T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/444 - 2026/481 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/444 KARAR NO : 2026/481 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 26/10/2023 NUMARASI : 2023/15 E. - 2023/334 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve S…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/444 - 2026/481 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/444 KARAR NO : 2026/481 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 26/10/2023 NUMARASI : 2023/15 E. - 2023/334 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/10/2023 tarih ve 2023/15 E. - 2023/334 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 2021/04385 sayılı "..." ibareli marka başvurusu üzerine davalı şirketin "..." esas unsurlu markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazın reddedildiğini ancak bu ret kararına karşı davalı şirketin yeniden inceleme talebinde bulunduğunu, TÜRKPATENT'in 2022-M-14246 sayılı YİDK kararı ile, başvuru markası 2000/24896 sayılı "..." ibareli davalı şirket markası ile benzer görülerek müvekkilinin marka tescil başvurunun reddedildiğini, oysa müvekkilinin 5 yıl önce “... ...” markasını oluşturarak sağlık turizmi alanında faaliyet gösterdiğini, tanınmış bir isim haline geldiğini, bu isimle reklam ve pazarlama işlemleri gerçekleştirdiğini, taraf markaları arasında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunmadığını, markaların kavramsal olarak da benzer olmadığını, tüketicilerin müvekkili markasını görünce aklında kalan unsurun “...” ibaresi olduğunu, “...” ibaresinin ayırtediciliğinin düşük olduğunu, bu nedenle markanın bütüncül olarak incelenmesi gerektiğini, karşılaştırılan markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetler aynı olmakla birlikte farklı tüketici kitlelerine hitap ettiğini, davalının itirazının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2022-M-14246 sayılı kararın iptaline, dava konusu başvurunun tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davaya konu markanın müvekkilinin tanınmış markaları ile karıştırılacak düzeyde benzer bulunduğunu, “...” ibaresinin anlamsız ve yaratılmış bir kelime olduğunu, davacı markasındaki "..." ibaresinin ayırtediciliğinin söz konusu olmadığını, markalar arasında tek harf farklılığının karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmadığını, markaların görsel ve işitsel olarak yüksek derecede benzer olduğunu, başvuru kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliğinin de gerçekleştiğini, YİDK kararının doğru olduğunu, zira tüketicilerin dava konusu markanın müvekkilinin seri markalarından biri olduğu zannına kapılacağını, davalının kötüniyetli başvuruda bulunduğu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacıya ait marka başvurusunun sınıflarının, davalının markasının kapsamındaki mal ve hizmetlerle ile aynı, benzer/ilişkili olduğu, sonuç olarak SMK md. 6/1’de sayılan emtiaların aynı/benzer ilişkili olması şartının sağlandığı, ilgili tüketicilerin ortalama tüketiciler olduğu, markaların bütünsel algı olarak benzerlik taşıması nedeniyle bilgi, bilinç, özen, dikkat ve seçicilik düzeyi sadece düşük olan tüketici kitlesinin değil, yüksek olan müşteri grubunun bile başvuru markasını davacıya ait marka serisinden biri olarak algılayabileceği, tüketicinin iki ayrı marka ile karşı karşıya kaldığını fark etse dahi her iki markanın da aynı iktisadî veya idarî kaynağa ait olduğu yanılgısına düşebileceği gerekçesiyle dava konusu marka başvurusunun tüm sınıfları bakımından 6769 s. SMK 6/1 maddesi kapsamında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, SMK'nın 6/5. maddesinin uygulama şartlarının oluşmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin ilgili tüketici kesiminin spesifik olarak saç ekimi hizmetleri ile ilgilenen, dikkat düzeyi yüksek, profesyonel tüketicilerden oluştuğunu, zira başvuru markasının sağlık turizmi ( saç ekimi hizmetlerine aracılık) pazarlama hizmetlerinde kullanılmak istendiğini, davalı şirketin banyo/tuvalet dekorasyon ürünleri için kullanılan "..." markalarının hitap ettikleri tüketici kitlesinin farklı olduğunu, karşılaştırılan markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, benzerlik incelemesinin markanın bütünü esas alınarak yapılmasının gerektiğini, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, yeni bir rapor ya da aynı heyetten ek bilirkişi raporu alınması taleplerine itibar edilmediğini, zorunlu dava arkadaşı olan davalılar lehine hükmedilen vekalet ücretinin tek mi ayrı ayrı mı olduğunun anlaşılamadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, başvurunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının "..." ibareli marka başvurusu ile davalı şirkete ait "..." ibareli 2000/24896 sayılı marka arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle, görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunduğu, dava konusu başvuruda asli unsur olarak yer alan "..." ibaresi ile davacının markalarının asli unsurunun oluşturan "..." ibaresi arasında sadece tek harften kaynaklanan farklılığın ve başvuruda yer alan "..." ibaresinin markaları farklı kılmaya yetmediği, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 30/04/2025 tarih, 2024/4567 Esas, 2025/3016 Karar sayılı kararında da "şekil+ ... ..." ibareli markanın davalının "..." ibareli markaları ile benzer bulunduğu, Dairemizin henüz temyiz incelemesinden geçmemiş olan 14/02/2025 tarih, 2023/325 Esas, 2025/336 Karar sayılı kararında da "... ..." ibareli markanın davalının "..." ibareli markaları ile benzer olduğunun kabul edildiği, öte yandan somut olayda başvuru kapsamında yer alan 35 ve 44.sınıf hizmetler yönünden SMK'nın 6/1.maddesi anlamında emtia benzerliği şartının da gerçekleştiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 tarih ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, davacı vekilinin bilirkişi raporuna yönelik istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, ilk derece mahkemesince verilen kararda, zorunlu dava arkadaşı olan davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedildiği hususunda tereddüt bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 05/03/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/03/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.