3. Ceza Dairesi 2022/16629 E. , 2023/1762 K. İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/136 E., 2022/185 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunu esastan reddi TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı mad…
**3. Ceza Dairesi 2022/16629 E. , 2023/1762 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/136 E., 2022/185 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunu esastan reddi TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Hükmolunan cezanın süresine göre şartları bulunmadığından, sanık müdafinin duruşmalı inceleme isteminin CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca REDDİNE, I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Kahramanmaraş 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.12.2021 tarihli ve 2020/148 Esas, 2021/339 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 11.02.2022 tarihli ve 2022/136 Esas, 2022/185 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 20.03.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ve müdafii temyiz dilekçelerinde özetle; -Cezaevinde ele geçen 153 sayfalık yazının hukuka aykırı delil olduğuna, -Gizli tanık beyanının savcılık tarafından yönlendirildiğine, -Y.C.'nin elde edilen yazılarda müvekkilin adının adının geçmesinin yargılama boyunca tartışma konusu edilmediğine, -Eylemlerinde çeşitlilik ve süreklilik unsurlarının oluşmadığına, -Hükme esas alınan delillerin hukuka aykırı elde edildiğine, -Örgüt üyeliği suçunun yasal unsurlarının oluşmadığına, -Gizli tanık delili ile mahkumiyet olamayacağına, -Kararın bozulmasına, tahliye kararı verilmesi gerektiğine ve sair nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Gizli tanık R.'nin cezaevinde verilen eğitimlere ve sanığın eylemlerine yönelik beyanlarını destekler nitelikte Y.C.'nin koğuşunda usulüne uygun arama ve elkoyma kararınca birtakım dokümanların ele geçirildiği, ele geçirilen dokümanlarda sanığın isminin geçmesi üzerine 13.03.2020 tarihinde sanığa ait koğuşta 5275 sayılı Kanun'un 36/1 inci maddesi ve cezaevi iç işleyişine ilişkin yönetmelik uyarınca her zaman yapılması mümkün olan koğuş aramalarında sanığın el yazılı dokümanlarının somut olarak ele geçirildiği ve bu dokümanlar üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu bahse konu belge içeriklerinden yakalanan örgüt mensuplarının örgüt bağının kopmaması amacıyla cezaevlerinde eğitimlerine devam edildiğine ilişkin değerlendirmenin yapıldığı, dolayısıyla gizli tanık beyanlarını destekler nitelikte delillerin elde edildiği, mahkeme tarafından ele geçirilen dokümanlarda yapılan incelemede 65,102,110 numaralı dokümanlarda yer alan "bu cümle ne anlatır bize, bu ilişkiyi biz nasıl anlamlandırabilir, yoruma tabi tutabiliriz, ne anlamalıyız ne yorumlamalıyız?" gibi daha birçok sayfada da bu şekilde soruların yer aldığı, bu notların kitaptan alınan şahsi notlardan ziyade ceza evinde bulunan örgüt üyelerine yönelik eğitimlere ilişkin olduğu kanaatine ulaşılmış, sanıktan ele geçirilen dokümanların 128 inci ve 129 uncu sayfalarında yer alan ceza evinde yapılan eğitimlerin hangi ..., ne şekilde yapıldığına ilişkin el yazılı notların gizli tanık R.'nin zindan yapılanmasına ilişkin anlatımlarını da teyit ettiği, sanık tarafından söz konusu notların kendisi tarafından tutulduğunun ikrar edilmesi karşısında, sanığın ceza evinde verilen eğitimler hakkında bilgisinin olmadığına ilişkin inkar içeren savunmalarına itibar edilmemiş, ele geçirilen dokümanların PKK/KCK terör örgütü mensuplarının ideolojik eğitimleri esnasında ders anlatım materyali olarak kullanılmış olduğu, sanığın cezaevinde silahlı terör örgütüne üyelik suçundan hükümlü iken de cezaevinde örgüt mensuplarına verilen eğitimlerde görev alarak önderlik paradigmasını, partinin ideolojik-politik-örgütsel hattını siyasal stratejisini, mücadele anlayışını ve yaşam tarzını cezaevi sahasında hayata geçirmeye çalışarak PKK/KCK silahlı terör örgütü ile örgütsel ilişkisini sürdürdüğü anlaşılmakla, silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması yönünde karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen dava konusunda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.). Dairemizce de benimsenen, öğretide ekseriyetle kabul gören yerleşik yargısal kararlara göre, örgütü yönetmek ya da örgüte üye olmak suçları mütemadi (kesintisiz) suçlardandır. Yani fiilin icrası süreklilik arz eder. Bu suçlarda örgüt hiyerarşisine dahil olup faaliyetlere başlanmakla suç tamamlanmıştır. Ancak fiilin icrası devam ettiği müddetçe fiilin ifade ettiği haksızlık da süreceğinden suç işlenmeye devam edecektir. Failin kendi isteğiyle ya da irade dışı olarak örgütten ayrılması halinde suç bitmiş olacaktır. Mütemadi suçların tamamlanmasıyla bitmesi aynı anlamı taşımamaktadır. Mütemadi suçların ceza ve muhakeme hukuku bakımından önemli sonuçları mevcuttur. Ceza hukuku bakımından, suça teşebbüs fiilin bitmesine kadar değil tamamlanmasına kadar mümkündür. İştirak ise bitinceye kadar gerçekleşebilir. Suç işlenmeye devam ettiğinden, koşulları varsa meşru savunma hükümleri uygulanabilir. Uygulanacak ceza hükümleri bakımından temadinin bittiği tarih esas alınmalıdır. Yine kusur yeteneği ve yaş küçüklüğü bitiş tarihine göre tayin edilir. Muhakeme hukuku bakımından ise, zamanaşımı, yetkili mahkeme ve şikayet süresi temadinin bitişine göre değerlendirilecektir. Ancak suçun mütemadi niteliği, kural olarak görevli mahkemenin belirlenmesi ya da kovuşturma usulünün tespiti bağlamında bir özellik taşımaz. Örgüt üyeliği temadi eden suçlardan olması nedeniyle hukuki ve fiili kesintiyle sona erecektir. Kesinti tarihi suç tarihidir. Mütemadi suçlarda iddianame düzenlemekle hukuki kesintinin gerçekleştiğinin kabulü halinde dava zamanaşımı süresi de işlemeye başlayacaktır. Bir taraftan suç işlenmeye devam ederken iddianameyle kamu davası açılması nedeniyle bu suçun dava zamanaşımına uğrama tehlikesi ortaya çıkacaktır. Diğer taraftan tamamlanan ancak bitmeyen mütemadi suçtan dolayı aynı sanık hakkında çok sayıda iddianame düzenlenebilecektir. Kamu davası açılması için yeterli delil bulunan hallerde savunma alınmaksızın dava açılmasına engel hal yok ise de, mütemadi suçlardan olan örgüt üyeliği suçunda yakalamanın gerçekleşmediği durumda dava açılması bir yarar sağlamayacaktır. Bu nedenlerle, örgüt üyeliği suçunda, temadinin fiili kesinti(yakalanma) ile meydana geleceği kabul edilmektedir. Bu açıklamalar ışığında somut olaylar değerlendirildiğinde; Oluş, iddia, mahkeme kabulü ve tüm dosya kapsamına göre; Gizli tanık R.'nin 14.11.2018 tarihli soruşturma aşamasındaki beyanlarında özetle; "PKK/KCK tarafından cezaevinde zindan örgütü altında bir örgütlenmeye gidildiğini, bu yapılanmada iç koordinasyon ve dış koordinasyon birimlerinin bulunduğunu, iç koordinasyon sözcülük görevini Y.C.'nin yaptığını, yedek üyelerden birinin de sanık Haci Sincer olduğunu, bu eğitimin kaynaklarının Abdullah Öcalan'ın kitapları ve örgütün broşür ve yazılarının olduğunu" söylemesi üzerine, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının 26.11.2020 tarih ve 2020/5037 soruşturma sayılı yazısı ile PKK/KCK terör örgütünün cezaevleri yapılanmasına bağlı, cezaevlerinde iç koordinasyon yapılanması içerisinde örgütsel faaliyetlerini devam ettiren tutuklu/hükümlü şahıslara yönelik olarak çalışmalar yapılmış, Yapılan çalışmalar sonucunda; Kocaeli (1) Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü/tutuklu olarak kalmakta bulunan Y.C.'nin koğuşunda ve eşyalarında yapılan aramada birtakım belgelerin ele geçirilmiş, ele geçen dokümanların PKK/KCK terör örgütünün sözde cezaevi yapılanması ile ilgili örgütsel dokümanlar olduğu tespit edilmiş, söz konusu dökümanın incelenmesinde "cezaevi yapılanmasının 6 bölgeye ayrıldığı, her bölgenin İç Koordinasyona(İ.K.) bağlı bölge üyelerinin ve her bölgenin bölgeden sorumlu İ.K. üyelerinin olduğunun saptandığı, 27. Sayfa da 6. Bölge- İç Anadolu(Ankara, Kırıkkale Amasya Çankırı İnebolu Karabük Afyon Nevşehir Yozgat) olarak adlandırılan bölgede sanığın bölge üyesi olarak görevlendirildiği" görülmüş, 11.10.2021 tarihli Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan rapora göre bahsedilen sayfalardan sadece 128 inci sayfanın sanığın eli ürünü olduğu, sanıktan ele geçirilen el yazılı belgeler üzerinde yaptırılan 16.02.2021 tarihli inceleme ve tespit raporuna göre; 128 numaralı dokümanın PKK/KCK terör örgütü eğitimleri ile alakalı el yazısı olduğu, içeriğinde verilen eğitimler ile ilgili görüşlerin belirtildiği, eğitim süreçlerinin örgütlendirilmesinin anlatıldığı, ilgili raporun sonuç ve değerlendirme kısmında ise "el yazısı notların terör örgüt mensuplarının örgüt içerisindeyken görmüş oldukları eğitimlerde kullanılan ve siyasi ders adı altında terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan tarafından yazıldığı öne sürülen Demokratik Uygarlık Manifestosu isimli kitaptan alınan notlar olduğu belirlenmiş, bahse konu notlardan cezaevlerinde halen eğitim verilmeye devam edildiği, örgüt mensuplarının yakalandıktan sonra da cezaevlerinde örgüt içerisindeki yaşamlarına devam ettiği, platform adı altında toplantılar yapıldığı, platformun ise genelde pratik ve özeleştiri türü eğitimlere ağırlık verilen eğitim olduğu, yazılar içeriğinden yakalanan örgüt mensuplarının örgüt bağının kopmaması amacıyla eğitimlere devam edildiği, örgüt mensuplarının cezaevinde bulunmaları nedeniyle isim veya kod yerine numara kullanıldığı, bahse konu notların tamamının PKK/KCK terör örgütü mensupları tarafından eğitim amaçlı kullanılan materyaller olduğu", Anlaşılmıştır. Bu kapsamda somut olayın değerlendirilmesinde; Cezaevinde devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan hükümlü olarak bulunan sanığın, PKK/KCK silahlı terör örgütünün talimatıyla kurulan cezaevi iç koordinasyon yapılanmasında bölge üyesi olarak görevlendirildiği, bu kapsamda cezaevinde bulunan örgüt mensuplarının örgütten kopmamasını sağlamak amacıyla verilen eğitimlerde görev aldığı kabul edilmişse de; yukarıda ayrıntıları izah edildiği üzere, silahlı terör örgütüne üye olma suçunun temadi eden suçlardan olması, mütemadi suç niteliğinde olan silahlı terör örgütüne üye olma suçunda temadinin fiilen yakalanma ile kesileceği, bu durumda kişinin irade dışı olarak örgütten ayrıldığının hukuken kabul edilmesi gerektiği, ancak yakalanan kişinin serbest bırakılması üzerine sonradan gerçekleştirdiği eylemlerle örgütle tekrar bağ kurduğunun anlaşılması halinde ikinci kez örgüt üyeliği suçundan cezalandırılmasının mümkün olacağı nazara alındığında, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan, devletin gözetimi ve denetimi altında ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan sanığın, dosya kapsamına yansıyan eylemlerinin tekrar örgüt ile bağ kurduğu anlamına gelmeyeceği gibi bu eyleminde tek başına örgüt üyeliği suçunu oluşturmayacağı, bu nedenlerle sanığın eyleminin 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun ve bu Kanuna göre hazırlanan yönetmelik kapsamında disiplin cezasını gerektirdiği nazara alınmadan, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine yönelik hüküm kurulmasında hukuka aykırılık bulunduğu görülmekle tebliğnamedeki onama isteyen görüşe iştirak olunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 11.02.2022 tarihli ve 2022/136 Esas ve 2022/185 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Kahramanmaraş 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.03.2023 tarihinde karar verildi.