10. Ceza Dairesi 2023/13442 E. , 2024/24261 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma Bakırköy 26. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "düşmesine" karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 12.02.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet
**10. Ceza Dairesi 2023/13442 E. , 2024/24261 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma Bakırköy 26. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "düşmesine" karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 12.02.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 13.05.2023 tarihli ve 2023/2323 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.07.2023 tarihli ve KYB-2023/61653 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.07.2023 tarihli ve KYB-2023/61653 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Dosya kapsamına göre; Şüpheli hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar her ne kadar 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre sanığın adresine 01.11.2016 tarihinde tebliğ edilerek kesinleştirildiği anlaşılmış ise de; anılan Kanun'un 10/2. madde ve fıkrasının, "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, aynı Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bilâ tebliğ iade edilmesi halinde, anılan Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, mercii tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, somut olayda şüphelinin soruşturma aşamasında adresini olarak bildirdiği ve kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair karara ait tebligatın da mernis şerhi düşülmek suretiyle, söz konusu adrese çıkartıldığı, ancak anılan tebligat incelendiğinde bir açıklamaya yer verilmeksizin, mahalle muhtarlığına teslim edilmek suretiyle tebliğ işleminin tamamlandığının anlaşılması karşısında, öncelikle sanığın en son bildirdiği adrese tebliğ işlemlerinin yapılması gerektiği, tebligatın yapılamaması halinde ise bu kez sanığın "adres kayıt sistemindeki en son yerleşim yeri adresi tespit edilerek" tebliğ işleminin yapılması gerektiği, bu halde usulüne uygun bir tebligat yapılmaması nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmediği cihetle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, Kabule göre de; Bakırköy 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.01.2019 tarihli kararı ile sanığın yargılamaya konu suçları tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri süresi içerisinde işlediğinden bahisle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/5. maddesinde yer alan, "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklindeki düzenleme uyarınca kamu davası hakkında düşme kararı verildiği anlaşılmış ise de; Somut olayda, sanık hakkında ilk kez 07.08.2016 tarihinde işlediği uyuşturucu madde kullanma suçundan dolayı Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca 19.10.2016 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar verilmesi sonrasında, adı geçen sanığın ihlâl niteliği taşıyan 25.06.2017 tarihli uyuşturucu madde kullanma suçu ile birlikte yargılamaya konu 07.08.2017, 15.12.2017 ve 13.02.2018 tarihli aynı nevi suçları da işlediği ve sanık hakkında yargılamaya esas Bakırköy Cumhuriyet Savcılığınca düzenlenen iddianamenin söz konusu eylemlerden sonra 25.09.2018 tarihinde düzenlendiğinin anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/4. maddesinde "Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hâlinde, hakkında kamu davası açılır." şeklindeki düzenleme uyarınca, sanığın denetim süresi içinde işlediği ve ihlâl niteliği taşıyan 25.06.2017 tarihli uyuşturucu madde kullanma suçundan ayrı bir soruşturma konusu yapılamayacağı, ancak sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına konu 07.08.2016 tarihli eylemi ile birlikte yine denetim süresi içerisinde hakkında kamu davası açılmadan evvel işlediği ve zincirleme suç kapsamında değerlendirilmesi gereken 07.08.2017, 15.12.2017 ve 13.02.2018 tarihli uyuşturucu madde kullanma suçlarından dolayı yargılamaya devamla esas hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. A. Şüpheli hakkında, 07.08.2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 19.10.2016 tarihli ve 2016/82938 Soruşturma, 2016/2277 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulmasına karar verildiği, kararın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 01.11.2016 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği, kararın infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Şüphelinin 25.06.2017, 07.08.2017, 15.12.2017 ve 13.02.2018 tarihlerinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlemesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 25.09.2018 tarihli ve 2016/82938 Soruşturma, 2018/30377 Esas, 2018/21801 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, C. Yapılan yargılama sonucunda, Bakırköy 26. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 22.01.2019 tarihli ve 2018/651 Esas, 2019/31 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "kamu davasının düşmesine" karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. D. Dosya kapsamına göre; 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesinde, "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında "... beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir." ve aynı Kanun'un 191/4. maddesinde "Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hâlinde, hakkında kamu davası açılır." şeklinde düzenlemelere yer verildiği ve 7201 sayılı Kanun'un 10. maddesinde, "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8. maddeleri ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, Sanık hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine çıkarılması ve 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesine göre yapılması nedeniyle tebligatın usulsüz olduğu, bu nedenle erteleme kararının kesinleşmediği, karar kesinleşmediğinden beş yıllık erteleme süresinin işlemeye başlamayacağı, bu durumda sanığın diğer eylemlerinin erteleme süresi içerisinde işlendiğinden sözedilemeyeceği, dolayısıyla 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinde sayılan kovuşturma şartlarının gerçekleşmediği anlaşıldığından; Mahkemesince, kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "kamu davasının durmasına" karar verilerek, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun şekilde tebliği ile kesinleşmesini takiben denetimli serbestlik tedbirinin infazına devam edilmesi için Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulması ve infazın sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, yerinde olmayan gerekçe ile "kamu davasının düşmesine" karar verilmesi, Kabule göre de; Bakırköy 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.01.2019 tarihli kararı ile sanığın yargılamaya konu suçları tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri süresi içerisinde işlediğinden bahisle 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesinde yer alan, "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklindeki düzenleme uyarınca kamu davası hakkında düşme kararı verildiği anlaşılmış ise de; Somut olayda, sanık hakkında ilk kez 07.08.2016 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca 19.10.2016 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar verilmesi sonrasında, sanığın ihlâl niteliği taşıyan 25.06.2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ile birlikte yargılamaya konu 07.08.2017, 15.12.2017 ve 13.02.2018 tarihli aynı nev'i suçları da işlediği ve sanık hakkında yargılamaya esas Bakırköy Cumhuriyet Savcılığınca düzenlenen iddianamenin söz konusu eylemlerden sonra 25.09.2018 tarihinde düzenlendiğinin anlaşılması karşısında, 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinde "Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hâlinde, hakkında kamu davası açılır." şeklindeki düzenleme uyarınca, sanığın denetim süresi içinde işlediği ve ihlâl niteliği taşıyan 25.06.2017 tarihli uyuşturucu madde kullanma suçundan ayrı bir soruşturma konusu yapılamayacağı, ancak sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına konu 07.08.2016 tarihli eylemi ile birlikte yine erteleme süresi içerisinde hakkında kamu davası açılmadan önce işlediği ve zincirleme suç kapsamında değerlendirilmesi gereken 07.08.2017, 15.12.2017 ve 13.02.2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarından dolayı yargılamaya devamla esas hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, "kamu davasının düşmesine" karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup sanık lehine verilmiş olan ve davanın esasını çözen bu karardan dolayı yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, hukuka aykırılığa işaret edilerek, kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Bakırköy 26.Asliye Ceza Mahkemesinin 22.01.2019 tarihli ve 2018/651 Esas, 2019/31 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (c) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.10.2024 tarihinde karar verildi.