Başvuru, gözaltına alındıktan sonra kötü muameleye maruz kalınması nedeniyle kötü muamele yasağının, avukat ile görüşülmesine engel olunması ve önceden hazırlanmış evrakların kendisine imzalatılması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, gözaltına alındıktan sonra kötü muameleye maruz kalınması nedeniyle kötü muamele yasağının, avukat ile görüşülmesine engel olunması ve önceden hazırlanmış evrakların kendisine imzalatılması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 30/4/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 14/2/2017 tarihinde, bombalı eylem hazırlığında olduğu şüphesiyle evine yapılan operasyonda yakalanmış ve gözaltına alınmıştır. Yakalama Tutanağı'nda başvurucunun direnmesi nedeniyle zor kullanılarak yakalandığı belirtilmiştir. Başvurucu PKK/KCK üyesi olma ve terör örgütü adına faaliyette bulunma suçundan 28/2/2017 tarihinde tutuklanmıştır. Başvurucu hakkında 14/2/2017 tarihinde düzenlenen adli muayene raporunda tespit edilen hususlar şöyledir: "Sol omuz ve sırt bölgesinde kızarıklık ve ekimotik lezyonlar mevcut, sol kulak kepçesinde ekimotik lezyon mevcut, burunda ödem ve abrazyon mevcut, sağ omuzda ekimoz ve kızarıklık mevcut, sağ gögüs ön yüzde abrazyon, kızarıklık ve ekimoz mevvcut, iğne yapıldı ve serum takılıp müşahade altında alındı, mevcut bulgular ile şuan için hayati tehlike yoktur kati hekim raporunun kulak burun boğaz, beyin cerrahisi ve gögüs cerrahisi bölümlerinde verilmesi uygundur." 15/2/2017 tarihinde alınan adli muayene raporunda, başvurucunun iki gün önce gözaltına alınırken darbedildiğini beyan ettiği not edilmiştir. Raporda tespit edilen hususlar şöyledir:"Sol kol altında ... ekimoz, sol skapuler bölgede ekimoz, sol omuz başından kola uzanan ekimoz, sırt sağda yaklaşık 3*2 cm ekimoz, sağ dizde yaklaşık 2*1 cm sıyrık, sağ ayak medial malleolde [ayak bileği içi kısımdaki kemik çıkıntı] 0,5 cm sıyrık. Hasta tümünün iki gün önce olduğunu beyan ediyor." 16/2/2017 ve 28/2/2017 tarihleri arasında her gün alınan doktor raporlarında ise herhangi bir yeni travmatik haricî lezyon olmadığı, vücudunda herhangi bir darp veya cebir izi ya da lezyona rastlanmadığı hususları belirtilmiştir. Başvurucu 24/2/2017 tarihinde Mersin Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyet dilekçesi vermiştir. Başvurucu, dilekçesinde özetle şu hususları ifade etmiştir: "(...) başvurucu ile müdafiisi olarak 16 Şubat 2017 tarihinde yapmış olduğu görüşmede gözaltına alındıktan sonra gözleri bağlanarak bir dere kenarına götürüldüğünü ve burada başına silah dayanmak suretiyle öldürülmekle tehdit edildiğini, eline el bombası verilerek öldürülmekle tehdit edildiğini, sürekli olarak kaba dayağa maruz kaldığını, gördüğü işkenceden sonra ancak serum verilmek suretiyle kendine geldiğini, gözaltında iken avukatı ile yapmak istediği görüşmeye, avukatın yurt dışında olduğunu söyleyerek görüşmenin engellendiğini, özellikle gece vakitlerinde sürekli olarak sorgu işlemi için nezarethaneden çıkartıldığı ve kendisine yemek verilmediğini, 16 Şubat 2017 tarihinde adını bilmediği bir avukatın yanında önceden hazırlanmış ve içinde resimlerin de bulunduğu bazı evrakların kendisine imzalattığını, evrak ve ifade içeriklerini bilmediğini, gelen avukata kendisini avukatı olarak istemediğini söylemesine rağmen araya giren kolluk görevlilerini bir an önce imzalarsan bu evrakları ile adliyeye çıkartılacaksın avukatın seni adliyede bekliyor diye başvurucunun gözaltında bulunduğu sürede yaşadığı hukuksuzluk gördüğünü söylediği kötü muamele ile ilgili olarak beyanının alınması, doktor raporunun alınması, kamera görüntülerinin temini, hastaneye sevkinin yapılması (...)" Başsavcılık, başvurucunun gözaltı giriş ve çıkış raporları ile kamera kayıtlarını temin etmiştir. Sorgu odalarını gösterir kamera kayıtlarının 28 gün süreyle muhafaza edilebildiği, bu nedenle sorgu odalarını gösterir kamera görüntülerinin bulunmadığı anlaşılmış, nezarethane kamera kayıtları ise bilirkişiye verilmiştir. Yenişehir İlçe Emniyet Müdürlüğü nezarethane görüntü kayıtlarının bilirkişi tarafından incelenmesi neticesinde başvurucunun iddia ettiği olayları destekleyen bir görüntüye rastlanmadığını rapor etmiştir. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı 24/12/2017 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"(...) UYAP kayıtlarının tetkikinde; dosyamız müştekisi Merval SUNGUR hakkında Cumhuriyet Başsavcılığımızın 2017/8067 sayılı soruşturma dosyası ile 'Kişiyi Yerine Getirdiği Kamu Görevi Nedeniyle Bir Kişiyi Öldürme, Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma' suçlamasıyla ilgili olarak iddianame tanzim edildiği ve halen yargılamasının Mersin Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/91 Esas sayılı dosyası ile devam ettiği, söz konusu soruşturma dosyası üzerinde Cumhuriyet Başsavcılığımızca yapılan incelemede; şikayetçinin gözaltına ve tutulması süresi zarfında; ona yönelik fiziksel işkence ve silahlı tehdit uygulandığına dair müştekinin soyut iddialarından başka, soruşturmayı genişletecek ve kamu davasının açılmasını gerektirecek nitelikte yeterli delil mevcut olmadığı, yapılan tüm işlemlerin, gözaltı kararının kanuna ve yönetmeliklere uygun olarak gerçekleştirildiği, 5271 Sayılı CMK'da yazılı olan soruşturmaya ve gözaltına almaya yönelik amir hükümlere ilgili kolluk birimince riayet edildiği, şüphelinin müdafii eşliğinde ifadesinin alındığı ve yine müdafii eşliğinde fotoğraftan teşhis işlemi yaptırıldığı, şahsın 14/02/2017 ve 15/02/2017 tarihlerindeki alınan doktor raporlarında belirtilen yaralanmalarının ise 14/02/2017 tarihinde bombalı eylem hazırlığında olan şahsın evinin kapısının fünye ile patlatılarak içeri girilmesi sırasında şahsın görevli polislere direnmesi neticesinde meydana gelen yaralanmalar olduğu, polis memurlarının 2559 Sayılı PVSK'nın maddesi kapsamında zor kullanma yetkisi sınırları içerisinde hareket ettikleri, doktor raporlarının da tutanak ile doğru orantılı olduğu, müştekinin soyut iddiası dışında görevli polis memurları tarafından müştekiye işkence yapıldığına, silahla tehdit edildiğine, görevli polis memurlarının görevlerini kötüye kullandıklarına dair soruşturmayı genişletecek herhangi bir delil de olmadığı tüm soruşturma evrakı kapsamından anlaşılmakla, olay nedeniyle kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına (...)" Başvurucunun itirazı 15/2/2018 tarihinde reddedilmiştir. 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu’nun Maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Polis, görevini yaparken direnişle karşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanmaya yetkilidir...." 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar" 5271 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir..."