(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/13594 E. , 2010/13377 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, 1479 sayılı Yasaya tabi hizmetleri dikkate alınmadan sadece 506 sayılı Yasa kapsamındaki hizmetleri ile yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, yetkisizliğine karar vermiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenl
**(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/13594 E. , 2010/13377 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, 1479 sayılı Yasaya tabi hizmetleri dikkate alınmadan sadece 506 sayılı Yasa kapsamındaki hizmetleri ile yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, yetkisizliğine karar vermiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R Dava, davacının 1479 sayılı Yasaya tabi hizmetleri dikkate alınmadan sadece 506 sayılı Yasa kapsamındaki hizmetleri ile yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir. 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun 70. maddesinde uyuşmazlığın “yetkili İş Mahkemelerinde” çözümlenmesi gerektiğine işaret edilmekle yetinilerek yetkili İş Mahkemelerinin hangi mahkemeler olduğu belirlenmemiştir. HUMK'nun 9. maddesinde tanımlanan genel yetki kuralına koşut hüküm içeren 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 5. maddesinde, “İş Mahkemelerinde açılacak her dava, açıldığı tarihte dava olunanın Türk Medeni Kanunu gereğince ikametgahı sayılan yer mahkemesinde bakılabileceği”, 15. maddesinde; bu Kanunda sarahat bulunmıyan hallerde Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmektedir. Genel yetki kuralı dışında düzenleme öngörülmemiş olması karşısında, HUMK’da yer verilen özel yetkiye ilişkin düzenlemelerin İş Mahkemelerinin yetkisinin belirlenmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 17. maddesi uyarınca; “Hakiki veya hükmi bir şahsın muhtelif mahallerde şubeleri bulunduğu takdirde o şubenin muamelesinden dolayı iflas davası müstesna olmak üzere o şubenin bulunduğu mahalde dahi dava ikame olunabilir”. Davaya konu somut olayda; davacı 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalılığına ilişkin 2829 sayılı Yasa uyarınca hizmet birleştirmesi yapılmaksızın 506 sayılı Yasaya tabi sigortalılık süreleri esas alınarak yaşlılık aylığı bağlanmasıiçin Pendik Sigorta Müdürlüğüne başvurmuş ve sigorta müdürlüğü işlemine karşıda eldeki davayı açmıştır. Davaya konu uyuşmazlık Pendik Sigorta Müdürlüğü işleminden kaynaklanmaktadır. Tüzel kişilere karşı açılacak davalarda genel yetkili mahkeme, tüzel kişilerin yerleşim yerinin, yani merkezinin bulunduğu yer mahkemesi olmakla birlikte, şube işlemleri nedeniyle açılacak dava, taraf olarak bağlı bulunulan merkez davalı gösterilerek şubenin bulunduğu yerde de açılabilir. “Kurum adına işlem yapmaya yetkili bulunmak” şubenin tanımından ortaya çıkan bir sonuç olup, şubenin bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olmasında tek başına yeterli değildir. Şubenin bulunduğu yer yetkisi, o şubenin yapmış olduğu işlemlerden, davacıya ait işlemlerin yürütülmesinden doğan uyuşmazlıklarda geçerli bulunmaktadır. Bu durumda dava doğru olarak Pendik Sigorta Müdürlüğünün bağlı bulunduğu Kartal İş Mahkesinde açıldığından davanın esasına girilerek, taraf delilleri toplanarak, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken davacının Antalya Sosyal Güvenlik Müdürlüğü sigortalısı olduğundan bahisle, Antalya İş Mahkemelerinin yetkili olduğu ileri sürülerek yetkisizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 29.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.