8. Hukuk Dairesi 2022/6320 E. , 2025/400 K. MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi KARAR : Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul kısmen r…
**8. Hukuk Dairesi 2022/6320 E. , 2025/400 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi KARAR : Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ile bir kısım davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Ankara ili Şereflikoçhisar ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 ada 4 parsel sayılı taşınmaz, 20.480,00 metrekare yüzölçümü ile, 502 ada 3 parsel sayılı taşınmaz 57.500,00 metrekare yüzölçümü ile, komisyon kararı ile, Şereflikoçhisar Belediyesi adına mera niteliği ile tespit edilmiş, davacılar tarafından yapılan itiraz komisyonca reddedilmiştir. Davacı ... ve müdahiller, dava konusu 1 ada 4 parsel ve 502 ada 3 parsel sayılı taşınmazların Belediye adına tespit edildiğini, taşınmazların tapulu olduğunu ve 60 seneden beri zilyetliklerinde olduğunu belirterek tespitin iptali ile taşınmazların tüm mirasçılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili, davanın reddini savunmuştur. Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, bozma ilamları neticesinde, 05.06.20212 tarihli ve 1990/94 Esas, 2012/1 Karar sayılı karar ile davanın reddine ve çekişmeli taşınmazların mera olarak özel siciline kaydına karar verilmiş; hüküm davalı Hazine, davacılar ve asli müdahiller tarafından temyiz edilmiş, karar, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 28.01.2013 tarihli ve 2012/9598 Esas, 2013/357 Karar sayılı ilamı ile ''...Mahkemece, dava konusu taşınmazların kadim mera olduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuştur. Ne var ki, hükmüne uyulan bozma ilamında "davacıların dayandıkları tapu kayıtlarının, komşu parsellere uygulanan tapu kayıtlarından yararlanılmak suretiyle kapsamlarının yöntemince belirlenmesi" gereğine işaret edilmiş olduğu halde Mahkemece, davacı dayanağı tapu kayıtları ile komşu parsellere uygulanan tapu kayıtlarının dayanağı olan kayıt ve belgeler tesisinden itibaren getirtilerek keşif sırasında uygulanmak suretiyle davacıların dayanağı tapu kaydının kapsamı belirlenmeksizin, tapu kayıtları üzerinde fen bilirkişisine büroda inceleme yaptırılmış olup, bozma ilamının gereği yerine getirilmemiştir. Bozma ilamına uyulmakla lehine bozma yapılan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmesi zaruridir. Hal böyle olunca davacıların dayandığı, tescil ilamı ile oluştuğu anlaşılan 13.05.1968 tarihli ve 19 numaralı tapu kaydı ile dava konusu taşınmazların sınırında bulunan taşınmazlara uygulanan tapu kayıtları ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri ve varsa haritası ile getirtilmeli, davacı tarafın dayandığı tapu kaydının oluşumuna esas tescil ilamında Hazine ve köy tüzel kişiliğinin taraf olup olmadığı belirlenmeli, bu şekilde dosya tamamlandıktan sonra mahallinde üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları ve fen bilirkişisinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında, davacıların dayandığı tescili ilamı ile oluşan tapu kaydı, varsa haritası ile uygulanmalı; tapu kaydının haritası yoksa ya da uygulama kabiliyeti bulunmuyorsa yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından tapu kaydının sınırları hakkında tek tek bilgi alınmalı, aynı şekilde komşu taşınmazlara uygulanan tapu kayıtlarının da dava konusu taşınmazın yönünü ne okuduğu araştırılmalı ve bu şekilde tapu kaydının sınırları bilirkişi ve tanık beyanları ile denetlenmeli, davacıların dayandıkları tapu kaydının aynı zamanda dava dışı 559 ada 1 parsel sayılı taşınmaza da revizyon gördüğü gözönünde bulundurulmalı, taşınmazların tapu kaydının kapsamında kalıp, kalmadığı kesin olarak belirlenmeli; bundan sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir...'' gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyma kararı verilerek yeniden yapılan yargılama neticesinde, 25.02.1958 tarihli ve 23 sıra nolu ile revizyon gören 13.05.1960 tarihli ve 19 sıra nolu tapu kaydı, 14 hesap 11 tahrir nolu vergi kaydının 12 hektar olan miktarı, Şereflikoçisar Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 07.12.1953 tarihli ve 1953/346 Esas, 1953/608 Kararına konu kroki, 1 ada 4 parsele ilişkin tutanağın beyanlarhanesi, Şereflikoçhisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.09.1978 tarihli celsesinde dinlenilen tutanak bilirkişisi ve mahallinde yapılan tüm keşiflerde alınan tüm beyanlar birlikte değerlendirildiğinde; kuzeyde bulunan .... tapu kaydının kuzey sınırını oluşturduğu dolayısı ile 1 ada 4 parselin tapu kaydı sınırları içerisinde kaldığı yine dava konusu taşınmaz olan 503 ada 3 parsel arasında ...k bulunduğu, ...k'ın dosya kapsamında dinlenilen tüm mahalli bilirkişilerce kadimden beri yerinin hiç değişmediği, dolayısı ile 1 ada 4 parsel ile 503 ada 3 parseli birbirinden ayıran doğal/yapay sınır niteliğinde olduğu, yine arkın sulama amacı ile yapılmış olduğu ve tarım arazilerinin sulanmasına hizmet ettiği değerlendirildiğinde, salt mera olan araziye ark yapılmasının hayatın olağan akışına uygun bulunmadığı gerekçeleri ile bu parsele ilişkin davacıların davalarının kabulüne, 503 ada 3 parsel her ne kadar davacıların zilyetliğinde bulunmakta ise de söz konusu parselin arkın kuzey sınırında bulunduğu, yukarıda değinildiği üzere dava konusu 1 ada 4 parsel ile arasında yapay sınır olarak sulama arkının bulunduğu, bu parselin kuzeyi ve batısının mera parseli olduğu aynı zamanda belediyeye ait 227 tahrir nolu vergi kaydı içerisine girdiği (davaya konu komşu parsellerden 1 ada 3 parsele ilişkin Şereflikoçisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.04.1978 tarihli ve 1973 Esas, 1978/113 Karar temyiz incelmesinden geçerek kesinleşen kararda bahsedildiği üzere) yapılan keşif ile açıklığa kavuştuğundan; Kadastro Kanunu'nun 16/b maddesi uyarınca mera türü orta mallarının özel sicillerine kayıtlarının mümkün olup tapulanamayacağı, 4342 sayılı Mera Kanunu'nun (4342 sayılı Kanun) ve 4 üncü maddeleri gereğince meranın olağanüstü zaman aşımı ve zilyetlik yolu ile edinilemeyeceği, amacı dışında kullanılamayacağı, yetkili mercilerce nitelikleri değiştirilmedikçe amaçları dışında kullanılmaları ve doğal yapılarının bozulması halinde dahi özel mülkiyete yönelik kazanma nedeninin gerçekleşemeyeceği aynı zamanda bu parselin davacıların dayanmış oldukları tapu ve vergi kaydı kapsamında kalmadığı gerekçeleri ile bu parsele ilişkin davanın reddine, sonuç olarak, davanın kısmen kabul kısmen reddine, Ankara ili Şereflikoçhisar ilçesi ... Mahallesi 1 ada 4 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptali ile, tespit tutanağında belirtilen yüzölçümü ve tarla vasfı ile karara ekli Şereflikoçhisar Sulh Hukuk Mahkemesinin 05.02.2021 tarihli ve 2021/42 Esas, 2021/35 Karar sayılı veraset ilamında belirtilen muris ...'ın mirasçıları adına payları oranında tapuya kayıt ve tesciline, Ankara ili Şereflikoçhisar ilçesi ... Mahallesi 502 ada 3 parsel sayılı taşınmazın ... adına olan tespitinin iptali ile mera olarak sınırlandırılmasına ve bu vasfı ile özel sicile yazılmasına karar verilmiş; hüküm davalı Hazine vekili ile bir kısım davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekili ile bir kısım davacılar vekili temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 556,10 TL'nin temyiz eden bir kısım davacılardan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.