T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/260 - 2025/1664 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/260 KARAR NO : 2025/1664 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25.12.2023 NUMARASI : 2022/832 Esas 2023/985 Karar DAVANIN KONUSU :Haksız Fiilden Kaynaklanan Maddi Tazminat KARAR TARİHİ : 19.12.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 04.01.2026 İl…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/260 - 2025/1664 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/260 KARAR NO : 2025/1664 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25.12.2023 NUMARASI : 2022/832 Esas 2023/985 Karar DAVANIN KONUSU :Haksız Fiilden Kaynaklanan Maddi Tazminat KARAR TARİHİ : 19.12.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 04.01.2026 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 05.11.2021 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın firari sürücüsünün, olay yeri kavşağa kırmızı fasılalı trafik ışığında girerek, solundan sarı fasılalı trafik ışığında kavşağa giren davacıya ait aracın sağ yan tarafından çarpması ile kaza meydana geldiğini, davacıya ait araçta KDV hariç 36.061,44 TL hasar ve buna bağlı olarak da değer kaybı oluştuğunu, zararlarından davalının sorumlu olduğunu, ileri sürerek, davalı sigorta şirketinden şimdilik kaydıyla 1.500,00 TL hasar bedeli ve 1.500,00 TL de değer kaybı tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle; hasar bedelinin 25.620,75 TL, değer kaybının 15.000,00 TL olduğunu, sigorta şirketi tarafından daha önce 4.518,00 TL hasar, 10,00 TL değer kaybı olmak üzere toplamda 4.528,00 TL ödeme yapıldığını, bu nedenle 21.102,75 TL hasar bedeli tazminatı ve 14.990,00 TL değer kaybı tazminatı olmak üzere toplam 36.092,75 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalından tahsilini istemiştir. Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde; dava konusu kazaya karışan aracın davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesiyle sigortalı olduğu ve sorumluluklarının, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında araç başına 43.000,00 TL poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, ancak kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru olmadığından, sorumluluklarının da olmadığını, savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davanın, davacının maliki olduğu aracın karıştığı trafik kazası nedeniyle araçta meydana geldiği iddia edilen hasar ve değer kaybının tahsili istemine ilişkin olduğu; Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Müdürlüğü'nden dava konusu aracın tramer kayıtlarının getirtildiği, Sigorta Tahkim Komisyonu'ndan 2021/294768 esas, 2022/143995 karar sayılı 13.06.2022 karar tarihli dosya ve 2021/294768 esas, 2022/37164 İHK sayılı 14.08.2022 karar tarihli dosyaların getirildiği; tüm dosya kapsamı ve ön inceleme duruşmasında belirlenen uyuşmazlık konularına yönelik makine mühendisi bilirkişiden alınan raporda; davalı ... Sigorta AŞ'ye trafik sigorta poliçesiyle sigortalı aracın sürücüsünün meydana gelen kazanın oluşumunda, %75 oranında kusurlu olduğu, davacıya ait araç sürücüsü ...'nın %25 oranında kusurlu olduğu, davacıya ait ... plakalı araçta meydana gelen hasar tutarının KDV dahil 34.161,00 TL olduğu, kusur oranlarına göre davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun (75x34.161,00 TL) - 25.620,75 TL olacağı, davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybının reel piyasa koşullarına göre 20.000,00 TL olacağı, kusur oranlarına göre davalı sigorta şirketi sorumluluğunun (%75x20.000,00 TL) 15.000,00 TL olacağı yönünde görüş ve kanaatini bildirdiği, somut olayda, davacı tarafından 05.11.2021 tarihinde meydana gelen kazaya ilişkin 31.12.2021 tarihinde 2021.E.294768 sayılı dosya üzerinden ekspertiz ücreti, değer kaybı ve hasar bedeline ilişkin başvuru yapıldığı, dosyada verilen 2022/143995 sayılı karara itiraz üzerine, İtiraz Hakem Heyeti'nin 2021/294768 esas, 2022/37164 İHK sayılı kararı ile davacının ıslahı bulunmadığından taleple bağlı kalarak 4.518,00 TL hasar, 10,00 TL değer kaybı tazminatına kesin olarak hükmedildiği, hakem heyetinin esas alındığı bilirkişi raporunda hasar bedelinin KDV dahil 6.102,70 TL, değer kaybının 2.000,00 TL olarak kabul edildiği, bu miktarların kesim hüküm sebebiyle mahkemeyi bağladığı, bu miktarlardan önceki hakem heyeti kararında hükmedilen miktarlar da düşülerek, taleple de bağlı kalınarak bakiye 1.584,7 TL hasar bedeli, 1.990,00 TL değer kaybı tazminatı olmak üzere toplam 3.574,7 TL nin temerrüt tarihi olan 10.12.2021 tarihinden işleyecek (sigortalı araç hususi olmakla) yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, kesin hüküm sebebiyle fazlaya ilişkin talebin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle; "Davanın kısmen kabulü ile; 1.584,7 TL hasar bedeli, 1.990 TL değer kaybı tazminatı olmak üzere toplam 3.574,7 TL nin temerrüt tarihi olan 10.12.2021 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin kesin hüküm sebebiyle dava şartı yokluğundan usulden reddine,” karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakemi tarafından alınan bilirkişi raporunda; davacının %75 kusurlu olduğu, hasar bedelinin KDV dahil 24.410,83 TL olduğu değer kaybının ise 8.000,00 TL olduğunun kabul edildiğini, tüm itirazlarına rağmen söz konusu rapora göre hüküm kurulduğunu, istinafa konu dava sırasında alınan raporda ise; davacının %25 kusurlu olduğu, hasar bedelinin 36.061,44 TL olduğu değer kaybının ise 20.000,00 TL olduğunun tespit edildiğini, kusur raporları arasında farklılık olduğunu, yine değer kaybı ve hasar kaybı arasındaki farkın da fahiş olduğunu, Sigorta Tahkim Hakemi tarafından görevlendirilen bilirkişinin sigorta eksperi olduğunu, bu durumun Yargıtay tarafından bozma nedeni olarak görüldüğünü, ayrıca tahkim yargılamasında verilen kararın eldeki davada kesin hüküm oluşturmayacağını, kesin hüküm oluşturacağına dair yasal düzenleme de bulunmadığını, bu denli fahiş hatalar içeren raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan araç hasarı ve değer kaybına ilişkin olarak, daha önce yapılan ödeme sonrasında, bakiye hasar bedelinin ve değer kaybının tazmini istemidir. Mahkemece, davacının, daha önce aynı taraf aleyhine alternatif çözüm yolu olarak hukukumuzda kabul edilen Sigorta Tahkim yolunu tercih ettiği ve sigorta hakemi tarafından hasar bedeli ve değer kaybının hüküm altına alındığından, davacının, ancak hakem tarafından tespit edilen fakat davacının dava değerini belirleyerek talep etmediği kısmını talep edebileceği, Hakem tarafından tespit edilen miktar üzerinde zararı olduğunu ileri sürmeyeceğinden, bahisle davanın kısmen kabulü ile, Sigorta Hakemi tarafından tespit edilen ancak taleple bağlı kalınarak, eda hükmü oluşturulmayan bakiye kısım yönünden davanın kabulüne, Hakem kararı ile tespit edilen ve kesinleşen miktarı aşan taleplerin ise kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiş hüküm, davacı vekili tarafından, Sigorta Tahkim Komisyonu kararlarının kesin hüküm sonucunu doğurmayacağı, eldeki davada kusur oranın ve zararın farklı olduğunu kararın hatalı olduğunu ileri sürerek kararı istinaf etmiştir. Sigortacılık Kanunun 30. Maddesinde de, alternatif çözüm yolu olarak Sigorta Tahkimi Yolu düzenlenmiş " Sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden veya Hesaptan faydalanacak kişiler ile Hesap arasında doğan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla" kanunda istisna olarak sayılan durumlar haricinde Birlik nezdinde oluşturulan Sigorta Tahkim Komisyonu başvurarak, tahkim usulünden faydalanabileceği düzenlenmiştir, Yasa'nın 30/12. maddesinde, kanun ve kanunun verdiği yetkiye istinaden belirlenen miktara kadar olan talepler yönünden uyuşmazlık hakemi tarafından verilen kararların kesin olduğu, bu miktarın üzerinde olan kararlara karşı itiraz hakem heyetine gidilebileceği, itiraz hakemi tarafından verilen kararlarında; kanun ve kanun verdiği yetkiye istinaden belirlenen miktara kadar olan itiraz hakem heyeti kararlarının kesin olduğu, bu miktarın üzerindeki kararlara karşı ise temyiz yoluna gidilebileceği belirtilerek, Kanunda hüküm bulunmayan hallerde Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanununun hükümlerinin, sigortacılıktaki tahkim hakkında da kıyasen uygulanacağı düzenlenmiştir. Bu durumda, davacının isteği ile tahkim yolunu tercih etmiş olması sonrasında, hakem tarafından başvuru hakkında esastan karar verilmiş olması ve kararın kesinleşmesi halinde, davacı aynı tarafa karşı, aynı talepler ve sebeplerle, kararın tatmin edici olmaması ve sair sebeplerle, yeniden mahkeme yoluna müracaat edemez. Davacının, Sigorta Tahkim Komisyonuna yapmış olduğu başvuru, kısmi yahut belirsiz alacak olarak yapılmış ve tazminat miktarı, söz konusu başvuruda tespit edilmiş olmakla birlikte, başvuran talebini artırmamış ise, eda hükmü oluşturulmayan kısım yönünden, mahkemeden hüküm altına alınmasını talep etmesinde hukuki yararı olduğu kabul edilse dahi, zararın eksik hesaplandığı, kusurun doğru tespit edilmediği gibi sebeplerle zararın hakem tarafından tespit edilenden fazla olduğunu ileri süremez. Kesinleşen Tahkim Kararı varlığı durumda, HMK'nın 303. maddesi gereğince, şekili anlamda kesinleşen karar, aynı taraflar arasında aynı sebepler ve aynı alacak için maddi anlamada kesin hüküm oluşturacağından, aynı talepler açısından açılacak davada kesin hüküm, dava şartı olarak taraflarca ileri sürülmese dahi resen nazara alınacaktır. Somut olayda, davacının daha önce Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurusu üzerine, kusura yönelik bilirkişiden alınan raporda, davacının karıştığı kazaya ilişkin kamera kayıtlarını da incelemek suretiyle, kavşakta "karşı aracın kırmızı fasılalı ışıkta geçtiği, davacının "sarı fasılalı ışıkta geçiş" yaptığına yönelik, iddialarının, kaza anına ilişkin olan görüntülere göre kanıtlanmadığından bahisle kavşakta geçiş önceliğine göre davacının %75 kusurlu, davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün % 25 kusurlu olduğu kabul edilerek, kusur durumuna göre davacının/başvuranın talep edebileceği hasar miktarı (24.410,83 TL x%25) 6.102,70 TL, araç değer kaybı (8.000,00 TLx 0,25) 2.000,00 TL olarak tespit edilmiş, davacının/başvuranın dava değerini belirlememesi üzerine, talep gibi 4.518,00 TL hasar bedeli ve 10,00 TL değer kaybının, sigortadan tahsiline karar verilmiştir. Davacının/başvuranın Uyuşmazlık Hakemi Kararına karşı itiraz yoluna başvurması sonrasında itiraz hakem heyeti tarafından, itirazın reddine karar verilmesi sonucunda, kararının kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacının, dava konusu ettiği zararlar Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru konusu edilen zararlar olup, kusur oranındaki farklılık, mahkemece alınan raporda, davacının iddiaları çerçevesinde (Hakem dosyasında incelenen görüntü değerlendirilmeksizin), davacının iddiası doğru kabul edilerek tanzim edilmesinden kaynaklanmakta olup, kusurun oranın farklı belirlenmiş olması ya da zararın farklı tespit edilmiş olması, davanın farklı sebebe dayılı açılması şeklinde değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu durumda, davacının daha önce ihtiyari olarak tahkim yoluna müracaat etmiş olması ve zararının hakem tarafından tespit edilmiş olması nedeniyle, zararın tahkimde belirlenen miktardan fazla olduğunu (söz konusu tahkim kararının kesinleşmiş olması nedeniyle) ileri süremeyeceğinden, ancak kısmi ya da belirsiz olarak yapılan başvurusu sonrasında, tahkim ile zararı tespit edilmiş olmasına rağmen, ıslah yahut talep artırım dilekçesi ile artırılmayan kısmını talep edebilir. Bu itibarla, davacının tahkim kararının eldeki dava yönünden STK tarafından hüküm altına alınan miktar yönünden kesin hüküm oluşturmayacağına yönelik istinaf sebepleri, Sigortacılık Kanunu 30. maddesindeki düzenleme karşısında yerinde olmaması yanı sıra, mahkemece alınan rapor ile tahkimde alınan rapor arasında çelişki olduğuna yönelik istinaf sebeplerinin, kesinleşen Sigorta Tahkim kararı çerçevesinde değerlendirilemeyecek olmasına göre davacının tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Buna göre; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, göre; davacı vekilinin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 5-HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 19.12.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.