5. Ceza Dairesi 2013/10621 E. , 2013/8995 K. "İçtihat Metni" Görevi kötüye kullanmak suçundan sanıklar ..... ve ...'nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 257/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/5. maddesi gereğince sanıklar hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/06/2012 tarihli ve 2011/390 Esas, 2012/439 sayılı Kararına yönelik sanık ... tarafından y
**5. Ceza Dairesi 2013/10621 E. , 2013/8995 K.** **"İçtihat Metni"** Görevi kötüye kullanmak suçundan sanıklar ..... ve ...'nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 257/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/5. maddesi gereğince sanıklar hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/06/2012 tarihli ve 2011/390 Esas, 2012/439 sayılı Kararına yönelik sanık ... tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin ... Ağır Ceza Mahkemesinin 15/10/2012 tarihli ve 2012/775 Değişik İş sayılı kararının; Dosya kapsamına göre; 1- ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/06/2012 tarihli ve 2011/390 Esas, 2012/439 sayılı Kararına yönelik yapılan incelemede; A)- Sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş bulunulması karşısında, kurulan hükmün henüz hukuki bir sonuç doğurmadığı, sanıklar tarafından denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi halinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/11. maddesi uyarınca mahkemece geri bırakılan hükmün açıklanmasına karar verileceği ve söz konusu hükmün açıklanmasından sonra kanun yollarına tabi olduğu kabul edilmekte ise de, 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun başdenetçi ve denetçilerin niteliklerini düzenleyen 10. maddesinin (f) bendinde "26/09/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı hapis cezasına ya da affa uğramış olsa veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olsa bile Türk Ceza Kanununun ikinci kitabının birinci kısmının bir ve ikinci bölümündeki suçlar, devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk suçları ile yabancı devletlerle olan ilişkilere karşı suçlardan veya zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahküm olmamak." şeklindeki düzenleme ile son zamanlarda yapılan kanun değişiklikleri ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına hukukî sonuç bağlandığı gibi, sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilerek 5 yıl boyunca denetim süresine tâbi tutularak özgürlüğünün kısıtlanması, yaptırımlara tâbi tutulmasının da insan Haklarını ve Ana Hürriyetlerini Koruma Sözleşmesi 'nin (AIHS) 6. maddesinde adil yargılanma hakkı başlığında düzenlenen, "1. Her şahıs gerek medeni hak ve vecibeleriyle ilgili nizalar gerek cezai sahada kendisine karşı serdedilen bir isnadın esası hakkında karar verecek olan, kanuni, müstakil ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde hakkaniyete uygun ve aleni surette dinlenmesini istemek hakkını haizdir. Hüküm aleni olarak verilir, şu kadar ki demokratik bir toplulukta amme intizamının veya milli güvenliğin veya ahlakın yararına veya küçüğün menfaati veya davaya taraf olanların korunması veya adaletin selametine zarar verebileceği bazı hususi hallerde, mahkemece zaruri görülecek ölçüde, aleniyet davanın devamınca tamamen veya kısmen basın mensupları ve halk hakkında tahdit edilebilir. 2. Bir suç ile itham edilen her şahıs suçluluğu kanunen sabit oluncaya kadar masum sayılır. 3. Her sanık ezcümle: a) Şahsına tevcih edilen isnadın mahiyet ve sebebinden en kısa bir zamanda, anladığı bir dille ve etraflı surette haberdar edilmek, b) Müdafaasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara malik olmak, c) Kendi kendini müdafaa etmek veya kendi seçeceği bir müdafii veya eğer bir müdafi tayin için mali imkânlardan mahrum bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa, mahkeme tarafından tayin edilecek bir avukatın meccani yardımından istifade etmek, d) İddia şahitlerini sorguya çekmek, veya çektirmek, müdafaa şahitlerinin de iddia şahitleriyle aynı şartlar altında davet edilmesini ve dinlenmesinin sağlanmasını istemek, e) Duruşmada kullanılan dili anlamadığı veya konuşamadığı takdirde bir tercümanın yardımından meccanen faydalanmak," şeklindeki düzenlemeye aykırı olduğu, B)- Sanıklar hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz üzerine merci tarafından 5271 sayılı Kanunun 231/5-14. fıkralarındaki koşullar kapsamında denetlenerek, somut olayda hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının bulunup bulunmadığı, ceza miktarı, daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkumiyet, zararın giderilip giderilmediği, suçun inkılap yasasında belirtilen suçlardan bulunup bulunmadığı ve denetim süresinin doğru tayin edilip edilmediği gibi hususlara ilişkin hukuka aykırılıklar nedeniyle denetim yapılabilmesinin, açıklanması geri bırakılan hükmün içeriğine ilişkin olan hukuka aykırılıkların denetlenememesinin anılan sözleşmeye ek 7 numaralı protokol'ün 2. maddesinde "Cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı" başlığı altında düzenlenen "Bir mahkeme tarafından cezai bir suçtan mahkum edilen her kişi, mahkumiyet ya da ceza hükmünü daha yüksek bir mahkemeye yeniden inceletme hakkını haiz olacaktır. Bu hakkın kullanılması, kullanılabilme gerekçeleri de dahil olmak üzere, yasayla düzenlenir." şeklindeki düzenlemeye aykırı olacağı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 90. maddesi uyarınca "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarda kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır." düzenlemesi birlikte değerlendirildiğinde AIHS iç hukukumuzun uyulması zorunlu bir parçası olduğu ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kanun yararına bozma konusu olacağı anlaşılmakla, sanıkların üzerine atılı suçun kanunda öngörülen cezasının nev'i ve süresine göre, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 102/4 ve 104/2. maddeleri uyarınca 7,5 yıllık dava zamanaşımı süresine tabi bulunduğu, suçun işlendiği 22/01/2004 tarihi ile kararın verildiği 05/06/2012 tarihi arasında bu sürenin dolmuş olması karşısında, davanın ortadan kaldırılmasına karar verilmesi yerine yazılı şekilde sanıkların mahkumiyetine karar verilmesinde, C) 22/07/2010 tarihli ve 6008 sayılı Terörle Mücadele ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına dair Kanunun 7. maddesi ile değişik, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun, "Sanığın kabul etmemesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez” şeklindeki 231/6-c maddesinin son cümlesindeki hüküm karşısında, bu konuda beyanı alınmayan sanık ile ilgili hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği gözetilmeksizin yazı şekilde karar verilmesinde , 2- ... Ağır Ceza Mahkemesinin 15/10/2012 tarihli ve 2012/775 Değişik İş sayılı kararına yönelik yapılan incelemede, 22/07/2010 tarihli ve 6008 sayılı Terörle Mücadele ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına dair Kanunun 7. maddesi ile değişik, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun, "Sanığın kabul etmemesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez" şeklindeki 231/6-c maddesinin son cümlesindeki hüküm karşısında, bu konuda beyanı alınmayan sanık ile ilgili hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği gözetilmeksizin itirazın kabulü yerine yazı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. Maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 03/06/2013 gün ve 94660652-105-70-3567-2013/9064/35237 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye ihbar ve dava evrakı ile birlikte tevdii kılınmakla gereği düşünüldü: YCGK'nın Dairemizce de benimsenen 22/01/2013 gün ve 2012/10-534 Esas, 2013/15 sayılı Kararı uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara yönelik itiraz üzerine merciin, CMK'nın 231. maddesinde sayılan objektif koşulların oluşup oluşmadığının tespiti yanında, hem maddi olay hem de hukuki yönden değerlendirme de yaparak itirazı yerinde görürse kabul edip, söz konusu kararda saptanan hukuka aykırılıkları gerekçesiyle tespit ederek konu hakkında yeniden karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermesi gerekmesine ve dosya içeriğine göre kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname münderecatının yerinde olmasına nazaran ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen 15/10/2012 gün ve 2012/775 Değişik İş sayılı kararın CMK'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA, bozma sebebine nazaran müteakip işlemlerin mahallinde merciince yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 19/09/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.