın cezalandırılmasına, diğer sanık ... hakkında kamu davasının düşmesine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE A. Sanık ... yönünden yapılan incelemede; Sanık ve müdafiine yüzüne karşı 27.11.2019 tarihinde tefhim edilen karara karşı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen kanunî süre içerisinde sanığın 28.11.2019 tarihli, temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu; gerekçeli karar ve temyiz nedenlerini içerir dilekçe sunması gerektiği yönünde ihtarat içeren tebligatın 06.12.2019 tarihinde yapıldığı, ancak aynı Kanun’un 295 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen 7 günlük yasal süre içinde (5271 sayılı Kanun'un 173 üncü maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre ''iki hafta '') temyiz nedenlerini içeren gerekçeli temyiz dilekçesini sunmadığı anlaşıldığından temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. B. Sanık ... yönünden yapılan incelemede; İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesi 05.07.2018 tarihinde tensiben davanın reddine karar vermiştir. İstinaf itirazı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 27.11.2019 tarihli duruşmalı karar celsesinde sanık ve müdafinin hazır bulunduğu, ancak sanığa "önceden tespit edilmiş kimlik bilgileri hatırlatılarak" duruşmaya devam edilmiş ise de; ilk derece mahkemesince tensiben karar verilmekle, karardan önce sanığın kimlik tespitinin yapılmadığı ve iddianameye esas savunmasının alınmadığı anlaşılmıştır. Bölge adliye mahkemesince de sanığın savunması alınmadan önce açık kimlik bilgilerinin tespit edilmediği, sadece 5271 sayılı Kanun'un 147 nci maddesindeki yasal hakları hatırlatılarak kovuşturmaya yer olmadığı kararı kaldırıldıktan sonra savunmasının alındığı, ancak sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan düzenlenen 29.06.2018 tarihli iddianamenin kabulü kararının okunmadığı anlaşıldığından, sanığın kimliği tespit edilerek hakları hatırlatılıp iddianame ve ekleri okunarak tutanağa geçirilmeden, sorgusu yapılarak 5271 sayılı Kanun'un 147 nci ve 191 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendine aykırı davranılmak suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması hukuka aykırılık olarak kabul edilmiştir. V. KARAR A- Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle, sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 298 maddesinin birinci fıkrasına göre Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B- Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 27.11.2019 tarihli ve 2018/2686 Esas, 2019/2703 Karar sayılı kararının 5271 Kanun'un 302 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği, hükmün diğer yönleri incelenmeksizin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.11.2024 tarihinde karar verildi.