Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Rekabet Kurulu tarafından 12 bankanın 8 Mart 2013 tarihinde kredi ve kredi kartı konularında birlikte fiyat tespit etmek amacıyla kartel oluşturduğunun tespit edildiğini, tespit sonucu verilen para cezası kararının Danıştay tarafından da onandığını, söz konusu 12 bankanın içinde davalı bankanın da bulunduğunu, müvekkilinin davalı bankadan 26/08/2011 tarihinde kredi kullanmış olup, kartel faizi sebebiyle zarara uğradığını, söz konusu fiil olmasaydı kredi
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 02.12.2016 tarihli 1 adet tarama gemisi, 2 adet çamur gemisi ve 1 adet amfibi tarama aracı alımı sözleşmesinin akdedildiğini, sözleşme bedelinin 33.800.000,00- TL olarak belirtildiğini, ihaleye girmek için hazırlanan ve sunulan birim fiyat cetveli ve ihale dosyasının ihale tarihi itibariyle belirlenmiş olan fiyatlar olduğunu, ancak sözleşme konusu gemi ve aracın imalatı için alınan hammaddelerin, yabancı para cinsinden alındığını ve ihale ve sözleşme tarihi ile günümüz kurları arasında ciddi derecede fark olduğunu ve sözleşme bedeli hali hazırda işbu hammadde bedellerini dahi karşılamadığını, sözleşmede kararlaştırılan bedel ile müvekkili şirketin harcamaları arasında işlem temelini çökertecek derecede aşırı bir farkın mevcut olduğunu. borçlar kanunu’nun 480 ve 481 inci maddesi uyarınca sözleşme bedelinin yeni koşullara göre uyarlanmasının zorunlu olduğunu, bu konuda dava açılmadan evvel davalıya da başvuru yapıldıını ancak davalı tarafça uyarlama taleplerinin reddedildiğini, ekonomik koşullarda, aşırı enflasyon, para değerinin büyük ölçüde düşmesi vb. nedenlerle meydana gelen olağanüstü değişiklik ve dolayısıyla güçlükler, edimin olduğu gibi yerine getirilmesini borçludan beklenemez duruma getirmişse, doğruluk ve dürüstlük kuralları göz önünde tutularak "işlem temelinin çökmesi ya da sarsılması ilkesi" uyarınca sözleşmenin yeni durumlara uyarlandığını, % 100’den fazla bir oranda artış olduğunu ve bu hali ile sözleşmede belirlenen bedel ile müvekki şirketin, sözleşme edimini yerine getirebilmek için yapmakta olduğu masraflar arasında işlem temelini çökertecek derecede aşırı bir fark bulunduğunu belirterek, sonuç olarak; davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalması kaydıyla 02.12.2016 tarihli sözleşme bedeline mahkemece müdahale edilerek sözleşme bedelinin öngörülemeyen ve değişen koşullara göre bilirkişi marifetiyle günümüz koşullarına uyarlanması ile sözleşme bedelinin belirlenmesine, belirlenen sözleşme bedelinin sözleşme koşullarına göre muaccel hale geldiğinde temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkile verilmesine, vekâlet ücreti ve yargılama giderinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.