11. Hukuk Dairesi 2010/3281 E. , 2012/2350 K. "" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.06.2009 tarih ve 2007/315-2009/175 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21.02.2012 günü gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi .…
**11. Hukuk Dairesi 2010/3281 E. , 2012/2350 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.06.2009 tarih ve 2007/315-2009/175 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21.02.2012 günü gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin kuruluş işlemini tamamladığını, şirket merkezini belirlediğini, kira sözleşmesi yaparak faaliyet göstereceği binayı tayin ettiğini, diyaliz işi yapılması için gerekli prosedüre bağlı olarak tadilat yapmaya başladığını, davalının temsil ve ilzama yetkili iki müdürden biri olduğunu, kuruluştan kısa süre sonra davalının eski çalıştığı kişiyle kiralanan bu yerde fizik tedavi üzerine işe başladığının ortaya çıktığını, müvekkilinin maddi ve manevi zararı ile kâr kaybına neden olduğunu ileri sürerek, 18.000 YTL maddi ve 10.000 YTL manevi zararının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, şirketin iyiniyetle kurulduğunu, diğer ortakların henüz şirket tescil edilmeden işyerinin müvekkili adına kiralanmasını istediğini, bu nedenle kendi adına sözleşmeyi yaptığını, ortakların sermaye dahil diğer mali yükümlülüklerini yerine getirmeden müvekkilini oyaladıklarını, tadilat için masraflar ile kira bedelini kendi cebinden ödediğini, dava dışı kişinin fizik tedavi merkezi kurmak istemesi ve mevzuat gereği doktor ortağın bulunmasının zorunlu oluşu nedeniyle müvekkile sembolik ortaklık vererek işyerini fizik tedavi merkezi olarak kullanmak zorunda kaldıklarını, diğer iki ortağın kısa süre sonra müvekkilini dışarıda tutarak ayrı diyaliz merkezi açtıklarının ortaya çıktığını, güven ortamının kalmadığını, müvekkiline izafe edilecek kusur olmadığını, maddi ve manevi tazminat koşullarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.