Başvurucu, tutukluluğun kanuni süreyi aşması, tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçelerinin yetersiz olması ve yargılanmanın uzun sürmesi nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.
Başvurucu, tutukluluğun kanuni süreyi aşması, tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçelerinin yetersiz olması ve yargılanmanın uzun sürmesi nedeniyle Anayasa'nın maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuru, 3/1/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 31/3/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 12/6/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 12/6/2014 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığının 14/7/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında 7/10/2008 tarihinde gözaltına alınmış, yakın akrabayı öldürme suçunu işlediği iddiasıyla Bakırköy Sulh Ceza Mahkemesi'nin 8/10/2008 tarih ve 2008/205 sorgu sayılı kararıyla tutuklanmıştır. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 4/12/2008 tarih ve E.2008/46469 sayılı iddianamesiyle başvurucu hakkında "kasten yakın akrabayı öldürme" suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi, 1/4/2011 tarih ve E.2008/264, K.2011/122 sayılı kararıyla başvurucunun mahkûmiyetine hükmetmiş, ancak bu karar Yargıtay Ceza Dairesinin 2/5/2012 tarih ve E.2012/747, K.2012/3457 sayılı ilamıyla bozulmuştur. Yargıtay kararının gerekçesi özetle şu şekildedir; “… savunması alınamayan ve hakkında yakalama kararı çıkarılan sanık A.O. hakkında açılan kamu davasının tefrik edildiği görülmekle; hakkında yakalama kararı çıkarılan sanık A.nın makul bir süre aranması, yakalanmışsa dosyalarının birleştirilmesi, karar verilmiş ve kesinleşmiş ise denetime olanak verecek biçimde dosyanın getirtilerek bu dosya içine konularak kanıtların birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerektiğinin düşünülememesi, …” Bozma sonrası yeniden yargılama yapan Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi, 9/10/2012 tarih ve E.2012/289, K.2012/420 sayılı kararıyla, başvurucunun isnat edilen suçtan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. Anılan karar başvurucunun yüzüne karşı tefhim edilmiştir. Kararın temyiz incelemesi için Yargıtay da bulunduğu sırada başvurucu, 8/10/2013 tarihli dilekçesi ile Yargıtay Ceza Dairesine müracaat ederek tahliye talebinde bulunmuştur. Bu talep Yargıtay Ceza Dairesinin 23/10/2013 tarih ve E.2013/4319, 2013/118 müteferrik sayılı kararıyla reddedilmiştir. Başvurucunun Yargıtay Ceza Dairesinin anılan kararına yapmış olduğu itiraz, Yargıtay Ceza Dairesinin 11/11/2013 tarih ve 2013/2 müteferrik sayılı kararıyla reddedilmiştir. Başvurucu, bu kararın 11/12/2013 tarihinde tebliğ edildiğini belirtmiştir. Başvurucu 3/1/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.Yargıtay Ceza Dairesi, 24/12/2013 tarih ve E.2013/4319, K.2013/8085 sayılı kararıyla, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinin 9/10/2012 tarih ve E.2012/289, K.2012/420 sayılı kararının bozulmasına karar vermiştir. Yargıtay kararının gerekçesi şu şekildedir: “Aynı olay nedeniyle,aynı iddianame ile hakkında kasten öldürme suçundan dava açılan ve hakkındaki yakalama emri infaz edilemediği için dosyası tefrik edilen sanık A.O. hakkındaki yakalama emrinin infaz edilip savunmasının alındığı ve dosyanın karara bağlanıp temyiz incelemesi için Dairemize gönderildiği yapılan inceleme sonrasında Dairemizin 07/05/2013 tarihli 2013/1037 Esas ve 2013/3607 Karar sayılı ilamı ile aynı öldürme olayından yargılanan sanıklar Osman Asilsoy,… hakkındaki dava dosyasıyla birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmakla; incelemeye konu bu dava dosyası ile sanık A.O. hakkındaki dava dosyası arasında fiili ve hukuki irtibat bulunduğu anlaşıldığından, her iki dava dosyasının birleştirilmesine karar verilip delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun tayın ve takdiri gerektiğinin düşünülmemesi,” Yargıtay kararı sonrası tekrar başlayan yargılamada Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi 2/4/2014 tarih ve E.2014/62, K.2014/89 sayılı ilamla başvurucunun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. Temyiz üzerine dosya Yargıtay’a gönderilmiş olup, dava hâlen temyiz aşamasında derdesttir.B. İlgili Hukuk 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi şöyledir:“(1) Kuvvetlisuç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedenininbulunması halinde, şüpheli veya sanıkhakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesibeklenen ceza veya güvenlik tedbiriile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerdebir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdurveya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa. (3) Aşağıdaki suçlarınişlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir: a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; ... Kasten öldürme (Madde 81, 82, 83), ....” Anılan Kanun’un maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çokiki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üçyılı geçemez.” 26/9/2004 tarihli 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendi şöyledir:“(1) Kasten öldürmesuçunun; d) Üstsoy veya altsoydan birine ya da eş veyakardeşe karşı, İşlenmesi hâlinde, kişi ağırlaştırılmışmüebbet hapis cezası ile cezalandırılır.”