T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1567 Esas KARAR NO : 2025/2044 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2024/672 Esas - 2025/42 Karar TARİHİ: 14/01/2025 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 08/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1567 Esas KARAR NO : 2025/2044 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2024/672 Esas - 2025/42 Karar TARİHİ: 14/01/2025 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 08/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Asıl dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, davacı tarafın tüm edimleri yerine getirdiğini, davacının hakedişleri ve bu kapsamda kesilen faturalara ait bedelin davalı tarafça ödenmediğinden bahisle, bu bedelin tahsili amacıyla Bakırköy 9. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, davalı tarafça iş bu takibe itiraz edildiğini belirterek, itirazın iptalini takibin devamını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl dava cevap dilekçesinde özetle; davaya konu takibe yetki itirazlarının bulunduğunu, davacının hiçbir alacağının olmadığını, davacının Bakırköy 9. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takibini yetkisiz yerde başlattığını belirterek, davalının davacıya karşı borcu bulunmadığından davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretini davacı üzerinde bırakılmasını talep ettiği görülmüştür. Birleşen davada dava dilekçesinde özetle, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, davacı tarafın tüm edimleri yerine getirdiğini, davacının hakedişleri ve bu kapsamda kesilen faturalara ait bedelin davalı tarafça ödenmediğinden bahisle, bu bedelin tahsili amacıyla Bakırköy 15. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, davalı tarafça iş bu takibe itiraz edildiğini belirterek, itirazın iptalini takibin devamını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada cevap dilekçesinde özetle, davaya konu takibe yetki itirazlarının bulunduğunu, davacının hiçbir alacağının olmadığını, davacının Bakırköy 15. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takibini yetkisiz yerde başlattığını belirterek, davalının davacıya karşı borcu bulunmadığından davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretini davacı üzerinde bırakılmasını talep ettiği görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 14/01/2025 tarih ve 2024/672 Esas - 2025/42 Karar sayılı kararında;".........Açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; her iki dava bakımından da; davalıya ilâmsız icra takibine dayanak Örnek: 7 ödeme emri gönderilmiştir. İlâmsız icra takibi yalnız para alacakları için geçerli olacağından, davanın dayanağı icra takibinin de para alacağına ilişkin olduğuna kuşku bulunmamaktadır. Davalı tarafça icra dairesine sunulan dilekçeleri ile her iki davanın dayanağı takipler bakımından davacının talepleri ve davacı ile hukuki ilişki inkar ettiğinden, davacı taraf, davalı ile aralarında akdi ilişki bulunduğunu ispat ile yükümlüdür. Dosyada davacı tarafın iddia ettiği hukuki ilişkiyi ispata yarar yazılı herhangi bir delil bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, davalı tarafın akdî ilişkiyi inkâr etmesi nedeniyle dava konusu olayda 6098 sayılı TBK m. 89 hükmünün uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Zira bu hükümlerin uygulanabilmesi için öncelikle akdi ilişkinin ispat edilmesi gerekli olup bu husus dava değeri itibarıyla ancak yazılı delil ile ispat edilebilir. Bu durumda davacının kendi yerleşim yerinde takip başlatamayacağı sonuç ve kanaati ile Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinden yapılan sorgulamada davalı tarafın ödeme emrinin tebliği tarihindeki yerleşim yerinin Tuzla/İstanbul olduğu da anlaşılmış olup, tüm bu açıklamalar doğrultusunda 6100 sayılı HMK'nın 6. maddesi gereğince yetkili icra daireleri davalının yerleşim yeri icra daireleri olduğundan, dava konusu olayda takibin yetkili icra dairelerinde yapılmadığının kabulü ile davanın itirazın iptali davasına özgü dava ön koşulunun yerine getirilmemiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir."gerekçesi ile, ''1-Asıl dava bakımından, İcra İflas Kanununun 50/2’nci maddesi hükmü kapsamında, icra takibi yetkili icra dairesinde yapılmadığından, itirazın iptali davasının REDDİNE,Birleşen dava bakımından, İcra İflas Kanununun 50/2’nci maddesi hükmü kapsamında, icra takibi yetkili icra dairesinde yapılmadığından, itirazın iptali davasının REDDİNE, '' karar verilmiş ve asıl ve birleşen davada verilen karara karşı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl ve birleşen davada davacı vekili vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme her ne kadar gerekçeli kararda müvekkili şirketin iddiasını ispatlayamadığına ilişkin hüküm kursa da işbu hususun gerçeğe aykırı olup, eksik inceleme yapan ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını talep ettiklerini, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 17.10.2017 tarihli ve 2015/22393 E., 2017/9591 K. Sayılı Kararın da görüleceği üzere faturaya dayalı bir miktar paranın ödenmesine ilişkin borcun 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. Maddesi uyarınca götürülecek borç olmasından mütevellit alacaklının ikametinin olduğu yerleşim yerinin ya da icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğunu, Müvekkili Şirket tarafından taraflar arasındaki ilişkinin kanıtlanması adına faturalar, cari hesap ekstresi gibi delillerir dosyaya sunulduğunu; mahkemece müvekkili Şirketin sunduğu delillerin değerlendirilerek gerekirse davalının isticvabı yoluna gidilerek karar verilmesi gerekirken herhangi bir incelemede bulunmadan hukuka aykırı bir karar ile doğrudan davanın reddedilmesinin müvekkili Şirketin hak kaybına uğramasına sebebiyet verdiğini, Asıl ve birleşen her iki davada da İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Anadolu Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından 2022/2023/2024 yıllarına ilişkin BA/BS formları alınmış olup, ilgili formlar incelendiğinde davalının müvekkil Şirketten mal ve hizmet satın aldığına ilişkin kayıtlar görülmekte olduğunu, (EK-1 BA/BS Formları) BA/BS formları 5.000 TL ve üzerindeki alım ve satım işlemlerinin Gelir İdaresi Başkanlığı’na bildirilmesini sağlamakta olduğunu; BA formu, işletmenin yaptığı alışları, BS formu ise yaptığı satışları gösterdiğini; Vergi denetimini sağlayan BA/BS formları ayrıca işletmelerin ticari ilişkilerde şeffaflık sağlamalarına ve alıcı ile satıcı mutabakatlarının hukuka uygun şekilde yapılmasına yardımcı olduğunu, Gerek faturalar, cari hesap ekstresi gerekse de BA/BS formları taraflar arasında bir akdi ilişkinin bulunduğunu kanıtlar nitelikte olduğunu; ticari defterlere kaydedilmiş fatura da akdi ilişkinin varlığını kanıtlamakta olduğunu; mahkemece tüm bu hususların dikkate alınmadığını, faturaya itiraz edilip edilmediğinin dahi incelenmediğini, Tüm bu deliller ile birlikte tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmamış, taraflar arasındaki ticari ilişki mahkemece dikkate alınmadığını; bu tespit yapılsa idi fatura alacağına ilişkin cari hesap borç ilişkisinin oluştuğu ve müvekkilin de bu alacağın tahsili istemiyle icra takibi yoluna başvurmuş olduğunun kayıt altına alınacağını, İcra takibinden evvel borç miktarı belirli olması ve borçlu davalının borç miktarından haberdar olması sebebiyle alacağın likit olduğunu; alacak likit olduğundan %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına da hükmedilmesi gerektiğini, Nitekim Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 15.02.2010 tarihli ve 2009/5124 E., 2010/1501 K. Sayılı Kararı:"Satış sözleşmesi uyarınca düzenlenen faturaya dayanan alacak baştan bilinebilir (likit, muayyen, hesap edilebilir) nitelik taşıdığından davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, bu kalem isteğin yargılamayı gerektirdiğinden bahisle reddedilmiş olması İİK’nun 67/2. maddesine aykırılık oluşturur."Hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğüne aykırı olarak eksik inceleme neticesinde hüküm kurması hatalı olup, ilgili kararın kaldırılmasını ve haklı davamızın kabulünü isteme zorunluluğu hasıl olduğunu, İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve mahkemenizce re’sen dikkate alınacak nedenlerden dolayı İstinaf başvurumuzun kabulü ile kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Asıl ve birleşen dava, cari hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkin olup, Mahkemece asıl ve birleşen davanın icra takibinin yetkili icra dairesinde başlatılmaması ve geçerli bir icra takibi bulunmaması sebebiyle özel dava şartı eksikliğinden usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İlamsız bir takipte yetkili icra dairesi, İİK'nın 50. maddesinin yollaması ile HMK'nın mahkemelerin yetkisine dair hükümlerine göre belirlenir. HMK'nın 6. maddesine göre genel yetkili icra dairesi, davalı gerçek veya tüzel kişinin takibin yapıldığı tarihteki yerleşim yeri icra dairesidir. Aynı Yasa'nın "Sözleşmelerden doğan davalarda yetki" başlıklı 10. maddesinde, sözleşmeden doğan davaların sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği hüküm altına alınmış olup bu sebeple sözleşmeden doğan para borcunun tahsili için başlatılan takipte, sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkili kılınmıştır. Takibin konusu sözleşmeden kaynaklı para alacağı olduğunda, takibin başlatıldığı ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 89. maddesine göre, aksi kararlaştırılmadıkça, para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir. HMK'nın 10. maddesi uyarınca, sözleşmenin ifa yeri mahkeme ve icra daireleri de yetkilidir. HMK'nın 10. maddesinde düzenlenen bu yetki kuralının uygulanabilmesi için davacı tarafından taraflar arasındaki akdi ilişkinin ispat edilmesi gerekmektedir. Davalı akdi ilişkiyi inkar ettiğinden, davacı taraf davalı ile aralarında akdi ilişki bulunduğunu ispat ile yükümlüdür. Bu nedenle Mahkemece, taraflar arasında akdi ilişki bulunup bulunmadığı, takip ve dava konusu faturaya konu malzemelerin davalıya teslim edilip edilmediği araştırılmalı; taraflar arasında akdi ilişki bulunduğunun tespiti halinde faturaya dayalı alacak için alacaklının ikametgahında da takip yapılabileceği gözetilerek bir karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece davacı tarafından taraflar arasındaki akdi ilişkinin yazılı delil ile ispat edilemediği ve somut uyuşmazlıkta HMK'nın 10 maddesinin uygulama yerinin bulunmadığı gerekçesiyle icra takibinin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığı kabul edilmiş ise de, davacı vekili tarafından akdi ilişkinin ve alacağın ispatı için faturalara, cari hesap ekstresine ve tarafların ticari defter ve kayıtlarına dayanıldığı, tarafların ba-bs formlarının celbinin talep edildiği, ancak Mahkemece tarafların delilleri incelenmeden, ba-bs formları celbedilmeden eksik inceleme ve değerlendirme ile belirtildiği şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Sonuç itibariyle; davacının asıl ve birleşen davada verilen karara karşı istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın kaldırma ilamı doğrultusunda inceleme ve değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmek üzere Mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Asıl ve birleşen davada verilen karara karşı davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/01/2025 tarih ve 2024/672 Esas ve 2025/42 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/12/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.