T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:25/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:21/10/2025 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:25/02/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:25/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:21/10/2025 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:25/02/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki kapsamında konaklama hizmeti sağlandığını, bu hizmetler karşılığında düzenli olarak fatura ve ödeme hareketleri gerçekleştirildiğini, ancak yapılan ödeme ve mahsuplara rağmen, taraflar arasındaki ticari defter ve hesap mutabakatına göre davalının halen ... EURO borcu baki kaldığını, bu durum, muhasebe kayıtlarında açıkça görüldüğünü, ancak davalı-borçlu, takibe konu ... EURO tutarındaki borcunu ödemediğini davacı tarafından Manavgat İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine ilamsız takip başlatıldığını davalının takibe itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taleplerin zamanaşımına uğradığını yabancı para cinsinden icra takibinin yapılmasının mümkün olmadığını, kur farkının yanlış hesaplandığını, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda özetle;"....davacı sebep göstermeksizin ilamsız takiplere mahsus icra takibi yapmış, borçlunun itirazı üzerine itirazın iptali istemi ile dava açmıştır. Dava, itirazın iptali davası olup yargılama usulü bakımından genel hükümlere tâbi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. İtirazın iptali davasında davacı icra takibinde talepnamesi ile bağlı olması, takip talepnamesinde yer alamayan nedeni dayalı olarak itirazın iptali davasında talep ve alacak iddiasında bulunmasının mümkün olmaması, davaya konu icra dosyasında ise alacağın dayanağının gösterilmemiş olması nedenleri ile davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir. İtirazın iptali davasında, davanın reddine karar veren mahkeme, alacaklının haksız ve kötü niyetle icra takibinde bulunduğu ve itirazın iptali davası açtığı kanısına varırsa, alacaklıyı, borçluya red olunan alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminat ödemeye mahkum edecek olması, davacının kötü niyetli olduğunun ispat olunamaması nedeni ile kötü niyet tazminatına hükmolunması talebinin reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur...." şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının borcun aslına ve hizmetin ifasına yönelik esaslı bir inkar savunmasında bulunmadığını, yalnızca takipte dayanak belgenin gösterilmediği gibi tamamen şekli bir savunma yaptığını, mahkemenin itirazın iptali davasının maddi hukuk bakımından alacağın ispatına yönelik bir yargılama olduğunu göz ardı ettiğini, ispat yükünün davacıda olduğunu, mahkemenin gerekçesinde bahsettiği Hukuk Genel Kurulu kararını yanlış yorumladığını, alacağın varlığına ilişkin esaslı bir inceleme yapılmadan davanın bütünüyle reddedilmesi ile davacının kötü niyetli olmadığının kabul edilmesi arasında çelişki olduğunu beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dayanağını İİK'nın 67. maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının takip talebi (m. 58) sonrasında borçlunun kendisine gönderilen ödeme emrine itirazı (m. 60, 61, 62) üzerine duran (m. 66/1) takibin devamını sağlamaya yönelik, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı, yalnızca alacağın miktarı bakımından değil, alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.11.2023 tarihli, 2022/3-1269 Esas, 2023/1106 Karar sayılı kararı; KURU, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Türkmen Kitabevi, İstanbul, Kasım 2004, s. 220-221). Bu davada, genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2006/19-260 esas, 2006/251 karar) İtirazın iptali açılabilmesi ve davanın esası hakkında karar verilebilmesi için öncelikle geçerli bir ilamsız icra takibinin varlığı gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2022/3-1269 Esas, 2023/1106 Karar). Bu açıklamalar ışığında, 2004 sayılı Kanun'un 58 inci ve 60 ncı maddesi gereğince borcun sebebinin gösterilmesinin zorunlu olmasına, itirazın iptali davasının takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ve takip talebinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılığın asıl olmasına, somut uyuşmazlığa temel icra dosyasında bu haliyle usulüne uygun takip talebi ve ödeme emri olmadığı anlaşılmasına göre mahkemenin bu hususlara yönelik kabulü yerindedir. Bu hususlara yönelik istinaf sebebi yerinde değildir. Ancak, bu halde, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi usulen hatalı olmuştur (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin, 2024/935 Esas, 2024/2653 Karar sayılı kanun yararına bozma kararı). Mahkemece davanın reddine ilişkin karar gerekçesi göz önüne alınarak, kötü niyet tazminatına hükmedilmemesi yerinde olup, davacının çelişkili hüküm meydana geldiği yönündeki istinaf sebebi yerinde değildir. 6100 sayılı HMK m. 353/1,b-2 gereği; Bölge Adliye Mahkemesince, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilir. Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince re'sen sebeple kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının gerekçe yönünden kaldırılmasına, Dairemiz kararında belirtilen gerekçeyle davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun re'sen sebeple KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/10/2025 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 2-A-Davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, B-Koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatına hükmolunması talebinin REDDİNE, C-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, D-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan 615,40 TL karar harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm tarihi itibariyle alınması gerekli bakiye kalan 116,60 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, E-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 326/1. maddesi gereğince davacı üzerinde bırakılmasına, F-Davalı yargılama gideri yapmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, G-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 330. maddesi ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan 30.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, H- Kararın kesinleşmesine müteakip davacının ve davalının yatırdığı yargılama giderinin artması durumunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 333. maddesi gereğince giderleri yatıran davacıya ve davalıya iadesine, I-Zorunlu arabuluculuk gideri 4.600,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf incelemesi yönünden; a-Davacının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde davacıya İADESİNE, b-Davacı tarafından istinaf incelemesi için yapılan yargılama giderlerinin, istinaf incelemesi sonucu verilen kararın niteliği düşünülerek kendi üzerinde BIRAKILMASINA, c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. ...