DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/1783 E. , 2024/3291 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/1783 Karar No : 2024/3291 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : I. Huk. Müş. Yrd. V. ... 2- ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 14/12/2022 tarih ve E:2020/6522, K:2022/7586 sayılı kararının iptale ilişkin kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmekted…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/1783 E. , 2024/3291 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/1783 Karar No : 2024/3291 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : I. Huk. Müş. Yrd. V. ... 2- ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 14/12/2022 tarih ve E:2020/6522, K:2022/7586 sayılı kararının iptale ilişkin kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Polis memuru olan davacı tarafından, Polis Amirleri Eğitimi Merkezinden ilişiğinin kesilmesine ilişkin Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Yönetim Kurulunun 25/01/2018 tarih ve 2018/03 sayılı kararı ile bu kararın dayanağı olarak gösterilen 16/07/2015 tarih ve 29418 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Müdürlüğü Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliği'nin 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendinde yer alan "Haklarında meslekten veya memuriyetten çıkarma cezası gerektirecek suçlardan dolayı adli veya idari soruşturma yapılıyor olmamak" hükmünün iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 14/12/2022 tarih ve E:2020/6522, K:2022/7586 sayılı kararıyla; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 2/e,f, 172, 175; 4652 sayılı Polis Yüksek Öğretim Kanunu’nun 30/1-c ve 16/07/2015 tarih ve 29418 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliği'nin 9/1-a-6,2, 41 maddelerine yer verilerek, Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Müdürlüğü Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliğinin 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendinde yer alan "... adli veya ... " ibaresi dışındaki ibareler yönünden; Uyuşmazlıkta, davacının Polis Amirleri Eğitimi Merkezinde eğitime katılmaya hak kazandığı, eğitimi devam ettiği esnada hakkında yaptırılan güvenlik soruşturmasında, Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/4347 sayılı soruşturma dosyası ile FETÖ/PDY silah terör örgütüne üye olmak suçundan soruşturma yürütüldüğünün tespit edilmesi üzerine ilişiğinin kesildiğinin görüldüğü, davacı tarafından iptali istenilen düzenlemede haklarında meslekten veya memuriyetten çıkarma cezasını gerektirecek suçlardan dolayı adli veya idari soruşturma yürütülenlerin öğrencilikle ilişiğinin kesileceğinin düzenlendiği, Somut olayda, davacı hakkında herhangi bir idari soruşturma yapılmadığı ve adli bir soruşturma neticesinde ilişiğinin kesildiği görüldüğünden, ilgili düzenlemede yer alan idari soruşturmaya yönelik kısım yönünden davacının doğrudan bir menfaati bulunmadığından, bu kısım yönünden davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği sonucuna varıldığı, Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Müdürlüğü Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliğinin 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendinde yer alan "... adli veya ... " ibaresi yönünden; Genel bir emniyet görevlisi olarak polislere, toplumun her anlamda huzur ve güvenliğini sağlamak, korumak ve devam ettirmek konusunda yetki, görev ve sorumlulukların tanındığı, yürüttükleri hizmetin niteliği ve sahip oldukları yetki ve sorumlulukların, polislerin güvenilir ve disiplinli kişiler olmasını gerektirdiği, bu doğrultuda, bu mesleğe alınacak ve devam edeceklerde bazı özel niteliklerin aranması amacına yönelik düzenlemeler yapılmasının kamu yararı ve hizmet gereği olduğu, Yukarıda belirtildiği üzere polislik mesleğinin özelliği gereği, bu mesleğe alınacaklarda diğer memurlardan farklı olarak bazı özel niteliklerin aranması amacıyla Kanun'un verdiği yetki uyarınca Yönetmelik düzenlendiği, Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Müdürlüğü Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliği'nin dava konusu 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendinde, "Haklarında meslekten veya memuriyetten çıkarma cezası gerektirecek suçlardan dolayı adli veya idari soruşturma yapılıyor olmamak" hükmünün yer aldığı, Ceza hukukunda usul hükümlerini düzenleyen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun, ceza yargılamasını soruşturma ve kovuşturma şeklinde iki aşamaya ayırdığı, Kanun'un 2. maddesinde soruşturmanın; "Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evre" olarak tanımlandığı, Soruşturma aşamasının, iddianamenin Mahkemece kabulüne kadar geçen evreyi ifade ettiği, bu süreçte Cumhuriyet savcısı, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vereceği, İptali istenilen düzenleme ile ilgili Yönetmelik'te yer alan, "(3) Sağlık şartları sebebiyle öğrencilik sıfatını kaybedenlerden, ilişiğinin kesilmesinden itibaren iki yıl içerisinde öğretime devam edebileceği ve faal polislik yapabileceği sağlık kurulları ve Genel Müdürlük Sağlık Komisyonunca belirlenenler hariç, PAEM’den çıkan veya çıkarılan diğer öğrenciler bir daha PAEM’e alınmazlar." hükmü birlikte değerlendirildiğinde; davacı gibi hakkında yürütülen adli bir soruşturma bulunanların bir daha Polis Amirleri Eğitimi Merkezine girişinin engellendiği, Her ne kadar Dairelerince daha önce verilen kararlarda polislik mesleğinin özelliği gereği ilgili mevzuatta sayılan suçlardan dolayı hakkında adli bir soruşturma yürütülenlerin söz konusu mesleğe alınmamasının hukuka uygun olduğu değerlendirilmiş ise de, haklarında yürütülen soruşturma sonucunda masum oldukları ortaya çıkanların tekrardan Polis Amirleri Eğitimi Merkezine alınmamasının, yani henüz kovuşturma aşamasına gelmemiş (iddianamenin Mahkemece kabulü aşaması) bir evreden dolayı adayların bir daha Polis Amirleri Eğitimi Merkezine giremeyecek olmasının ölçüsüz olduğu görüldüğünden, henüz kovuşturma aşamasına gelmemiş bir evreden dolayı adayların bir daha Polis Amirleri Eğitimi Merkezine girmesini engelleyecek olan düzenlemedeki "adli veya" kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı, Davacının Polis Amirleri Eğitimi Merkezinden ilişiğinin kesilmesine ilişkin Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Yönetim Kurulunun ... tarih ve ...sayılı kararı yönünden; Olayda, davacının Polis Amirleri Eğitimi Merkezinde eğitime katılmaya hak kazandığı, eğitimi devam ettiği esnada hakkında yaptırılan güvenlik soruşturmasında Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyası ile FETÖ/PDY silah terör örgütüne üye olmak suçundan soruşturma yürütüldüğünün tespit edilmesi üzerine ilişiğinin kesildiğinin anlaşıldığı, Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Müdürlüğü Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliği'nin 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendinde yer alan "... adli veya ... " ibaresi yukarıda belirtildiği üzere Dairelerince hukuka aykırı bulunduğundan, söz konusu hükme dayanılarak davacının ilişiğinin kesilmesi işleminde de hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle, Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Müdürlüğü Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliği'nin 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendinde yer alan "... adli veya ... " ibaresi dışındaki ibareler yönünden davanın ehliyet yönünden reddine, Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Müdürlüğü Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliğinin 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendinde yer alan "... adli veya ... " ibaresi ile bireysel işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idareler tarafından, Polis Amirleri Eğitimi Merkezi ilk derece amirlik eğitiminin özel nitelikli personel yetiştirmeye yönelik bir eğitim olduğu ve özel nitelikli personel yetiştirmek adına alım yaparken de azami hassasiyet gösterilmesinin kamu yararının gözetilmesi konusunda önem arz ettiği, bu çerçevede hazırlanan dava konusu düzenlemenin hukuka uygun olduğu, davacı hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması sonucunda Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan soruşturma yürütüldüğünün tespit edilmesi üzerine ilişiğinin kesildiği, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek Daire kararının iptale ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürümüştür. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı, 2017-2018 eğitim-öğretim yılında 3. dönem ilk derece amirlik eğitimi sınavını kazanarak Polis Amirleri Eğitimi Merkezinde eğitime başlamış, devam eden süreçte hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda, hakkında "Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığının Sor. No:2017/4347 sayılı soruşturma dosyası ile FETÖ/PDY silah terör örgütüne üye olmak suçundan soruşturma yürütüldüğünün tespit edilmesi üzerine, Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Müdürlüğü Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliğinin 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendinde yer alan "Haklarında meslekten veya memuriyetten çıkarma cezası gerektirecek suçlardan dolayı adli veya idari soruşturma yapılıyor olmamak" hükmü gereğince Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Müdürlüğü Yönetim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ve Başkanlık Makamının 16/02/2018 tarihli Olur işlemi ile Eğitim Merkeziyle ilişiği kesilmiş, bunun üzerine, davacının ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlem ile dayanağı Yönetmelik hükmünün iptali istemiyle temyizen incelenen davanın açıldığı anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : 4652 sayılı Polis Yüksek Öğretim Kanunu’nun “Yönetmelikler” başlıklı 30. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, akademiye alınacak öğrencilerde aranacak şartlar, istenecek belgeler, kayıt, sınav ve kabul işlemlerine ait esas ve usullerin, Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır. Söz konusu hükme dayanılarak çıkarılan ve 16/07/2015 tarih ve 29418 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliği'nin "Adaylarda aranılan şartlar" başlıklı 9. maddesinde; "(1) PAEM’e başvuru yapacak adaylardan; a) Emniyet mensubu adaylarda aşağıdaki şartlar aranır: (...) 6) Haklarında meslekten veya memuriyetten çıkarma cezasını gerektirecek suçlardan dolayı adli veya idari soruşturma yapılıyor olmamak (...) (2) PAEM’e başvuran adayların birinci fıkrada belirtilen şartlardan herhangi birini taşımadıkları anlaşılması halinde, sınav sonuçlarına bakılmaksızın adaylıkları, öğrenime başlamışlarsa öğrencilikleri sona erdirilir." kuralına, "PAEM’den çıkma ve çıkarılma" başlıklı 41. maddesinde, "... (2) İlgili mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla öğrencilerden; a) Öğrenimlerini 4652 sayılı Polis Yüksek Öğretim Kanunu'nda belirlenen azami süre içerisinde tamamlayamayanların, b) Sağlık kurullarınca verilecek raporlara dayalı olarak PAEM’de öğrenime devam imkânı kalmadığı (Değişik ibare:RG-11/8/2021-31565) Sosyal Hizmetler ve Sağlık Daire Başkanlığınca belirlenmiş olanların, c) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre memur olma niteliğini kaybedenlerin, ç) PAEM’e giriş ile ilgili nitelikleri taşımadıkları veya kaybettikleri öğrenimleri sırasında anlaşılanların, Yönetim kurulu kararı, Müdürün teklifi ve Başkanın onayı ile PAEM’den ilişikleri kesilir. " kuralına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında; “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anayasa’nın anılan maddesinde güvence altına alınan suçsuzluk karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir kişinin adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadar masum sayılması gerektiğini ifade etmekte ve hukuk devleti ilkesinin de bir gereğini oluşturmaktadır. Suçsuzluk karinesine göre bir kişinin suçlu olarak nitelendirilebilmesi ve hakkında cezai müeyyidelerin uygulanabilmesi, adil bir yargılanma sonucunda kesin hükümle mahkûm olmasına bağlıdır. Bakılan uyuşmazlıkta; Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Müdürlüğü Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliği'nin 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendinde haklarında meslekten veya memuriyetten çıkarma cezası gerektirecek suçlardan dolayı adli soruşturma yapılanlar açısından; bu durumun toplumun güvenliği ve asayişi bakımından özel önem arz eden bir meslek olan polis amirliğini icra edecek olan kişilerin polis amirliği öğrenciliğine girişte engel kabul edilmesi, bu kişilerin bir hukuk kuralını ihlal ettikleri gerekçesiyle cezalandırılması amacını gütmemekte ve bir yaptırım/ceza niteliği de taşımamaktadır. Anılan Yönetmelik kuralı, yalnızca polis amirliğini icra edecek olan kişilerin polis amirliği öğrenciliğine girişte taşıması gereken şartlardan birini, başka bir deyişle bu hizmeti yürütecek kişilerde bulunması gereken bir niteliği hükme bağlamaktadır. Nitekim idare, anayasal ilkelere ve kanunlara bağlı kalmak koşuluyla kamu hizmetlerini yerine getirecek kişilerde bulunması gereken şartları belirleme konusunda, takdir yetkisine sahiptir. Bu takdir hakkı kapsamında, polislik mesleğinin niteliği ve toplumun güvenliği açısından taşıdığı rol ve önem dikkate alındığında, bu meslekte yükselerek amirlik görevini icra edecek olanlar açısından doğabilecek güvenlik sorunlarını bertaraf etmek veya önlemek amacıyla bir tedbir olarak, 4652 sayılı Polis Yüksek Öğretim Kanunu’nun 30. maddesi ile yetkilendirilmiş olan idarece, polis amirliği öğrenciliğine girişte, "haklarında meslekten veya memuriyetten çıkarma cezası gerektirecek suçlardan dolayı adli soruşturma yapılıyor olmama" şartının aranabileceği sonucuna varılmıştır. Bu çerçevede, bakılan uyuşmazlıkta Polis Amirleri Eğitimi Merkezine öğrenci adayı olarak kaydı yapılan davacı hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinde, "Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığının Sor. No:... sayılı soruşturma dosyası ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan soruşturma yürütüldüğü hususu tespit edilmiştir. Buna göre, idarenin takdir yetkisi kapsamında ihdas edilen dava konusu kuralın temyize konu "adli veya" kısmında ve söz konusu düzenlemeye dayanılarak davacı hakkında Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığının Sor. No:... sayılı soruşturma dosyası ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan soruşturma yürütüldüğünden bahisle öğrencilikten ilişiğinin kesilmesine ilişkin tesis edilen bireysel işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla; Daire kararının, Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Müdürlüğü Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliğinin 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendinde yer alan "... adli veya ... " ibaresi ile bireysel işlemin iptali kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarelerin temyiz isteminin kabulüne, 2. Danıştay Sekizinci Dairesinin; Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Müdürlüğü Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliği'nin 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendinde yer alan "... adli veya ... " ibaresi dışındaki ibareler yönünden davanın ehliyet yönünden reddi, Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Müdürlüğü Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliğinin 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendinde yer alan "... adli veya ... " ibaresi ile bireysel işlemin iptali yolundaki temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptale ilişkin kısımlarının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine, 4. Kesin olarak, 09/12/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)'nin "Adil yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinin 2. fıkrasında; "Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır." hükmü yer almaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 38. maddenin 4. fırkasında da "Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz." kuralına yer verilmiştir. Anılan düzenlemeler ile kurala bağlanan ilke "masumiyet karinesi" olup, bu ilke Türk hukuk sistemi açısından Anayasa'yla ve uluslararası sözleşme ile güvence altına alınmıştır. Anayasa Mahkemesi kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere, adil yargılanma hakkının bir unsuru olan masumiyet karinesi; kişi hakkındaki ceza yargılaması sonuçlanıncaya kadar geçen, bir başka ifadeyle kişinin ceza gerektiren bir suçla itham edildiği (suç isnadı altında olduğu) sürece ilişkin olup, suçlu olduğuna dair hüküm tesis edilene kadar kişinin suçluluğu ve eylemleri hakkında erken açıklamalarda bulunulmasını yasaklamaktadır. Bu yasağın kapsamı sadece ceza yargılamasını yürüten mahkemeyle sınırlı olmayıp, aynı zamanda diğer tüm idari ve adli makamların da işlem ve kararlarında, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kişinin suçlu olduğu yönünde ima ya da açıklamalarda bulunmamasını gerekli kılar. Dolayısıyla sadece suç isnadına konu ceza yargılaması kapsamında değil ceza yargılaması ile eş zamanlı olarak yürütülen diğer hukuki süreç ve yargılamalarda da (idari, hukuk, disiplin gibi) masumiyet karinesinin ihlali söz konusu olabilir (AYM, B. No: 2015/6075, 11/06/2018). “Lekelenmeme hakkı” ise, masumiyet karinesi ile sıkı ilişki içerisinde olan ve masumiyet karinesinin sonucu olarak ortaya çıkmış bir hak olup, suçluluğu konusunda hüküm bulunmayan yani suçluluğu hükmen sabit olmayan kişi masumiyet karinesinin koruması altında bulunduğundan, henüz hüküm verilmemiş suçlamalar hakkında kamu otoritesinin suçlayıcı ifadelerden uzak durmasını gerektirmektedir. Kişinin toplum nezdinde saygınlığının, onurunun zarar görmemesi amacına hizmet etmekte olan lekelenmeme hakkının sağladığı koruma karşısında, kişiler bir suç ithamı ile karşılaştıklarında bile, kendilerini rahat ve güvende hissetmelidirler. Bu koruma genel hatlarıyla iki yönlü olmaktadır: İlk olarak; yargılama makamlarının önyargılı hareket etmemesini sağlayan içsel koruma, ikinci olarak da; kişinin, toplum nezdinde suçlu konumunda bulunmasını engelleyen dışsal koruma sağlanmalıdır. Başka bir ifadeyle; kişi hakkında ileri sürülen iddiaların, yargılama makamlarının düşünceleri üzerindeki olumsuz etkilerinin masumiyet karinesine uygun hareket edilerek engellenmesi yanında, kişinin, toplum nezdinde kirlenme, lekelenme durumu oluştuğunda insan onuru ve saygınlığı zarar göreceğinden, masumiyet karinesine uygun hareket edilerek dışsal koruma da sağlanmalıdır. Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Müdürlüğü Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliği'nin 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendinde, PAEM öğrencisi olmak isteyen adayın, hakkında meslekten veya memuriyetten çıkarma cezası gerektirecek suçlardan dolayı adli soruşturma bulunması polis amirliği öğrenciliğine engel kabul edilmiş, 41. maddesinde de şayet bu durumun öğrenciliğe alındıktan sonra tespiti söz konusu olursa eğitim kurumundan ilişiğinin kesileceği ve bir daha eğitim kurumuna alınmayacağı öngörülmüştür. Buna göre idare, kişi hakkındaki soruşturmanın nasıl sonuçlandığı ile ilgilenmemektedir. Başka bir ifade ile Yönetmelik, kişinin masum olup olmadığı ile ilgilenmeyip, okula kayıt tarihinde bizatihi "hakkında meslekten veya memuriyetten çıkarma cezası gerektirecek suçlardan dolayı soruşturma varlığını" yeterli görmektedir. Bilindiği üzere, ceza hukukunda usul kurallarını düzenleyen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, ceza yargılamasını "soruşturma ve kovuşturma" olmak üzere iki kısıma ayırmış olup, Kanun'un 2. maddesinde soruşturma; "Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evre", kovuşturma; "İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evre" olarak tanımlanmıştır. Bu kapsamda anılan Yönetmelik'te yer alan düzenlemelerin "şüpheli" sıfatı bulunan ilgililer yönünden masumiyet karinesini ve ölçülülük ilkesini ihlal edip etmediğinin irdelenmesi zorunludur. Toplumun huzur ve güvenliğini sağlamak, korumak ve devam ettirmek konusunda yetki, görev ve sorumluluklar tanınan polis amirlerinin, yürüttükleri hizmetin niteliği ve sahip oldukları yetki ve sorumluluklar gereği güvenilir ve disiplinli kişiler olması beklenir. Polisin; toplumun asayişini, kişilerin emniyetini ve konut dokunulmazlığını korumak, halkın ırz, can ve malını muhafaza ve halkın istirahatini sağlamakla görevli ve genel bir emniyet görevlisi olması nedeniyle bu mesleğe girecek ve sürdürecek olanların da hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde güvenilir, onurlu, iyi ahlaklı ve disiplinli kişiler arasından seçilmeleri gerekmektedir. Bu itibarla, bu mesleğe alınacaklarda bazı özel niteliklerin aranması amacıyla Kanun'un verdiği yetki uyarınca düzenlemeler yapma konusunda idarenin takdir yetkisine sahip olduğu hususunda kuşku bulunmamaktadır. Bununla birlikte, idarenin sahip olduğu bu yetkinin, bireyin sahip olduğu temel hak ve hürriyetlerin özüne dokunulmaksızın kullanılması ise anayasal bir zorunluluktur. Bu bağlamda, idare tarafından, polis amirliğine alınacak kişilerin seçiminde bazı kriterler belirlenmesinde ve bu kapsamda hakkında meslekten veya memuriyetten çıkarma cezası gerektirecek suçlardan dolayı ceza soruşturması bulunan kişilerin mesleğe alınmasının tercih edilmemesinde üst hukuk normlarına ve genel hukuk ilkelerine aykırılık bulunmamakta ise de; ceza soruşturması sonucunda masumiyeti ortaya çıkmış olan bireylere ilişkin ayrıksı bir kural düzenlenmemek suretiyle bu kişilerin masumiyetine hâlel getirecek nitelikte sonuçlar doğmasına sebebiyet veren bir tedbir kararının, masumiyet karinesine uygun olduğundan söz etmek mümkün değildir. Kişinin hakkında yürütülen ceza soruşturması sırasında veya sonucunda soruşturma ya da kovuşturma açılmasına yer olmadığına karar verilmiş ve masum olduğu ortaya çıkmış olmasına rağmen, idare nazarında tam manasıyla masum olduğu kabul edilmemekte, bunun yanında, mesleğinin kaybına sebep olan işlem ile toplum nazarında da kişinin masumiyetine gölge düşürülmek suretiyle, masumiyet karinesinin dışsal koruma özelliği bertaraf edilmektedir. Öte yandan, ilgililer hakkındaki ceza soruşturması sonucu ile ilgilenilmeyerek, sırf şüpheli sıfatının bulunması nedeniyle okulla ilişiğin kesilmesinin öngörülmüş olduğu dikkate alındığında, Yönetmelik'te tedbir amaçlı getirilen düzenlemenin, temel hak ve özgürlüklerin korunmasına hizmet etmediği, idarenin kamu güvenliği ve kamu yararı amacıyla aldığı tedbirler ile beklenen menfaat arasında bir denge bulunmasını ifade eden “ölçülülük ilkesiyle“ de bağdaşmadığı görülmektedir. İlgilinin henüz kesinleşmiş bir mahkumiyetinin bulunmadığı bir dönemde alınacak tedbirlerin mahkumiyetin kesinleşmesinden sonra alınacak tedbirler kadar ağır olmaması gerekir. Bu bağlamda hakkında mahkumiyet hükmü bulunmayan, hakkında meslekten veya memuriyetten çıkarma cezası gerektirecek suçlardan dolayı soruşturma açılan kişilerin hem okulla ilişiklerinin kesilmesinin hem de eğitim kurumuna bir daha alınmamasının oldukça ağır bir tedbir olduğu açıktır. Dolayısıyla, hiçbir suç işlemediği halde, mesleğinin kaybı sonucunu doğuran bu müdahalenin "ölçülü" olduğundan söz etmek mümkün değildir. Nitekim davacının eğitim merkezinden ilişiğinin kesildiği 23/02/2018 tarihinden önce ... Cumhuriyet Başsavcılığının... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş olduğu dikkate alındığında, alınan tedbirin masumiyet karinesine aykırı olduğu gibi ölçüsüz bir tedbir olduğu kuşkusuzdur. Sonuç olarak, ilgili hakkında, cezayı gerektiren suçu işlediğinin kabulü ile salt hakkında meslekten veya memuriyetten çıkarma cezası gerektirecek suçlardan dolayı açılan soruşturmanın varlığına dayalı olarak işlem tesisine imkan tanıyan ve buradan hareketle ek idari tedbir/ceza niteliğinde sonuçlar doğuran Yönetmelik düzenlemesinin ve bu düzenlemeye dayanılarak tesis edilen dava konusu bireysel işlemin Anayasa ve uluslararası mevzuatta tanınan temel ilkelere aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile Daire kararının belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.