T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:31/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:29/12/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:31/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Başkanın görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZ…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:31/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:29/12/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:31/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Başkanın görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili aleyhine Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında davalı tarafından kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, söz konusu takibin hukuka, yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığını, takibe konu olan çeklerin ve başkaca bir kısım çeklerin müvekkilinin rızası dışında elinden çıkmış olup, bu çeklerin kullanılması, keşide edilmesi ve imzalanmasının müvekkilinin bilgisi dışında olduğunu, müvekkili ile davalı taraf arasında herhangi bir ticari ilişki mevcut olmadığını, takibe dayanak çekte bulunan imzanın müvekkiline ait olmadığını, neticeten, Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyaSI ile başlatılan takip kapsamında müvekkilinin borçlu olmadığının ve takibe dayanak teşkil eden "çek" altındaki imzanın müvekkilinin el ürünü olmadığının tespitine, takibin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; öncelikle davanın esasına girilmeden husumetten reddini talep ettiklerini, davaya konu Antalya Genel İcra Dairesi'nin ...-E. sayılı icra takibinde, dayanak belge çekten kaynaklı olarak, çekin gününde ödenmemesi nedeniyle çek keşidecisi hakkında da kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, takibe konu çek incelendiğinde çekin, müvekkiline icra dosyasında yer alan diğer borçlu "... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi" tarafından cirolanarak geldiğini, müvekkilinin hamil ile diğer borçlu lehtar- cirantacı ... San. ve Tic. Ltd. Şti arasında yaş meyve sebze alım satımından kaynaklı ticari ilişkileri mevcut olduğunu, müvekkiline ait ticari defterlerin incelenmesi halinde bu borçlu şirket ile müvekkili arasında ticaretin olduğu ve cari hesaplarının olduğu açıkça görüleceğini, bu nedenle müvekkili şirketin, davacı tarafından açmış olduğu iş bu menfi tespit davasında aktif dava ehliyeti olmadığını, davacı tarafından iddia edilen çek altında ki imzanın keşideciye ait olmadığı yönünde ki iddiaların kabul edilemeyeceğini, takibe konu çekte yer alan keşideciye ait imzaların, keşidecinin bilgisi dışında gerçekleştiği iddialarının tamamen soyut ve icra takibi ile karşılıksız çekten şikayet dosyasının sürünceme de kalması için ileri sürülen geçersiz ve kabul edilemez iddialar olduğunu beyanla davaya ve icra takibine konu çekin kambiyo vasfına haiz olduğunu, öncelikle davacının davasının aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle husumetten reddine, husumete ilişkin itirazlarının kabul görmemesi halinde, takibe konu karşılıksız çıkan çek bilgileri dikkate alınarak davanın davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmaması nedeniyle reddine, bu yöndeki itirazlarının da kabul görmemesi halinde haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "Davalı yan; Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E sayılı dosyasında farklı iki çek için açılan davada ATK tarafından düzenlenen rapor ile imzanın kuvvetle muhtemel davacı eli ürünü olduğunun belirlendiğini, kesin kanaat getirilemediğini ve çeklerin benzer olduğunu belirterek, bu çek asıllarının da temin edilmek suretiyle dosyanın başka bir bilirkişiye tevdi ile imza incelemesi yapılması yönünde talepte bulunmuş ise de; davamıza konu çek yönünden ATK tarafından bilimsel verilere ve dosya mündericatına uygun olarak düzenlenen raporun kesin kanaat belirtilerek verilmiş olması karşısında, davacının talebinin davamızın esasının çözümüne fayda sağlamayacağı görülmüş ve ispatlanamayan davanın reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin karar tarihi olan 29/12/2022 tarihli duruşmasına, e-duruşma taleplerini reddedilmesi üzerine duruşmaya Ankara 39. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında duruşmaları olması nedeniyle katılamayacaklarını bildirir mazeret dilekçesi gönderildiğini, mazeretin reddine dair verilen kararın bir yargılamada uygulanması gereken temel ilkelere aykırı olduğunu, duruşmalara katılmamanın "mazeretin reddi" gerekçesi olamayacağını, taraf vekillerinin başka Mahkemelerdeki duruşmalarının bulunmasını sebep göstererek sunduğu mazeretlerin reddedilmemesi gerektiğini, aksi düşünce ve uygulamaların hiçbir yükümlülüğü bulunmayan asil aleyhine sonuç doğuracağını, vatandaşların Anayasa m. 36 hükmüyle korunan hak arama özgürlüğü ve HMK m. 27/1 ile korunan hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilmiş olacağını, Yerel Mahkemenin, başka mahkeme duruşmasını belirterek sundukları mazeretlerinin reddi kararının gerekçelerinden biri olan "duruşmalara katılmama" gerekçesinin yerinde olmadığını, mazeretlerinin reddine dair verilen kararın bir yargılamada uygulanması gereken temel ilkelere, kanuna ve yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğu gibi kararın gerekçelerinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosya kapsamında alınan 15/11/2022 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda incelenen imzaların müvekkili eli ürünü olduğuna dair kanaat bildirildiğini, müvekkiline ait imzalar incelendiğinde; taklidinin kolay olduğu, aidiyet tespitine uygun nitelik ve yeterlikte kişisel karakteristik özellikler içermemesi sebebiyle inceleme konusu imzanın müvekkiline ait olmadığını, dolayısıyla dosyadaki raporda belirtilen kanaatin hatalı olduğunu, yeni bir bilirkişi incelemesi yapılması gerekmekteyken başkaca rapor bulunmayan dosyada talepleri olduğu halde bu raporla yetinilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, söz konusu 3 çekteki imzanın birbirine çok benzer olduğunu, hiçbirinin müvekkiline ait olmadığını, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 11/03/2021 tarihli ... E., ... K. sayılı ve 24/05/2021 tarihli ... E., ... K. sayılı kararları uyarınca imza incelemelerindeki "kuvvetle muhtemel" kanaati halinde imzaya itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, dosyadaki hükme esas alınan 15/11/2022 Adli Tıp Kurumu raporuyla, benzer şekilde imzasının müvekkiline ait olduğu iddia edilen 2 çekin incelenmesine dair açılan Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasındaki 04/10/2022 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunun birbiriyle çeliştiklerini, ... tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde; ilgili kurumdan yeni rapor alınarak çelişkinin giderilmesi, aksi kanaatte olunması halinde yeni bir bilirkişi raporun alınmasını talep ettiklerini, Yerel Mahkeme tarafından bu taleplerinin gerekçesiz reddedildiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın "açıklama ve ispat hakkı"nı da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasa'nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkı, bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır. Bilgilenme hakkı, yargılamanın içeriğine dair tam bir bilgi sahibi olmanın yanında gerek karşı tarafın gerekse de yargı organlarının dosya içeriğine yapmış oldukları işlemleri öğrenmelerini kapsar. Bilgilenme/bilgilendirme hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi için gönderilecek tebligat ve davetiyelerde kanunda öngörülmüş şekil şartlarına sıkı sıkıya uyulması gerekmektedir. Ayrıca bu hak sadece davanın başındaki iddia ve savunmalar açısından değil yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda devam eden bir yargılamada, tarafların açıklamaları için bilgilendirme yeterli olmayıp yargılamada yer alan diğer kişilerin (tanık, bilirkişi gibi) açıklamaları açısından da önemlidir. Bilgilenme hakkının usulüne uygun kullanımı ile tarafların haklarında öğrendikleri isnat ve iddialara karşı beyanda bulunabilme, davaya yönelik bilgi ve belge verebilme yani açıklama yapma hakkı da hukuki güvenceye bağlanmaktadır. Böylece davanın her iki tarafına eşit şekilde açıklama yapma hakkı tanınması ile adaletin görünür kılınması sağlanacaktır. Açıklamada bulunma hakkı, tarafların, yazılı veya sözlü şekilde iddia ve savunmalara karşı itirazda bulunabilme, davaya ilişkin beyanda bulunmalarını sağlar. Somut olayda; UYAP üzerinden yapılan incelemede; davacı vekilinin 29/12/2022 tarihli duruşmaya katılmak üzere 23/12/2022 tarihli dilekçe ile e-duruşma talebinde bulunduğu 29/12/2022 tarihli oturumda davacı vekili tarafından sunulan e-duruşma talep dilekçesi hakkında herhangi bir karar verilmeden davacı vekilinin 28/12/2022 tarihinde sunduğu mazeret dilekçesinin; "duruşmaya e-duruşma yöntemi ile katılma imkanı var iken bu yöntemi tercih etmeyerek mazeret dilekçesi sunduğu" gerekçesi ile reddine karar verildiği, davayı davalı yanın takip etmesi üzerine yargılamaya devam olunarak aynı oturumda sonuçlandırıldığı anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince davacı tarafın e-duruşma talebi hakkında olumlu/olumsuz herhangi bir karar verilmeden ve duruşmaya e-duruşma yöntemi ile katılma imkanı var iken bu yöntemi tercih etmeyerek mazeret dilekçesi sunduğu gerekçesiyle mazeretin reddine karar verilerek davacı tarafın yokluğunda yargılamanın sonlandırılması davacının hukuki dinlenilme hakkının kısıtlanması niteliğinde olup usul ve yasaya aykırıdır. Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulüne, kaldırma sebebine göre davacı yanın sair istinaf nedenlerinin incelenmesine yer olmadığına ve İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/12/2022 tarihli ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırıldığından davacı vekilinin istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA, 5-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının İlk Derece Mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE, 6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesi'nde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 8-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesi'nce ilgiliye İADESİNE, 9-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 31/12/2025 ...