10. Hukuk Dairesi 2015/19343 E. , 2015/22563 K. "" Mahkemesi : İstanbul 19. İş Mahkemesi Tarihi : 09.06.2015 No : 2014/736-2015/266 Dava, istirdat istemine ilişkindir. Mahkemece, bozma ilâmına uyularak, ilâmında belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüld…
**10. Hukuk Dairesi 2015/19343 E. , 2015/22563 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi : İstanbul 19. İş Mahkemesi Tarihi : 09.06.2015 No : 2014/736-2015/266 Dava, istirdat istemine ilişkindir. Mahkemece, bozma ilâmına uyularak, ilâmında belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davalı tarafından gönderilen borç bildirim yazısı üzerine borç aslını ödeyen davacı işveren, 6183 sayılı Yasa kapsamında icra tehdidi altında ihtirazı kayıtla ödediği gecikme zammının zamanaşımına uğramış olması nedeniyle istirdadını talep etmiş olup, Mahkemece 5510 sayılı Kanunun 93/2. maddesi uygulanarak borca ilişkin 10 yıllık zamanaşımının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06.12.2013 gün, 2013/10-433 Esas ve 2013/1649 Karar sayılı ilâmında benimsendiği üzere; zamanaşımının başlangıcının ve buna bağlı olarak, somut uyuşmazlıkta uygulanacak kanun hükmünün saptanmasında, muacceliyet anının belirlenmesi önem taşımaktadır. Muacceliyet, bir borç ilişkisinde, alacaklının edimi isteyebileceği ve borçlunun da bu isteme uyarak, edimi ifa etmekle yükümlü olduğu anı belirler. Bir başka deyişle, sözkonusu anda borç, ifa kabiliyeti kazanır ve alacaklı yine o anda edimi kabul etmekle yükümlü olur. Bir alacağın ya da borcun muaccel olması, ilke olarak edimin ifası için öngörülmüş bulunan vadenin dolmasıyla gerçekleşir. Borcun ifası için öngörülen vade; kanundan, işin özelliklerinden ya da dürüstlük kuralından çıkarılamıyorsa, bu durumda, Borçlar Kanunu m. 74 hükmü gereğince, borcun “hemen ifa ve derhal icrası talep edilebilir” hükmü uygulama bulacaktır. 506 sayılı Kanunun 80. maddesi, prim borcunun en geç ertesi ayın sonuna kadar Kurum'a ödeneceğini hükme bağlanmış olup, prim borcunun vadesinin belirlenmiş olması karşısında, kurum alacağının anılan tarihte muacceliyet kesbedeceği belirgindir. Bu aşamada, Kurum'un prim alacaklarına ilişkin zamanaşımı hükümlerindeki değişikliklerin ve yürürlük tarihlerinin açıklığa kavuşturulmasında zorunluluk bulunmaktadır. Bilindiği üzere, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu (SSK)’nun “Primlerin ödenmesi” başlığını taşıyan 80. maddesinin 08.12.1993 gün ve 3917 sayılı Kanunla değiştirilmesinden öncekidönemde yerleşik uygulama uyarınca; prim alacağı ve gecikme zamları yönünden, anılan Kanun’da zamanaşımı süresine ve başlangıcına ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığından Kurum alacağının zamanaşımı yönünden genel hükümlere tabi olduğu, buna göre, zamanaşımı süresinin 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca on yıl olduğu ve zamanaşımının başlangıç tarihi Borçlar Kanunu'nun 128. maddesi hükmüne göre, alacağın muaccel olduğu tarih olarak kabul edilmekteydi.